Hayber'de ganimetten aldığı örtü onun üzerinde ateş olarak alev alev yanmaktadır.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 115, Kitap 1, Hadis 217
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte Hayber'e çıktık. Allah bize fethi nasip etti. Ganimet olarak altın ve gümüş almadık; eşya, yiyecek ve elbise ganimet aldık. Sonra vadiye doğru yola koyulduk. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında, Cüzâm kabilesinin Benü'd-Dubeyb kolundan Rifâa b. Zeyd adında bir adamın kendisine hediye ettiği bir kölesi vardı. Vadiye indiğimizde Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kölesi kalkıp (hayvanının) semerini çözmeye başladı; (o sırada) bir ok atıldı ve ölümü onda oldu. “Şehitlik ona ne mutlu, ey Allah'ın Resûlü!” dedik. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hayır! Muhammed'in canı elinde olana yemin ederim ki Hayber günü ganimetlerden, paylaştırmaya girmeden aldığı örtü (şemle) onun üzerinde ateş olarak alev alev yanmaktadır.” (Ebû Hüreyre) dedi ki: İnsanlar telaşlandı. Bir adam bir ya da iki ayakkabı bağı getirip: “Ey Allah'ın Resûlü! Bunları Hayber günü aldım” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ateşten bir ayakkabı bağı ya da ateşten iki ayakkabı bağı” buyurdu.

Sahîh-i Müslim 115, Kitap 1, Hadis 217

Arapça metin
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ الدُّؤَلِيِّ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي الْغَيْثِ، مَوْلَى ابْنِ مُطِيعٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَهَذَا حَدِيثُهُ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - عَنْ ثَوْرٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى خَيْبَرَ فَفَتَحَ اللَّهُ عَلَيْنَا فَلَمْ نَغْنَمْ ذَهَبًا وَلاَ وَرِقًا غَنِمْنَا الْمَتَاعَ وَالطَّعَامَ وَالثِّيَابَ ثُمَّ انْطَلَقْنَا إِلَى الْوَادِي وَمَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَبْدٌ لَهُ وَهَبَهُ لَهُ رَجُلٌ مِنْ جُذَامٍ يُدْعَى رِفَاعَةَ بْنَ زَيْدٍ مِنْ بَنِي الضُّبَيْبِ فَلَمَّا نَزَلْنَا الْوَادِيَ قَامَ عَبْدُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَحُلُّ رَحْلَهُ فَرُمِيَ بِسَهْمٍ فَكَانَ فِيهِ حَتْفُهُ فَقُلْنَا هَنِيئًا لَهُ الشَّهَادَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَلاَّ وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ إِنَّ الشَّمْلَةَ لَتَلْتَهِبُ عَلَيْهِ نَارًا أَخَذَهَا مِنَ الْغَنَائِمِ يَوْمَ خَيْبَرَ لَمْ تُصِبْهَا الْمَقَاسِمُ " . قَالَ فَفَزِعَ النَّاسُ . فَجَاءَ رَجُلٌ بِشِرَاكٍ أَوْ شِرَاكَيْنِ . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَصَبْتُ يَوْمَ خَيْبَرَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " شِرَاكٌ مِنْ نَارٍ أَوْ شِرَاكَانِ مِنْ نَارٍ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 115 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü