Cebrâil geldi ve Allah'ın zikir halkasındakilerle meleklere karşı övündüğünü haber verdi.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3379, Kitap 48, Hadis 10
Sahih
Türkçe meal

Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Muâviye mescide çıktı ve “Sizi burada oturtan nedir?” dedi. “Allah'ı zikretmek için oturduk” dediler. “Allah için (söyleyin), sizi oturtan yalnızca bu mu?” dedi. “Vallahi bizi oturtan yalnızca budur” dediler. Muâviye şöyle dedi: “Bilin ki sizi itham ettiğim için yemin ettirmiyorum. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) katında benim mevkiimde olup ondan benden daha az hadis rivayet eden kimse yoktu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ashâbından bir halkanın yanına çıktı ve 'Sizi burada oturtan nedir?' dedi. 'Allah'ı zikretmek, bizi İslâm'a hidayet edip onu bize lütfettiği için O'na hamdetmek üzere oturduk' dediler. 'Allah için (söyleyin), sizi oturtan yalnızca bu mu?' buyurdu. 'Allah için, bizi oturtan yalnızca budur' dediler. Şöyle buyurdu: 'Bilin ki sizi itham ettiğim için yemin ettirmedim. Bana Cebrâil geldi ve Allah'ın sizinle meleklere karşı övündüğünü haber verdi.'”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen garîbdir; bunu ancak bu yoldan biliyoruz. Ebû Neâme es-Sa'dî'nin adı Amr b. Îsâ, Ebû Osmân en-Nehdî'nin adı da Abdurrahman b. Mill'dir.

Câmiu't-Tirmizî 3379, Kitap 48, Hadis 10

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مَرْحُومُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ الْعَطَّارُ، حَدَّثَنَا أَبُو نَعَامَةَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ خَرَجَ مُعَاوِيَةُ إِلَى الْمَسْجِدِ فَقَالَ مَا يُجْلِسُكُمْ قَالُوا جَلَسْنَا نَذْكُرُ اللَّهَ قَالَ آللَّهِ مَا أَجْلَسَكُمْ إِلاَّ ذَاكَ قَالُوا وَاللَّهِ مَا أَجْلَسَنَا إِلاَّ ذَاكَ . قَالَ أَمَا إِنِّي مَا أَسْتَحْلِفُكُمْ تُهْمَةً لَكُمْ وَمَا كَانَ أَحَدٌ بِمَنْزِلَتِي مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقَلَّ حَدِيثًا عَنْهُ مِنِّي إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ عَلَى حَلْقَةٍ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالَ " مَا يُجْلِسُكُمْ " . قَالُوا جَلَسْنَا نَذْكُرُ اللَّهَ وَنَحْمَدُهُ لِمَا هَدَانَا لِلإِسْلاَمِ وَمَنَّ عَلَيْنَا بِهِ . فَقَالَ " آللَّهِ مَا أَجْلَسَكُمْ إِلاَّ ذَاكَ " . قَالُوا آللَّهِ مَا أَجْلَسَنَا إِلاَّ ذَاكَ . قَالَ " أَمَا إِنِّي لَمْ أَسْتَحْلِفْكُمْ لِتُهْمَةٍ لَكُمْ إِنَّهُ أَتَانِي جِبْرِيلُ فَأَخْبَرَنِي أَنَّ اللَّهَ يُبَاهِي بِكُمُ الْمَلاَئِكَةَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَأَبُو نَعَامَةَ السَّعْدِيُّ اسْمُهُ عَمْرُو بْنُ عِيسَى وَأَبُو عُثْمَانَ النَّهْدِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَلٍّ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3379 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü