Günah işleyip temizlenen, namaz kılan ve bağışlanma dileyen kimseyi Allah bağışlar.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 406, Kitap 2, Hadis 259
Hasen
Türkçe meal

Esmâ b. el-Hakem el-Fezârî şöyle rivayet etti:

Ali'yi şöyle derken işittim: Ben öyle bir adamdım ki Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis işittiğimde Allah beni ondan dilediği kadar faydalandırırdı. Ashâbından biri bana bir hadis rivayet ettiğinde ona yemin ettirirdim; bana yemin ederse onu doğrulardım. Ebû Bekir de bana rivayet etti —Ebû Bekir doğru söylemiştir—, dedi ki: Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Bir günah işleyip sonra kalkan, temizlenen, sonra namaz kılan, sonra da Allah'tan bağışlanma dileyen hiçbir kimse yoktur ki Allah onu bağışlamasın.” Sonra şu âyeti okudu: “Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler —günahları Allah'tan başka kim bağışlar?— ve bile bile yaptıklarında ısrar etmezler.” (Âl-i İmrân 3/135)

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda İbn Mes'ûd'dan, Ebü'd-Derdâ'dan, Enes'ten, Ebû Ümâme'den, Muâz'dan, Vâsile'den ve adı Ka'b b. Amr olan Ebü'l-Yeser'den de rivayet vardır.

Ebû Îsâ dedi ki: Ali hadisi hasendir; onu ancak bu yoldan, Osman b. el-Mugîre'nin rivayetinden biliyoruz. Şu'be ve birçok kişi de bunu ondan rivayet etmiş ve Ebû Avâne'nin rivayeti gibi merfû olarak nakletmişlerdir. Süfyân es-Sevrî ve Mis'ar ise onu mevkuf olarak rivayet etmiş, Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) ref' etmemişlerdir. Bu hadis Mis'ar'dan merfû olarak da rivayet edilmiştir. Esmâ b. el-Hakem'in bundan başka merfû bir hadisini bilmiyoruz.

Câmiu't-Tirmizî 406, Kitap 2, Hadis 259

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ بْنِ الْحَكَمِ الْفَزَارِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيًّا، يَقُولُ إِنِّي كُنْتُ رَجُلاً إِذَا سَمِعْتُ مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثًا نَفَعَنِي اللَّهُ مِنْهُ بِمَا شَاءَ أَنْ يَنْفَعَنِي بِهِ وَإِذَا حَدَّثَنِي رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ اسْتَحْلَفْتُهُ فَإِذَا حَلَفَ لِي صَدَّقْتُهُ وَإِنَّهُ حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرٍ وَصَدَقَ أَبُو بَكْرٍ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ رَجُلٍ يُذْنِبُ ذَنْبًا ثُمَّ يَقُومُ فَيَتَطَهَّرُ ثُمَّ يُصَلِّي ثُمَّ يَسْتَغْفِرُ اللَّهَ إِلاَّ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ " . ثُمَّ قَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ : (وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ ) . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي الدَّرْدَاءِ وَأَنَسٍ وَأَبِي أُمَامَةَ وَمُعَاذٍ وَوَاثِلَةَ وَأَبِي الْيَسَرِ وَاسْمُهُ كَعْبُ بْنُ عَمْرٍو . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ عُثْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ . وَرَوَى عَنْهُ شُعْبَةُ وَغَيْرُ وَاحِدٍ فَرَفَعُوهُ مِثْلَ حَدِيثِ أَبِي عَوَانَةَ . وَرَوَاهُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَمِسْعَرٌ فَأَوْقَفَاهُ وَلَمْ يَرْفَعَاهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ رُوِيَ عَنْ مِسْعَرٍ هَذَا الْحَدِيثُ مَرْفُوعًا أَيْضًا . وَلاَ نَعْرِفُ لأَسْمَاءَ بْنِ الْحَكَمِ حَدِيثًا مَرْفُوعًا إِلاَّ هَذَا .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 406 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü