Ebû Bekir, misafirler yemeyince yemin etti; sonra "Bismillah, ilki şeytandandı" diyerek yedi, onlar da yediler.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6140, Kitap 78, Hadis 167
Türkçe meal

Abdurrahman b. Ebû Bekir (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Ebû Bekir bir grup insanı misafir etti ve Abdurrahman'a: “Misafirlerin sana emanet; ben Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gidiyorum. Ben gelmeden onların ikramını bitir” dedi. Abdurrahman gitti, yanında ne varsa onlara getirdi ve: “Yiyin” dedi. “Ev sahibimiz nerede?” dediler. “Yiyin” dedi. “Ev sahibimiz gelmedikçe yemeyiz” dediler. “İkramınızı bizden kabul edin; çünkü o gelir de siz yememiş olursanız ondan (azar) işitiriz” dedi. Kabul etmediler. Onun bana öfkeleneceğini anladım. Gelince ondan uzaklaştım. “Ne yaptınız?” dedi; ona haber verdiler. “Ey Abdurrahman!” dedi. Sustum. Sonra (yine) “Ey Abdurrahman!” dedi. Sustum. “Ey ahmak! Sana yemin veriyorum, sesimi işitiyorsan mutlaka gel!” dedi. Çıktım ve: “Misafirlerine sor” dedim. “Doğru söyledi, onu bize getirdi” dediler. (Ebû Bekir): “Demek beni beklediniz; vallahi bu gece onu yemeyeceğim” dedi. Ötekiler: “Vallahi sen yemedikçe biz de yemeyiz” dediler. (Ebû Bekir) şöyle dedi: “Kötülükte bu gece gibisini görmedim. Yazık size! Neyiniz var, niçin ikramınızı bizden kabul etmiyorsunuz? Yemeğini getir.” (Abdurrahman yemeği) ona getirdi; (Ebû Bekir) elini koydu ve: “Bismillah. İlki (yeminim) şeytandandı” dedi. O yedi, onlar da yediler.

Sahîh-i Buhârî 6140, Kitap 78, Hadis 167

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَيَّاشُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، تَضَيَّفَ رَهْطًا فَقَالَ لِعَبْدِ الرَّحْمَنِ دُونَكَ أَضْيَافَكَ فَإِنِّي مُنْطَلِقٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَافْرُغْ مِنْ قِرَاهُمْ قَبْلَ أَنْ أَجِيءَ. فَانْطَلَقَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَأَتَاهُمْ بِمَا عِنْدَهُ فَقَالَ اطْعَمُوا. فَقَالُوا أَيْنَ رَبُّ مَنْزِلِنَا قَالَ اطْعَمُوا. قَالُوا مَا نَحْنُ بِآكِلِينَ حَتَّى يَجِيءَ رَبُّ مَنْزِلِنَا. قَالَ اقْبَلُوا عَنَّا قِرَاكُمْ، فَإِنَّهُ إِنْ جَاءَ وَلَمْ تَطْعَمُوا لَنَلْقَيَنَّ مِنْهُ. فَأَبَوْا فَعَرَفْتُ أَنَّهُ يَجِدُ عَلَىَّ، فَلَمَّا جَاءَ تَنَحَّيْتُ عَنْهُ فَقَالَ مَا صَنَعْتُمْ فَأَخْبَرُوهُ فَقَالَ يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ. فَسَكَتُّ ثُمَّ قَالَ يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ. فَسَكَتُّ فَقَالَ يَا غُنْثَرُ أَقْسَمْتُ عَلَيْكَ إِنْ كُنْتَ تَسْمَعُ صَوْتِي لَمَّا جِئْتَ. فَخَرَجْتُ فَقُلْتُ سَلْ أَضْيَافَكَ. فَقَالُوا صَدَقَ أَتَانَا بِهِ. قَالَ فَإِنَّمَا انْتَظَرْتُمُونِي، وَاللَّهِ لاَ أَطْعَمُهُ اللَّيْلَةَ. فَقَالَ الآخَرُونَ وَاللَّهِ لاَ نَطْعَمُهُ حَتَّى تَطْعَمَهُ. قَالَ لَمْ أَرَ فِي الشَّرِّ كَاللَّيْلَةِ، وَيْلَكُمْ مَا أَنْتُمْ لِمَ لاَ تَقْبَلُونَ عَنَّا قِرَاكُمْ هَاتِ طَعَامَكَ. فَجَاءَهُ فَوَضَعَ يَدَهُ فَقَالَ بِاسْمِ اللَّهِ، الأُولَى لِلشَّيْطَانِ. فَأَكَلَ وَأَكَلُوا.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6140 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü