Uveymir'in karısı çocuğu, Resûlullah'ın Uveymir'i doğrulayan vasfı üzere doğurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4745, Kitap 65, Hadis 267
Türkçe meal

Sehl b. Sa'd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Uveymir, Benî Aclân'ın efendisi olan Âsım b. Adî'ye geldi ve: “Karısının yanında bir adam bulan kimse hakkında ne dersiniz? Onu öldürse siz de onu öldürür müsünüz, yoksa ne yapsın? Bunu benim için Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) sor” dedi. Âsım, Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: “Ey Allah'ın Resûlü!” dedi (ve sordu). Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu tür soruları hoş görmedi. Uveymir (sonucu) ona sorunca (Âsım): “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu soruları hoş görmedi ve ayıpladı” dedi. Uveymir: “Allah'a andolsun ki bunu Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) sormadıkça vazgeçmem” dedi. Uveymir gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Bir adam karısının yanında bir adam buldu; onu öldürse siz de onu öldürür müsünüz, yoksa ne yapsın?” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Allah senin ve eşin hakkında Kur'an indirdi” buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara, Allah'ın Kitabında belirttiği şekilde lânetleşmelerini emretti. (Uveymir) onunla lânetleşti, sonra: “Ey Allah'ın Resûlü! Eğer onu (nikâhımda) tutarsam ona zulmetmiş olurum” dedi ve onu boşadı. Bu, onlardan sonra lânetleşen eşler için bir sünnet oldu. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bakın! Eğer (kadın) onu esmer, gözleri iri ve simsiyah, kalçaları büyük, baldırları dolgun olarak doğurursa, Uveymir'in ona karşı ancak doğru söylediğini düşünürüm. Eğer onu kırmızımsı, sanki bir vahara (kırmızı kertenkele) gibi doğurursa, Uveymir'in ona karşı ancak yalan söylediğini düşünürüm” buyurdu. (Kadın) çocuğu, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Uveymir'i doğrulayan vasfı üzere doğurdu. Bundan sonra (çocuk) annesine nispet edilirdi.

Sahîh-i Buhârî 4745, Kitap 65, Hadis 267

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ عُوَيْمِرًا، أَتَى عَاصِمَ بْنَ عَدِيٍّ وَكَانَ سَيِّدَ بَنِي عَجْلاَنَ فَقَالَ كَيْفَ تَقُولُونَ فِي رَجُلٍ وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً، أَيَقْتُلُهُ فَتَقْتُلُونَهُ أَمْ كَيْفَ يَصْنَعُ سَلْ لِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَأَتَى عَاصِمٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَكَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَسَائِلَ، فَسَأَلَهُ عُوَيْمِرٌ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَرِهَ الْمَسَائِلَ وَعَابَهَا، قَالَ عُوَيْمِرٌ وَاللَّهِ لاَ أَنْتَهِي حَتَّى أَسْأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَجَاءَ عُوَيْمِرٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَجُلٌ وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً، أَيَقْتُلُهُ فَتَقْتُلُونَهُ أَمْ كَيْفَ يَصْنَعُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ الْقُرْآنَ فِيكَ وَفِي صَاحِبَتِكَ ". فَأَمَرَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْمُلاَعَنَةِ بِمَا سَمَّى اللَّهُ فِي كِتَابِهِ، فَلاَعَنَهَا ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنْ حَبَسْتُهَا فَقَدْ ظَلَمْتُهَا، فَطَلَّقَهَا، فَكَانَتْ سُنَّةً لِمَنْ كَانَ بَعْدَهُمَا فِي الْمُتَلاَعِنَيْنِ، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " انْظُرُوا فَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أَسْحَمَ أَدْعَجَ الْعَيْنَيْنِ عَظِيمَ الأَلْيَتَيْنِ خَدَلَّجَ السَّاقَيْنِ فَلاَ أَحْسِبُ عُوَيْمِرًا إِلاَّ قَدْ صَدَقَ عَلَيْهَا، وَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أُحَيْمِرَ كَأَنَّهُ وَحَرَةٌ فَلاَ أَحْسِبُ عُوَيْمِرًا، إِلاَّ قَدْ كَذَبَ عَلَيْهَا " . فَجَاءَتْ بِهِ عَلَى النَّعْتِ الَّذِي نَعَتَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ تَصْدِيقِ عُوَيْمِرٍ، فَكَانَ بَعْدُ يُنْسَبُ إِلَى أُمِّهِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4745 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü