Fihrist

İmâret (Devlet Yönetimi) ile ilgili hadisler

İmâret (Devlet Yönetimi) ile ilgili 266 hadis, Arapça aslı ve Türkçe çevirisiyle.

266 hadis
1 İnsanlar bu işte Kureyş'e tâbidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1818 a 2 Müslümanlar Kureyş'in Müslümanlarına, kâfirler de Kureyş'in kâfirlerine tâbidir. Hemmâm b. Münebbih · Sahîh-i Müslim 1818 b 3 İnsanlar hayırda da şerde de Kureyş'e tâbidir. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1819 4 İnsanlardan iki kişi kaldığı sürece bu iş Kureyş'te kalmaya devam edecektir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1820 5 Bu iş, içlerinde on iki halife gelip geçmedikçe sona ermeyecektir; hepsi Kureyş'tendir. Câbir b. Semüre · Sahîh-i Müslim 1821 a 6 İnsanların işi, onları on iki adam yönettiği sürece yolunda gitmeye devam edecektir. Câbir b. Semüre · Sahîh-i Müslim 1821 b 7 Ebû Avâne'nin Simâk'tan rivayeti: On iki emîr olacak, hepsi Kureyş'tendir. Sahîh-i Müslim 1821 c 8 İslâm on iki halifeye kadar izzetli olmaya devam edecektir. Câbir b. Semüre · Sahîh-i Müslim 1821 d 9 Bu iş on iki halifeye kadar izzetli olmaya devam edecektir. Câbir b. Semüre · Sahîh-i Müslim 1821 e 10 Bu din on iki halifeye kadar izzetli ve yenilmez olmaya devam edecektir. Câbir b. Semüre · Sahîh-i Müslim 1821 f 11 Kıyamet kopuncaya ya da başınızda Kureyş'ten on iki halife bulununcaya kadar din ayakta kalacaktır. Âmir b. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sahîh-i Müslim 1822 a 12 Âmir b. Sa'd'ın Câbir b. Semüre'den rivayeti: Kureyş'ten on iki halife olacak. Sahîh-i Müslim 1822 b 13 Halife tayin edersem Ebû Bekir de etmişti; bırakırsam Resûlullah da bırakmıştı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1823 a 14 Allah dinini korur; Resûlullah halife tayin etmemişti, Ebû Bekir ise tayin etmişti. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1823 b 15 Ey Abdurrahman! Emîrlik isteme; istemeden verilirse onda yardım görürsün. Abdurrahman b. Semüre · Sahîh-i Müslim 1652 c 16 Yûnus, Mansûr ve Humeyd tarikiyle: Ey Abdurrahman! Emîrlik isteme. Sahîh-i Müslim 1652 d 17 Biz bu işe onu isteyen ve ona hırs gösteren kimseyi tayin etmeyiz. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Müslim 1733 c 18 Görevimize onu isteyeni tayin etmeyiz; fakat sen git, ey Ebû Mûsâ. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Müslim 1733 d 19 Yöneticilik bir emanettir; hakkını vermeyene kıyamet günü rüsvaylık ve pişmanlıktır. Ebû Zer · Sahîh-i Müslim 1825 20 Sakın iki kişiye emîr olma, sakın yetim malını üzerine alma. Ebû Zer · Sahîh-i Müslim 1826 21 Hükümlerinde, ailelerinde ve idarelerindekilere adil davrananlar Allah katında nurdan minberler üzerindedir. Abdullah b. Amr · Sahîh-i Müslim 1827 22 Allah'ım! Ümmetimin işini üstlenip onlara zorluk çıkarana sen de zorluk çıkar. Abdurrahman b. Şümâse · Sahîh-i Müslim 1828 a 23 Cerîr b. Hâzim tarikiyle: Ümmetimin işini üstlenip onlara zorluk çıkarana Allah'ım zorluk çıkar. Sahîh-i Müslim 1828 b 24 Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1829 a 25 Ubeydullah, Eyyûb ve diğerlerinin Nâfi'den rivayeti: Hepiniz çobansınız ve sürünüzden sorumlusunuz. Sahîh-i Müslim 1829 b, c 26 Abdullah b. Dînâr ve Zührî tarikiyle: Adam babasının malında çobandır ve ondan sorumludur. Sahîh-i Müslim 1829 d 27 Büsr b. Saîd tarikiyle: Her biriniz çobandır, idaresindekilerden sorumludur. Sahîh-i Müslim 1829 e 28 Raiyyesini aldatır hâlde ölen idareciye Allah cenneti haram kılar. Hasan · Sahîh-i Müslim 142 e 29 Yûnus'un Hasan'dan rivayeti: İbn Ziyâd, "Bunu bana daha önce anlatsaydın ya" dedi. Sahîh-i Müslim 142 f 30 Müslümanların işini üstlenip onlar için çabalamayan emîr, onlarla birlikte cennete giremez. Ebü'l-Melîh · Sahîh-i Müslim 142 g 31 Sevâde'nin babasından rivayeti: Ma'kıl, hastalığında ziyaretine gelen İbn Ziyâd'a hadisi anlattı. Sahîh-i Müslim 142 h 32 Çobanların en kötüsü, sürüsüne kaba ve sert davranandır. Hasan · Sahîh-i Müslim 1830 33 Ganimete hıyanet eden, kıyamet günü çaldığını boynunda taşıyarak gelir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1831 a 34 Ebû Hayyân ve Umâre tarikiyle: Ganimete hıyanet eden kıyamette çaldığını boynunda taşır. Sahîh-i Müslim 1831 b 35 Hammâd b. Zeyd tarikiyle: Resûlullah ganimete hıyaneti anıp onu büyük gördü. Sahîh-i Müslim 1831 c 36 Abdülvâris'in Eyyûb'dan rivayeti: Ganimetten çalan kıyamette onu sırtında getirir. Sahîh-i Müslim 1831 d 37 Görevli, babasının ya da annesinin evinde otursaydı da kendisine hediye verilip verilmeyeceğine baksaydı! Ebû Humeyd es-Sâidî · Sahîh-i Müslim 1832 a 38 Babanın ve annenin evinde otursaydın da sana hediye verilip verilmeyeceğine baksaydın ya! Ebû Humeyd es-Sâidî · Sahîh-i Müslim 1832 b 39 Sizden biri haksız yere bir şey alırsa, kıyamet günü onu taşıyarak Allah'a kavuşur. Ebû Humeyd es-Sâidî · Sahîh-i Müslim 1832 c 40 Hişâm'dan diğer tarikler: Ebû Humeyd, "Gözüm gördü, iki kulağım işitti" dedi. Sahîh-i Müslim 1832 d 41 Urve tarikiyle: Zekât memuru "Bu sizindir, bu da bana hediye edildi" dedi. Sahîh-i Müslim 1832 e 42 Görevli tayin edilen kişi bir iğne ya da daha fazlasını gizlerse bu ganimete hıyanettir. Adî b. Amîre el-Kindî · Sahîh-i Müslim 1833 a 43 İsmâil tarikiyle: Görevli bir iğneyi bile gizlerse bu ganimete hıyanettir. Sahîh-i Müslim 1833 b 44 Fadl b. Mûsâ tarikiyle: Adî b. Amîre, görevlinin gizlediği iğnenin hıyanet olduğunu bildirdi. Sahîh-i Müslim 1833 c 45 Emir sahiplerine itaat âyeti, Peygamber'in seriyye ile gönderdiği Abdullah b. Huzâfe hakkında indi. İbn Cüreyc · Sahîh-i Müslim 1834 46 Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur; emîre itaat eden bana itaat etmiş olur. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1835 a, b 47 Benim emîrime itaat eden bana itaat etmiş, emîrime isyan eden bana isyan etmiş olur. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1835 c 48 İbn Cüreyc'in Ziyâd'dan rivayeti: Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Sahîh-i Müslim 1835 d 49 Ya'lâ b. Atâ tarikiyle: Emîrime itaat eden bana itaat etmiş olur. Sahîh-i Müslim 1835 e 50 Hemmâm b. Münebbih tarikiyle: Emîrime isyan eden bana isyan etmiş olur. Sahîh-i Müslim 1835 f 51 Ebû Yûnus tarikiyle: Emîre itaat eden bana itaat etmiş olur. Sahîh-i Müslim 1835 g 52 Zorlukta ve kolaylıkta, hoşa giden ve gitmeyen işlerde idareciyi dinleyip itaat etmek sana gerekir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1836 53 Dostum bana, uzuvları kesik bir köle bile olsa dinleyip itaat etmemi tavsiye etti. Ebû Zer · Sahîh-i Müslim 1837 a 54 Muhammed b. Ca'fer ve Nadr tarikiyle: Uzuvları kesik Habeşli bir köle bile olsa itaat et. Sahîh-i Müslim 1837 b 55 Muâz'ın Şu'be'den rivayeti: Uzuvları kesik bir köle bile olsa dinleyip itaat et. Sahîh-i Müslim 1837 c 56 Sizi Allah'ın Kitabı ile yöneten bir köle bile başınıza getirilse onu dinleyin ve ona itaat edin. Yahyâ b. Husayn · Sahîh-i Müslim 1838 a 57 İbn Ca'fer ve İbn Mehdî tarikiyle: Sizi Kitap'la yöneten Habeşli bir köle olsa da itaat edin. Sahîh-i Müslim 1838 b 58 Vekî'in Şu'be'den rivayeti: Uzuvları kesik Habeşli köle de olsa, Kitap'la yöneteni dinleyin. Sahîh-i Müslim 1838 c 59 Behz'in Şu'be'den rivayeti: Minâ'da ya da Arafat'ta Kitap'la yönetene itaat emredildi. Sahîh-i Müslim 1838 d 60 Uzuvları kesik siyah bir köle bile emîr tayin edilse, Allah'ın Kitabı ile yönettikçe ona itaat edin. Yahyâ b. Husayn, ninesi Ümmü'l-Husayn'dan · Sahîh-i Müslim 1838 e 61 Günah emredilirse ne dinlemek vardır ne de itaat. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1839 a 62 Yahyâ el-Kattân ve İbn Nümeyr tarikiyle: Günah emredilince dinlemek ve itaat yoktur. Sahîh-i Müslim 1839 b 63 Allah'a isyanda itaat yoktur; itaat ancak meşru olan işlerdedir. Ali · Sahîh-i Müslim 1840 a 64 Emîrleri ateşe girmelerini emredince Peygamber: Ona girselerdi ondan çıkamazlardı, buyurdu. Ali · Sahîh-i Müslim 1840 b 65 Vekî' ve Ebû Muâviye'nin A'meş'ten rivayeti: Ateşe girselerdi ondan çıkamazlardı. Sahîh-i Müslim 1840 c 66 Nerede olursak olalım kınayıcının kınamasından korkmadan hakkı söylemek üzere biat ettik. Ubâde b. Sâmit · Sahîh-i Müslim 1709 e 67 İbn İdrîs tarikiyle: Nerede olursak olalım hakkı söylemek üzere biat ettik. Sahîh-i Müslim 1709 f 68 Derâverdî'nin İbnü'l-Hâd'dan rivayeti: Kınayıcının kınamasından korkmamak üzere biat ettik. Sahîh-i Müslim 1709 g 69 Allah'tan kesin delil bulunan açık bir küfür görmedikçe emri ehlinden çekişmemek üzere biat ettik. Cünâde b. Ebû Ümeyye · Sahîh-i Müslim 1709 h 70 İmam bir kalkandır; onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1841 71 Benden sonra peygamber yoktur; halifeler olacak, ilk biat edilenin biatine vefa gösterin. Ebû Hâzim · Sahîh-i Müslim 1842 a 72 Hasan b. Furât tarikiyle: Benden sonra peygamber yok; ilk biat edilene vefa gösterin. Sahîh-i Müslim 1842 b 73 Üzerinizdeki hakkı yerine getirin, sizin olanı da Allah'tan isteyin. Abdullah b. Mes'ûd · Sahîh-i Müslim 1843 74 Kim bir imama biat ederse gücü yettiğince ona itaat etsin; başka biri onunla çekişirse boynunu vurun. Abdurrahman b. Abdürabbilkâbe · Sahîh-i Müslim 1844 a 75 Vekî' ve Ebû Muâviye'nin A'meş'ten rivayeti: Biat ettiği imama gücü yettiğince itaat etsin. Sahîh-i Müslim 1844 b 76 Abdullah b. Ebü's-Sefer tarikiyle: Kâbe'nin yanında bir topluluk gördüm; imama itaat hadisi. Sahîh-i Müslim 1844 c 77 Benden sonra kayırılma göreceksiniz; Havz'ın başında bana kavuşuncaya kadar sabredin. Üseyd b. Hudayr · Sahîh-i Müslim 1845 a 78 Şu'be'nin Katâde'den rivayeti: Benden sonra kayırılma göreceksiniz; sabredin. Sahîh-i Müslim 1845 b, c 79 Dinleyin ve itaat edin; onlara yüklenen kendilerine, size yüklenen de size aittir. Vâil b. Hucr · Sahîh-i Müslim 1846 a 80 Şebâbe'nin Şu'be'den rivayeti: Eş'as b. Kays onu çekince Resûlullah "Dinleyin ve itaat edin" dedi. Sahîh-i Müslim 1846 b 81 Müslümanların cemaatine ve imamlarına sarıl; cemaat ve imam yoksa bütün fırkalardan uzak dur. Huzeyfe b. Yemân · Sahîh-i Müslim 1847 a 82 Sırtına vurulsa ve malın alınsa da emîri dinle ve ona itaat et. Huzeyfe b. Yemân · Sahîh-i Müslim 1847 b 83 Kim itaatten çıkar ve cemaatten ayrılır da ölürse, cahiliye ölümüyle ölür. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1848 a 84 Eyyûb'un Gaylân b. Cerîr'den rivayeti: İtaatten çıkıp cemaatten ayrılan cahiliye ölümüyle ölür. Sahîh-i Müslim 1848 b 85 Asabiyet için öfkelenip savaşırken belirsiz bir sancak altında öldürülen benim ümmetimden değildir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1848 c 86 Şu'be'nin Gaylân'dan rivayeti: Belirsiz bir sancak altında asabiyetle öldürülen ümmetimden değildir. Sahîh-i Müslim 1848 d 87 Cemaatten bir karış ayrılıp ölen kimsenin ölümü cahiliye ölümüdür. İbn Abbâs · Sahîh-i Müslim 1849 a 88 Emîrinin bir şeyinden hoşlanmayan sabretsin; sultana karşı bir karış çıkıp ölen cahiliye ölümüyle ölür. İbn Abbâs · Sahîh-i Müslim 1849 b 89 Asabiyete çağırarak ya da ona yardım ederek belirsiz bir sancak altında öldürülenin ölümü cahiliye ölümüdür. Cündeb b. Abdullah el-Becelî · Sahîh-i Müslim 1850 90 Boynunda bir biat olmadan ölen kimse cahiliye ölümüyle ölür. Nâfi' · Sahîh-i Müslim 1851 a 91 Bükeyr'in Nâfi'den rivayeti: İbn Ömer İbn Mutî'e gidip biat hadisini anlattı. Sahîh-i Müslim 1851 b 92 Zeyd b. Eslem'in babasından rivayeti: Boynunda biat olmadan ölen cahiliye ölümüyle ölür. Sahîh-i Müslim 1851 c 93 Bu ümmetin işi bir aradayken onu bölmek isteyeni, kim olursa olsun, kılıçla vurun. Arfece · Sahîh-i Müslim 1852 a 94 Ziyâd b. İlâka'dan diğer tarikler: Ümmetin birliğini bozmak isteyeni öldürün. Sahîh-i Müslim 1852 b 95 İşiniz tek bir adam üzerinde birleşmişken cemaatinizi bölmek isteyerek gelen kimseyi öldürün. Arfece · Sahîh-i Müslim 1852 c 96 İki halifeye biat edildiğinde onlardan sonrakini öldürün. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1853 97 Emîrlerin kötülüğüne karşı çıkan selamete erer; namaz kıldıkları sürece onlarla savaşılmaz. Ümmü Seleme · Sahîh-i Müslim 1854 a 98 Emîrlerin kötülüğünü kalben hoş görmeyen kurtulur; razı olup onlara uyan ise kurtulamaz. Peygamber'in hanımı Ümmü Seleme · Sahîh-i Müslim 1854 b 99 Hammâd'ın Hasan'dan rivayeti: Kim karşı çıkarsa kurtulur, kim hoş görmezse selamete erer. Sahîh-i Müslim 1854 c 100 İbnü'l-Mübârek'in Hişâm'dan rivayeti: Emîrlerin kötülüğünü hoş görmeyen kurtulur. Sahîh-i Müslim 1854 d 101 İmamlarınızın hayırlıları, sizin onları sevdiğiniz, onların da sizi sevdiği kimselerdir. Avf b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1855 a 102 Yöneticisini Allah'a isyan ederken gören, bu isyanı kötü görsün ama itaatten el çekmesin. Avf b. Mâlik el-Eşcaî · Sahîh-i Müslim 1855 b 103 Velîd b. Müslim'in İbn Câbir'den rivayeti: Yöneticinin isyanını kötü gör, itaatten el çekme. Sahîh-i Müslim 1855 c 104 Hudeybiye günü bin dört yüz kişiydik; Ömer ağacın altında Peygamber'in elini tutuyordu. Câbir · Sahîh-i Müslim 1856 a 105 Resûlullah'a ölüm üzere biat etmedik; ancak kaçmamak üzere biat ettik. Câbir · Sahîh-i Müslim 1856 b 106 Hudeybiye'de Cedd b. Kays dışında herkes biat etti; o devesinin karnının altına saklanmıştı. Câbir · Sahîh-i Müslim 1856 c 107 Peygamber, Hudeybiye'deki ağaç dışında hiçbir ağacın yanında biat almadı. Câbir · Sahîh-i Müslim 1856 d 108 Sizler bugün yeryüzü halkının en hayırlısısınız. Câbir · Sahîh-i Müslim 1856 e 109 Yüz bin kişi olsaydık su bize yeterdi; ağaç ashabı bin beş yüz kişiydi. Sâlim b. Ebü'l-Ca'd · Sahîh-i Müslim 1856 f 110 Yüz bin kişi olsaydık bize yeterdi; biz on beş yüz kişiydik. Câbir · Sahîh-i Müslim 1856 g 111 Câbir'e o gün kaç kişi olduklarını sordum; bin dört yüz kişiydik dedi. Sâlim b. Ebü'l-Ca'd · Sahîh-i Müslim 1856 h 112 Ağaç ashabı bin üç yüz kişiydi; Eslem kabilesi Muhâcirlerin sekizde biriydi. Abdullah b. Ebû Evfâ · Sahîh-i Müslim 1857 a 113 Ebû Dâvûd ve Nadr'ın Şu'be'den rivayeti: Ağaç ashabı bin üç yüz kişiydi. Sahîh-i Müslim 1857 b 114 Peygamber ağacın altında biat alırken ben ağacın bir dalını başının üzerinden kaldırıyordum. Ma'kil b. Yesâr · Sahîh-i Müslim 1858 a 115 Hâlid'in Yûnus'tan rivayeti: Ağacın altındaki biatte dalı Resûlullah'ın başından kaldırıyordum. Sahîh-i Müslim 1858 b 116 Ağacın altında biat edenler ertesi yıl hacca gittiklerinde ağacın yerini bulamadılar. Saîd b. el-Müseyyeb · Sahîh-i Müslim 1859 a, b 117 Ağacı görmüştüm; sonra yanına geldiğimde onu tanıyamadım. Saîd b. el-Müseyyeb, babasından · Sahîh-i Müslim 1859 c 118 Seleme b. el-Ekva', Hudeybiye günü Resûlullah'a ölüm üzere biat ettiklerini söyledi. Seleme b. el-Ekva'ın azatlısı Yezîd b. Ebû Ubeyd · Sahîh-i Müslim 1860 a 119 Hammâd b. Mes'ade'nin Yezîd'den rivayeti: Hudeybiye günü ölüm üzere biat ettik. Sahîh-i Müslim 1860 b 120 Resûlullah'tan sonra kimseye ölüm üzere biat etmem. Abbâd b. Temîm, Abdullah b. Zeyd'den · Sahîh-i Müslim 1861 121 Resûlullah bana çölde yaşamaya izin verdi. Yezîd b. Ebû Ubeyd, Seleme b. el-Ekva'dan · Sahîh-i Müslim 1862 122 Hicret ehli için geçip gitti; fakat İslâm, cihad ve hayır üzere biat edilir. Mücâşi' b. Mes'ûd es-Sülemî · Sahîh-i Müslim 1863 a 123 Fetihten sonra hicret üzere biat istenince Resûlullah, İslâm, cihad ve hayır üzere biat aldı. Mücâşi' b. Mes'ûd es-Sülemî · Sahîh-i Müslim 1863 b 124 İbn Fudayl'ın Âsım'dan rivayeti: Mücâşi'in kardeşi, "Mücâşi' doğru söylemiş" dedi. Sahîh-i Müslim 1863 c 125 Artık hicret yoktur; fakat cihad ve niyet vardır, cihada çağrıldığınızda hemen çıkın. Abdullah b. Abbâs · Sahîh-i Müslim 1353 c 126 Mansûr'dan diğer tarikler: Fetihten sonra hicret yoktur; fakat cihad ve niyet vardır. Sahîh-i Müslim 1353 d 127 Fetihten sonra hicret yoktur; fakat cihad ve niyet vardır. Âişe · Sahîh-i Müslim 1864 128 Denizlerin ötesinde de olsan amel et; Allah amelinden hiçbir şeyi eksiltmez. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1865 a 129 Muhammed b. Yûsuf'un Evzâî'den rivayeti: Develerini su başında sağıp yoksula veriyor musun? Sahîh-i Müslim 1865 b 130 Resûlullah'ın eli hiçbir zaman bir kadının eline dokunmadı; kadınlarla sözle biatlaşırdı. Peygamber'in hanımı Âişe · Sahîh-i Müslim 1866 a 131 Resûlullah kadından söz alır, kadın sözünü verince ona: Git, seninle biatlaştım, derdi. Âişe kadınların biatı hakkında · Sahîh-i Müslim 1866 b 132 Dinleyip itaat etmek üzere biat edenlere Resûlullah: Gücünün yettiği ölçüde, derdi. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1867 133 Resûlullah, İbn Ömer'e Uhud'da on dört yaşındayken izin vermedi, Hendek'te on beş yaşındayken izin verdi. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1868 a 134 Ubeydullah'tan diğer tarikler: On dört yaşındaydım, Resûlullah beni küçük gördü. Sahîh-i Müslim 1868 b 135 Resûlullah, Kur'ân ile düşman topraklarına sefer edilmesini yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1869 a 136 Düşmanın eline geçmesi korkusuyla Kur'an ile düşman topraklarına yolculuk yapılması yasaklandı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1869 b 137 Kur'an ile yolculuğa çıkmayın; çünkü düşmanın onu ele geçirmesinden emin değilim. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1869 c 138 Eyyûb ve Dahhâk tarikiyle: Düşman ele geçirir korkusuyla Kur'an'la yolculuğa çıkmayın. Sahîh-i Müslim 1869 d 139 Resûlullah idmanlı atları Hafyâ'dan Seniyyetü'l-Vedâ'a, idmansızları Seniyye'den Zürayk oğulları mescidine yarıştırdı. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1870 a 140 Nâfi'den çeşitli tarikler: Resûlullah idmanlı ve idmansız atlar arasında yarış yaptırdı. Sahîh-i Müslim 1870 b 141 Atların alınlarında kıyamet gününe kadar hayır vardır. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1871 a 142 Leys ve Ubeydullah'ın Nâfi'den rivayeti: Atların alınlarında kıyamete kadar hayır vardır. Sahîh-i Müslim 1871 b 143 Atların alınlarına kıyamet gününe kadar hayır bağlanmıştır: sevap ve ganimet. Cerîr b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1872 a 144 İbn Uleyye ve Süfyân'ın Yûnus'tan rivayeti: Atların alınlarına sevap ve ganimet bağlanmıştır. Sahîh-i Müslim 1872 b 145 Atların alınlarında kıyamet gününe kadar hayır bağlıdır: sevap ve ganimet. Urve el-Bârikî · Sahîh-i Müslim 1873 a 146 Hayır atların alın perçemlerine düğümlenmiştir; kıyamet gününe kadar sevap ve ganimet vardır. Urve el-Bârikî · Sahîh-i Müslim 1873 b 147 Cerîr'in Husayn'dan rivayeti: Urve b. el-Ca'd'a göre hayır atların perçemlerine bağlıdır. Sahîh-i Müslim 1873 c 148 Şebîb b. Ğarkade tarikiyle: Hayır atların perçemlerindedir; sevap ve ganimet zikredilmez. Sahîh-i Müslim 1873 d 149 Ayzâr b. Hureys tarikiyle: Kıyamete kadar hayır atların alın perçemlerine düğümlüdür. Sahîh-i Müslim 1873 e 150 Bereket atların alınlarındadır. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1874 a 151 Ebü't-Teyyâh'ın Enes'ten rivayeti: Bereket atların alınlarındadır. Sahîh-i Müslim 1874 b 152 Resûlullah atlardan şikâl olanını hoş görmezdi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1875 a 153 Süfyân tarikiyle: Şikâl, atın çapraz iki ayağında beyazlık bulunmasıdır. Sahîh-i Müslim 1875 b 154 Abdullah b. Yezîd en-Nehaî tarikiyle: Resûlullah atlardan şikâl olanı hoş görmezdi. Sahîh-i Müslim 1875 c 155 Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra yine savaşıp öldürülmeyi isterdim. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1876 a 156 İbn Fudayl'ın Umâre'den rivayeti: Allah yolunda öldürülüp tekrar diriltilmeyi isterdim. Sahîh-i Müslim 1876 b 157 Allah, yalnızca kendi yolunda cihad için çıkanı ya cennete koymaya ya da sevap ve ganimetle evine döndürmeye kefildir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1876 c 158 Allah yolunda yaralanan kıyamet günü yarası kan fışkırır hâlde gelir; rengi kan rengi, kokusu misk kokusudur. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1876 d 159 Müslümanın Allah yolunda aldığı her yara kıyamet günü kan fışkırarak gelir; kokusu misk kokusudur. Hemmâm b. Münebbih · Sahîh-i Müslim 1876 e 160 A'rec'in Ebû Hüreyre'den rivayeti: Müminlere ağır gelmeseydi hiçbir seriyyeden geri kalmazdım. Sahîh-i Müslim 1876 f 161 Yahyâ b. Saîd'in Ebû Sâlih'ten rivayeti: Ümmetime ağır gelmeseydi seriyyelerden geri kalmazdım. Sahîh-i Müslim 1876 g 162 Süheyl'in babasından rivayeti: Allah, kendi yolunda çıkana kefil olmuştur. Sahîh-i Müslim 1876 h 163 Şehit, şehitliğin faziletini gördüğü için dünyaya dönüp tekrar öldürülmeyi temenni eder. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1877 a 164 Cennete giren hiç kimse dünyaya dönmek istemez; şehit ise dönüp on kere öldürülmeyi temenni eder. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1877 b 165 Allah yolunda cihad eden, dönünceye kadar ara vermeden oruç tutan ve namaz kılan kimse gibidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1878 a 166 Süheyl'den diğer tarikler: Mücahid, dönünceye kadar ara vermeden oruç tutup namaz kılan gibidir. Sahîh-i Müslim 1878 b 167 Hacılara su vermeyi ve Mescid-i Harâm'ı imar etmeyi, Allah'a iman edip cihad edenin ameli gibi mi tuttunuz? Nu'mân b. Beşîr · Sahîh-i Müslim 1879 a 168 Ebû Sellâm'ın Nu'mân b. Beşîr'den rivayeti: Minberin yanında cihadın fazileti tartışıldı. Sahîh-i Müslim 1879 b 169 Allah yolunda bir sabah ya da bir akşam yürüyüşü, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1880 170 Kulun Allah yolunda yaptığı bir sabah yürüyüşü, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır. Sehl b. Sa'd es-Sâidî · Sahîh-i Müslim 1881 a 171 Sabah ya da akşam Allah yolunda yürümek dünyadan ve içindeki her şeyden hayırlıdır. Sehl b. Sa'd es-Sâidî · Sahîh-i Müslim 1881 b 172 Allah yolunda bir akşam ya da sabah yürüyüşü, dünyadan ve içindekilerden elbette daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1882 173 Allah yolunda bir sabah ya da akşam yürüyüşü, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden hayırlıdır. Ebû Eyyûb · Sahîh-i Müslim 1883 a 174 Saîd b. Ebû Eyyûb ve Hayve tarikiyle: Allah yolunda bir sabah ya da akşam yürüyüşü dünyadan hayırlıdır. Sahîh-i Müslim 1883 b 175 Allah yolunda cihad, kulu cennette her biri gök ile yer arası kadar olan yüz derece yükseltir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1884 176 Sabırla ve sevabını Allah'tan bekleyerek Allah yolunda öldürülenin borç dışındaki hataları bağışlanır. Ebû Katâde · Sahîh-i Müslim 1885 a 177 Saîd el-Makburî tarikiyle: Allah yolunda sabırla öldürülenin borç dışındaki hataları bağışlanır. Sahîh-i Müslim 1885 b 178 Muhammed b. Kays tarikiyle: "Kılıcımla vurursam ne dersin?"; şehidin borcu dışındaki hataları affolunur. Sahîh-i Müslim 1885 c 179 Şehidin borç dışındaki bütün günahları bağışlanır. Abdullah b. Amr b. el-Âs · Sahîh-i Müslim 1886 a 180 Allah yolunda öldürülmek, borç dışında her şeye kefaret olur. Abdullah b. Amr b. el-Âs · Sahîh-i Müslim 1886 b 181 Şehitlerin ruhları, Arş'a asılı kandillere sığınan yeşil kuşların içinde cennette dolaşır. Mesrûk · Sahîh-i Müslim 1887 182 İnsanların en faziletlisi, Allah yolunda malıyla ve canıyla cihad eden kişidir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1888 a 183 Cihad eden müminden sonra en faziletli kişi, bir dağ geçidinde uzlete çekilip Rabbine ibadet edendir. Ebû Saîd · Sahîh-i Müslim 1888 b 184 Evzâî'nin İbn Şihâb'dan rivayeti: Sonra dağ geçidinde Rabbine ibadet eden bir adam. Sahîh-i Müslim 1888 c 185 En hayırlı yaşayışlardan biri, Allah yolunda atının dizginini tutup her çağrıya koşan adamınkidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1889 a 186 Kuteybe'nin Ebû Hâzim'den rivayeti: Dağ geçitlerinden birinde ibadet eden adamın yaşayışı hayırlıdır. Sahîh-i Müslim 1889 b 187 Üsâme b. Zeyd'in Ba'ce'den rivayeti: Allah yolunda atının dizginini tutan adamın yaşayışı en hayırlısıdır. Sahîh-i Müslim 1889 c 188 Allah, biri diğerini öldüren ve her ikisi de cennete giren iki adama güler. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1890 a 189 Vekî'in Süfyân tarikiyle: Allah, biri diğerini öldürüp ikisi de cennete giren iki adama güler. Sahîh-i Müslim 1890 b 190 Öldürülen cennete girer; onu öldüren de sonra Müslüman olup şehit düşerse o da cennete girer. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1890 c 191 Bir kâfir ile onu öldüren mümin cehennemde asla bir araya gelmez. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1891 a 192 Bir kâfiri öldürüp sonra doğruluk üzere yaşayan mümin, cehennemde onunla bir araya gelmez. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1891 b 193 Allah yolunda verilen yularlı bir deveye karşılık kıyamet günü yedi yüz yularlı deve vardır. Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Sahîh-i Müslim 1892 a 194 Zâide ve Şu'be tarikiyle: Allah yolunda verilen yularlı deveye karşılık yedi yüz deve vardır. Sahîh-i Müslim 1892 b 195 Kim bir hayra yol gösterirse, onu yapanın ecri kadar ecir onundur. Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Sahîh-i Müslim 1893 a 196 A'meş'ten Îsâ b. Yûnus, Şu'be ve Süfyân tarikiyle: Hayra yol gösterene onu yapanın ecri kadar ecir vardır. Sahîh-i Müslim 1893 b 197 Hastalanıp gazaya çıkamayan sahâbî, hazırlığını Resûlullah'ın gönderdiği gence verdi. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1894 198 Allah yolunda bir gaziyi donatan da, ailesine hayırla bakan da gazaya çıkmış olur. Zeyd b. Hâlid el-Cühenî · Sahîh-i Müslim 1895 a 199 Bir gaziyi donatan ya da ailesine bakarak arkasında kalan kimse de gazaya çıkmış sayılır. Zeyd b. Hâlid el-Cühenî · Sahîh-i Müslim 1895 b 200 Her iki adamdan biri sefere çıksın; ecir ikisi arasındadır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1896 a 201 Ebû Saîd el-Hudrî'den Yahyâ tarikiyle: Her iki adamdan biri sefere çıksın; ecir ikisi arasındadır. Sahîh-i Müslim 1896 b, c 202 Sefere çıkanın ailesine ve malına hayırla bakan, çıkanın ecrinin yarısı kadar ecir alır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1896 d 203 Mücahitlerin kadınlarının dokunulmazlığı, geride kalanlar için kendi annelerininki gibidir. Büreyde · Sahîh-i Müslim 1897 a 204 Mis'ar tarikiyle: Mücahitlerin kadınlarının dokunulmazlığı, geride kalanlara anneleri gibidir. Sahîh-i Müslim 1897 b 205 Ka'neb tarikiyle: Mücahide, hıyanet edenin iyiliklerinden dilediğini al denir; artık ne dersiniz? Sahîh-i Müslim 1897 c 206 İbn Ümmü Mektûm körlüğünü arz edince âyete özür sahiplerini ayıran kayıt indi. Berâ b. Âzib · Sahîh-i Müslim 1898 a 207 Oturanlar âyetindeki özür kaydı, İbn Ümmü Mektûm'un Resûlullah'la konuşması üzerine indi. Berâ b. Âzib · Sahîh-i Müslim 1898 b 208 Öldürülürse cennette olacağını öğrenen adam, elindeki hurmaları atıp şehit düşünceye kadar savaştı. Câbir · Sahîh-i Müslim 1899 209 Az amel etti, fakat çok ecir verildi. Berâ b. Âzib · Sahîh-i Müslim 1900 210 Genişliği gökler ve yer kadar olan cennete kalkın! Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1901 211 Şüphesiz cennetin kapıları kılıçların gölgeleri altındadır. Ebû Bekr b. Abdullah b. Kays · Sahîh-i Müslim 1902 212 Kurrâ şehit edilirken Harâm, mızrakla vurulunca Kâbe'nin Rabbine yemin olsun ki kazandım, dedi. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 677 k 213 Uhud'da cennetin kokusunu duyduğunu söyleyen Enes b. Nadr, seksen küsur yarayla şehit düştü. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1903 214 Kim Allah'ın kelimesi en yüce olsun diye savaşırsa, o Allah yolundadır. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sahîh-i Müslim 1904 a 215 Yiğitlik, hamiyet ya da gösteriş için değil, Allah'ın kelimesi yüce olsun diye savaşan Allah yolundadır. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Müslim 1904 b 216 Îsâ b. Yûnus'un A'meş tarikiyle: Allah'ın kelimesi yüce olsun diye savaşan Allah yolundadır. Sahîh-i Müslim 1904 c 217 Öfkeyle ya da hamiyetle savaşmayı soran adama Resûlullah başını kaldırarak cevap verdi. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sahîh-i Müslim 1904 d 218 Kıyamet günü ilk hüküm verilecekler, gösteriş için savaşan şehit, âlim ve cömert kimselerdir. Süleymân b. Yesâr · Sahîh-i Müslim 1905 a 219 İbn Cüreyc tarikiyle: Kıyamette ilk hüküm verilecekler gösteriş için savaşan, okuyan ve infak edenlerdir. Sahîh-i Müslim 1905 b 220 Ganimet elde eden gaziler ecirlerinin üçte ikisini peşin almış olur; elde etmeyenlerin ecri tamdır. Abdullah b. Amr · Sahîh-i Müslim 1906 a 221 Eli boş dönen ve musibete uğrayan gazi birliğinin ecri tam olarak verilir. Abdullah b. Amr · Sahîh-i Müslim 1906 b 222 Ameller ancak niyete göredir; kişiye ancak niyet ettiği şey vardır. Ömer b. el-Hattâb · Sahîh-i Müslim 1907 a 223 Leys, Hammâd ve başkalarının Yahyâ b. Saîd tarikiyle: Ameller ancak niyete göredir. Sahîh-i Müslim 1907 b 224 Şehitliği sadakatle isteyene, kendisine isabet etmese bile şehitlik verilir. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1908 225 Allah'tan sadakatle şehitlik dileyen, yatağında ölse bile şehitlerin mertebelerine ulaşır. Sehl b. Huneyf · Sahîh-i Müslim 1909 226 Gazaya katılmadan ve gazayı içinden de geçirmeden ölen, münafıklıktan bir şube üzere ölür. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1910 227 Medine'de öyle adamlar var ki hangi vadiyi geçtiyseniz sizinle beraberdiler; onları hastalık alıkoydu. Câbir · Sahîh-i Müslim 1911 a 228 Vekî'in rivayeti: Mazereti olup Medine'de kalanlar mutlaka ecirde size ortak oldular. Sahîh-i Müslim 1911 b 229 Ümmetimden bazı insanlar Allah yolunda gazi olarak bu denize tahtlardaki hükümdarlar gibi binecekler. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1912 a 230 Ümmetimden bir topluluk, tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi denizin sırtına binecek. Enes b. Mâlik, teyzesi Ümmü Harâm'dan · Sahîh-i Müslim 1912 b 231 Leys'in Yahyâ b. Saîd tarikiyle: Ümmetimden bazıları bu yeşil denizin sırtına binecek. Sahîh-i Müslim 1912 c 232 Abdullah b. Abdurrahman'ın Enes'ten rivayeti: Ümmetimden bir topluluk denize açılıp gazaya çıkacak. Sahîh-i Müslim 1912 d 233 Bir gün ve bir gecelik ribât, bir ay oruç tutup gecelerini ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır. Selmân · Sahîh-i Müslim 1913 a 234 Selmânü'l-Hayr'dan Abdülkerîm tarikiyle: Bir gün ve bir gecelik ribât, bir ay oruç ve kıyamdan hayırlıdır. Sahîh-i Müslim 1913 b 235 Şehitler beştir: Tâundan ölen, karın hastalığından ölen, boğulan, enkaz altında kalan ve Allah yolunda şehit olan. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1914 236 Allah yolunda öldürülen de, Allah yolunda ölen de, tâundan ve karın hastalığından ölen de şehittir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1915 a 237 Hâlid'in Süheyl tarikiyle: Allah yolunda ölen şehittir; suda boğulan da şehittir. Sahîh-i Müslim 1915 b 238 Vüheyb'in Süheyl tarikiyle: Tâundan, karın hastalığından ölen ve boğulan da şehittir. Sahîh-i Müslim 1915 c 239 Tâun her Müslüman için şehitliktir. Hafsa bint Sîrîn · Sahîh-i Müslim 1916 a 240 Ali b. Müshir'in Âsım tarikiyle: Tâun her Müslüman için şehitliktir. Sahîh-i Müslim 1916 b 241 Dikkat edin! Kuvvet ok atmaktır. Ukbe b. Âmir · Sahîh-i Müslim 1917 242 Size birçok topraklar fethedilecek; yine de hiçbiriniz oklarıyla eğlenmekten geri kalmasın. Ukbe b. Âmir · Sahîh-i Müslim 1918 a 243 Ebû Ali el-Hemdânî tarikiyle: Size topraklar fethedilecek; yine de ok atmaktan geri kalmayın. Sahîh-i Müslim 1918 b 244 Kim ok atmayı öğrenir, sonra onu bırakırsa bizden değildir. Abdurrahman b. Şümâse · Sahîh-i Müslim 1919 245 Ümmetimden bir topluluk hak üzere üstün olmaya devam edecek; onları yardımsız bırakanlar zarar veremez. Sevbân · Sahîh-i Müslim 1920 246 Ümmetimden bir topluluk, Allah'ın emri gelinceye kadar insanlara üstün olmaya devam edecektir. Muğîre b. Şu'be · Sahîh-i Müslim 1921 a 247 Ebû Üsâme'nin Muğîre'den rivayeti: Ümmetimden bir topluluk Allah'ın emri gelinceye kadar üstün olacaktır. Sahîh-i Müslim 1921 b 248 Bu din ayakta kalmaya devam edecek; kıyamete kadar Müslümanlardan bir topluluk onun uğrunda savaşacaktır. Câbir b. Semüre · Sahîh-i Müslim 1922 249 Ümmetimden bir topluluk kıyamet gününe kadar hak üzere savaşıp üstün gelmeye devam edecektir. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1923 250 Ümmetimden bir topluluk Allah'ın emrini ayakta tutmaya devam edecek; onlara muhalefet eden zarar veremez. Muâviye · Sahîh-i Müslim 1037 c 251 Allah kime hayır dilerse onu dinde fakih kılar; Müslümanlardan bir topluluk kıyamete kadar hak üzere savaşır. Muâviye b. Ebû Süfyân · Sahîh-i Müslim 1037 d 252 Kıyamet ancak yaratılmışların en kötüleri üzerine kopacaktır. Abdurrahman b. Şümâse el-Mehrî · Sahîh-i Müslim 1924 253 Garp ehli, kıyamet kopuncaya kadar hak üzere üstün olmaya devam edecektir. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sahîh-i Müslim 1925 254 Bolluk zamanında yolculuk ettiğinizde develere yerden paylarını verin; kıtlıkta onları hızlı sürün. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1926 a 255 Kıtlık zamanında yolculuk ettiğinizde develerin ilikleri tükenmeden onlarla menzile yetişin. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1926 b 256 Yolculuk azaptan bir parçadır; ihtiyacını gideren ailesinin yanına dönmekte acele etsin. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1927 257 Resûlullah ailesinin yanına gece vakti gelmez, sabah erkenden ya da akşamüstü gelirdi. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1928 a 258 Hemmâm tarikiyle: Resûlullah yolculuktan ailesinin yanına gece girmez, sabah ya da akşamüstü gelirdi. Sahîh-i Müslim 1928 b 259 Bekleyin, akşam vakti girelim ki saçı dağınık kadın taransın, kocası uzakta olan kadın da tıraş olsun. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 715 w 260 Biriniz yolculuktan gece geldiğinde ailesinin yanına ansızın girmesin. Câbir · Sahîh-i Müslim 715 x 261 Ravh'ın Şu'be'den Seyyâr tarikiyle: Biriniz yolculuktan gece geldiğinde ailesinin yanına ansızın girmesin. Sahîh-i Müslim 715 y 262 Resûlullah, uzun süre uzak kalan adamın ailesinin yanına gece ansızın gelmesini yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 715 z 263 Ravh b. Ubâde'nin Şu'be tarikiyle: Uzun süre uzak kalan, ailesinin yanına gece ansızın gelmesin. Sahîh-i Müslim 715 aa 264 Resûlullah, adamın ailesinin kusurlarını kollayarak onların yanına gece ansızın gelmesini yasakladı. Câbir · Sahîh-i Müslim 715 ab 265 Süfyân'ın rivayeti: Kusur kollayarak gece ansızın gelmek yasaklandı; Süfyân bu sözde tereddüt etti. Sahîh-i Müslim 715 ac 266 Şu'be'nin Muhârib tarikiyle: Gece ansızın aile yanına gelmek mekruhtur; kusur kollama sözü yoktur. Sahîh-i Müslim 715 ad