Cünüp olana teyemmüm emretti; kadının tulumlarından kırk susamış adam içip kandı, su hiç eksilmedi.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 682a, Kitap 5, Hadis 396
Türkçe meal

İmrân b. Husayn (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Allah'ın Peygamberi (sallallahu aleyhi ve sellem) ile onun bir yolculuğunda beraberdim. Gecemizi yürüyerek geçirdik; sabaha karşı konakladık ve uyku gözlerimize galip geldi; nihayet güneş doğdu. —Dedi ki:— Aramızda ilk uyanan Ebû Bekir oldu. Allah'ın Peygamberi (sallallahu aleyhi ve sellem) uyuduğunda, kendisi uyanıncaya kadar onu uykusundan uyandırmazdık. Sonra Ömer uyandı; Allah'ın Peygamberi'nin (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında durup tekbir getirmeye ve tekbirle sesini yükseltmeye başladı; nihayet Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) uyandı. Başını kaldırıp güneşin doğmuş olduğunu görünce: “Göçün (yola koyulun)” buyurdu. Bizimle yürüdü; güneş ağarınca indi ve bize sabah namazını kıldırdı. Topluluktan bir adam ayrı durdu, bizimle namaz kılmadı. (Resûlullah namazdan) dönünce ona: “Ey falan! Bizimle namaz kılmaktan seni ne alıkoydu?” dedi. “Ey Allah'ın Peygamberi! Cünüp oldum” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona emretti; o da toprakla teyemmüm edip namaz kıldı.

Sonra (Resûlullah) beni, su aramak üzere önünden giden bir binekli grup içinde acele gönderdi; çok şiddetli susamıştık. Biz yürürken, iki büyük su tulumu arasında ayaklarını sarkıtmış bir kadınla karşılaştık. Ona: “Su nerede?” dedik. “Heyhât, heyhât! Size su yok” dedi. “Ailenle su arasında ne kadar (mesafe) var?” dedik. “Bir gün bir gecelik yol” dedi. “Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gel” dedik. “Resûlullah da ne?” dedi. Ona kendi işinden hiçbir şeyi bırakmadan (karşı koymasına fırsat vermeden) onu götürdük ve onunla Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) karşısına çıktık. (Resûlullah) ona sordu; o da bize haber verdiğinin aynısını ona haber verdi ve yetim küçük çocukları olan bir kadın olduğunu bildirdi. (Resûlullah) onun su devesinin çöktürülmesini emretti; deve çöktürüldü. (Resûlullah) iki tulumun üst ağızlarına (ağzındaki suyu) püskürttü. Sonra su devesi (kaldırılıp) gönderildi. Biz kırk susamış adam içtik, kandık; yanımızdaki her kırbayı ve matarayı doldurduk, arkadaşımızı da yıkadık; ancak hiçbir deveye su vermedik. Tulumlar ise sudan neredeyse patlayacaktı. Sonra: “Yanınızda ne varsa getirin” buyurdu. Biz de kadın için ekmek kırıntıları ve hurma topladık; (Resûlullah) onun için bir bohça bağladı ve ona: “Git, bunu çoluk çocuğuna yedir. Bil ki biz senin suyundan hiçbir şey eksiltmedik” buyurdu.

Kadın ailesine varınca şöyle dedi: “İnsanların en büyük sihirbazıyla karşılaştım; ya da o, iddia ettiği gibi gerçekten bir peygamberdir. Onun işinden şöyle şöyle (olaylar) oldu.” Allah o kadın vasıtasıyla o obayı hidayete erdirdi; kadın Müslüman oldu, onlar da Müslüman oldular.

