Ravi
Ebû Hüreyre
Ebû Hüreyre ed-Devsî
أبو هريرة الدوسي
Hadisler
852 f
Hemmâm b. Münebbih'in rivayeti: Cuma gününde duaların kabul edildiği bir saat bulunur.
Sahîh-i MüslimCuma
854 a
Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
854 b
En hayırlı gün cuma günüdür; kıyamet de ancak cuma günü kopacaktır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
855 a
Biz dünyada sonuncularız, kıyamet günü önde olanlarız; Allah bizi cuma gününe iletti.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
855 b
Süfyân'ın rivayeti: Biz sonuncularız ve kıyamet günü önde olanlarız.
Sahîh-i MüslimCuma
855 c
Cennete ilk girecek olanlar biziz; bugün bizim, yarın Yahudilerin, öbür gün Hristiyanların.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
855 d
Cuma onlara farz kılınan gündü, onda ihtilafa düştüler; Allah bizi ona iletti.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
856 a
Biz dünya ehlinin sonuncuları, kıyamet günü ise hakkında ilk hüküm verilecek olanlarız.
Ebû Hüreyre ve Huzeyfe
Sahîh-i MüslimCuma
850 b
Cuma günü mescidin her kapısında melekler gelenleri sırasıyla yazarlar.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
850 c
Süfyân'ın Zührî'den rivayeti: Cuma günü mescidin kapılarında melekler gelenleri sırasıyla yazar.
Sahîh-i MüslimCuma
850 d
İmam minbere oturunca sayfalar dürülür ve melekler zikirde hazır bulunurlar.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
857 a
Gusledip cumaya gelen ve hutbeyi susarak dinleyenin iki cuma arası ve üç gün fazlasının günahları bağışlanır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
857 b
Hutbe sırasında çakıl taşlarıyla oynayan boş iş yapmış olur.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
877 a
Resûlullah cuma namazında Cuma ve Münâfikûn sûrelerini okurdu.
İbn Ebû Râfi'
Sahîh-i MüslimCuma
880 a
Peygamber cuma günü sabah namazında Secde ve İnsân sûrelerini okurdu.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
880 b
Peygamber cuma sabahı birinci rekâtta Secde, ikincide İnsân sûresini okurdu.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
881 a
Sizden biri cumayı kıldığında ondan sonra dört rekât kılsın.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
881 b
Cumadan sonra namaz kıldığınızda dört rekât kılın.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
881 c
Sizden kim cumadan sonra namaz kılacaksa dört rekât kılsın.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCuma
893
Habeşliler mızraklarıyla oynarken Resûlullah, onlara taş atmak isteyen Ömer'e: "Bırak onları!" buyurdu.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i Müslimİki Bayram Namazı
917
Ebû Hüreyre rivayeti: Ölmek üzere olanlarınıza "Lâ ilâhe illallah" telkin edin.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
921 a
İnsan öldüğünde gözünün açık kalması, bakışının ruhunu takip etmesindendir.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
944 a
Cenazeyi çabuk götürün; salih biriyse onu hayra götürürsünüz, değilse boynunuzdan bir kötülüğü indirirsiniz.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
944 b
Ma'mer'in rivayeti: Cenazeyi çabuk götürün; salih ise onu hayra götürürsünüz.
Sahîh-i MüslimCenazeler
944 c
Cenazeyi çabuk götürün; salih biriyse onu hayra yaklaştırmış olursunuz.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
945 a
Cenaze namazında bulunana bir kırat, defne kadar bulunana iki kırat vardır; iki kırat iki büyük dağ gibidir.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
945 b
Abdüla'lâ ve Abdürrezzâk'ın Ma'mer'den rivayeti: Cenazede bulunana bir, defne kadar kalana iki kırat vardır.
Sahîh-i MüslimCenazeler
945 c
Ukayl'in İbn Şihâb'dan rivayeti: Defnedilinceye kadar cenazenin arkasından gidene iki kırat vardır.
Sahîh-i MüslimCenazeler
945 d
Cenaze namazını kılana bir kırat, arkasından gidene iki kırat vardır; küçüğü Uhud dağı gibidir.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
945 f
Âişe, Ebû Hüreyre'nin kırat hadisini doğrulayınca İbn Ömer: "Çok kıratları kaçırmışız" dedi.
Nâfi'
Sahîh-i MüslimCenazeler
945 e
Cenaze namazını kılana bir kırat, kabre konuluncaya kadar arkasından gidene iki kırat vardır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
945 g
Cenazeyle evinden çıkıp namazını kılan ve defne kadar arkasından giden kimseye her biri Uhud kadar iki kırat vardır.
Âmir b. Sa'd b. Ebû Vakkâs
Sahîh-i MüslimCenazeler
951 a
Resûlullah Necâşî'nin ölümünü öldüğü gün bildirdi, namazgâha çıkıp dört tekbirle namazını kıldı.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
951 b
Resûlullah Necâşî'nin ölümünü bildirip "Kardeşiniz için bağışlanma dileyin" buyurdu.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
956
Bu kabirler sakinleri için karanlıkla doludur; Allah benim onlara namaz kılmamla onları aydınlatır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
971 a
Birinizin elbisesini yakıp derisine ulaşacak bir korun üzerine oturması, kabrin üzerine oturmasından hayırlıdır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
976 a
Annem için bağışlanma dilemeye Rabbimden izin istedim, vermedi; kabrini ziyarete izin istedim, verdi.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
976 b
Kabirleri ziyaret edin; çünkü onlar ölümü hatırlatır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimCenazeler
982 a
Müslümana kölesi ve atı için zekât gerekmez.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
982 b
Müslümana kölesi ve atı için zekât gerekmez (başka bir tarik).
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
982 c
Huseym b. Irâk tarikiyle: Müslümana kölesi ve atı için zekât gerekmez.
Sahîh-i MüslimZekât
982 d
Köle için fıtır sadakasından başka zekât yoktur.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
983
Kişinin amcası babası gibidir; Hâlid zırhlarını Allah yolunda vakfetmiştir, Abbâs'ın zekâtı benim üzerimedir.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
987 a
Altın ve gümüşün hakkını vermeyenin kıyamet günü böğrü, alnı ve sırtı cehennem ateşinde kızdırılmış levhalarla dağlanır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
987 c
Zekâtını vermeyen hazine sahibinin hazinesi kızdırılıp levha yapılır ve onunla böğürleri ve alnı dağlanır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
987 e
Bükeyr'in Zekvân'dan rivayeti: Develerinde Allah'ın hakkını vermeyen kıyamet günü cezalandırılır.
Sahîh-i MüslimZekât
991 a
Uhud kadar altınım olsa, borcum için ayırdığım dışında üç gece yanımda bir dinar kalması beni sevindirmez.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
991 b
Şu'be'nin Muhammed b. Ziyâd'dan rivayeti: Uhud kadar altınım olsa üç gece yanımda bir dinar kalmasını istemem.
Sahîh-i MüslimZekât
993 a
Allah buyurdu: Ey Âdemoğlu! İnfak et ki sana infak edeyim.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
993 b
Allah'ın sağ eli doludur; gökleri ve yeri yarattığından beri infak ettiği sağ elindekini eksiltmedi.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
995
Harcadığın dinarların sevabı en büyük olanı ailene harcadığındır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1009
Güzel söz sadakadır; namaza giderken atılan her adım ve yoldan eziyet veren şeyi kaldırmak da sadakadır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1010
Her sabah iki melek iner: Biri "Allah'ım! İnfak edene yenisini ver", diğeri "Allah'ım! Malını tutana telef ver" der.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
157 c
Mal çoğalıp taşmadıkça ve Arap toprakları çayır ve nehirlere dönmedikçe kıyamet kopmaz.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
157 d
Mal öyle taşacak ki mal sahibini sadakasını kimin kabul edeceği kaygısı saracak.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1013
Yer altın ve gümüşten sütunlar kusacak; insanlar uğrunda günah işledikleri bu maldan hiçbir şey almayacaklar.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1014 a
Helalden verilen sadaka bir hurma bile olsa Rahmân onu sağ eliyle alır ve dağdan büyük oluncaya kadar büyütür.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1014 b
Helal kazançtan verilen bir hurmayı Allah sağ eliyle alır ve dağ gibi oluncaya kadar büyütür.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1014 d
Hişâm b. Sa'd'ın Zeyd b. Eslem'den rivayeti: Allah helal kazançtan verilen sadakayı sağ eliyle alır.
Sahîh-i MüslimZekât
1015
Allah temizdir, ancak temiz olanı kabul eder; yediği, içtiği ve giydiği haram olanın duası nasıl kabul edilir?
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1019
Bir ev halkına sütünden yararlanmak üzere bir deve bağışlamanın sevabı pek büyüktür.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1020
Sütünden yararlanmak üzere hayvan bağışlayana sabah ve akşam sütü için sadaka sevabı vardır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1021 a
Cömert ile cimri, üzerinde demir zırh bulunan iki kişi gibidir; cömerdinki genişler, cimrininki daralır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1021 b
Sadaka verenin zırhı her sadakada genişler, cimrininki her sadaka niyetinde daralır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1021 c
Cimri sadaka vermeye niyetlendiğinde zırhı daralır; onu genişletmeye çalışır ama gücü yetmez.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1022
Bilmeden zina edene, zengine ve hırsıza verilen sadaka da kabul edildi; belki onları kötülükten alıkoyar.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1026
Kocası yanında iken kadın onun izni olmadan nâfile oruç tutmasın ve evine kimseyi almasın.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1027 a
Cennette her amel ehli kendi kapısından çağrılır; oruç tutanlar Reyyân kapısından çağrılır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1027 c
Allah yolunda bir çift mal infak edeni cennetin her kapısının bekçileri "Buraya gel" diye çağırır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1028
Oruç, cenazeye uymak, yoksulu doyurmak ve hasta ziyareti bir kişide toplanırsa o mutlaka cennete girer.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1030
Hiçbir komşu kadın, bir koyun paçası bile olsa komşusuna verdiği hediyeyi küçümsemesin.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1031 a
Allah'ın, kendi gölgesinden başka gölgenin olmadığı günde gölgelendireceği yedi kişi vardır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1031 b
Mâlik'in rivayeti: Kalbi mescide bağlı adam, Allah'ın gölgelendireceği yedi kişidendir.
Sahîh-i MüslimZekât
1032 a
En büyük sadaka, sağlıklı ve mala düşkün iken, fakirlikten korkup zenginlik umarken verilendir.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1032 b
Sevabı en büyük sadaka, sağlıklı ve mala düşkün iken verilendir; can boğaza gelinceye kadar erteleme.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1039 a
Miskin, ihtiyacını karşılayacak bir şey bulamayan, hâli fark edilmeyen ve insanlardan bir şey istemeyendir.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1039 b
Miskin ancak dilenmekten sakınan kimsedir.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1039 c
Şerîk'in Atâ b. Yesâr'dan rivayeti: Miskin ancak dilenmekten sakınan kimsedir.
Sahîh-i MüslimZekât
1041
Malını çoğaltmak için insanlardan isteyen ancak kor ateş istemiş olur.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1042 a
Sırtında odun taşıyıp insanlardan müstağni olmak, birinden dilenmekten daha hayırlıdır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1042 b
Kays b. Ebû Hâzim tarikiyle: Odun toplayıp satmak, birinden dilenmekten daha hayırlıdır.
Sahîh-i MüslimZekât
1042 c
Bir bağ odun taşıyıp satmak, birinden istemekten daha hayırlıdır.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1046 a
Yaşlının kalbi iki şeyi sevmekte gençtir: Yaşama sevgisi ve mal sevgisi.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1046 b
Yaşlının kalbi uzun ömür ve mal sevgisinde gençtir.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1051
Zenginlik mal çokluğuyla değildir; asıl zenginlik gönül zenginliğidir.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1055
Allah'ım! Muhammed ailesinin rızkını yetecek kadar kıl.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1069 a
Hasan sadaka hurmasını ağzına koyunca Resûlullah: "At onu! Bizim sadaka yemediğimizi bilmiyor musun?" buyurdu.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1070 a
Yatağımda bulduğum hurmayı yemek için kaldırırım, sonra sadaka olmasından korkup atarım.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1070 b
Evimde bulduğum hurmayı sadakadan olmasından korkarak atarım.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1077
Peygamber'e getirilen yiyecek hediye ise yer, sadaka ise yemezdi.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimZekât
1079 a
Ramazan gelince cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimOruç
1079 b
Ramazan olunca rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlenir.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimOruç
1079 c
Nâfi' b. Ebû Enes tarikiyle: Ramazan girince rahmet kapıları açılır, şeytanlar zincirlenir.
Sahîh-i MüslimOruç
1081 a
Hilâli görünce oruç tutun, görünce bırakın; hava kapalı olursa otuz gün oruç tutun.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimOruç
1081 b
Hilâli görünce oruç tutun, görünce bırakın; hava kapalıysa sayıyı tamamlayın.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimOruç
1081 c
Ay bulut sebebiyle gizli kalırsa otuz gün sayın.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimOruç
1081 d
Hilâli gördüğünüzde oruç tutun, gördüğünüzde bırakın; hava kapalıysa otuz gün sayın.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimOruç
1082 a
Ramazan'dan bir ya da iki gün önce oruç tutmayın; âdet edindiği orucu tutan müstesna.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimOruç
1103 a
Hanginiz benim gibisiniz? Ben, Rabbim beni yedirip içirdiği hâlde gecelerim.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimOruç
1103 b
Visalden sakının; amellerden gücünüzün yettiğini üstlenin.
Ebû Hüreyre
Sahîh-i MüslimOruç