Ramazanda hanımından zıhâr yapıp onunla birlikte olan Seleme b. Sahr'a altmış yoksulu doyurması emredildi

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3299, Kitap 47, Hadis 351
Zayıf
Türkçe meal

Seleme b. Sahr el-Ensârî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ben, kadınlarla birlikte olma konusunda başkasına verilmeyen (bir güç) verilmiş bir adamdım. Ramazan girince, gece onunla birlikte olur da buna gündüz olana kadar devam eder, kendimi alıkoyamam diye korktuğumdan, Ramazan çıkıncaya kadar hanımımdan zıhâr yaptım. Bir gece o bana hizmet ederken bir yeri açılıverdi; hemen üzerine atıldım. Sabah olunca kavmime gittim ve başımdan geçeni onlara anlattım. “Benimle Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelin de durumumu ona haber vereyim” dedim. “Hayır, vallahi yapmayız. Hakkımızda Kur'an inmesinden ya da Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) hakkımızda, utancı üzerimizde kalacak bir söz söylemesinden korkarız. Ama sen git, aklına geleni yap” dediler. Ben de çıkıp Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gittim ve başımdan geçeni ona anlattım. “Bunu yapan sen misin?” buyurdu. “Bunu yapan benim” dedim. “Bunu yapan sen misin?” buyurdu. “Bunu yapan benim” dedim. “Bunu yapan sen misin?” buyurdu. “Bunu yapan benim; işte ben buradayım, hakkımda Allah'ın hükmünü uygula, ben buna sabrederim” dedim. “Bir köle azat et” buyurdu. Elimle boynumun yanına vurdum ve “Hayır, seni hak ile gönderene yemin olsun ki bundan (boynumdan) başka bir şeye sahip değilim” dedim. “İki ay oruç tut” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! Başıma gelen ancak oruç yüzünden gelmedi mi?” dedim. “O hâlde altmış yoksulu doyur” buyurdu. “Seni hak ile gönderene yemin olsun ki şu gecemizi aç, akşam yemeğimiz olmadan geçirdik” dedim. “Benî Züreyk'in sadakasını toplayan kişiye git, onu sana versin; ondan bir vesk ile kendi adına altmış yoksulu doyur, sonra geri kalanını kendin ve ailen için kullan” buyurdu. Kavmime döndüm ve “Sizin yanınızda darlık ve kötü görüş buldum; Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında ise genişlik ve bereket buldum. Sizin sadakanızın bana verilmesini emretti; onu bana verin” dedim. Onlar da onu bana verdiler.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasendir. Muhammed (b. İsmâil Buhârî) dedi ki: “Bana göre Süleymân b. Yesâr, Seleme b. Sahr'dan (hadis) işitmemiştir.” (Yine) dedi ki: Ona Seleme b. Sahr da Selmân b. Sahr da denir. Bu babda Evs b. Sâmit'in hanımı Havle bint Sa'lebe'den de rivayet vardır.

Câmiu't-Tirmizî 3299, Kitap 47, Hadis 351

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ صَخْرٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ كُنْتُ رَجُلاً قَدْ أُوتِيتُ مِنْ جِمَاعِ النِّسَاءِ مَا لَمْ يُؤْتَ غَيْرِي فَلَمَّا دَخَلَ رَمَضَانُ تَظَاهَرْتُ مِنَ امْرَأَتِي حَتَّى يَنْسَلِخَ رَمَضَانُ فَرَقًا مِنْ أَنْ أُصِيبَ مِنْهَا فِي لَيْلَتِي فَأَتَتَابَعَ فِي ذَلِكَ إِلَى أَنْ يُدْرِكَنِي النَّهَارُ وَأَنَا لاَ أَقْدِرُ أَنْ أَنْزِعَ فَبَيْنَمَا هِيَ تَخْدُمُنِي ذَاتَ لَيْلَةٍ إِذْ تَكَشَّفَ لِي مِنْهَا شَيْءٌ فَوَثَبْتُ عَلَيْهَا فَلَمَّا أَصْبَحْتُ غَدَوْتُ عَلَى قَوْمِي فَأَخْبَرْتُهُمْ خَبَرِي فَقُلْتُ انْطَلِقُوا مَعِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأُخْبِرُهُ بِأَمْرِي . فَقَالُوا لاَ وَاللَّهِ لاَ نَفْعَلُ نَتَخَوَّفُ أَنْ يَنْزِلَ فِينَا قُرْآنٌ أَوْ يَقُولَ فِينَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَقَالَةً يَبْقَى عَلَيْنَا عَارُهَا وَلَكِنِ اذْهَبْ أَنْتَ فَاصْنَعْ مَا بَدَا لَكَ . قَالَ فَخَرَجْتُ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ خَبَرِي . فَقَالَ " أَنْتَ بِذَاكَ " . قُلْتُ أَنَا بِذَاكَ . قَالَ " أَنْتَ بِذَاكَ " . قُلْتُ أَنَا بِذَاكَ . قَالَ " أَنْتَ بِذَاكَ " . قُلْتُ أَنَا بِذَاكَ وَهَا أَنَا ذَا فَأَمْضِ فِيَّ حُكْمَ اللَّهِ فَإِنِّي صَابِرٌ لِذَلِكَ . قَالَ " أَعْتِقْ رَقَبَةً " . قَالَ فَضَرَبْتُ صَفْحَةَ عُنُقِي بِيَدِي فَقُلْتُ لاَ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أَصْبَحْتُ أَمْلِكُ غَيْرَهَا . قَالَ " صُمْ شَهْرَيْنِ " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَهَلْ أَصَابَنِي مَا أَصَابَنِي إِلاَّ فِي الصِّيَامِ . قَالَ " فَأَطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِينًا " . قُلْتُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لَقَدْ بِتْنَا لَيْلَتَنَا هَذِهِ وَحْشَى مَا لَنَا عَشَاءٌ . قَالَ " اذْهَبْ إِلَى صَاحِبِ صَدَقَةِ بَنِي زُرَيْقٍ فَقُلْ لَهُ فَلْيَدْفَعْهَا إِلَيْكَ فَأَطْعِمْ عَنْكَ مِنْهَا وَسْقًا سِتِّينَ مِسْكِينًا ثُمَّ اسْتَعِنْ بِسَائِرِهِ عَلَيْكَ وَعَلَى عِيَالِكَ " . قَالَ فَرَجَعْتُ إِلَى قَوْمِي فَقُلْتُ وَجَدْتُ عِنْدَكُمُ الضِّيقَ وَسُوءَ الرَّأْىِ وَوَجَدْتُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم السَّعَةَ وَالْبَرَكَةَ أَمَرَ لِي بِصَدَقَتِكُمْ فَادْفَعُوهَا إِلَىَّ فَدَفَعُوهَا إِلَىَّ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . قَالَ مُحَمَّدٌ سُلَيْمَانُ بْنُ يَسَارٍ لَمْ يَسْمَعْ عِنْدِي مِنْ سَلَمَةَ بْنِ صَخْرٍ . قَالَ وَيُقَالُ سَلَمَةُ بْنُ صَخْرٍ وَسَلْمَانُ بْنُ صَخْرٍ . وَفِي الْبَابِ عَنْ خَوْلَةَ بِنْتِ ثَعْلَبَةَ وَهِيَ امْرَأَةُ أَوْسِ بْنِ الصَّامِتِ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3299 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü