Bırakın bu cahiliye çağrısını, çünkü o kokuşmuştur

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3315, Kitap 47, Hadis 367
Hasen
Türkçe meal

Câbir b. Abdullah (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Bir gazvede idik —Süfyân dedi ki: Bunun Benî Mustalik gazvesi olduğunu düşünürler.— Muhâcirlerden bir adam ensârdan bir adamın arkasına vurdu. Muhâcir “Yetişin ey muhâcirler!” dedi, ensârî de “Yetişin ey ensâr!” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu işitti ve “Bu cahiliye çağrısı da ne oluyor?” buyurdu. “Muhâcirlerden bir adam ensârdan bir adamın arkasına vurdu” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Bırakın onu (bu çağrıyı), çünkü o kokuşmuştur” buyurdu. Abdullah b. Übey İbn Selûl bunu işitti ve “Bunu yaptılar mı? Vallahi, ‘Medine'ye dönersek, şerefli olan, zelil olanı oradan mutlaka çıkaracaktır’ (Münâfikûn 63/8)” dedi. Ömer “Ey Allah'ın Resûlü! Bırak da şu münafığın boynunu vurayım” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) “Bırak onu; insanlar Muhammed'in ashabını öldürdüğünü konuşmasın” buyurdu. Amr'dan başkası (şunu da) söyledi: Oğlu Abdullah b. Abdullah ona “Vallahi, zelil olanın sen, aziz olanın Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) olduğunu ikrar etmedikçe (Medine'ye) dönemezsin” dedi. O da (bunu) yaptı.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 3315, Kitap 47, Hadis 367

Arapça metin
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كُنَّا فِي غَزَاةٍ قَالَ سُفْيَانُ يَرَوْنَ أَنَّهَا غَزْوَةُ بَنِي الْمُصْطَلِقِ فَكَسَعَ رَجُلٌ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ الْمُهَاجِرِيُّ يَا لَلْمُهَاجِرِينَ وَقَالَ الأَنْصَارِيُّ يَا لَلأَنْصَارِ فَسَمِعَ ذَلِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَا بَالُ دَعْوَى الْجَاهِلِيَّةِ " . قَالُوا رَجُلٌ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ كَسَعَ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعُوهَا فَإِنَّهَا مُنْتِنَةٌ " . فَسَمِعَ ذَلِكَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ابْنُ سَلُولَ فَقَالَ أَوَقَدْ فَعَلُوهَا وَاللَّهِ (لئِنْ رَجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الأَعَزُّ مِنْهَا الأَذَلَّ ) فَقَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ دَعْنِي أَضْرِبْ عُنُقَ هَذَا الْمُنَافِقِ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " دَعْهُ لاَ يَتَحَدَّثُ النَّاسُ أَنَّ مُحَمَّدًا يَقْتُلُ أَصْحَابَهُ " . وَقَالَ غَيْرُ عَمْرٍو فَقَالَ لَهُ ابْنُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ وَاللَّهِ لاَ تَنْقَلِبُ حَتَّى تُقِرَّ أَنَّكَ الذَّلِيلُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْعَزِيزُ . فَفَعَلَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3315 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü