İsrâiloğulları günaha düşenlerle oturup yiyip içince Allah kalplerini birbirine çarptı

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3047, Kitap 47, Hadis 99
Zayıf
Türkçe meal

Abdullah b. Mes'ûd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İsrâiloğulları günahlara düştüklerinde âlimleri onları (bundan) men etti; fakat onlar vazgeçmediler. (Âlimler ise) onlarla meclislerinde oturdular, onlarla birlikte yiyip içtiler. Bunun üzerine Allah onların bir kısmının kalplerini diğerlerininkine çarptı (birbirine benzetti) ve onları Dâvûd'un ve Meryem oğlu Îsâ'nın diliyle lanetledi. ‘Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.’ (Mâide 5/78)” (Abdullah) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yaslanmış iken doğrulup oturdu ve şöyle buyurdu: “Hayır! Nefsim elinde olana yemin olsun ki, onları hakka iyice yöneltip bağlamadıkça (kurtulamazsınız).”

Abdullah b. Abdurrahman dedi ki: Yezîd dedi ki: Süfyân es-Sevrî bu hadiste “Abdullah'tan” demezdi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen garîbdir. Bu hadis Muhammed b. Müslim b. Ebü'l-Vaddâh'tan, o Ali b. Bezîme'den, o Ebû Ubeyde'den, o Abdullah'tan, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) bunun benzeri olarak rivayet edilmiştir. Bazıları ise Ebû Ubeyde'den, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) mürsel olarak rivayet eder.

Câmiu't-Tirmizî 3047, Kitap 47, Hadis 99

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ بَذِيمَةَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَمَّا وَقَعَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ فِي الْمَعَاصِي نَهَتْهُمْ عُلَمَاؤُهُمْ فَلَمْ يَنْتَهُوا فَجَالَسُوهُمْ فِي مَجَالِسِهِمْ وَوَاكَلُوهُمْ وَشَارَبُوهُمْ فَضَرَبَ اللَّهُ قُلُوبَ بَعْضِهِمْ بِبَعْضٍ وَلَعَنَهُمْ عَلَى لِسَانِ دَاوُدَ وَعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ ذَلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ " . قَالَ فَجَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ مُتَّكِئًا فَقَالَ " لاَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ حَتَّى تَأْطِرُوهُمْ عَلَى الْحَقِّ أَطْرًا " . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ يَزِيدُ وَكَانَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ لاَ يَقُولُ فِيهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مُسْلِمِ بْنِ أَبِي الْوَضَّاحِ عَنْ عَلِيِّ بْنِ بَذِيمَةَ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَبَعْضُهُمْ يَقُولُ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3047 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü