Bilmediğin bir şey için Allah daha iyi bilir demen ilimdendir

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4822, Kitap 65, Hadis 344
Türkçe meal

Mesrûk şöyle rivayet etti:

Abdullah'ın yanına girdim. Şöyle dedi: Bilmediğin bir şey için “Allah daha iyi bilir” demen ilimdendir. Allah, Peygamber'ine (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “De ki: Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum ve ben kendiliğinden bir şey uyduranlardan değilim” (Sâd 38/86). Kureyş Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) galebe çalıp ona isyan edince (Peygamber): “Allah'ım! Yûsuf'un yedi (kıtlık) yılı gibi yedi yılla onlara karşı bana yardım et” dedi. Onları bir kıtlık yılı yakaladı; sıkıntıdan o yıl kemikleri ve leşleri yediler. Hatta biri açlıktan kendisiyle gök arasında duman gibi bir şey görür oldu. “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; biz artık inanıyoruz” (Duhân 44/12) dediler. (Peygamber'e): “Eğer onlardan (azabı) kaldırırsak (eski hâllerine) dönerler” denildi. Rabbine dua etti, O da onlardan (azabı) kaldırdı. Sonra (eski hâllerine) döndüler; Allah da Bedir günü onlardan intikam aldı. İşte Yüce Allah'ın “Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle” (Duhân 44/10) sözünden “Şüphesiz biz intikam alacağız” (Duhân 44/16) sözüne kadar (olan âyetler) bunu anlatır.

Sahîh-i Buhârî 4822, Kitap 65, Hadis 344

Arapça metin
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ فَقَالَ إِنَّ مِنَ الْعِلْمِ أَنْ تَقُولَ لِمَا لاَ تَعْلَمُ اللَّهُ أَعْلَمُ، إِنَّ اللَّهَ قَالَ لِنَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم {قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ} إِنَّ قُرَيْشًا لَمَّا غَلَبُوا النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَاسْتَعْصَوْا عَلَيْهِ قَالَ اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَيْهِمْ بِسَبْعٍ كَسَبْعِ يُوسُفَ فَأَخَذَتْهُمْ سَنَةٌ أَكَلُوا فِيهَا الْعِظَامَ وَالْمَيْتَةَ مِنْ الْجَهْدِ حَتَّى جَعَلَ أَحَدُهُمْ يَرَى مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ السَّمَاءِ كَهَيْئَةِ الدُّخَانِ مِنْ الْجُوعِ قَالُوا {رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ} فَقِيلَ لَهُ إِنْ كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَادُوا فَدَعَا رَبَّهُ فَكَشَفَ عَنْهُمْ فَعَادُوا فَانْتَقَمَ اللَّهُ مِنْهُمْ يَوْمَ بَدْرٍ فَذَلِكَ قَوْلُهُ تَعَالَى {فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَاءُ بِدُخَانٍ مُبِينٍ} إِلَى قَوْلِهِ جَلَّ ذِكْرُهُ {إِنَّا مُنْتَقِمُونَ}.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4822 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü