Ah, cennetin kokusu! Onu Uhud'un berisinde buluyorum; Enes b. Nadr hakkında Allah'a verdikleri söze sadık adamlar âyeti indi

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3200, Kitap 47, Hadis 252
Sahih
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Adı bana verilen amcam Enes b. Nadr, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte Bedir'de bulunmamıştı. Bu ona ağır geldi ve şöyle dedi: “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) katıldığı ilk savaştan geri kaldım. Allah'a yemin olsun ki, eğer Allah bana Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte bir savaş gösterirse, ne yapacağımı Allah elbette görecektir.” (Enes) dedi ki: Bundan başkasını söylemekten çekindi. Ertesi yıl Uhud günü Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte (savaşa) katıldı. Sa'd b. Muâz onu karşıladı; (Enes b. Nadr): “Ey Ebû Amr! Nereye?” dedi ve: “Ah, cennetin kokusu! Onu Uhud'un berisinde buluyorum” dedi. Öldürülünceye kadar savaştı. Vücudunda kılıç darbesi, mızrak yarası ve ok yarası arasında seksen küsur (yara) bulundu. Halam Rubeyyi' bint Nadr: “Kardeşimi ancak parmak uçlarından tanıyabildim” dedi. Ve şu âyet indi: “(Mü'minler arasında) Allah'a verdikleri söze sadakat gösteren nice adamlar vardır. Onlardan kimi adağını yerine getirdi (şehit oldu), kimi de beklemektedir. Onlar (sözlerini) hiçbir şekilde değiştirmediler.” (Ahzâb 33/23)

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 3200, Kitap 47, Hadis 252

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ عَمِّي أَنَسُ بْنُ النَّضْرِ سُمِّيتُ بِهِ لَمْ يَشْهَدْ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَبُرَ عَلَيْهِ فَقَالَ أَوَّلُ مَشْهَدٍ شَهِدَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غِبْتُ عَنْهُ أَمَا وَاللَّهِ لَئِنْ أَرَانِيَ اللَّهُ مَشْهَدًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيَرَيَنَّ اللَّهُ مَا أَصْنَعُ . قَالَ فَهَابَ أَنْ يَقُولَ غَيْرَهَا فَشَهِدَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أُحُدٍ مِنَ الْعَامِ الْقَابِلِ فَاسْتَقْبَلَهُ سَعْدُ بْنُ مُعَاذٍ فَقَالَ يَا أَبَا عَمْرٍو أَيْنَ قَالَ وَاهًا لِرِيحِ الْجَنَّةِ أَجِدُهَا دُونَ أُحُدٍ فَقَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ فَوُجِدَ فِي جَسَدِهِ بِضْعٌ وَثَمَانُونَ مِنْ بَيْنِ ضَرْبَةٍ وَطَعْنَةٍ وَرَمْيَةٍ فَقَالَتْ عَمَّتِي الرُّبَيِّعُ بِنْتُ النَّضْرِ فَمَا عَرَفْتُ أَخِي إِلاَّ بِبَنَانِهِ . وَنَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةَُ : (رجالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلاً ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3200 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü