Resûlullah kederli Zeyd b. Erkam'ın kulağını ovuşturup yüzüne güldü, sabah Münâfikûn sûresini okudu

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3313, Kitap 47, Hadis 365
Sahih
Türkçe meal

Zeyd b. Erkam (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte bir gazveye çıktık. Yanımızda bedevîlerden bazı insanlar vardı. Suya (ulaşmak için) yarışırdık; bedevîler bizden önce ona varırdı. Bir bedevî arkadaşlarından önce davrandı; havuzu dolduruyor, çevresine taşlar diziyor ve arkadaşları gelinceye kadar üzerine bir deri örtüyordu. Ensârdan bir adam bedevînin yanına geldi ve su içsin diye devesinin yularını gevşetti. Bedevî onu bırakmak istemedi. (Ensârî de) suyun kenarındaki (taşları) söktü. Bedevî sopasını kaldırıp ensârînin başına vurdu ve başını yardı. (Ensârî) münafıkların başı Abdullah b. Übey'e gelip durumu haber verdi; o da onun adamlarındandı. Abdullah b. Übey öfkelendi, sonra “Resûlullah'ın yanındakilere, çevresinden dağılıp gidinceye kadar bir şey harcamayın” (Münâfikûn 63/7) dedi; bedevîleri kastediyordu. Onlar yemek vaktinde Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında bulunurlardı. Abdullah (b. Übey) “Muhammed'in yanından dağıldıklarında yemeği Muhammed'e götürün, o ve yanındakiler yesin” dedi. Sonra arkadaşlarına “Medine'ye dönerseniz, şerefli olan, zelil olanı oradan mutlaka çıkaracaktır” (Münâfikûn 63/8) dedi. Zeyd dedi ki: Ben Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) terkisindeydim. Abdullah b. Übey'i işittim ve amcama haber verdim. O da gidip Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) haber verdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona haber gönderdi; o yemin edip inkâr etti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu tasdik etti, beni yalanladı. Amcam yanıma gelip “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sana kızmasından, onun ve müslümanların seni yalanlamasından başka bir şey istemedin” dedi. Üzerime kimsenin üzerine çökmemiş bir keder çöktü. Bir yolculukta Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte giderken, kederden başım öne düşmüşken Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanıma geldi, kulağımı ovuşturdu ve yüzüme güldü. Buna karşılık dünyada ebedî kalmak bana verilse (buna sevindiğim kadar) sevinmezdim. Sonra Ebû Bekir bana yetişti ve “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sana ne dedi?” diye sordu. “Hiçbir şey demedi; yalnız kulağımı ovuşturdu ve yüzüme güldü” dedim. “Müjdeler olsun!” dedi. Sonra Ömer bana yetişti; ona da Ebû Bekir'e dediğim gibi söyledim. Sabah olunca Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Münâfikûn sûresini okudu.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 3313, Kitap 47, Hadis 365

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنِ السُّدِّيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الأَزْدِيِّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ أَرْقَمَ، قَالَ غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ مَعَنَا أُنَاسٌ مِنَ الأَعْرَابِ فَكُنَّا نَبْتَدِرُ الْمَاءَ وَكَانَ الأَعْرَابُ يَسْبِقُونَّا إِلَيْهِ فَسَبَقَ أَعْرَابِيٌّ أَصْحَابَهُ فَسَبَقَ الأَعْرَابِيُّ فَيَمْلأُ الْحَوْضَ وَيَجْعَلُ حَوْلَهُ حِجَارَةً وَيَجْعَلُ النَّطْعَ عَلَيْهِ حَتَّى يَجِيءَ أَصْحَابُهُ . قَالَ فَأَتَى رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ أَعْرَابِيًّا فَأَرْخَى زِمَامَ نَاقَتِهِ لِتَشْرَبَ فَأَبَى أَنْ يَدَعَهُ فَانْتَزَعَ قِبَاضَ الْمَاءِ فَرَفَعَ الأَعْرَابِيُّ خَشَبَتَهُ فَضَرَبَ بِهَا رَأْسَ الأَنْصَارِيِّ فَشَجَّهُ فَأَتَى عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ رَأْسَ الْمُنَافِقِينَ فَأَخْبَرَهُ وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِهِ فَغَضِبَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ثُمَّ قَالَ : (لا تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى يَنْفَضُّوا ) مِنْ حَوْلِهِ . يَعْنِي الأَعْرَابَ وَكَانُوا يَحْضُرُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ الطَّعَامِ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ إِذَا انْفَضُّوا مِنْ عِنْدِ مُحَمَّدٍ فَائْتُوا مُحَمَّدًا بِالطَّعَامِ فَلْيَأْكُلْ هُوَ وَمَنْ عِنْدَهُ ثُمَّ قَالَ لأَصْحَابِهِ لَئِنْ رَجَعْتُمْ إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الأَعَزُّ مِنْهَا الأَذَلَّ . قَالَ زَيْدٌ وَأَنَا رِدْفُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ فَأَخْبَرْتُ عَمِّي فَانْطَلَقَ فَأَخْبَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَحَلَفَ وَجَحَدَ . قَالَ فَصَدَّقَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَذَّبَنِي قَالَ فَجَاءَ عَمِّي إِلَىَّ فَقَالَ مَا أَرَدْتَ إِلاَّ أَنْ مَقَتَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَذَّبَكَ وَالْمُسْلِمُونَ . قَالَ فَوَقَعَ عَلَىَّ مِنَ الْهَمِّ مَا لَمْ يَقَعْ عَلَى أَحَدٍ . قَالَ فَبَيْنَمَا أَنَا أَسِيرُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ قَدْ خَفَقْتُ بِرَأْسِي مِنَ الْهَمِّ إِذْ أَتَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَرَكَ أُذُنِي وَضَحِكَ فِي وَجْهِي فَمَا كَانَ يَسُرُّنِي أَنَّ لِي بِهَا الْخُلْدَ فِي الدُّنْيَا . ثُمَّ إِنَّ أَبَا بَكْرٍ لَحِقَنِي فَقَالَ مَا قَالَ لَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ مَا قَالَ شَيْئًا إِلاَّ أَنَّهُ عَرَكَ أُذُنِي وَضَحِكَ فِي وَجْهِي . فَقَالَ أَبْشِرْ . ثُمَّ لَحِقَنِي عُمَرُ فَقُلْتُ لَهُ مِثْلَ قَوْلِي لأَبِي بَكْرٍ فَلَمَّا أَصْبَحْنَا قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُورَةَ الْمُنَافِقِينَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3313 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü