İnfak et ki sana infak edeyim; Allah'ın eli doludur, hiçbir harcama onu eksiltmez.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4684, Kitap 65, Hadis 206
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Aziz ve celil olan Allah: ‘İnfak et ki sana infak edeyim’ buyurdu.” Ve şöyle buyurdu: “Allah'ın eli doludur; hiçbir harcama onu eksiltmez; gece gündüz bol bol akıtır.” Ve şöyle buyurdu: “Gökleri ve yeri yarattığından beri ne kadar infak ettiğini görüyor musunuz? Bu, O'nun elindekini eksiltmemiştir. O'nun arşı su üzerindeydi. Mizan O'nun elindedir; alçaltır ve yükseltir.”

“İ'terâke” (Hûd 11/54): “aravtuhû”dan (ona isabet ettim) ifti'âl kalıbıdır; “ya'rûhu” ve “i'terânî” de bundandır. “Âhizün bi-nâsiyetihâ” (Hûd 11/56): O'nun mülkü ve hâkimiyeti altındadır, demektir. “Anîd”, “anûd” ve “ânid” aynı anlamdadır; zorbalığın pekiştirilmesidir. “İsta'merakum” (Hûd 11/61): sizi (yeryüzünü) imar edenler kıldı. “A'mertuhu'd-dâr fe-hiye umrâ”: evi ona (ömür boyu) verdim, demektir. “Nekirahum” (Hûd 11/70), “enkerahum” ve “istenkerahum” aynı anlamdadır. “Hamîdun mecîd” (Hûd 11/73): “mecîd”, “mâcid”den fa'îl kalıbında gibidir; “hamîd” de “hamide”den “mahmûd” (övülen) anlamındadır. “Siccîl” (Hûd 11/82): şiddetli, büyük. “Siccîl” ile “siccîn” (aynıdır); lâm ile nûn kardeş harflerdir. Temîm b. Mukbil şöyle demiştir:

“Nice yaya askerler ki kuşluk vakti miğferlere vururlar, / Kahramanların birbirine tavsiye ettiği şiddetli (siccîn) bir vuruşla.”

Sahîh-i Buhârî 4684, Kitap 65, Hadis 206

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَنْفِقْ أُنْفِقْ عَلَيْكَ ـ وَقَالَ ـ يَدُ اللَّهِ مَلأَى لاَ تَغِيضُهَا نَفَقَةٌ، سَحَّاءُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ ـ وَقَالَ ـ أَرَأَيْتُمْ مَا أَنْفَقَ مُنْذُ خَلَقَ السَّمَاءَ وَالأَرْضَ فَإِنَّهُ لَمْ يَغِضْ مَا فِي يَدِهِ، وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ، وَبِيَدِهِ الْمِيزَانُ يَخْفِضُ وَيَرْفَعُ ". {اعْتَرَاكَ} افْتَعَلْتَ مِنْ عَرَوْتُهُ أَىْ أَصَبْتُهُ، وَمِنْهُ يَعْرُوهُ وَاعْتَرَانِي {آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا} أَىْ فِي مِلْكِهِ وَسُلْطَانِهِ. عَنِيدٌ وَعَنُودٌ وَعَانِدٌ وَاحِدٌ، هُوَ تَأْكِيدُ التَّجَبُّرِ، {اسْتَعْمَرَكُمْ} جَعَلَكُمْ عُمَّارًا، أَعْمَرْتُهُ الدَّارَ فَهْىَ عُمْرَى جَعَلْتُهَا لَهُ. {نَكِرَهُمْ} وَأَنْكَرَهُمْ وَاسْتَنْكَرَهُمْ وَاحِدٌ {حَمِيدٌ مَجِيدٌ} كَأَنَّهُ فَعِيلٌ مِنْ مَاجِدٍ. مَحْمُودٌ مِنْ حَمِدَ. سِجِّيلٌ الشَّدِيدُ الْكَبِيرُ. سِجِّيلٌ وَسِجِّينٌ وَاللاَّمُ وَالنُّونُ أُخْتَانِ، وَقَالَ تَمِيمُ بْنُ مُقْبِلٍ
وَرَجْلَةٍ يَضْرِبُونَ الْبَيْضَ ضَاحِيَةً
ضَرْبًا تَوَاصَى بِهِ الأَبْطَالُ سِجِّينَا

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4684 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü