Fihrist
İzin İsteme ve Âdâb ile ilgili hadisler
İzin İsteme ve Âdâb ile ilgili 48 hadis, Arapça aslı ve Türkçe çevirisiyle.
1
Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız; aranızda selâmı yayın.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2688
2
Es-Selâmü aleyküm diyene on, rahmetullah ekleyene yirmi, berekâtüh da ekleyene otuz sevap vardır.
İmrân b. Husayn · Câmiu't-Tirmizî 2689
3
İzin istemek üç keredir; sana izin verilirse gir, verilmezse dön.
Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 2690
4
Resûlullah'ın yanına girmek için üç kere izin istedim, bana izin verdi.
Ömer b. el-Hattâb · Câmiu't-Tirmizî 2691
5
Ve aleyke! Dön, namaz kıl; çünkü sen namaz kılmadın.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2692
6
Resûlullah Âişe'ye: Cebrâil sana selâm söylüyor, buyurdu.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2693
7
Karşılaşan iki kişiden selâma ilk başlayan, Allah'a daha yakın olanıdır.
Ebû Ümâme · Câmiu't-Tirmizî 2694
8
Bizden başkasına benzeyen bizden değildir; Yahudilere ve Hristiyanlara benzemeyin.
Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2695
9
Resûlullah çocukların yanından geçti ve onlara selâm verdi.
Seyyâr · Câmiu't-Tirmizî 2696
10
Resûlullah mescitte oturan bir grup kadına eliyle işaret ederek selâm verdi.
Esmâ bint Yezîd · Câmiu't-Tirmizî 2697
11
Yavrucuğum! Ailenin yanına girdiğinde selâm ver; bu, senin ve ev halkın için bereket olur.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2698
12
Selâm sözden öncedir; selâm vermedikçe kimseyi yemeğe çağırmayın.
Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2699
13
Yahudilere ve Hristiyanlara selâma siz başlamayın; yolda onları yolun en dar yerine sıkıştırın.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2700
14
Yahudiler es-Sâmu aleyke deyince Peygamber Aleyküm dedi: Ey Âişe! Allah her işte yumuşaklığı sever.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2701
15
Peygamber, müslümanlarla Yahudilerin karışık bulunduğu bir meclisin yanından geçerken onlara selâm verdi.
Üsâme b. Zeyd · Câmiu't-Tirmizî 2702
16
Binekli yürüyene, yürüyen oturana, az olan çok olana, küçük de büyüğe selâm verir.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2703
17
Küçük büyüğe, yoldan geçen oturana, az olan çok olana selâm verir.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2704
18
Atlı yürüyene, yürüyen ayakta durana, az olan çok olana selâm verir.
Fadâle b. Ubeyd · Câmiu't-Tirmizî 2705
19
Biriniz bir meclise varınca selâm versin, kalkınca da selâm versin; ilki sonrakinden daha gerekli değildir.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2706
20
Perdesi olmayan, kapalı olmayan bir kapıdan bakana günah yoktur; günah ancak ev halkının üzerinedir.
Ebû Zer · Câmiu't-Tirmizî 2707
21
Evinde iken içeri bakan adama Peygamber geniş uçlu bir okla uzandı, adam geri çekildi.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2708
22
Baktığını bilseydim gözüne saplardım; izin istemek ancak bakış sebebiyle konulmuştur.
Sehl b. Sa'd es-Sâidî · Câmiu't-Tirmizî 2709
23
Selâm vermeden ve izin istemeden girene: Geri dön ve ‘es-Selâmü aleyküm, gireyim mi?’ de.
Kelede b. Hanbel · Câmiu't-Tirmizî 2710
24
Kapıda ‘Kim o?’ diye sorulunca ‘Ben’ diyen Câbir'e Peygamber ‘Ben, ben!’ diyerek bunu hoş görmedi.
Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2711
25
Peygamber, kadınlarının yanına gece vakti ansızın gelmeyi yasakladı.
Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2712
26
Biriniz bir mektup yazdığında onu topraklasın; çünkü bu, ihtiyacın görülmesine daha elverişlidir.
Câbir · Câmiu't-Tirmizî 2713
27
Kalemi kulağının üstüne koy; çünkü bu, yazdırana daha iyi hatırlatır.
Zeyd b. Sâbit · Câmiu't-Tirmizî 2714
28
Resûlullah, kendisi için Yahudilerin yazısını öğrenmemi emretti; yarım ay geçmeden öğrendim.
Zeyd b. Sâbit · Câmiu't-Tirmizî 2715
29
Resûlullah vefatından önce Kisrâ'ya, Kayser'e, Necâşî'ye ve her zorbaya onları Allah'a davet ederek mektup yazdı.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2716
30
Allah'ın kulu ve Resûlü Muhammed'den Rumların büyüğü Herakleios'a: Hidayete uyana selâm olsun.
Abdullah b. Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2717
31
Acemler ancak üzerinde mühür bulunan mektubu kabul ederler denilince Peygamber bir mühür yüzük yaptırdı.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2718
32
Resûlullah gece gelir, uyuyanı uyandırmayacak, uyanık olana da işittirecek şekilde selâm verirdi.
Mikdâd b. el-Esved · Câmiu't-Tirmizî 2719
33
Bir adam, küçük abdest bozarken Peygamber'e selâm verdi; o da selâmını almadı.
Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2720
34
'Aleyke's-selâm' ölünün selâmıdır; kişi kardeşiyle karşılaşınca 'es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah' desin.
Ebû Temîme el-Hüceymî, kavminden bir adamdan · Câmiu't-Tirmizî 2721
35
'Aleyke's-selâm' deme; fakat 'es-Selâmü aleyke' de.
Câbir b. Süleym · Câmiu't-Tirmizî 2722
36
Resûlullah selâm verdiğinde üç defa selâm verir, bir söz söylediğinde onu üç defa tekrarlardı.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2723
37
Biri Allah'a sığındı, Allah da onu barındırdı; diğeri hayâ etti, Allah da ondan hayâ etti.
Ebû Vâkıd el-Leysî · Câmiu't-Tirmizî 2724
38
Peygamber'e geldiğimizde her birimiz meclisin bittiği yere otururdu.
Câbir b. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 2725
39
Mutlaka yolda oturacaksanız selâmı alın, mazluma yardım edin ve yolu gösterin.
Berâ · Câmiu't-Tirmizî 2726
40
Karşılaşıp tokalaşan iki Müslüman ayrılmadan önce bağışlanır.
Berâ b. Âzib · Câmiu't-Tirmizî 2727
41
Kardeşiyle karşılaşan ona eğilmez, kucaklayıp öpmez; elini tutup onunla tokalaşır.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2728
42
Resûlullah'ın ashabı arasında tokalaşma var mıydı? diye sordum; Enes "Evet" dedi.
Katâde · Câmiu't-Tirmizî 2729
43
Elden tutmak, selâmlaşmanın tamamlayıcısıdır.
İbn Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 2730
44
Hasta ziyaretinin tamamı, elini hastanın alnına koyup nasıl olduğunu sormaktır; selâmlaşmanın tamamı tokalaşmadır.
Ebû Ümâme · Câmiu't-Tirmizî 2731
45
Zeyd b. Hârise Medine'ye gelince Resûlullah elbisesini sürüyerek ona doğru kalktı, onu kucaklayıp öptü.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2732
46
İki Yahudi Resûlullah'a dokuz apaçık âyeti sordular, sonra onun elini ve ayağını öptüler.
Safvân b. Assâl · Câmiu't-Tirmizî 2733
47
Fetih yılı selâm verdiğimde Resûlullah "Ümmü Hânî'ye merhaba" buyurdu.
Ümmü Hânî · Câmiu't-Tirmizî 2734
48
Binitli muhacire merhaba!
İkrime b. Ebû Cehl · Câmiu't-Tirmizî 2735