Sahîh-i Müslim 682a, Kitap 5, Hadis 396

Arapça metin
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ صَخْرٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ زَرِيرٍ الْعُطَارِدِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا رَجَاءٍ الْعُطَارِدِيَّ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَسِيرٍ لَهُ فَأَدْلَجْنَا لَيْلَتَنَا حَتَّى إِذَا كَانَ فِي وَجْهِ الصُّبْحِ عَرَّسْنَا فَغَلَبَتْنَا أَعْيُنُنَا حَتَّى بَزَغَتِ الشَّمْسُ - قَالَ - فَكَانَ أَوَّلَ مَنِ اسْتَيْقَظَ مِنَّا أَبُو بَكْرٍ وَكُنَّا لاَ نُوقِظُ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَنَامِهِ إِذَا نَامَ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ ثُمَّ اسْتَيْقَظَ عُمَرُ فَقَامَ عِنْدَ نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَعَلَ يُكَبِّرُ وَيَرْفَعُ صَوْتَهُ بِالتَّكْبِيرِ حَتَّى اسْتَيْقَظَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا رَفَعَ رَأْسَهُ وَرَأَى الشَّمْسَ قَدْ بَزَغَتْ قَالَ " ارْتَحِلُوا " . فَسَارَ بِنَا حَتَّى إِذَا ابْيَضَّتِ الشَّمْسُ نَزَلَ فَصَلَّى بِنَا الْغَدَاةَ فَاعْتَزَلَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ لَمْ يُصَلِّ مَعَنَا فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا فُلاَنُ مَا مَنَعَكَ أَنْ تُصَلِّيَ مَعَنَا " . قَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَصَابَتْنِي جَنَابَةٌ . فَأَمَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَتَيَمَّمَ بِالصَّعِيدِ فَصَلَّى ثُمَّ عَجَّلَنِي فِي رَكْبٍ بَيْنَ يَدَيْهِ نَطْلُبُ الْمَاءَ وَقَدْ عَطِشْنَا عَطَشًا شَدِيدًا . فَبَيْنَمَا نَحْنُ نَسِيرُ إِذَا نَحْنُ بِامْرَأَةٍ سَادِلَةٍ رِجْلَيْهَا بَيْنَ مَزَادَتَيْنِ فَقُلْنَا لَهَا أَيْنَ الْمَاءُ قَالَتْ أَيْهَاهْ أَيْهَاهْ لاَ مَاءَ لَكُمْ . قُلْنَا فَكَمْ بَيْنَ أَهْلِكِ وَبَيْنَ الْمَاءِ . قَالَتْ مَسِيرَةُ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ . قُلْنَا انْطَلِقِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَتْ وَمَا رَسُولُ اللَّهِ فَلَمْ نُمَلِّكْهَا مِنْ أَمْرِهَا شَيْئًا حَتَّى انْطَلَقْنَا بِهَا فَاسْتَقْبَلْنَا بِهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهَا فَأَخْبَرَتْهُ مِثْلَ الَّذِي أَخْبَرَتْنَا وَأَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا مُوتِمَةٌ لَهَا صِبْيَانٌ أَيْتَامٌ فَأَمَرَ بِرَاوِيَتِهَا فَأُنِيخَتْ فَمَجَّ فِي الْعَزْلاَوَيْنِ الْعُلْيَاوَيْنِ ثُمَّ بَعَثَ بِرَاوِيَتِهَا فَشَرِبْنَا وَنَحْنُ أَرْبَعُونَ رَجُلاً عِطَاشٌ حَتَّى رَوِينَا وَمَلأْنَا كُلَّ قِرْبَةٍ مَعَنَا وَإِدَاوَةٍ وَغَسَّلْنَا صَاحِبَنَا غَيْرَ أَنَّا لَمْ نَسْقِ بَعِيرًا وَهِيَ تَكَادُ تَنْضَرِجُ مِنَ الْمَاءِ - يَعْنِي الْمَزَادَتَيْنِ - ثُمَّ قَالَ " هَاتُوا مَا كَانَ عِنْدَكُمْ " . فَجَمَعْنَا لَهَا مِنْ كِسَرٍ وَتَمْرٍ وَصَرَّ لَهَا صُرَّةً فَقَالَ لَهَا " اذْهَبِي فَأَطْعِمِي هَذَا عِيَالَكِ وَاعْلَمِي أَنَّا لَمْ نَرْزَأْ مِنْ مَائِكِ " . فَلَمَّا أَتَتْ أَهْلَهَا قَالَتْ لَقَدْ لَقِيتُ أَسْحَرَ الْبَشَرِ أَوْ إِنَّهُ لَنَبِيٌّ كَمَا زَعَمَ كَانَ مِنْ أَمْرِهِ ذَيْتَ وَذَيْتَ . فَهَدَى اللَّهُ ذَاكَ الصِّرْمَ بِتِلْكَ الْمَرْأَةِ فَأَسْلَمَتْ وَأَسْلَمُوا .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 682 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü