Bunu yaptığında namazın tamam olur; bundan bir şey eksiltirsen namazından eksiltmiş olursun

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 302, Kitap 2, Hadis 154
Türkçe meal

Rifâa b. Râfi' (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Bir gün Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) mescitte otururken —Rifâa dedi ki: Biz de onunla beraberdik— bedevîye benzeyen bir adam geldi, namaz kıldı ve namazını hafif tuttu. Sonra (namazını bitirip) Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) selâm verdi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ve aleyke! Dön, namaz kıl; çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. Adam dönüp namaz kıldı, sonra gelip ona selâm verdi. O da: “Ve aleyke! Dön, namaz kıl; çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. Adam bunu iki ya da üç kez yaptı; her seferinde Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) selâm veriyor, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de: “Ve aleyke! Dön, namaz kıl; çünkü sen namaz kılmadın” diyordu. İnsanlar korktular; namazını hafif tutanın namaz kılmamış sayılması onlara ağır geldi. Sonunda adam: “Öyleyse bana göster ve öğret; ben ancak bir insanım, isabet de ederim hata da ederim” dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Peki. Namaza kalkacağın zaman Allah'ın sana emrettiği gibi abdest al, sonra teşehhüd et ve kamet getir. Ezberinde Kur'ân varsa oku; yoksa Allah'a hamd et, O'nu tekbir et ve tehlîl et. Sonra rükûa var ve rükûda iyice dur; sonra ayakta dosdoğru doğrul; sonra secde et ve secdede dengeli dur; sonra otur ve oturuşta iyice dur; sonra kalk. Bunu yaptığında namazın tamam olur; bundan bir şey eksiltirsen namazından eksiltmiş olursun.” (Rifâa) dedi ki: Bu, onlara öncekinden daha kolay geldi; çünkü bundan bir şey eksilten namazından eksiltmiş olur, namazının tamamı gitmiş olmaz.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda Ebû Hüreyre'den ve Ammâr b. Yâsir'den de rivayet vardır. Rifâa b. Râfi'in hadisi hasen bir hadistir. Bu hadis Rifâa'dan birçok yoldan rivayet edilmiştir.

Câmiu't-Tirmizî 302, Kitap 2, Hadis 154

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَلِيِّ بْنِ يَحْيَى بْنِ خَلاَّدِ بْنِ رَافِعٍ الزُّرَقِيِّ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَمَا هُوَ جَالِسٌ فِي الْمَسْجِدِ يَوْمًا قَالَ رِفَاعَةُ وَنَحْنُ مَعَهُ إِذْ جَاءَهُ رَجُلٌ كَالْبَدَوِيِّ فَصَلَّى فَأَخَفَّ صَلاَتَهُ ثُمَّ انْصَرَفَ فَسَلَّمَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ فَارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَرَجَعَ فَصَلَّى ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَقَالَ " وَعَلَيْكَ فَارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَفَعَلَ ذَلِكَ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا كُلُّ ذَلِكَ يَأْتِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَيُسَلِّمُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَيَقُولُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ فَارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَخَافَ النَّاسُ وَكَبُرَ عَلَيْهِمْ أَنْ يَكُونَ مَنْ أَخَفَّ صَلاَتَهُ لَمْ يُصَلِّ فَقَالَ الرَّجُلُ فِي آخِرِ ذَلِكَ فَأَرِنِي وَعَلِّمْنِي فَإِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ أُصِيبُ وَأُخْطِئُ . فَقَالَ " أَجَلْ إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَتَوَضَّأْ كَمَا أَمَرَكَ اللَّهُ ثُمَّ تَشَهَّدْ وَأَقِمْ فَإِنْ كَانَ مَعَكَ قُرْآنٌ فَاقْرَأْ وَإِلاَّ فَاحْمَدِ اللَّهَ وَكَبِّرْهُ وَهَلِّلْهُ ثُمَّ ارْكَعْ فَاطْمَئِنَّ رَاكِعًا ثُمَّ اعْتَدِلْ قَائِمًا ثُمَّ اسْجُدْ فَاعْتَدِلْ سَاجِدًا ثُمَّ اجْلِسْ فَاطْمَئِنَّ جَالِسًا ثُمَّ قُمْ فَإِذَا فَعَلْتَ ذَلِكَ فَقَدْ تَمَّتْ صَلاَتُكَ وَإِنِ انْتَقَصْتَ مِنْهُ شَيْئًا انْتَقَصْتَ مِنْ صَلاَتِكَ " . قَالَ وَكَانَ هَذَا أَهْوَنَ عَلَيْهِمْ مِنَ الأَوَّلِ أَنَّهُ مَنِ انْتَقَصَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا انْتَقَصَ مِنْ صَلاَتِهِ وَلَمْ تَذْهَبْ كُلُّهَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ رِفَاعَةَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 302 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü