Bilmediği bir şey sorulduğunda "Allah daha iyi bilir" demek kişinin ilmindendir; duman âyeti Kureyş'in kıtlığıyla ilgilidir.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3254, Kitap 47, Hadis 306
Sahih
Türkçe meal

Mesrûk şöyle rivayet etti:

Bir adam Abdullah'a (b. Mes'ûd) gelip şöyle dedi: “Bir kıssacı kıssa anlatıyor ve yerden bir duman çıkacağını, kâfirlerin kulaklarını tıkayacağını, mümini ise nezle gibi tutacağını söylüyor.” (Abdullah) öfkelendi; yaslanmış durumdaydı, doğrulup oturdu, sonra şöyle dedi: “Sizden birine bildiği bir şey sorulduğunda onu söylesin —Mansûr ‘onu haber versin’ dedi—; bilmediği bir şey sorulduğunda da ‘Allah daha iyi bilir’ desin. Çünkü kişiye bilmediği bir şey sorulduğunda ‘Allah daha iyi bilir’ demesi onun ilmindendir. Nitekim Allah Teâlâ Peygamberine şöyle buyurmuştur: ‘De ki: Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum; ben kendiliğinden bir şey uyduranlardan da değilim’ (Sâd 38/86). Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Kureyş'in kendisine karşı direttiğini görünce ‘Allah'ım! Yûsuf'un yedi (kıtlık) yılı gibi yedi yılla onlara karşı bana yardım et’ dedi. Bunun üzerine onları bir kıtlık yılı yakaladı, her şeyi silip süpürdü; öyle ki derileri ve leşi yediler —(A'meş ile Mansûr'dan) biri ‘kemikleri’ dedi—. Yerden duman gibi bir şey çıkmaya başladı. Ebû Süfyân ona gelip ‘Kavmin helak oldu, onlar için Allah'a dua et’ dedi. İşte bu, (Allah'ın) şu sözüne (karşılıktır): ‘Göğün apaçık bir duman getireceği günü bekle. (O duman) insanları kuşatır; bu, elem verici bir azaptır’ (Duhân 44/10-11).” Mansûr dedi ki: “Bu, ‘Rabbimiz! Azabı bizden kaldır, şüphesiz biz iman edeceğiz’ (Duhân 44/12) sözüne (karşılıktır). Ahiret azabı (hiç) kaldırılır mı?” (Abdullah) dedi ki: “Batşe (şiddetli yakalama), lizâm (kaçınılmaz azap) ve duman geçip gitti.” (A'meş ile Mansûr'dan) biri “ay (yarılması)” dedi, öbürü “Rûm” dedi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Lizâm, Bedir günü demektir. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 3254, Kitap 47, Hadis 306

Arapça metin
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْجُدِّيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَمَنْصُورٍ، سَمِعَا أَبَا الضُّحَى، يُحَدِّثُ عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ فَقَالَ إِنَّ قَاصًّا يَقُصُّ يَقُولُ إِنَّهُ يَخْرُجُ مِنَ الأَرْضِ الدُّخَانُ فَيَأْخُذُ بِمَسَامِعِ الْكُفَّارِ وَيَأْخُذُ الْمُؤْمِنَ كَهَيْئَةِ الزُّكَامِ قَالَ فَغَضِبَ وَكَانَ مُتَّكِئًا فَجَلَسَ ثُمَّ قَالَ إِذَا سُئِلَ أَحَدُكُمْ عَمَّا يَعْلَمُ فَلْيَقُلْ بِهِ قَالَ مَنْصُورٌ فَلْيُخْبِرْ بِهِ وَإِذَا سُئِلَ عَمَّا لاَ يَعْلَمُ فَلْيَقُلِ اللَّهُ أَعْلَمُ فَإِنَّ مِنْ عِلْمِ الرَّجُلِ إِذَا سُئِلَ عَمَّا لاَ يَعْلَمُ أَنْ يَقُولَ اللَّهُ أَعْلَمُ فَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ لِنَبِيِّهِ : (قلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ ) " . إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا رَأَى قُرَيْشًا اسْتَعْصَوْا عَلَيْهِ قَالَ " اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَيْهِمْ بِسَبْعٍ كَسَبْعِ يُوسُفَ " . فَأَخَذَتْهُمْ سَنَةٌ فَأَحْصَتْ كُلَّ شَيْءٍ حَتَّى أَكَلُوا الْجُلُودَ وَالْمَيْتَةَ وَقَالَ أَحَدُهُمَا الْعِظَامَ قَالَ وَجَعَلَ يَخْرُجُ مِنَ الأَرْضِ كَهَيْئَةِ الدُّخَانِ قَالَ فَأَتَاهُ أَبُو سُفْيَانَ قَالَ إِنَّ قَوْمَكَ قَدْ هَلَكُوا فَادْعُ اللَّهَ لَهُمْ . قَالَ فَهَذَا لِقَوْلِهِ : ( يوْمَ تَأْتِي السَّمَاءُ بِدُخَانٍ مُبِينٍ * يَغْشَى النَّاسَ هَذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ ) . قَالَ مَنْصُورٌ هَذَا لِقَوْلِهِ ( رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ ) فَهَلْ يُكْشَفُ عَذَابُ الآخِرَةِ قَالَ مَضَى الْبَطْشَةُ وَاللِّزَامُ الدُّخَانُ وَقَالَ أَحَدُهُمَا الْقَمَرُ وَقَالَ الآخَرُ الرُّومُ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَاللِّزَامُ يَعْنِي يَوْمَ بَدْرٍ . قَالَ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3254 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü