Fihrist

Alım Satım (Büyû') ile ilgili hadisler

Alım Satım (Büyû') ile ilgili 816 hadis, Arapça aslı ve Türkçe çevirisiyle.

816 hadis
1 Muhâcir kardeşlerimi pazarlarda alışveriş meşgul ederdi; ben ise karnımı doyuracak kadarıyla Resûlullah'tan ayrılmazdım. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2047 2 Sa'd b. Rebî' malının yarısını teklif edince Abdurrahman b. Avf: "İçinde ticaret yapılan bir pazar var mı?" dedi. Abdurrahman b. Avf · Sahîh-i Buhârî 2048 3 Abdurrahman b. Avf, Sa'd'a: "Allah sana ailende ve malında bereket versin; bana pazarı gösterin" dedi. Enes · Sahîh-i Buhârî 2049 4 Ukâz, Mecenne ve Zü'l-Mecâz cahiliye döneminde pazarlardı; İslâm gelince orada ticareti günah saydılar. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 2050 5 Helal bellidir, haram da bellidir; ikisinin arasında şüpheli işler vardır. Nu'mân b. Beşîr · Sahîh-i Buhârî 2051 6 Siyah bir kadın ikisini emzirdiğini söyleyince Peygamber: "Nasıl olur, hâlbuki bu söylendi?" buyurdu. Ukbe b. Hâris · Sahîh-i Buhârî 2052 7 Çocuk yatak sahibinindir, zina edene taş vardır; çocuğun Utbe'ye benzediğini görünce Sevde'ye: "Ondan örtün" dedi. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2053 8 Avda kendi köpeğinin yanında başka köpek bulana: "Yeme; sen ancak kendi köpeğine besmele çektin" buyurdu. Adî b. Hâtim · Sahîh-i Buhârî 2054 9 Peygamber düşmüş bir hurma görünce: "Sadaka olması ihtimali olmasaydı onu yerdim" buyurdu. Enes · Sahîh-i Buhârî 2055 10 Namazda bir şey hisseden kimse, bir ses işitinceye ya da bir koku duyuncaya kadar namazı bırakmaz. Abbâd b. Temîm'in amcası · Sahîh-i Buhârî 2056 11 Kesilirken besmele çekilip çekilmediği bilinmeyen et için: "Siz üzerine Allah'ın adını anın ve onu yiyin" buyurdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2057 12 Namaz kılarken Şam'dan yiyecek taşıyan bir kervan gelince insanlar ona yöneldi; âyet bunun üzerine indi. Câbir · Sahîh-i Buhârî 2058 13 İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki kişi, aldığı şeyin helalden mi haramdan mı olduğuna aldırmayacak. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2059 14 Biz Resûlullah zamanında iki tüccardık; ona sarfı sorduk: "Elden ele ise sakıncası yoktur" buyurdu. Ebü'l-Minhâl · Sahîh-i Buhârî 2060, 2061 15 Ömer: "Resûlullah'ın emrinden bu bana gizli mi kaldı? Pazarlarda alışveriş beni alıkoydu" dedi. Ubeyd b. Umeyr · Sahîh-i Buhârî 2062 16 Resûlullah, İsrâiloğulları'ndan denize açılıp ihtiyacını gideren bir adamı anlattı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2063 17 Cuma namazı kılarken bir kervan gelince insanlar on iki adam dışında dağılıp gittiler. Câbir · Sahîh-i Buhârî 2064 18 Kadın evinin yiyeceğinden israf etmeksizin infak ederse ona, kocasına ve hazinedara sevap vardır. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2065 19 Kadın kocasının kazancından, onun emri olmaksızın infak ederse, kocasına sevabın yarısı vardır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2066 20 Rızkının genişletilmesi ya da ömrünün uzatılması kimi sevindirirse, akrabalık bağını gözetsin. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2067 21 Peygamber bir Yahudiden vadeli olarak yiyecek satın aldı ve ona demirden bir zırhını rehin bıraktı. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2068 22 Muhammed ailesinin yanında akşam ne bir sâ' buğday ne de bir sâ' tahıl bulundu; hâlbuki yanında dokuz kadın vardı. Enes · Sahîh-i Buhârî 2069 23 Ebû Bekir halife seçilince: "Kavmim bilir ki mesleğim ailemin geçimini sağlamaktan aciz değildi" dedi. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2070 24 Resûlullah'ın ashabı kendi işlerini kendileri görürdü; onlardan ter kokusu gelince "Keşke yıkansanız" denildi. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2071 25 Hiç kimse, kendi elinin emeğinden yemesinden daha hayırlı bir yemek asla yememiştir. Mikdâm · Sahîh-i Buhârî 2072 26 Dâvûd aleyhisselâm ancak kendi elinin emeğinden yerdi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2073 27 Birinizin sırtında bir demet odun taşıması, birinden istemesinden -versin ya da vermesin- daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2074 28 Birinizin iplerini alıp odun toplaması, insanlardan istemesinden kendisi için daha hayırlıdır. Zübeyr b. Avvâm · Sahîh-i Buhârî 2075 29 Allah, sattığında, satın aldığında ve alacağını istediğinde müsamahakâr davranan kimseye rahmet etsin. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 2076 30 Melekler önceki ümmetlerden bir adamın ruhunu karşıladılar; o, hizmetçilerine borçlulara mühlet vermelerini emrederdi. Huzeyfe · Sahîh-i Buhârî 2077 31 Darda olanı görünce hizmetçilerine "Ondan geçin, umulur ki Allah da bizden geçer" diyen tüccarı Allah bağışladı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2078 32 Alıcı ve satıcı ayrılmadıkça muhayyerdir; doğru söyler ve açıklarlarsa alışverişleri bereketli kılınır. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 2079 33 Karışık hurmanın iki sâ'ını bir sâ'a satarken Peygamber: "Ne iki sâ' bir sâ'a, ne iki dirhem bir dirheme" buyurdu. Ebû Saîd · Sahîh-i Buhârî 2080 34 Peygamber, davete peşlerinden gelen adam için: "İzin vermek istersen izin ver; dönmesini istersen döner" buyurdu. Ebû Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 2081 35 Alıcı ve satıcı gizler ve yalan söylerlerse alışverişlerinin bereketi yok edilir. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 2082 36 İnsanlara mutlaka öyle bir zaman gelecek ki kişi, malı helalden mi haramdan mı aldığına aldırmayacak. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2083 37 Bakara'nın son âyetleri nazil olunca Peygamber onları mescitte okudu, sonra şarap ticaretini haram kıldı. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2084 38 Rüyada kandan bir nehirde ağzına taş atılarak geri döndürülen adam için: "O, faiz yiyendir" denildi. Semüre b. Cündüb · Sahîh-i Buhârî 2085 39 Peygamber köpeğin ve kanın bedelini yasakladı; faiz yiyeni ve yedireni yasaklayıp resim yapana lanet etti. Avn b. Ebî Cühayfe · Sahîh-i Buhârî 2086 40 Yemin, malı sürümlü kılar, bereketi yok eder. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2087 41 Bir adam, bir müslümanı tuzağa düşürmek için malına verilmeyen bir bedelin verildiğine Allah'a yemin etti. Abdullah b. Ebî Evfâ · Sahîh-i Buhârî 2088 42 Ali, Fâtıma ile gerdeğe girmek isteyince izhir getirip kuyumculara satmak ve düğün yemeğine harcamak istedi. Ali · Sahîh-i Buhârî 2089 43 Allah Mekke'yi haram kıldı; benden önce hiç kimseye helal olmadı, benden sonra da hiç kimseye helal olmayacak. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 2090 44 Habbâb alacağını isteyince Âs b. Vâil: "Muhammed'i inkâr etmedikçe sana vermem" dedi. Habbâb · Sahîh-i Buhârî 2091 45 Peygamber'i terzinin yemeğinde çanağın etrafından kabakları seçerken gördüm; o günden beri kabağı severim. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2092 46 Peygamber'den bürdeyi isteyen adam: "Onu ancak öleceğim gün kefenim olsun diye istedim" dedi; o, onun kefeni oldu. Sehl b. Sa'd · Sahîh-i Buhârî 2093 47 Marangoz kölene emret de bana, insanlarla konuştuğum zaman üzerine oturacağım tahtalar yapsın. Ebû Hâzim · Sahîh-i Buhârî 2094 48 Peygamber minbere oturunca yanında hutbe okuduğu hurma kütüğü susturulan çocuk gibi inledi. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 2095 49 Âişe: Resûlullah bir Yahudiden veresiye yiyecek satın aldı ve ona zırhını rehin bıraktı. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2096 50 Peygamber Câbir'in devesini bir ukiyyeye satın aldı, sonra "Deveni al, bedeli de senindir" buyurdu. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 2097 51 Hac mevsiminde ticaret: Ukâz, Mecenne ve Zü'l-Mecâz cahiliye pazarlarıydı; İslâm gelince ticareti günah saydılar. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 2098 52 İbn Ömer hasta develeri geri vermedi: "Resûlullah'ın hükmüne razı olduk: Hastalık bulaşması yoktur" dedi. Amr · Sahîh-i Buhârî 2099 53 Ebû Katâde Huneyn yılı verilen zırhı satıp bir bahçe aldı; bu İslam'da edindiği ilk maldı. Ebû Katâde · Sahîh-i Buhârî 2100 54 İyi arkadaş ile kötü arkadaşın misali, misk sahibi ile demircinin körüğü gibidir. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 2101 55 Ebû Taybe Resûlullah'a hacamat yaptı; ona bir sâ' hurma verilmesini emretti. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2102 56 Peygamber hacamat oldu ve hacamatçıya ücretini verdi; haram olsaydı ona vermezdi. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 2103 57 Onu sana giyesin diye değil, ondan faydalanasın (satasın) diye gönderdim. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2104 58 Âişe'nin resimli minderi: Bu resimlerin sahipleri kıyamet günü azap görecek; resimli eve melekler girmez. Mü'minlerin annesi Âişe · Sahîh-i Buhârî 2105 59 Ey Neccâr oğulları! Bahçenizin fiyatı konusunda benimle pazarlık edin. Enes · Sahîh-i Buhârî 2106 60 Alım satım yapan iki kişi, ayrılmadıkça ya da satış muhayyerlik şartlı olmadıkça satışlarında muhayyerdirler. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 2107 61 Hakîm b. Hizâm: Alıcı ve satıcı ayrılmadıkça muhayyerdirler. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 2108 62 Alıcı ve satıcı, ayrılmadıkça ya da biri diğerine "Seç!" demedikçe muhayyerdirler. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 2109 63 Alıcı ve satıcı doğru söyleyip açıklarlarsa satışları bereketli kılınır; yalan söyleyip gizlerlerse bereketi yok edilir. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 2110 64 Alım satım yapan iki kişiden her biri, ayrılmadıkça arkadaşına karşı muhayyerdir; muhayyerlik şartlı satış hariç. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2111 65 İki adam alışveriş yaptıktan sonra ayrılır ve hiçbiri satıştan vazgeçmezse satış kesinleşmiş olur. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 2112 66 Alım satım yapan iki kişi arasında, ayrılmadıkça satış kesinleşmez; muhayyerlik şartlı satış hariç. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 2113 67 Yalan söyler ve gizlerlerse belki bir kâr elde ederler, fakat satışlarının bereketi yok edilir. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 2114 68 Peygamber Ömer'den huysuz deveyi satın aldı ve "Ey Abdullah b. Ömer! O senindir, onunla dilediğini yap" buyurdu. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 2115 69 İbn Ömer, Osman'la alışverişi yapınca satış geri çevrilmesin diye hemen geri dönüp evinden çıktı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2116 70 Alışverişte aldatılan adama: "Alışveriş yaptığında: Aldatma yok! de." Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2117 71 Kâbe'ye karşı savaşmaya gelen ordu ilkleriyle sonlarıyla yere batırılır, sonra niyetlerine göre diriltilirler. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2118 72 Kişinin cemaatle kıldığı namaz, çarşısında ve evinde kıldığı namazdan yirmi küsur derece fazladır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2119 73 Çarşıda "Ey Ebü'l-Kâsım!" diye seslenilince: Benim adımla adlanın, künyemle künyelenmeyin. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2120 74 Bakî'de "Ey Ebü'l-Kâsım!" diyen adam "Seni kastetmedim" deyince: Benim adımla adlanın, künyemle künyelenmeyin. Enes · Sahîh-i Buhârî 2121 75 Peygamber torununu kucaklayıp öptü ve "Allah'ım! Onu sev, onu seveni de sev" buyurdu. Ebû Hüreyre ed-Devsî · Sahîh-i Buhârî 2122 76 Kervanlardan yiyecek alanların, onu satıldığı yere taşımadan aldıkları yerde satmalarına engel olunurdu. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 2123, 2124 77 Peygamber Tevrat'ta da vasfedilmiştir: Kaba ve katı kalpli değildir, çarşılarda bağırıp çağıran değildir. Atâ b. Yesâr · Sahîh-i Buhârî 2125 78 Yiyecek satın alan kimse, onu tam olarak ölçüp almadıkça satmasın. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2126 79 Câbir babasının alacaklılarına hurmayı ölçüp borcu ödedi; hurması hiç eksilmemiş gibi kaldı. Câbir · Sahîh-i Buhârî 2127 80 Yiyeceğinizi ölçün, size bereketli kılınsın. Mikdâm b. Ma'dîkerib · Sahîh-i Buhârî 2128 81 İbrâhîm Mekke'yi harem kıldığı gibi ben de Medine'yi harem kıldım ve onun müddü ve sâ'ı hakkında dua ettim. Abdullah b. Zeyd · Sahîh-i Buhârî 2129 82 Allah'ım! Onların ölçeklerini bereketli kıl; sâ'larını ve müddlerini bereketli kıl. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2130 83 Yiyeceği götürü satın alıp yüklerinin bulunduğu yere götürmeden satanlar Resûlullah zamanında dövülürdü. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2131 84 Yiyeceği teslim almadan satmak, dirhemleri dirhemlerle satmaktır; yiyecek ise ertelenmiştir. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 2132 85 Yiyecek satın alan kimse, onu teslim almadıkça satmasın. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 2133 86 Altın altınla ribâdır, ancak al-ver (peşin) olursa müstesna; buğday, hurma ve arpa da böyledir. Mâlik b. Evs · Sahîh-i Buhârî 2134 87 Yasaklanan, yiyeceğin teslim alınmadan satılmasıdır; İbn Abbâs: "Her şeyin de onun gibi olduğunu düşünüyorum." İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 2135 88 İbn Ömer: Yiyecek satın alan kimse, onu tam olarak ölçüp almadıkça satmasın. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 2136 89 İbn Ömer: Götürü yiyecek alanlar, onu yüklerine götürmeden bulundukları yerde satarlarsa dövülürdü. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 2137 90 Ebû Bekir hicret için hazırladığı iki deveden birini sundu; Peygamber: "Onu bedeliyle aldım" buyurdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2138 91 Biriniz kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2139 92 Kişi kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın, kardeşinin dünürlüğü üzerine dünür olmasın. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2140 93 Peygamber muhtaç düşen adamın müdebber kölesini aldı ve "Bunu benden kim satın alır?" dedi. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 2141 94 Peygamber necşi (müşteriyi kızıştırmayı) yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2142 95 Resûlullah habelü'l-habele satışını yasakladı; bu, cahiliye halkının yaptığı bir satıştı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2143 96 Resûlullah elbiseyi bakmadan atarak yapılan münâbezeyi ve bakmadan dokunarak yapılan mülâmeseyi yasakladı. Ebû Saîd · Sahîh-i Buhârî 2144 97 İki giyiniş şekli ile limâs ve nibâz denen iki satış şekli yasaklandı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2145 98 Resûlullah mülâmese ve münâbeze satışlarını yasakladı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2146 99 Peygamber iki giyiniş şeklini ve iki satış şeklini, mülâmese ile münâbezeyi yasakladı. Ebû Saîd · Sahîh-i Buhârî 2147 100 Deve ve koyunların sütünü memelerinde bekletmeyin; alan dilerse tutar, dilerse bir sâ' hurmayla geri verir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2148 101 Sütü bekletilmiş koyunu alıp geri veren onunla birlikte bir sâ' da versin. Abdullah b. Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 2149 102 Kervanları yolda karşılamayın, necş yapmayın, şehirli köylü adına satmasın, koyunların sütünü bekletmeyin. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2150 103 Sütü bekletilmiş koyunu alıp sağan, beğenmezse sağdığı süt karşılığında bir sâ' hurma verir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2151 104 Cariye üçüncü kez zina ederse kıldan bir ip karşılığında da olsa efendisi onu satsın. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2152 105 Muhsan olmayan cariye zina ederse celde vurun; üçüncüde örülmüş bir ip karşılığında da olsa onu satın. Ebû Hüreyre ve Zeyd b. Hâlid · Sahîh-i Buhârî 2153, 2154 106 Kim Allah'ın Kitabı'nda olmayan bir şart koşarsa, yüz şart koşsa bile o bâtıldır. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2155 107 Berîre'nin sahipleri velâyı şart koşunca Peygamber "Velâ ancak azat edenindir" buyurdu. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2156 108 Şehadet, namaz, zekât, dinleyip itaat ve her Müslümanın iyiliğini istemek üzere Resûlullah'a biat ettim. Cerîr · Sahîh-i Buhârî 2157 109 Kervanları yolda karşılamayın; şehirli köylü adına satış yapmasın, yani ona simsar olmasın. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 2158 110 Resûlullah şehirlinin köylü adına satış yapmasını yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2159 111 Kişi kardeşinin satışı üzerine satın almasın; necş yapmayın; şehirli köylü adına satmasın. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2160 112 Şehirlinin köylü adına satış yapması bize yasaklandı. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2161 113 Peygamber kervanları yolda karşılamayı ve şehirlinin köylü adına satış yapmasını yasakladı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2162 114 "Şehirli köylü adına asla satış yapmasın" sözünün anlamı, ona simsar olmamasıdır. Tâvûs · Sahîh-i Buhârî 2163 115 Sütü bekletilmiş hayvanı alan bir sâ' ile geri versin; Peygamber malları yolda karşılamayı yasakladı. Abdullah b. Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 2164 116 Mallar pazara indirilinceye kadar onları yolda karşılamayın. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2165 117 Kervanları karşılayıp yiyecek alırdık; Peygamber onu yiyecek pazarına ulaştırmadan satmamızı yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2166 118 Pazarın üst tarafında alınan yiyeceği taşımadan olduğu yerde satmalarını Resûlullah yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2167 119 Onu al ve velâyı onlara şart koş; çünkü velâ ancak azat edenindir. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2168 120 Bu seni satın almaktan alıkoymasın; çünkü velâ ancak azat edenindir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2169 121 Buğdayı buğdayla, arpayı arpayla, hurmayı hurmayla satmak peşin olmadıkça ribâdır. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2170 122 Resûlullah müzâbeneyi yasakladı: ağaçtaki hurmayı kuru hurmayla, kuru üzümü bağdaki üzümle ölçekle satmak. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2171 123 Müzâbene, meyveyi ölçekle "Artarsa benim, eksik çıkarsa aleyhime" diyerek satmaktır. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2172, 2173 124 Vallahi ondan almadıkça ayrılmayacaksın; altını altınla satmak peşin olmadıkça ribâdır. Mâlik b. Evs · Sahîh-i Buhârî 2174 125 Altını altınla, gümüşü gümüşle ancak eşit olarak satın; altını gümüşle dilediğiniz gibi satın. Ebû Bekre · Sahîh-i Buhârî 2175 126 Altın altınla misli misline, gümüş gümüşle misli misline satılır. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2176 127 Altını altınla ancak misli misline satın; bunlardan hazır olmayanı hazır olanla satmayın. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 2177 128 İbn Abbâs: Üsâme bana Peygamber'in "Ribâ ancak vadeli satıştadır" buyurduğunu haber verdi. Ebû Sâlih ez-Zeyyât · Sahîh-i Buhârî 2178, 2179 129 Resûlullah altının gümüş karşılığında veresiye satılmasını yasakladı. Ebü'l-Minhâl · Sahîh-i Buhârî 2180, 2181 130 Peygamber altını gümüşle, gümüşü altınla dilediğimiz gibi satın almamızı emretti. Ebû Bekre · Sahîh-i Buhârî 2182 131 Meyveyi olgunluğu belirinceye kadar satmayın; ağaçtaki meyveyi kuru hurmayla satmayın. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2183, 2184 132 Müzâbene, ağaçtaki hurmayı kuru hurmayla ve bağdaki üzümü kuru üzümle ölçekle satın almaktır. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2185 133 Resûlullah müzâbeneyi, yani ağaç başındaki hurmayı kuru hurmayla almayı ve muhâkaleyi yasakladı. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 2186 134 Peygamber muhâkale ve müzâbeneyi yasakladı. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 2187 135 Resûlullah arıyye sahibine onu tahminle satmasına ruhsat verdi. Zeyd b. Sâbit · Sahîh-i Buhârî 2188 136 Arâyâ dışında olgunlaşmamış hurmadan hiçbir şey ancak dinar ve dirhem karşılığında satılır. Câbir · Sahîh-i Buhârî 2189 137 Peygamber beş vesk ya da beş veskten az miktarda arâyâ satışına ruhsat verdi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2190 138 Resûlullah ağaçtaki meyvenin kuru hurmayla satılmasını yasakladı, ariyyenin tahminiyle satılmasına ruhsat verdi. Sehl b. Ebû Hasme · Sahîh-i Buhârî 2191 139 Resûlullah arâyânın, tahminiyle ölçek karşılığında satılmasına ruhsat verdi. Abdullah b. Ömer, Zeyd b. Sâbit'ten · Sahîh-i Buhârî 2192 140 Meyvenin olgunluğu belli oluncaya kadar alışveriş yapmasınlar. Zeyd b. Sâbit · Sahîh-i Buhârî 2193 141 Resûlullah meyvelerin olgunlukları belli oluncaya kadar satılmasını yasakladı; satıcıyı da alıcıyı da men etti. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2194 142 Resûlullah hurma ağacının meyvesinin renk verinceye kadar satılmasını yasakladı. Enes · Sahîh-i Buhârî 2195 143 Peygamber meyvenin alacalanıncaya, yani kızarıp sararıp yenecek hale gelinceye kadar satılmasını yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 2196 144 Peygamber meyvenin olgunluğu belli oluncaya, hurmanın da kızarıp ya da sararıncaya kadar satılmasını yasakladı. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2197 145 Allah meyveyi alıkoyarsa, biriniz kardeşinin malını ne karşılığında alır? Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2198 146 Olgunluğu belli oluncaya kadar meyveyi alıp satmayın; ağaçtaki meyveyi kuru hurma karşılığında da satmayın. İbn Şihâb · Sahîh-i Buhârî 2199 147 Peygamber bir Yahudiden vadeli olarak yiyecek satın aldı ve zırhını ona rehin verdi. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2200 148 Böyle yapma; karışık hurmayı dirhemle sat, sonra dirhemlerle cenîb hurma satın al. Ebû Saîd el-Hudrî ve Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2201, 2202 149 Aşılanmış olarak satılan hurma ağacının meyvesi anılmamışsa meyve onu aşılayanındır; köle ve ekin de böyledir. İbn Ömer'in azatlısı Nâfi' · Sahîh-i Buhârî 2203 150 Kim aşılanmış hurma ağacı satarsa meyvesi satıcınındır; ancak alıcı şart koşarsa başka. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2204 151 Resûlullah müzâbeneyi, yani bahçe meyvesini ölçekle kuru hurma, kuru üzüm ya da yiyecek karşılığında satmayı yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2205 152 Hurma ağacını aşılayıp sonra ağacın kendisini satan kimse için meyve aşılayanındır; ancak alıcı onu şart koşarsa başka. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2206 153 Resûlullah muhâkaleyi, muhâdarayı, mülâmeseyi, münâbezeyi ve müzâbeneyi yasakladı. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2207 154 Allah meyveyi alıkoyarsa kardeşinin malını ne karşılığında helal sayarsın? Enes · Sahîh-i Buhârî 2208 155 Peygamber hurma özü yerken: Ağaçlardan bir ağaç vardır ki mümin adam gibidir; o hurma ağacıdır. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2209 156 Ebû Taybe Resûlullah'a hacamat yaptı; ona bir sâ' hurma verilmesini ve haracının hafifletilmesini emretti. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2210 157 Sen ve oğulların, size yetecek olanı örfe uygun şekilde alın. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2211 158 Yetimin velisi fakirse onun malından örfe uygun şekilde yer. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2212 159 Resûlullah bölünmemiş her malda şuf'a hakkı tanıdı; sınırlar belirlenip yollar ayrılınca şuf'a yoktur. Câbir · Sahîh-i Buhârî 2213 160 Peygamber bölünmemiş her malda şuf'a ile hükmetti. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 2214 161 Ma'mer ve Hişâm tarikleri: Şuf'a bölünmemiş her şeyde hükmedildi. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 2214b 162 Mağaraya sığınan üç kişi yaptıkları en faziletli amelle dua edince kaya üzerlerinden kaldırıldı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 2215 163 Peygamber koyun süren müşrik bir adama "Satış mı, bağış mı?" diye sordu ve ondan bir koyun satın aldı. Abdurrahman b. Ebû Bekir · Sahîh-i Buhârî 2216 164 İbrâhîm Sâre ile hicret etti; zorba kral ona el uzatamadı ve hizmet için ona Hâcer'i verdi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2217 165 Çocuk yatak sahibinindir; zina edene de taş vardır. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2218 166 Abdurrahman b. Avf'ın uyarısına Süheyb: Babamdan başkasına nispet etmem; fakat ben küçükken kaçırıldım, dedi. Sa'd'ın babası · Sahîh-i Buhârî 2219 167 Geçmişte yaptığın hayırlar üzere Müslüman oldun. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 2220 168 Ölmüş koyunun derisinden faydalansaydınız ya! Yalnızca onu yemek haram kılındı. Abdullah b. Abbâs · Sahîh-i Buhârî 2221 169 Meryem oğlu aranıza adaletli bir hâkim olarak inecek; haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2222 170 Şarap satan birini duyan Ömer: Allah onu kahretsin! Yahudiler de haram kılınan iç yağlarını eritip sattılar, dedi. Abdullah b. Abbâs · Sahîh-i Buhârî 2223 171 Allah Yahudileri kahretsin; iç yağları haram kılınınca onu satıp bedelini yediler. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2224 172 Kim bir resim yaparsa Allah ona, içine ruh üfleyinceye kadar azap eder; o ise asla ruh üfleyemeyecektir. Saîd b. Ebü'l-Hasen · Sahîh-i Buhârî 2225 173 Bakara sûresinin son âyetleri inince Peygamber: Şarap ticareti haram kılındı, buyurdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 2226 174 Kıyamet günü hasmı olduğum üç kişi: Ahdini bozan, hür insanı satıp parasını yiyen ve işçinin ücretini vermeyen. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2227 175 Esirler arasındaki Safiyye önce Dihye el-Kelbî'ye düştü, sonra Peygamber'e geçti. Enes · Sahîh-i Buhârî 2228 176 Allah'ın çıkmasını yazdığı hiçbir can yoktur ki mutlaka çıkacak olmasın. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 2229 177 Peygamber müdebberi sattı. Câbir · Sahîh-i Buhârî 2230 178 Resûlullah müdebber köleyi sattı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 2231 179 Zina eden cariyeye celde vurun; üçüncü ya da dördüncüden sonra onu satın. Zeyd b. Hâlid ve Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2232, 2233 180 Cariye üçüncü kez zina eder de zinası sabit olursa, kıldan bir ip karşılığında da olsa onu satsın. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 2234 181 Hayber'de Safiyye'yi kendisi için seçen Resûlullah, Sedd-i Ravhâ'da onunla evlendi ve hays ile velime verdi. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 2235 182 Allah ve Resûlü şarabın, leşin, domuzun ve putların satışını haram kıldı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 2236 183 Resûlullah köpek parasını, fahişe kazancını ve kâhin ücretini yasakladı. Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Sahîh-i Buhârî 2237 184 Resûlullah kan ve köpek parasını, cariyenin kazancını yasakladı; dövme yapana, faiz yiyene ve resim yapana lanet etti. Avn b. Ebû Cuhayfe · Sahîh-i Buhârî 2238 185 Resûlullah mülâmese ve münâbeze satışlarını yasakladı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1511 a 186 Ebü'z-Zinâd tarikiyle: Resûlullah mülâmese ve münâbeze satışlarını yasakladı. Sahîh-i Müslim 1511 b 187 Hafs b. Âsım tarikiyle Ebû Hüreyre: Mülâmese ve münâbeze satışları yasaktır. Sahîh-i Müslim 1511 c 188 Süheyl'in babasından rivayeti: Mülâmese ve münâbeze yoluyla alışveriş yasaktır. Sahîh-i Müslim 1511 d 189 Malı görmeden dokunmakla ya da atmakla yapılan mülâmese ve münâbeze satışları yasaktır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1511 e 190 Bakmadan ve karşılıklı rıza olmadan yapılan mülâmese ve münâbeze satışları yasaktır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1512 a 191 Sâlih tarikiyle: Bakmadan ve rıza olmadan yapılan mülâmese ve münâbeze yasaktır. Sahîh-i Müslim 1512 b 192 Resûlullah taş atma satışını ve belirsizlik içeren (garar) satışı yasakladı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1513 193 Resûlullah habelü'l-habele satışını yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1514 a 194 Vadesi devenin yavrusunun gebe kalmasına bağlanan habelü'l-habele satışı yasaklandı. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1514 b 195 Biriniz kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1412 e 196 Kardeşinin satışı ve kız istemesi üzerine, o izin vermedikçe girişme. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1412 f 197 Müslüman kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1515 a 198 Şu'be tarikiyle: Kişi kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın. Sahîh-i Müslim 1515 b 199 Kervan karşılama, neceş ve sütü memede bekletme yasaktır; aldatılan alıcı hayvanı bir sâ' hurmayla geri verebilir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1515 c 200 Kervan karşılama, şehirlinin köylü adına satışı, neceş ve tasriye yasaktır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1515 d 201 Gunder, Vehb ve Abdüssamed tarikleriyle: Kervan karşılama, neceş ve tasriye yasaklandı. Sahîh-i Müslim 1515 e 202 Resûlullah neceşi (almak niyeti olmadan fiyat artırmayı) yasakladı. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1516 203 Mallar pazara varmadan yolda karşılanıp satın alınamaz. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1517 a 204 İbn Mehdî'nin Mâlik'ten rivayeti: Mallar pazara varmadan yolda karşılanmaz. Sahîh-i Müslim 1517 b 205 Peygamber satılacak malları yolda karşılamayı yasakladı. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1518 206 Şehre getirilen mal yolda karşılanamaz. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1519 a 207 Yolda karşılanıp malı satın alınan satıcı, pazara gelince muhayyerdir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1519 b 208 Şehirli köylü adına satış yapmasın. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1520 209 Şehirli, köylünün simsarı olmasın. İbn Abbâs · Sahîh-i Müslim 1521 210 İnsanları bırakın; Allah bir kısmını diğerleriyle rızıklandırsın. Câbir · Sahîh-i Müslim 1522 a 211 İbn Uyeyne tarikiyle Câbir: Şehirli köylü adına satış yapmasın; insanları bırakın. Sahîh-i Müslim 1522 b 212 Şehirli, kardeşi ya da babası olsa bile köylü adına satış yapamaz. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1523 a 213 Şehirlinin köylü adına satış yapması yasaklandı. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1523 b 214 Sütü memesinde bekletilmiş koyunu alan, razı değilse onu bir sâ' hurmayla geri verir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1524 a 215 Musarrât koyun alan üç gün muhayyerdir; geri verirse yanında bir sâ' hurma verir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1524 b 216 Musarrât koyunu geri veren, yanında buğday dışında bir sâ' yiyecek verir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1524 c 217 Musarrât koyunu alan dilerse tutar, dilerse bir sâ' hurmayla geri verir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1524 d 218 Abdülvehhâb tarikiyle: Kim musarrât koyun satın alırsa muhayyerdir. Sahîh-i Müslim 1524 e 219 Sütü bekletilmiş deve ya da koyunu alan, sağdıktan sonra tutar ya da bir sâ' hurmayla geri verir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1524 f 220 Satın alınan yiyecek, tam olarak teslim alınmadan satılamaz. İbn Abbâs · Sahîh-i Müslim 1525 a 221 Süfyân ve Sevrî tarikleriyle: Satın alınan yiyecek teslim alınmadan satılamaz. Sahîh-i Müslim 1525 b 222 Satın alınan yiyecek teslim alınmadıkça satılmaz; İbn Abbâs her malı böyle görürdü. İbn Abbâs · Sahîh-i Müslim 1525 c 223 Satın alınan yiyecek ölçülüp teslim alınmadan satılmaz. İbn Abbâs · Sahîh-i Müslim 1525 d 224 Satın aldığın yiyeceği tam teslim almadan satma. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1526 a 225 Satın alınan yiyecek, satılmadan önce alındığı yerden başka yere taşınmalıdır. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1527 a 226 Götürü alınan yiyecek, yerinden taşınmadıkça satılamaz. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1526 b, 1527 b 227 Yiyecek tam olarak teslim alınmadıkça satılmaz. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1526 c 228 Satın aldığı yiyeceği teslim almadan satmasın. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1526 d 229 Götürü alınan yiyeceği taşımadan yerinde satanlar cezalandırılırdı. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1527 c 230 Götürü alınan yiyecek, alıcının yerine taşınmadan satılamazdı. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1527 d 231 Satın alınan yiyecek ölçülüp alınmadıkça satılmaz. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1528 a 232 Yiyecek senetleri, yiyecek teslim alınmadan satılamaz; Ebû Hüreyre bunu ribâ saydı. Süleymân b. Yesâr · Sahîh-i Müslim 1528 b 233 Satın aldığın yiyeceği tam teslim almadıkça satma. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1529 234 Miktarı bilinmeyen hurma yığını, belirli ölçüdeki hurma karşılığında satılamaz. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1530 a 235 Ravh b. Ubâde tarikiyle Câbir: Miktarı bilinmeyen yığın belirli ölçüyle satılamaz. Sahîh-i Müslim 1530 b 236 Alıcı ve satıcı birbirinden ayrılmadıkça muhayyerdir. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1531 a 237 Ubeydullah, Eyyûb ve Yahyâ tarikleriyle: Alıcı ve satıcı ayrılmadıkça muhayyerdir. Sahîh-i Müslim 1531 b 238 Alışveriş yapanlar ayrılmadıkça muhayyerdir; ayrılınca satış kesinleşir. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1531 c 239 Meclis muhayyerliği vardır; ayrılmadıkça satış bozulabilir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1531 d 240 Alıcı ve satıcı ayrılıncaya kadar satış kesinleşmez. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1531 e 241 Alışverişte doğru söyleyip kusuru açıklayana bereket verilir; yalan söyleyip gizleyenin bereketi gider. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Müslim 1532 a 242 Hemmâm tarikiyle Hakîm b. Hizâm: Doğru söyleyip kusuru açıklayan alışverişte bereket bulur. Sahîh-i Müslim 1532 b 243 Alışverişte aldatılan kişi "Aldatmak yok" şartını koşabilir. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1533 a 244 Süfyân ve Şu'be tarikleriyle: Alışverişte aldatılan "Aldatmak yok" şartını koşabilir. Sahîh-i Müslim 1533 b 245 Meyve, olgunluğu belirmeden satılamaz. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1534 a 246 İbn Numeyr tarikiyle: Meyve olgunluğu belirmeden satılamaz. Sahîh-i Müslim 1534 b 247 Hurma renk vermeden, başak beyazlayıp âfetten emin olmadan satılamaz. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1535 248 Meyveyi olgunluğu belirip âfetten kurtulmadan satın almayın. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1534 c 249 Abdülvehhâb tarikiyle Yahyâ: Meyveyi olgunluğu belirinceye kadar satmayın. Sahîh-i Müslim 1534 d 250 Dahhâk tarikiyle Nâfi': Meyve olgunlaşıp âfetten kurtulmadan satın alınmaz. Sahîh-i Müslim 1534 e 251 Mûsâ b. Ukbe tarikiyle: Olgunluğu belirmemiş meyvenin alım satımı yasaktır. Sahîh-i Müslim 1534 f 252 Meyveyi olgunluğu belirinceye kadar satmayın. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1534 g 253 Şu'be tarikiyle İbn Ömer: Meyvenin olgunluğu, âfetinin gitmesidir. Sahîh-i Müslim 1534 h 254 Meyve yenecek hâle gelmeden satılamaz. Câbir · Sahîh-i Müslim 1536 a 255 Resûlullah meyvenin olgunluğu belirmeden satılmasını yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 b 256 Hurma yenecek hâle gelip miktarı tahmin edilmeden satılamaz. Ebü'l-Bahterî · Sahîh-i Müslim 1537 257 Meyveleri olgunluğu belirinceye kadar satın almayın. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1538 a 258 Ağaçtaki meyve olgunlaşmadan ve kuru hurma karşılığında satılamaz. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1534 i 259 Resûlullah arâyâ satışına ruhsat verdi. Zeyd b. Sâbit · Sahîh-i Müslim 1539 a 260 Meyveyi olgunlaşmadan ve ağaçtaki meyveyi kuru hurma karşılığında satın almayın. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1538 b 261 Müzâbene ve muhâkale yasaktır; yalnızca arâyâ satışına ruhsat verildi. Saîd b. el-Müseyyeb · Sahîh-i Müslim 1539 b 262 Arâyâ sahibi ağaçtaki hurmayı tahmini miktarı kadar kuru hurmayla satabilir. Zeyd b. Sâbit · Sahîh-i Müslim 1539 c 263 Ev halkı arâyâyı tahmini miktarınca kuru hurmayla alıp taze olarak yiyebilir. Zeyd b. Sâbit · Sahîh-i Müslim 1539 d 264 Abdülvehhâb tarikiyle Nâfi': Arâyâ tahmini miktarınca kuru hurmayla satılabilir. Sahîh-i Müslim 1539 e 265 Hüşeym tarikiyle: Ariyye, bir topluluğa yemeleri için verilen hurma ağacıdır. Sahîh-i Müslim 1539 f 266 Ariyye, aile ihtiyacı için ağaçtaki taze hurmayı tahmini miktarınca kuru hurmayla almaktır. Zeyd b. Sâbit · Sahîh-i Müslim 1539 g 267 Arâyâ, tahmini miktarınca ölçekle satılabilir. Zeyd b. Sâbit · Sahîh-i Müslim 1539 h 268 Ubeydullah tarikiyle: Arâyânın tahmin edilen miktarı kadar alınmasına ruhsat verildi. Sahîh-i Müslim 1539 i 269 Eyyûb tarikiyle Nâfi': Resûlullah arâyânın tahmini miktarınca satılmasına izin verdi. Sahîh-i Müslim 1539 j 270 Ağaçtaki meyveyi kuru hurmayla satmak ribâ ve müzâbenedir; bir iki ağaçlık ariyye müstesnadır. Büşeyr b. Yesâr, Resûlullah'ın ashabından —kendi mahallelerinden olan— bazılarından, aralarında Sehl b. Ebû Hasme'nin de bulunduğu kişilerden · Sahîh-i Müslim 1540 a 271 Ariyye, tahmini miktarınca kuru hurmayla satılabilir. Büşeyr b. Yesâr, Resûlullah'ın ashabından · Sahîh-i Müslim 1540 b 272 Sekafî tarikiyle Büşeyr b. Yesâr: Hurmanın kuru hurmayla satışı zebndir; ariyyeye ruhsat verildi. Sahîh-i Müslim 1540 c 273 İbn Uyeyne tarikiyle Sehl b. Ebû Hasme: Ariyyenin tahmini miktarınca satışına ruhsat. Sahîh-i Müslim 1540 d 274 Müzâbene yasaktır; arâyâ sahiplerine izin verildi. Râfi' b. Hadîc ile Sehl b. Ebû Hasme · Sahîh-i Müslim 1540 e 275 Arâyâ satışına beş veskın altında (ya da beş veskte) ruhsat verildi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1541 276 Ağaçtaki hurmayı kuru hurmayla, asmadaki üzümü kuru üzümle ölçerek satmak (müzâbene) yasaktır. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1542 a 277 Ağaçtaki hurma, asmadaki üzüm ve tarladaki ekin, kurusu karşılığında ölçekle satılamaz. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1542 b 278 İbn Ebû Zâide tarikiyle: Ağaçtaki hurmayı kurusuyla ölçekle satmak yasaktır. Sahîh-i Müslim 1542 c 279 Müzâbene ve her meyveyi tahmini miktarla takas etmek yasaktır. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1542 d 280 Ağaçtaki meyveyi belirli ölçek kuru hurmaya fazlası-eksiği riskiyle satmak müzâbenedir ve yasaktır. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1542 e 281 Hammâd'ın Eyyûb'dan rivayeti: Ağaçtaki meyveyi ölçekle kuru hurmaya satmak müzâbenedir. Sahîh-i Müslim 1542 f 282 Bahçedeki hurma, üzüm veya ekini kurusu ya da tahılla ölçekle satmak yasaktır. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1542 g 283 Yûnus, Dahhâk ve Mûsâ b. Ukbe tarikleriyle: Bahçe ürününü kurusuyla ölçekle satmak yasaktır. Sahîh-i Müslim 1542 h 284 Aşılanmış hurma satılırsa, alıcı şart koşmadıkça meyvesi satıcınındır. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1543 a 285 Aşılandıktan sonra satılan hurmanın meyvesi, şart yoksa aşılayanındır. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1543 b 286 Aşılanıp satılan ağacın meyvesi, alıcı şart koşmadıkça aşılayanındır. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 1543 c 287 Hammâd ve İsmâil tarikleriyle: Aşılanan ağacın meyvesi, şart koşulmadıkça satıcınındır. Sahîh-i Müslim 1543 d 288 Aşılanmış ağacın meyvesi ve satılan kölenin malı, alıcı şart koşmadıkça satıcınındır. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1543 e 289 İbn Uyeyne'nin Zührî'den rivayeti: Aşılı ağacın meyvesi ve kölenin malı satıcınındır. Sahîh-i Müslim 1543 f 290 Sâlim'in babasından rivayeti: Aşılı hurmanın meyvesi, alıcı şart koşmadıkça satıcınındır. Sahîh-i Müslim 1543 g 291 Muhâkale, müzâbene, muhâbere ve olgunlaşmamış meyve satışı yasaktır; meyve parayla satılır. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 c 292 Atâ ve Ebü'z-Zübeyr tarikleriyle Câbir: Muhâkale, müzâbene ve muhâbere yasaklandı. Sahîh-i Müslim 1536 d 293 Muhâbere, müzâbene ve muhâkale yasaktır; Câbir bunların anlamını açıkladı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 e 294 Muhâkale, müzâbene, muhâbere ve hurmanın kızarıp sararmadan satılması yasaktır. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 f 295 Meyve kızarıp sararmadan ve yenecek hâle gelmeden satılamaz. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 g 296 Muhâkale, müzâbene, muâveme, muhâbere ve belirsiz istisna yasaktır; arâyâya ruhsat verildi. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 h 297 İbn Uleyye tarikiyle: Muhâkale, müzâbene ve muhâbere yasak; arâyâya ruhsat verildi. Sahîh-i Müslim 1536 i 298 Toprağı kiraya vermek, ürününü yıllarca satmak ve olgunlaşmamış meyveyi satmak yasaklandı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 j 299 Resûlullah toprağın kiraya verilmesini yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 k 300 Toprağı olan onu eksin; ekmezse kardeşine ektirsin. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 l 301 Fazla toprağı olan onu eksin ya da kardeşine karşılıksız versin. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 m 302 Toprak için ücret ya da üründen pay alınması yasaklandı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 n 303 Toprağını ekemeyen onu Müslüman kardeşine karşılıksız versin, kiraya vermesin. Câbir · Sahîh-i Müslim 1536 o 304 Toprağı olan onu eksin ya da kardeşine ektirsin, kiraya vermesin. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 p 305 Peygamber muhâbereyi yasakladı. Câbir · Sahîh-i Müslim 1536 q 306 Fazla toprağı olan onu eksin ya da kardeşine ektirsin, kiraya vermesin. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 r 307 Toprağı olan onu eksin ya da kardeşine sürdürsün; yoksa bıraksın. Câbir · Sahîh-i Müslim 1536 s 308 Toprağını ekmeyen kardeşine karşılıksız versin; vermezse elinde tutsun. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 t 309 Toprağı olan onu bağışlasın ya da ödünç versin. Câbir · Sahîh-i Müslim 1536 u 310 Ammâr b. Ruzeyk tarikiyle: Toprağı olan onu eksin ya da bir adama ektirsin. Sahîh-i Müslim 1536 v 311 Toprağı kiraya vermek yasaklandı; İbn Ömer Râfi'in hadisini duyunca bunu bıraktı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 w 312 Boş toprağın ürününü birkaç yıllığına satmak yasaklandı. Câbir · Sahîh-i Müslim 1536 x 313 Meyvenin yıllar sonrasına satılması yasaklandı. Câbir · Sahîh-i Müslim 1536 y 314 Toprağı olan onu eksin ya da kardeşine versin; istemezse elinde tutsun. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1544 315 Müzâbene ve hukûl (toprağı kiraya vermek) yasaklandı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1536 z 316 Resûlullah muhâkale ve müzâbeneyi yasakladı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1545 317 Ağaçtaki meyveyi takasla almak (müzâbene) ve muhâkale yasaklandı. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1546 318 İbn Ömer, Râfi'in nehiy rivayetine kadar muhâberede sakınca görmezdi. Amr b. Dînâr · Sahîh-i Müslim 1547 a 319 İbn Uyeyne tarikiyle: Râfi'in rivayeti üzerine muhâbereyi bıraktık. Sahîh-i Müslim 1547 b 320 İbn Ömer, Râfi'in rivayeti yüzünden toprağından faydalanamadığını söyledi. Mücâhid · Sahîh-i Müslim 1547 c 321 İbn Ömer, Râfi'in nehiy rivayetini duyunca tarlalarını kiraya vermeyi bıraktı. Nâfi' · Sahîh-i Müslim 1547 d 322 İbn Uleyye tarikiyle: İbn Ömer bundan sonra tarlasını kiraya vermez oldu. Sahîh-i Müslim 1547 e 323 Râfi' b. Hadîc, tarlaların kiraya verilmesinin yasaklandığını haber verdi. Nâfi' · Sahîh-i Müslim 1547 f 324 Hakem tarikiyle Nâfi': İbn Ömer Râfi'e gitti; o da nehiy hadisini anlattı. Sahîh-i Müslim 1547 g 325 İbn Ömer, toprak kiralamanın yasaklandığını duyunca bunu terk etti. Nâfi' · Sahîh-i Müslim 1547 h 326 İbn Avn tarikiyle: Râfi' bunu amcalarından birinden, o da Peygamber'den anlattı. Sahîh-i Müslim 1547 i 327 İbn Ömer, bilmediği bir yasak gelmiş olabileceği endişesiyle toprak kiralamayı bıraktı. Sâlim b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1547 j 328 Toprağı ürün payı veya belirli yiyecek karşılığında kiraya vermek yasaklandı; Allah ve Resûlü'ne itaat daha faydalıdır. Râfi' b. Hadîc · Sahîh-i Müslim 1548 a 329 Hammâd b. Zeyd tarikiyle Râfi': Toprağı üçte bir ve dörtte bir karşılığında kiraya verirdik. Sahîh-i Müslim 1548 b 330 İbn Ebû Arûbe tarikiyle: Toprağı ürün payı karşılığında kiralamak yasaklandı. Sahîh-i Müslim 1548 c 331 Cerîr b. Hâzim tarikiyle Râfi': Tarlayı belirli ürün karşılığında kiraya vermek yasaklandı. Sahîh-i Müslim 1548 d 332 Tarlayı ark kenarı ürünü veya belirli ölçek hurma, arpa karşılığında kiralamayın; ekin, ektirin ya da tutun. Râfi' b. Hadîc · Sahîh-i Müslim 1548 e 333 İkrime b. Ammâr tarikiyle Râfi': Tarlayı ekin, ektirin ya da tutun; ürüne kiralamayın. Sahîh-i Müslim 1548 f 334 Toprağı altın ve gümüş karşılığında kiraya vermekte sakınca yoktur. Hanzala b. Kays · Sahîh-i Müslim 1547 k 335 Riskli ürün payıyla kiralama yasaklandı; belirli ve güvenceli bedelle kiralamada sakınca yoktur. Hanzala b. Kays el-Ensârî · Sahîh-i Müslim 1547 l 336 Toprağın belirli bölümünün ürünü karşılığında kiralanması yasaklandı; para ile kiralama yasaklanmadı. Hanzala ez-Zürakî · Sahîh-i Müslim 1547 m 337 Yahyâ b. Saîd tarikiyle: Toprağın belli bölümünün ürünü karşılığında kiralanması yasaklandı. Sahîh-i Müslim 1547 n 338 Resûlullah müzâraayı yasakladı. Abdullah b. es-Sâib · Sahîh-i Müslim 1549 a 339 Müzâraa yasaklandı, (bedelle) kiralamada ise sakınca görülmedi. Abdullah b. es-Sâib · Sahîh-i Müslim 1549 b 340 Toprağı kardeşine karşılıksız vermek, ondan belirli bir bedel almaktan daha hayırlıdır. Amr b. Dînâr · Sahîh-i Müslim 1550 a 341 İbn Abbâs'a göre muhâbere yasaklanmadı; toprağı karşılıksız vermek daha hayırlıdır. Amr b. Dînâr · Sahîh-i Müslim 1550 b 342 Amr b. Dînâr tarikiyle İbn Abbâs: Toprağı kardeşine karşılıksız vermek daha hayırlıdır. Sahîh-i Müslim 1550 c 343 Toprağı kardeşine karşılıksız vermek, belirli bir karşılık almaktan hayırlıdır. İbn Abbâs · Sahîh-i Müslim 1550 d 344 Toprağını kardeşine karşılıksız vermek daha hayırlıdır. İbn Abbâs · Sahîh-i Müslim 1550 e 345 Kişinin yediğinin en temizi kendi kazancıdır; çocuğu da onun kazancındandır. Âişe · Sünen-i Nesâî 4449 346 Çocuklarınız en temiz kazancınızdandır; öyleyse çocuklarınızın kazancından yiyin. Âişe · Sünen-i Nesâî 4450 347 Kişinin yediği şeylerin en temizi kendi kazancından olandır. Âişe · Sünen-i Nesâî 4451 348 Kişinin çocuğu da onun kendi kazancından sayılır. Âişe · Sünen-i Nesâî 4452 349 Helal bellidir, haram da bellidir; ikisinin arasında şüpheli işler vardır. Nu'mân b. Beşîr · Sünen-i Nesâî 4453 350 Kişinin malı helalden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacağı bir zaman gelecek. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4454 351 İnsanların faiz yiyeceği bir zaman gelecek; onu yemeyene de tozu bulaşacak. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4455 352 Kıyametin alametlerinden biri, malın çoğalması ve ticaretin yaygınlaşmasıdır. Amr b. Tağlib · Sünen-i Nesâî 4456 353 Alışverişte doğru söyleyip açıklarlarsa bereketlenir, yalan söyleyip gizlerlerse bereket yok olur. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Nesâî 4457 354 Allah'ın kıyamet günü konuşmayacağı üç kişi: İzarını sürükleyen, malını yalan yeminle süren ve başa kakan. Ebû Zer · Sünen-i Nesâî 4458 355 Malını yalanla sürene Allah kıyamet günü bakmaz ve onu temize çıkarmaz. Ebû Zer · Sünen-i Nesâî 4459 356 Alışverişte çok yemin etmekten sakının; o malı sürer, sonra bereketi yok eder. Ebû Katâde el-Ensârî · Sünen-i Nesâî 4460 357 Yemin, malı sürümlü kılar, kazancı ise yok eder. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4461 358 İkindiden sonra mala şu kadar teklif edildi diye yemin eden, Allah'ın kıyamet günü bakmayacağı üç kişidendir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4462 359 Ey tüccar topluluğu! Alışverişinize yemin ve boş söz karışıyor; onu sadakayla karıştırın. Kays b. Ebî Ğareze · Sünen-i Nesâî 4463 360 Alışveriş yapan iki taraf ayrılmadıkça muhayyerdir; açıklayıp doğru söylerlerse onlara bereket verilir. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Nesâî 4464 361 Alışveriş yapan iki taraftan her biri, ayrılmadıkları sürece diğerine karşı muhayyerdir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4465 362 Alışveriş yapan iki taraf, ayrılmadıkça ya da satış muhayyerlikli olmadıkça muhayyerdir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4466 363 Satış muhayyerlik üzerine yapılmışsa, satış kesinleşmiş olur. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4467 364 İki kişi alışveriş yaptığında, ayrılmadıkları sürece her biri satışında muhayyerdir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4468 365 Alışveriş yapan iki taraf, ayrılmadıkça ya da biri diğerine seçmesini söylemedikçe muhayyerdir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4469 366 Alışveriş yapan iki taraf, ayrılıncaya ya da satış muhayyerlikli oluncaya kadar muhayyerdir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4470 367 Muhayyerlik, taraflar ayrılıncaya ya da biri diğerine seçmesini söyleyinceye kadar sürer. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4471 368 Alışverişten sonra ikisinden hiçbiri satışı bırakmadan ayrılırlarsa satış kesinleşir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4472 369 İbn Ömer, hoşuna giden bir şey satın aldığında satıcıdan hemen ayrılırdı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4473 370 Alışveriş yapan iki taraf arasında, ayrılıncaya kadar satış kesinleşmez. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4474 371 Alışveriş yapan her iki taraf arasında, ayrılıncaya kadar satış yoktur. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4475 372 Taraflar ayrılmadıkça alışveriş tamamlanmaz; muhayyerlikli satış müstesna. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4476 373 Muhayyerlikli satış dışında, iki taraf ayrılıncaya kadar aralarında satış yoktur. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4477 374 Alışveriş yapan iki taraf için satış, ancak birbirlerinden ayrıldıklarında bağlayıcı olur. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4478 375 Alışveriş yapanlar ayrılıncaya kadar aralarındaki satış kesinleşmiş sayılmaz. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4479 376 Satışları muhayyerlik üzerine olmadıkça alışveriş yapan iki taraf ayrılana dek muhayyerdir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4480 377 Alışveriş yapan iki taraf, üç kez birbirini muhayyer bırakıncaya kadar muhayyerdir. Semüre · Sünen-i Nesâî 4481 378 Alışverişte taraflar ayrılmadıkça ve biri razı olduğunu almadıkça muhayyerdir. Semüre · Sünen-i Nesâî 4482 379 Akdi bozmak ister korkusuyla alışveriş yaptığı kimseden ayrılmak helal olmaz. Amr b. Şuayb, babası aracılığıyla dedesinden · Sünen-i Nesâî 4483 380 Alışverişte aldatılan adama, alışveriş yaptığında aldatma yok demesi öğretildi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4484 381 Aklı zayıf adamın ailesi onun kısıtlanmasını istedi; Peygamber ona aldatma yok demesini söyledi. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 4485 382 Koyun veya sağmal deve satan, sütünü memesinde biriktirmesin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4486 383 Sütü memesinde bırakılmış hayvanı alan, dilerse tutar, dilerse bir sâ' hurmayla geri verir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4487 384 Musarrât hayvanı sağdığında beğenmeyen, onu bir sâ' hurmayla geri versin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4488 385 Musarrât hayvanı alan üç gün muhayyerdir; geri verirse buğday değil, bir sâ' hurma verir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4489 386 Resûlullah, gelirin tazmin sorumluluğuna bağlı olduğuna hükmetti. Âişe · Sünen-i Nesâî 4490 387 Resûlullah, muhacirin bedevi adına satış yapmasını ve necşi yasakladı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4491 388 Peygamber, şehirlinin babası ya da kardeşi de olsa çöllü adına satış yapmasını yasakladı. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 4492 389 Şehirlinin, kardeşi ya da babası da olsa çöllü adına satış yapması bize yasaklandı. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 4493 390 Şehirlinin çöllü adına satış yapması bize yasaklandı. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 4494 391 İnsanları bırakın; Allah onların bir kısmını diğerleri vasıtasıyla rızıklandırır. Câbir · Sünen-i Nesâî 4495 392 Satış için kervanları karşılamayın; biriniz diğerinin satışı üzerine satış yapmasın. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4496 393 Resûlullah necşi, kervan karşılamayı ve şehirlinin çöllü adına satışını yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4497 394 Resûlullah, kervanları yolda karşılamayı yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4498 395 Resûlullah, satılık mal getirenleri çarşıya girmeden yolda karşılamayı yasakladı. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 4499 396 Şehirli bedevi adına satış yapmasın; yani ona simsarlık etmesin. İbn Abbas · Sünen-i Nesâî 4500 397 Satılık malı yolda karşılayıp alana karşı mal sahibi çarşıya gelince muhayyerdir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4501 398 Kişi kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4502 399 Biriniz kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 4503 400 Kişi, kardeşi satın alıncaya ya da vazgeçinceye kadar onun satışı üzerine satış yapmasın. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 4504 401 Peygamber, almak niyeti olmadan fiyatı artırmak demek olan necşi yasakladı. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 4505 402 Necş yapmayın; kişi kardeşinin satışı üzerine fiyat artırmasın. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4506 403 Kadın, kız kardeşinin tabağındakini kendine boşaltmak için onun boşanmasını istemesin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4507 404 Resûlullah bir kadehle bir çulu artırma usulüyle sattı. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 4508 405 Resûlullah mülâmese ve münâbezeyi yasakladı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4509 406 Mülâmese, kumaşa bakmadan ona dokunarak alışveriş yapmaktır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4510 407 Resûlullah alışverişte mülâmese ve münâbezeyi yasakladı. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4511 408 Resûlullah iki satış türünü, mülâmese ile münâbezeyi yasakladı. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4512 409 Mülâmese gece kumaşlara elle dokunarak, münâbeze kumaşları birbirine atarak yapılan satıştır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4513 410 Münâbeze, kişinin kumaşını çevirip incelemeden başka birine atmasıdır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4514 411 Resûlullah iki giyiniş şeklini ve mülâmese ile münâbeze satışlarını yasakladı. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4515 412 Münâbeze ve mülâmese, Câhiliye döneminde yapılan alışverişlerdi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4516 413 Mülâmese, birbirinin elbisesine bakmadan yalnızca dokunarak takas etmektir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4517 414 Resûlullah çakıl taşı satışını ve garar satışını yasakladı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4518 415 Meyve olgunluğu belirmeden satılmaz; yasak hem satıcıyı hem alıcıyı kapsar. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 4519 416 Resûlullah meyveyi olgunluğu belirmeden satmayı yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4520 417 Dalda meyveyi kuru hurma karşılığında satın almayın. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4521 418 Meyveyi olgunluğu belirinceye kadar satmayın. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4522 419 Peygamber muhâbere, müzâbene ve muhâkaleyi yasakladı, arayaya ruhsat verdi. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4523 420 Araya dışında meyve yenecek hâle gelmeden satılmaz. Câbir · Sünen-i Nesâî 4524 421 Resûlullah hurmalığın meyvesinin yenecek hâle gelmeden satılmasını yasakladı. Câbir · Sünen-i Nesâî 4525 422 Allah meyveyi alıkoyarsa biriniz kardeşinin malını ne karşılığında alacak? Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 4526 423 Sattığın meyveye âfet isabet ederse kardeşinden bir şey alman helal olmaz. Câbir · Sünen-i Nesâî 4527 424 Biriniz Müslüman kardeşinin malını ne karşılığında yer? Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4528 425 Peygamber âfete uğrayan meyvenin bedelini alıcıdan düşürdü. Câbir · Sünen-i Nesâî 4529 426 Bulduğunuzu alın; sizin için bundan başkası yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4530 427 Peygamber meyvenin yıllar için önceden satılmasını yasakladı. Câbir · Sünen-i Nesâî 4531 428 Peygamber dalda meyveyi kuru hurmaya satmayı yasakladı, arayaya ruhsat verdi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4532 429 Müzâbene, ağaçtaki hurmayı belirli ölçekte kuru hurmaya satmaktır. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 4533 430 Asmadaki üzümü ölçekle kuru üzüme satmak müzâbenedir. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 4534 431 Resûlullah muhâkale ve müzâbeneyi yasakladı. Râfi' b. Hadîc · Sünen-i Nesâî 4535 432 Zeyd b. Sâbit'e göre Resûlullah arayaya ruhsat verdi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4536 433 Resûlullah kuru ve taze hurma karşılığında arayaya ruhsat verdi. Zeyd b. Sâbit · Sünen-i Nesâî 4537 434 Araya, tahminî miktarı üzerinden satılabilir. Zeyd b. Sâbit · Sünen-i Nesâî 4538 435 Araya, tahminî miktarınca kuru hurma karşılığında satılabilir. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 4539 436 Resûlullah arayada taze ve kuru hurmaya ruhsat verdi, başkasına vermedi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4540 437 Araya ruhsatı beş vesk veya daha az miktar içindir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4541 438 Araya, sahipleri taze hurma yesin diye tahminle satılabilir. Sehl b. Ebû Hasme · Sünen-i Nesâî 4542 439 Müzâbene yasaktır; araya sahiplerine ise izin verilmiştir. Râfi' b. Hadîc ve Sehl b. Ebû Hasme · Sünen-i Nesâî 4543 440 Ashaba göre Resûlullah araya satışına tahminî miktarı üzerinden ruhsat verdi. Resûlullah'ın ashabı · Sünen-i Nesâî 4544 441 Taze hurma kuruyunca eksildiği için kuru hurmayla değişimi yasaklandı. Sa'd · Sünen-i Nesâî 4545 442 Resûlullah "Kuruyunca eksilir mi?" diye sordu; evet denince yasakladı. Sa'd b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 4546 443 Ölçeği bilinmeyen hurma yığını, belirli ölçekte hurmaya satılmaz. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4547 444 Yiyecek yığını, yiyecek yığınına ya da belirli ölçekte yiyeceğe satılmaz. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4548 445 Resûlullah, bahçe mahsulünü ölçekle kuru hurmaya, kuru üzüme ya da yiyeceğe karşılık satmayı (müzâbene) yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4549 446 Resûlullah meyveyi yenecek hâle gelmeden ve dinar ile dirhem dışında bir şeye karşılık satmayı yasakladı. Câbir · Sünen-i Nesâî 4550 447 Resûlullah başağı beyazlaşıp âfetten emin oluncaya kadar satmayı yasakladı; satıcıyı da alıcıyı da men etti. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4551 448 Karışık hurmayı gümüş paraya sat, sonra onunla (istediğin hurmayı) satın al. Ebû Sâlih, Peygamber'in ashabından bir adamdan · Sünen-i Nesâî 4552 449 Böyle yapma! Karışık hurmayı dirhemle sat, sonra dirhemlerle cenîb hurma satın al. Ebû Saîd el-Hudrî ve Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4553 450 Böyle yapma, bu doğru olmaz; kendi hurmanı sat ve bundan ihtiyacın olanı satın al. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4554 451 Bir sâa iki sâ hurma olmaz, bir sâa iki sâ buğday olmaz, iki dirheme bir dirhem de olmaz. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4555 452 Karışık hurmayı ikiye bir satıyorduk; Peygamber bir dirheme iki dirhem de olmaz buyurdu. Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 4556 453 Eyvah! Ribânın ta kendisi! Ona yaklaşma. Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 4557 454 Altına karşılık gümüş, 'al-ver' şeklinde peşin olmadıkça ribâdır. Ömer b. el-Hattâb · Sünen-i Nesâî 4558 455 Kim fazla verir yahut fazla isterse ribâ yapmış olur; türleri farklı olanlar bunun dışındadır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4559 456 Ubâde: Resûlullah buğdayı arpaya, arpayı buğdaya elden ele dilediğimiz gibi satmamızı emretti. Müslim b. Yesâr ve Abdullah b. Atîk · Sünen-i Nesâî 4560 457 Ubâde: Resûlullah buğdayı buğdaya, arpayı arpaya ancak eşit ve misli misline satmamızı yasakladı. Müslim b. Yesâr ile İbn Hürmüz diye çağrılan Abdullah b. Ubeyd · Sünen-i Nesâî 4561 458 Muâviye hoşlanmasa da Resûlullah'tan işittiğimizi mutlaka anlatacağız. Müslim b. Yesâr ve Abdullah b. Ubeyd · Sünen-i Nesâî 4562 459 Siz ne olduğunu bilmediğim alışverişler çıkardınız; altın altına tartıyla tartı eşit olarak satılır. Ubâde b. Sâmit · Sünen-i Nesâî 4563 460 Altın altına ve gümüş gümüşe, külçesi de sikkesi de tartıyla tartı eşit olmalıdır. Ubâde b. Sâmit · Sünen-i Nesâî 4564 461 Kim fazla verir yahut fazla isterse ribâ yapmış olur; alan da veren de bunda eşittir. Süleymân b. Alî · Sünen-i Nesâî 4565 462 Ubâde: Muâviye'nin bulunduğu bir yerde bulunmamaya hiç aldırmam; bunu Resûlullah'tan işittim. Ubâde b. Sâmit · Sünen-i Nesâî 4566 463 Dinar dinara, dirhem dirheme; aralarında fazlalık olmaz. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4567 464 Dinar dinara, dirhem dirheme fazlasız olur; bu, Peygamberimizin bize verdiği ahittir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4568 465 Altın altına ve gümüş gümüşe tartıyla tartı ve misli misline satılır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4569 466 Altını altına ancak misli misline satın; hazırda olmayanı peşin olana karşılık satmayın. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4570 467 Gözüm gördü, kulağım işitti: Hazırda olmayanı peşine satmayın, birini diğerinden fazla tutmayın. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4571 468 Muâviye altın ya da gümüş bir su kabını ağırlığından fazlasına satınca Ebü'd-Derdâ bunun yasak olduğunu bildirdi. Atâ b. Yesâr · Sünen-i Nesâî 4572 469 İçinde altın ve boncuk bulunan gerdanlık, altını ayrılmadıkça satılmaz. Fedâle b. Ubeyd · Sünen-i Nesâî 4573 470 Gerdanlığın altınını boncuğundan ayır, sonra onu sat. Fedâle b. Ubeyd · Sünen-i Nesâî 4574 471 Elden ele olanda sakınca yoktur; veresiye olan ise ribâdır. Ebü'l-Minhâl · Sünen-i Nesâî 4575 472 Sarf elden ele ise sakınca yoktur; veresiye ise uygun olmaz. Ebü'l-Minhâl · Sünen-i Nesâî 4576 473 Resûlullah gümüşü altına veresiye olarak satmayı yasakladı. Ebü'l-Minhâl · Sünen-i Nesâî 4577 474 Resûlullah altını gümüşe, gümüşü altına dilediğimiz gibi satın almamızı emretti. Ebû Bekre · Sünen-i Nesâî 4578 475 Altını gümüşe dilediğiniz gibi, gümüşü altına dilediğiniz gibi alıp satın. Ebû Bekre · Sünen-i Nesâî 4579 476 Veresiye dışında ribâ yoktur. Üsâme b. Zeyd · Sünen-i Nesâî 4580 477 İbn Abbâs, 'Ribâ ancak veresiyededir' sözünü Üsâme b. Zeyd'den aldığını söyledi. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4581 478 Aranızda bir şey varken ayrılmadığınız sürece, dinar yerine o günün fiyatıyla dirhem almanda sakınca yoktur. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4582 479 Arkadaşınla alışveriş yaptığında, aranızda belirsizlik varken ondan ayrılma. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4583 480 Saîd b. Cübeyr, dirhemler yerine dinar, dinarlar yerine dirhem almayı hoş görmezdi. Mûsâ b. Nâfi', Saîd b. Cübeyr hakkında · Sünen-i Nesâî 4584 481 İbn Ömer, dinar yerine dirhem, dirhem yerine dinar teslim almakta sakınca görmezdi. Saîd b. Cübeyr, İbn Ömer hakkında · Sünen-i Nesâî 4585 482 İbrâhim, dinar yerine dirhem almayı bir borçtan olduğunda hoş görmezdi. Ebü'l-Hüzeyl, İbrâhim hakkında · Sünen-i Nesâî 4586 483 Saîd b. Cübeyr, dinar ile dirhem değişiminde borçtan olsa bile bir sakınca görmezdi. Mûsâ Ebû Şihâb, Saîd b. Cübeyr hakkında · Sünen-i Nesâî 4587 484 Benzer rivayet: Saîd b. Cübeyr dinar ile dirhem değişiminde sakınca görmezdi. Mûsâ b. Nâfi', Saîd b. Cübeyr'den · Sünen-i Nesâî 4588 485 Bakî'de deveyi dinarla satıp o günün fiyatıyla dirhem almakta, aranızda bir şey kalmadıkça sakınca yoktur. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4589 486 Peygamber Medine'ye geldiğinde bir terazi istedi, Câbir'e tarttı ve fazlasını verdi. Câbir · Sünen-i Nesâî 4590 487 Resûlullah Câbir'e borcunu ödedi ve fazlasını verdi. Câbir · Sünen-i Nesâî 4591 488 Resûlullah bir şalvar satın aldı ve tartıcıya, "Tart ve ağır bastır." buyurdu. Süveyd b. Kays · Sünen-i Nesâî 4592 489 Ebû Safvân hicretten önce Resûlullah'a bir şalvar sattı; Resûlullah bedelini ağır bastırarak tarttı. Ebû Safvân · Sünen-i Nesâî 4593 490 Ölçek Medine halkının ölçeğine, tartı Mekke halkının tartısına göredir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4594 491 Kim yiyecek satın alırsa, onu tam olarak teslim almadıkça satmasın. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4595 492 Kim yiyecek satın alırsa, onu kabzetmedikçe satmasın. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4596 493 Kim yiyecek satın alırsa, onu ölçüp almadıkça satmasın. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 4597 494 "Teslim almadıkça" lafzıyla: Yiyecek satın alan onu teslim almadıkça satmasın. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 4598 495 Resûlullah'ın yasakladığı şey, yiyeceğin tamamen teslim alınmadan satılmasıdır. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 4599 496 Kim bir yiyecek satın alırsa, onu teslim almadıkça satmasın. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 4600 497 Bir yiyeceği satın alıp tamamen teslim almadıkça satma. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Nesâî 4601 498 Abdullah b. İsme tarikiyle: Hakîm b. Hizâm'a, yiyeceği teslim almadıkça satma denildi. İbn Cüreyc, Atâ'dan · Sünen-i Nesâî 4602 499 Hakîm teslim almadığı sadaka yiyeceğinden kâr etti; Resûlullah onu teslim almadıkça satmamasını söyledi. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Nesâî 4603 500 Peygamber, ölçekle satın alınan yiyeceğin tamamen teslim alınmadan satılmasını yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4604 501 Satın alınan yiyeceğin, satılmadan önce alındığı yerden başka bir yere nakledilmesi emredilirdi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4605 502 Çarşının üst tarafında götürü alınan malın nakledilmeden yerinde satılması yasaklandı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4606 503 Kafilelerden alınan yiyeceğin yiyecek pazarına nakledilmeden satılması yasaklandı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4607 504 Götürü aldıkları yiyeceği konaklarına götürmeden satanlar Resûlullah zamanında dövülürdü. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4608 505 Resûlullah bir Yahudi'den vadeli yiyecek satın alıp ona zırhını rehin bıraktı. Âişe · Sünen-i Nesâî 4609 506 Resûlullah, Medine'de bir Yahudi'ye zırhını rehin bırakıp ondan ailesi için arpa aldı. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 4610 507 Borçla satışı birleştirmek, bir satışta iki şart ve yanında olmayanı satmak helal değildir. Amr b. Şuayb, babası aracılığıyla dedesinden · Sünen-i Nesâî 4611 508 Kişinin mülkünde olmayan bir şeyi satması geçerli değildir. Amr b. Şuayb, babası aracılığıyla dedesinden · Sünen-i Nesâî 4612 509 Yanında olmayan şeyi satma. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Nesâî 4613 510 Resûlullah, Ebû Bekir ve Ömer zamanında buğday, arpa ve hurmada selem yapılırdı. Abdullah b. Ebû Evfâ · Sünen-i Nesâî 4614 511 Resûlullah zamanında buğday, arpa, kuru üzüm ve hurmada, malı görülmeyenlerle selem yapılırdı. Abdullah b. Ebû Evfâ · Sünen-i Nesâî 4615 512 Kim selef yaparsa belirli bir ölçekte, belirli bir tartıda ve belirli bir vadeye kadar yapsın. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 4616 513 Müslümanların en hayırlısı, borcunu en güzel şekilde ödeyenidir. Ebû Râfi' · Sünen-i Nesâî 4617 514 Sizin en hayırlılarınız, borcunu en güzel ödeyenlerinizdir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4618 515 Sizin en hayırlınız, ödemesi en hayırlı olanınızdır. İrbâd b. Sâriye · Sünen-i Nesâî 4619 516 Resûlullah, hayvanın hayvan karşılığında veresiye satılmasını yasakladı. Semure b. Cündeb · Sünen-i Nesâî 4620 517 Peygamber, hicret için biat eden bir köleyi iki siyah köle karşılığında satın aldı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4621 518 Habelü'l-habele üzerine selef (peşin satış) faizdir. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 4622 519 Peygamber, habelü'l-habele satışını yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4623 520 Peygamber, gebe hayvanın yavrusunun doğuracağı yavruyu satmayı yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4624 521 Habelü'l-habele: Cahiliye'de deveyi, karındaki yavrunun da doğuracağı zamana kadar vadeyle almaktı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4625 522 Resûlullah, yıllar satışını yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4626 523 Meyveyi birkaç yıllığına önceden satmak yasaklandı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4627 524 Yalan söyledi; o, benim Allah'tan en çok korkan ve emaneti en iyi yerine getiren olduğumu bilir. Âişe · Sünen-i Nesâî 4628 525 Borçla satış, bir satışta iki şart ve riski üstlenilmemiş şeyin kârı yasaklandı. Amr b. Şuayb, babası aracılığıyla dedesinden · Sünen-i Nesâî 4629 526 Borçla satış, bir satışta iki şart ve riski üstlenilmemiş şeyin kârı helal değildir. Amr b. Şuayb'ın babası aracılığıyla dedesi Abdullah b. Amr · Sünen-i Nesâî 4630 527 Tek satışta iki şart, yanında olmayanı satmak ve riski üstlenilmemiş şeyden kâr yasaklandı. Amr b. Şuayb, babası aracılığıyla dedesinden · Sünen-i Nesâî 4631 528 Resûlullah, bir satışta iki satışı yasakladı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4632 529 Peygamber, belirli olmadıkça satışta istisna (sünyâ) yapmayı yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4633 530 Muhâkale, müzâbene, muhâbere, muâveme ve sünyâ yasaklandı; arayaya ruhsat verildi. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4634 531 Aşılanmış hurma ağacı satılırsa meyvesi aşılayanındır; ancak alıcı şart koşarsa başka. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4635 532 Malı olan bir köle satılırsa malı satıcınındır; ancak alıcı şart koşarsa başka. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4636 533 Câbir devesini Medine'ye kadar binmeyi şart koşarak sattı; Resûlullah ona deveyi de bedeli de verdi. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4637 534 Onu bana sat; Medine'ye varıncaya kadar ona binmek senindir. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4638 535 Ey Bilâl! Ona bir ukiyye tart ve bir kırat da fazla ver. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4639 536 Onu şu kadara aldım; Medine'ye kadar sırtını sana ödünç verdim. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4640 537 Onu bana şu kadara satar mısın? Allah seni bağışlasın. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4641 538 Onu azat et; çünkü velâ, gümüşü (bedeli) verenindir. Âişe · Sünen-i Nesâî 4642 539 Velâyı şart koşsalar da onu satın al ve azat et; çünkü velâ azat edenindir. Âişe · Sünen-i Nesâî 4643 540 Bu seni engellemesin; çünkü velâ azat edenindir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4644 541 Resûlullah, ganimetlerin taksim edilmeden satılmasını yasakladı. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 4645 542 Şuf'a her ortak mülkte vardır; ortağına haber vermeden onu satmak uygun olmaz. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4646 543 Resûlullah, Huzeyme'nin şahitliğini iki adamın şahitliği yerine saydı. Umâre b. Huzeyme'nin amcası · Sünen-i Nesâî 4647 544 Alışveriş yapanlar anlaşmazlığa düşer ve delil yoksa malın sahibinin sözü geçerlidir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Nesâî 4648 545 Satıcı yemin eder, sonra alıcı muhayyer bırakılır: dilerse alır, dilerse bırakır Abdülmelik b. Ubeyd · Sünen-i Nesâî 4649 546 Resûlullah bir Yahudiden veresiye yiyecek aldı ve zırhını rehin verdi Âişe · Sünen-i Nesâî 4650 547 Resûlullah, zırhı otuz sâ' arpa karşılığında bir Yahudinin yanında rehinliyken vefat etti Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 4651 548 Önce kendinden başla; artarsa ailene, ailenden de artarsa akrabana harca Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4652 549 Biriniz fakir ise önce kendinden başlasın, artarsa ailesine harcasın Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4653 550 Peygamber müdebber köleyi sattı Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4654 551 Kim Allah'ın kitabında olmayan bir şart koşarsa, yüz şart koşsa bile hakkı yoktur Âişe · Sünen-i Nesâî 4655 552 Allah'ın hükmü daha haklı, Allah'ın şartı daha sağlamdır; velâ ancak azat edene aittir Âişe · Sünen-i Nesâî 4656 553 Resûlullah velânın satılmasını ve hibe edilmesini yasakladı Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4657 554 Velâ satılmaz, hibe de edilmez Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4658 555 Resûlullah velâyı satmayı ve bağışlamayı yasakladı Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4659 556 Resûlullah suyun satılmasını yasakladı Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4660 557 Resûlullah'ın suyun satılmasını yasakladığını işittim Ebü'l-Minhâl · Sünen-i Nesâî 4661 558 Resûlullah artan suyun satılmasını yasakladı İyâs b. Abd · Sünen-i Nesâî 4662 559 Artan suyu satmayın; Peygamber artan suyun satılmasını yasakladı İyâs b. Abd · Sünen-i Nesâî 4663 560 Şarabın içilmesini haram kılan, satılmasını da haram kılmıştır İbn Va'le el-Mısrî · Sünen-i Nesâî 4664 561 Ribâ âyetleri inince Resûlullah şarap ticaretini haram kıldı Âişe · Sünen-i Nesâî 4665 562 Köpeğin parası, zinakâr kadının kazancı ve kâhinin ücreti yasaktır Ebû Mes'ûd Ukbe b. Amr · Sünen-i Nesâî 4666 563 Resûlullah'ın haram kıldığı şeyler arasında köpeğin parası da vardır Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 4667 564 Av köpeği hariç köpeğin ve kedinin parası yasaklandı Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4668 565 Allah ve Resûlü şarabın, leşin, domuzun ve putların satışını haram kılmıştır Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4669 566 Resûlullah erkek devenin aşım ücretini ve suyun satışını yasakladı Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4670 567 Resûlullah aşım ücretini yasakladı Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4671 568 Kilâboğullarından bir adam aşım ücretini sordu, Resûlullah onu bundan nehyetti Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 4672 569 Resûlullah hacamatçının kazancını, köpeğin parasını ve aşım ücretini yasakladı Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4673 570 Resûlullah damızlık hayvanın aşım ücretini yasakladı Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4674 571 Resûlullah köpeğin parasını ve aşım ücretini yasakladı Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4675 572 İflas edenin yanında malını aynen bulan, ona başkasından daha çok hak sahibidir Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4676 573 İflas edenin yanında aynen bulunan mal, onu satmış olan sahibine aittir Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4677 574 Bulduğunuzu alın; sizin için bundan başkası yoktur Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 4678 575 Çalınan malını masum birinin elinde bulan, dilerse bedeliyle alır, dilerse hırsızın peşine düşer Üseyd b. Hudayr b. Simâk · Sünen-i Nesâî 4679 576 Vali olduğum sürece Muâviye'nin söylediğiyle hükmetmem Ensâr'dan, sonra Hârise oğullarından Üseyd b. Hudayr · Sünen-i Nesâî 4680 577 Kişi, malını aynen bulduğunda ona en çok hak sahibidir Semüre b. Cündeb · Sünen-i Nesâî 4681 578 Bir malı iki adama satan kimsenin malı, ilk alanındır Semüre b. Cündeb · Sünen-i Nesâî 4682 579 Borcun karşılığı ancak teşekkür ve ödemedir Abdullah b. Ebû Rebîa · Sünen-i Nesâî 4683 580 Allah yolunda öldürülen de borcu ödenmedikçe cennete girmez Muhammed b. Cahş · Sünen-i Nesâî 4684 581 Falan, borcu sebebiyle esir tutulmuş olarak öldü Semüre b. Cündeb · Sünen-i Nesâî 4685 582 Ödemeye niyetli olarak borç alanın borcunu Allah dünyada öder İmrân b. Huzeyfe · Sünen-i Nesâî 4686 583 Kim ödemek isteyerek borç alırsa, Allah ona yardım eder Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe · Sünen-i Nesâî 4687 584 Zengin birine havale edilen kabul etsin; zenginin borcu geciktirmesi zulümdür Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4688 585 Ödeme gücü olanın borcunu geciktirmesi, onun şerefini ve cezalandırılmasını helâl kılar Şerîd b. Süveyd · Sünen-i Nesâî 4689 586 Gücü yettiği hâlde borcunu geciktiren, kınanmayı ve cezayı hak eder Şerîd b. Süveyd · Sünen-i Nesâî 4690 587 Zenginin borcunu geciktirmesi zulümdür; zengine havale edilen kabul etsin Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4691 588 Ebû Katâde ölünün borcuna kefil oldu Ebû Katâde · Sünen-i Nesâî 4692 589 Sizin en hayırlılarınız, borcunu en güzel ödeyenlerinizdir Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4693 590 Kolay olanı al, zor olanı bırak ve hoş gör; umulur ki Allah da bizi hoş görür Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4694 591 Darda olan borçluyu hoş gören adamı Allah da bağışladı Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 4695 592 Alırken, satarken, öderken ve alacağını isterken kolaylık göstereni Allah cennete koydu Osman b. Affân · Sünen-i Nesâî 4696 593 Bedir günü ben, Ammâr ve Sa'd ortak olduk Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Nesâî 4697 594 Köledeki hissesini azat edenin malı yetiyorsa kalanı onun malından tamamlanır Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4698 595 Ortak köledeki hissesini azat edenin malı yetiyorsa köle onun malından hür olur Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 4699 596 Ortak arazisi veya hurmalığı olan, onu ortağına arz etmeden satmasın Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4700 597 Resûlullah bölünmemiş her ortak malda, ev olsun bahçe olsun, şuf'a hakkına hükmetti Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4701 598 Komşu, bitişiğindeki mülke daha çok hak sahibidir Ebû Râfi' · Sünen-i Nesâî 4702 599 Arazisinde ortağı olmayana: Komşu, bitişiğindeki mülke daha çok hak sahibidir Şerîd b. Süveyd · Sünen-i Nesâî 4703 600 Sınırlar belirlenip yollar ayrıldığında şuf'a yoktur Ebû Seleme · Sünen-i Nesâî 4704 601 Resûlullah şuf'a ve komşuluk hakkına hükmetti Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 4705 602 Ey tüccarlar topluluğu! Alışverişe boş söz ve yemin karışır; onu sadaka ile karıştırın. Kays b. Ebû Ğaraze · Sünen-i Ebû Dâvûd 3326 603 Kays b. Ebû Ğaraze (Süfyân tariki): Alışverişe yalan ve yemin karışır. Sünen-i Ebû Dâvûd 3327 604 Peygamber, on dinar borçlu adama kefil oldu ve madenden getirilen altını kabul etmeyip borcu kendisi ödedi. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3328 605 Helal apaçıktır, haram da apaçıktır; ikisinin arasında şüpheli işler vardır. Nu'mân b. Beşîr · Sünen-i Ebû Dâvûd 3329 606 Nu'mân b. Beşîr (Zekeriyyâ tariki): Kim şüpheli şeylerden sakınırsa ırzını ve dinini korumuş olur. Nu'mân b. Beşîr · Sünen-i Ebû Dâvûd 3330 607 İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki faiz yemeyen kalmayacak; yemese bile buharı ona dokunacak. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3331 608 Sahiplerinin izni olmadan alınmış bir koyunun etini buluyorum; onu esirlere yedir. Ensâr'dan bir adam · Sünen-i Ebû Dâvûd 3332 609 Resûlullah faizi yiyene, yedirene, şahidine ve kâtibine lânet etti. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 3333 610 Câhiliye faizlerinden her faiz kaldırılmıştır; ana mallarınız sizindir, ne zulmedersiniz ne zulme uğrarsınız. Amr b. el-Ahvas · Sünen-i Ebû Dâvûd 3334 611 Yemin malın satışını artırır, bereketi ise yok eder. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3335 612 Süveyd b. Kays: Peygamber bizden bir şalvar aldı ve tartıcıya, Tart ve ağır bastır buyurdu. Süveyd b. Kays · Sünen-i Ebû Dâvûd 3336 613 Ebû Safvân b. Umeyre (Şu'be tariki): Hicretten önce Mekke'de Resûlullah'a gelip ona şalvar sattım. Sünen-i Ebû Dâvûd 3337 614 Yahyâ b. Maîn: Süfyân'a muhalefet eden herkese karşı geçerli söz, Süfyân'ın sözüdür. İbn Ebû Rizme şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3338 615 Şu'be: Süfyân benden daha hâfızdı. Şu'be · Sünen-i Ebû Dâvûd 3339 616 Tartı Mekke halkının tartısıdır, ölçek de Medine halkının ölçeğidir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3340 617 Arkadaşınız borcu yüzünden alıkonulmuştur. Semüre b. Cündeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 3341 618 Büyük günahlardan sonra Allah katında en büyük günah, ödeyecek bir şey bırakmadan borçlu olarak ölmektir. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3342 619 Ben her mümine kendi nefsinden daha yakınım; kim borç bırakırsa onun ödenmesi bana aittir. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3343 620 Bundan sonra yanımda bedeli olmadıkça hiçbir şey satın almayacağım. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3344 621 Zenginin borcunu geciktirmesi zulümdür; biriniz zengine havale edilirse kabul etsin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3345 622 İnsanların en hayırlısı, borcunu en güzel ödeyenidir. Ebû Râfi' · Sünen-i Ebû Dâvûd 3346 623 Câbir: Peygamber bana olan borcunu ödedi ve fazlasını verdi. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3347 624 Altın karşılığında altın faizdir, ancak peşin (al-ver) olursa başka. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3348 625 Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla misli misline; kim fazla verir veya isterse faiz yapmış olur. Ubâde b. es-Sâmit · Sünen-i Ebû Dâvûd 3349 626 Ubâde b. es-Sâmit (Ebû Kılâbe tariki): Sınıflar farklı olunca, elden ele olduğu sürece dilediğiniz gibi satın. Sünen-i Ebû Dâvûd 3350 627 Altın ve boncuklu gerdanlık: Hayır, ikisini birbirinden ayırıncaya kadar (satılamaz). Fadâle b. Ubeyd · Sünen-i Ebû Dâvûd 3351 628 Fadâle: On iki dinara aldığım gerdanlıkta daha fazla altın çıktı; Ayrıştırılmadıkça satılmaz buyurdu. Fadâle b. Ubeyd · Sünen-i Ebû Dâvûd 3352 629 Altını altınla ancak tartısı tartısına eşit olarak satın. Fadâle b. Ubeyd · Sünen-i Ebû Dâvûd 3353 630 Aranızda bir şey kalmışken ayrılmadığınız sürece o günün fiyatıyla almanda sakınca yoktur. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3354 631 İsrâîl'in Simâk'tan rivayeti: Aranızda bir şey kalmadan ayrılmadıkça başka parayla almakta sakınca yoktur. Sünen-i Ebû Dâvûd 3355 632 Peygamber hayvanı hayvanla veresiye satmayı yasakladı. Semüre b. Cündeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 3356 633 Abdullah b. Amr, ordu donatırken zekât develeri gelince ödenmek üzere bir deveyi iki deveye alıyordu. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 3357 634 Peygamber bir köleyi iki köle karşılığında satın aldı. Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 3358 635 Yaş hurma kuruyunca eksilir mi? Evet dediler; bunun üzerine Resûlullah bundan men etti. Zeyd Ebû Ayyâş şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3359 636 Resûlullah yaş hurmanın kuru hurmayla veresiye satılmasını yasakladı. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3360 637 Peygamber ağaçtaki meyveyi hurmayla, üzümü kuru üzümle, ekini buğdayla ölçerek satmayı yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3361 638 Peygamber arayanın kuru ve yaş hurma karşılığında satılmasına ruhsat verdi. Zeyd b. Sâbit · Sünen-i Ebû Dâvûd 3362 639 Araya, sahipleri yaş olarak yesin diye tahmin edilen miktarı karşılığında satılabilir. Sehl b. Ebû Hasme · Sünen-i Ebû Dâvûd 3363 640 Resûlullah beş vesktan az veya beş vesk miktarındaki arayanın satılmasına ruhsat verdi. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3364 641 Abdurabbih b. Saîd: Ariyye, bir adamın birine bir veya iki hurma ağacını yemesi için ayırmasıdır. Abdurabbih b. Saîd el-Ensârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3365 642 İbn İshâk: Araya, bağışlanan hurma ağaçlarına bakmak zor gelince onları tahmin edilen miktarla satmaktır. İbn İshâk · Sünen-i Ebû Dâvûd 3366 643 Resûlullah meyveleri olgunlaştıkları belli oluncaya kadar satmayı yasakladı; satıcıyı da alıcıyı da men etti. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3367 644 Resûlullah hurmayı renk alıncaya, başağı ağarıp âfetten emin oluncaya kadar satmayı yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3368 645 Resûlullah ganimetleri taksimden önce satmayı ve adamın kuşaksız namaz kılmasını yasakladı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3369 646 Resûlullah meyveyi renk alıncaya kadar satmayı yasakladı: Kızarır, sararır ve ondan yenir. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3370 647 Peygamber üzümü kararıncaya, taneyi sertleşinceye kadar satmayı yasakladı. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 3371 648 Madem çekişmeyi bırakmıyorsunuz, meyveyi olgunlaştığı belli oluncaya kadar alıp satmayın. Zeyd b. Sâbit · Sünen-i Ebû Dâvûd 3372 649 Meyve olgunlaşmadan satılmaz; araya dışında ancak dinar veya dirhemle satılır. Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 3373 650 Peygamber meyveyi yıllar boyu önceden satmayı yasakladı ve âfet zararını düşürdü. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3374 651 Peygamber muâvemeyi, yani meyveyi birkaç yıllığına önceden satmayı yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3375 652 Peygamber garar (belirsizlik) satışını ve taş atma satışını yasakladı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3376 653 Peygamber iki satışı, mülâmese ve münâbezeyi, ve iki giyinişi yasakladı. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3377 654 Ebû Saîd el-Hudrî (Ma'mer tariki): Münâbeze, bu elbiseyi sana attığımda satış gerçekleşmiştir demesidir. Sünen-i Ebû Dâvûd 3378 655 Yûnus tarikiyle Ebû Saîd el-Hudrî: Resûlullah münâbeze ve mülâmese satışını yasakladı. Sünen-i Ebû Dâvûd 3379 656 Resûlullah habelü'l-habele satışını yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3380 657 İbn Ömer (Ubeydullah tariki): Habelü'l-habele, devenin doğurduğu yavrunun da gebe kalmasıdır. Sünen-i Ebû Dâvûd 3381 658 İnsanlara ısırıcı bir zaman gelecek; zengin elindekine dişleriyle sarılacak. Ali b. Ebû Tâlib · Sünen-i Ebû Dâvûd 3382 659 Ben, biri diğerine hıyanet etmedikçe iki ortağın üçüncüsüyüm; hıyanet edince aralarından çıkarım. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3383 660 Urve el-Bârikî bir dinarla iki koyun alıp birini sattı; Peygamber alışverişinin bereketli olması için dua etti. Urve b. Ebü'l-Ca'd el-Bârikî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3384 661 Ebû Lebîd tarikiyle Urve el-Bârikî: Bir dinarla iki koyun aldı, Peygamber bereket duası etti. Sünen-i Ebû Dâvûd 3385 662 Hakîm b. Hizâm kurbanlığı iki dinara satıp artan dinarı getirdi; Peygamber onu sadaka olarak verdi. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Ebû Dâvûd 3386 663 Sizden kim bir ferak pirinç sahibi gibi olmaya güç yetirebilirse onun gibi olsun. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3387 664 İbn Mes'ûd: Ben, Ammâr ve Sa'd Bedir günü elde edeceğimizde ortak olduk; Sa'd iki esir getirdi. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 3388 665 Birinizin arazisini kardeşine bedelsiz vermesi, karşılığında belli bir haraç almasından hayırlıdır. Amr b. Dînâr şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3389 666 Zeyd b. Sâbit: Durumunuz bu ise tarlaları kiraya vermeyin buyurdu; Râfi' yalnız bu sözü işitti. Zeyd b. Sâbit · Sünen-i Ebû Dâvûd 3390 667 Resûlullah araziyi ark kenarındaki ekin karşılığında kiraya vermeyi yasakladı, altın veya gümüşle vermeyi emretti. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3391 668 Râfi' b. Hadîc: Araziyi altın ve gümüşle kiraya vermede sakınca yok; teminatlı ve belli şeyde sakınca yoktur. Hanzala b. Kays el-Ensârî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3392 669 Râfi' b. Hadîc (Mâlik tariki): Altın ve gümüş karşılığında arazi kiralamada sakınca yoktur. Hanzala b. Kays şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3393 670 İbn Ömer, Râfi' b. Hadîc'in hadisini duyunca yeni bir hüküm gelmiş olmasından korkup arazi kiralamayı bıraktı. Sâlim b. Abdullah b. Ömer şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3394 671 Kimin arazisi varsa ya kendisi eksin ya kardeşine ektirsin; üçte bir veya dörtte bir karşılığında kiraya vermesin. Râfi' b. Hadîc · Sünen-i Ebû Dâvûd 3395 672 Ya'lâ b. Hakîm tarikiyle: Arazisi olan ya eksin ya kardeşine ektirsin, kiraya vermesin. Sünen-i Ebû Dâvûd 3396 673 Ebû Râfi': Resûlullah bize kolaylık veren bir işi yasakladı; Allah'a ve Resûlü'ne itaat daha çok kolaylık verir. Râfi' b. Hadîc · Sünen-i Ebû Dâvûd 3397 674 Kim arazisine ihtiyaç duymazsa onu kardeşine bedelsiz versin ya da boş bıraksın. Üseyd b. Zuhayr şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3398 675 Ekininizi alın ve ona masrafını geri verin. Ebû Ca'fer el-Hatmî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3399 676 Araziyi ancak üç kişi eker: arazi sahibi, kendisine arazi verilen ve altın veya gümüşle kiralayan. Râfi' b. Hadîc · Sünen-i Ebû Dâvûd 3400 677 Osmân b. Sehl: Arazimizi iki yüz dirheme kiraya verdik dedik; Râfi', Onu bırak, Peygamber yasakladı dedi. Osmân b. Sehl b. Râfi' b. Hadîc şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3401 678 İkiniz faiz yaptınız; araziyi sahiplerine geri ver, masrafını da al. Râfi' b. Hadîc · Sünen-i Ebû Dâvûd 3402 679 Kim bir topluluğun arazisine izinsiz ekin ekerse, ekinden bir şey alamaz; yalnız masrafı onundur. Râfi' b. Hadîc · Sünen-i Ebû Dâvûd 3403 680 Resûlullah muhâkale, müzâbene, muhâbere, muâveme ve sunyâyı yasakladı, arayaya ruhsat verdi. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3404 681 Resûlullah müzâbene, muhâkale ve belli olmayan istisnayı yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3405 682 Kim muhâbereyi bırakmazsa, Allah ve Resûlü'nden bir savaşa girdiğini bilsin. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3406 683 Muhâbere, araziyi ürününün yarısı, üçte biri veya dörtte biri karşılığında almandır. Zeyd b. Sâbit · Sünen-i Ebû Dâvûd 3407 684 Peygamber Hayber halkıyla çıkan meyve veya ekinin yarısı karşılığında anlaştı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3408 685 Peygamber Hayber'in hurmalık ve arazisini, kendi mallarıyla işletmeleri şartıyla yahudilere verdi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3409 686 Hak budur, gökler ve yer bununla ayakta durur; söylediğin miktar üzerinden almaya razı olduk. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3410 687 İbn Abbâs (Zeyd b. Ebü'z-Zerkâ tariki): Hayber'de her sarı ve beyaz, yani altın ve gümüş Peygamber'indir. Sünen-i Ebû Dâvûd 3411 688 Miksem (mürsel): İbn Revâha, Hurmaların devşirilmesini ben üstleneyim, size söylediğimin yarısını vereyim dedi. Sünen-i Ebû Dâvûd 3412 689 Âişe: Peygamber, zekât hesaplansın diye hurmaları yenmeden önce tahmin etmesi için İbn Revâha'yı gönderirdi. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3413 690 Allah Hayber'i Resûlü'ne fey olarak verdi; Resûlullah halkını yerinde bıraktı ve ürünü paylaştı. Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 3414 691 İbn Revâha Hayber hurmasını kırk bin vesk tahmin etti; yahudiler meyveyi alıp yirmi bin veski üstlendi. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3415 692 Helal bellidir, haram da bellidir; ikisinin arasında insanların çoğunun bilmediği şüpheli işler vardır. Nu'mân b. Beşîr · Câmiu't-Tirmizî 1205 693 Şa'bî tarikiyle Nu'mân b. Beşîr: Helal de haram da bellidir, arada şüpheliler vardır. Nu'mân b. Beşîr · Câmiu't-Tirmizî 1205 b 694 Resûlullah faiz yiyene, yedirene, iki şahidine ve kâtibine lanet etti. İbn Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 1206 695 Büyük günahlar: Allah'a ortak koşmak, ana babaya karşı gelmek, cana kıymak ve yalan söz söylemek. Enes · Câmiu't-Tirmizî 1207 696 Ey tüccar topluluğu! Şeytan ve günah alım satıma karışır; alım satımınıza sadaka katın. Kays b. Ebû Ğaraze · Câmiu't-Tirmizî 1208 697 Kays b. Ebû Garaze'nin diğer tariki: Tüccarlar, alım satımınıza sadaka katın. Kays b. Ebû Ğaraze · Câmiu't-Tirmizî 1208 b 698 Doğru sözlü, güvenilir tüccar peygamberlerle, sıddîklarla ve şehitlerle beraberdir. Ebû Saîd · Câmiu't-Tirmizî 1209 699 Ebû Hamza tarikiyle: Doğru sözlü güvenilir tüccar peygamberler ve şehitlerle beraberdir. Ebû Saîd · Câmiu't-Tirmizî 1209 b 700 Tüccarlar kıyamet günü günahkârlar olarak diriltilir; ancak Allah'tan sakınan, iyilik eden ve doğru söyleyen müstesna. İsmâil b. Ubeyd b. Rifâa, babası aracılığıyla dedesi Rifâa'dan · Câmiu't-Tirmizî 1210 701 Allah'ın kıyamet günü bakmayacağı üç kişi: Başa kakan, izârını sarkıtan ve malını yalan yeminle satan. Ebû Zer · Câmiu't-Tirmizî 1211 702 Allah'ım! Ümmetime sabah erkenciliğinde bereket ver. Sahr el-Ğâmidî · Câmiu't-Tirmizî 1212 703 Yalan söyledi! O, benim Allah'tan en çok sakınanları ve emaneti en iyi ödeyenleri arasında olduğumu biliyor. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 1213 704 Peygamber, ailesi için aldığı yirmi sâ' yiyecek karşılığında zırhı rehin olduğu hâlde vefat etti. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1214 705 Muhammed'in ailesinde akşama bir sâ' hurma ya da bir sâ' tahıl çıkmadı. Enes · Câmiu't-Tirmizî 1215 706 Addâ' b. Hâlid'in Resûlullah'tan köle satın aldığına dair yazı: Müslümanın Müslümana satışıdır. Abdülmecîd b. Vehb · Câmiu't-Tirmizî 1216 707 Ölçü ve tartı ehline: Siz, önceki ümmetlerin helak olduğu iki işin başına getirildiniz. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1217 708 Bir dirhemden fazla veren kim? Bir dirhemden fazla veren kim? Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 1218 709 Peygamber, sahibi başka mal bırakmadan ölen müdebber köleyi sattı. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1219 710 Peygamber, pazara getirilen malları yolda karşılamayı yasakladı. İbn Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 1220 711 Yolda karşılanıp satın alınan malın sahibi, pazara vardığında muhayyerdir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1221 712 Şehirli, köylü adına satış yapmaz. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1222 713 İnsanları kendi hâllerine bırakın; Allah onların bir kısmını bir kısmı vasıtasıyla rızıklandırır. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1223 714 Resûlullah muhâkale ve müzâbeneyi yasakladı. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1224 715 Yaş hurma kuruyunca eksilir mi? Abdullah b. Yezîd · Câmiu't-Tirmizî 1225 716 "Sa'd'a sorduk" lafzıyla: Yaş hurma kuruyunca eksilir mi? Öyleyse satmayın. Zeyd Ebû Ayyâş · Câmiu't-Tirmizî 1225 b 717 Resûlullah hurmanın renk vermeden satılmasını yasakladı. İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1226 718 Başak, beyazlaşıp âfetten emin oluncaya kadar satılmaz; satıcı da alıcı da men edildi. İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1227 719 Resûlullah üzümün kararıncaya, tanenin de sertleşinceye kadar satılmasını yasakladı. Enes · Câmiu't-Tirmizî 1228 720 Peygamber habelü'l-habele (yavrunun yavrusu) satışını yasakladı. İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1229 721 Resûlullah garar satışını ve taş atma (hasât) satışını yasakladı. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1230 722 Resûlullah bir satışta iki satışı yasakladı. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1231 723 Yanında olmayan şeyi satma. Hakîm b. Hizâm · Câmiu't-Tirmizî 1232 724 Resûlullah, yanımda olmayan şeyi satmamı bana yasakladı. Hakîm b. Hizâm · Câmiu't-Tirmizî 1233 725 Ödünç ile satış bir arada, bir satışta iki şart ve yanında olmayan şeyin satışı helal olmaz. Abdullah b. Amr · Câmiu't-Tirmizî 1234 726 Peygamber, Hakîm b. Hizâm'a yanında olmayan şeyi satmasını yasakladı. Hakîm b. Hizâm · Câmiu't-Tirmizî 1235 727 Resûlullah, velânın satılmasını ve hibe edilmesini yasakladı. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1236 728 Peygamber, hayvanın hayvanla veresiye satılmasını yasakladı. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 1237 729 Hayvanın ikisi bire veresiye uygun olmaz; elden ele olursa sakıncası yoktur. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1238 730 Peygamber, kendisine biat eden köleyi iki siyah köle karşılığında satın aldı. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1239 731 Altın altınla, gümüş gümüşle misli misline; kim fazla verir ya da isterse faiz yapmış olur. Ubâde b. Sâmit · Câmiu't-Tirmizî 1240 732 Altını altınla ancak misli misline satın; hazır olmayanı hazır olanla satmayın. Nâfi' · Câmiu't-Tirmizî 1241 733 Bakî'de deve satan İbn Ömer'e: Değeri üzerinden olursa bunda bir sakınca yoktur. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1242 734 Gümüşün altınla değişimi, al-ver olmadıkça ribâdır. Mâlik b. Evs b. el-Hadesân · Câmiu't-Tirmizî 1243 735 Kim aşılandıktan sonra hurma ağacı satın alırsa, meyvesi satana aittir; alıcı şart koşarsa başka. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1244 736 Alıcı ile satıcı, ayrılmadıkça ya da seçmedikçe muhayyerdirler. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1245 737 Doğru söyler ve açıklarlarsa alışverişleri bereketli olur; gizler ve yalan söylerlerse bereketi silinir. Hakîm b. Hizâm · Câmiu't-Tirmizî 1246 738 Akdi bozmak ister korkusuyla alışveriş arkadaşından ayrılmak helal olmaz. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 1247 739 Bir satıştan ancak karşılıklı rıza ile ayrılsınlar. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1248 740 Peygamber, bir bedeviyi satıştan sonra muhayyer bıraktı. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1249 741 Alışveriş yaptığında al-ver, aldatma yok de. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 1250 742 Kim musarrât hayvan satın alırsa, sağdığında muhayyerdir; dilerse bir sâ' hurmayla geri verir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1251 743 Kim musarrât hayvan satın alırsa üç gün muhayyerdir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1252 744 Câbir, Peygamber'e bir deve sattı ve ailesine kadar ona binmeyi şart koştu. Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 1253 745 Rehin verilen binek hayvanına binilir, sağmal hayvanın sütü içilir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1254 746 Altın ve boncuklu gerdanlık, ayrıştırılmadıkça satılmaz. Fedâle b. Ubeyd · Câmiu't-Tirmizî 1255 747 Fedâle'nin diğer tariki: Altınlı gerdanlık ayrıştırılmadan altınla satılmaz. Fedâle b. Ubeyd · Câmiu't-Tirmizî 1255 b 748 Onu satın al; velâ ancak bedeli verene ya da nimeti verene aittir. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 1256 749 Koyunu kurban et, dinarı da sadaka olarak ver. Hakîm b. Hizâm · Câmiu't-Tirmizî 1257 750 Allah sağ elinin alışverişini sana bereketli kılsın. Urve el-Bârikî · Câmiu't-Tirmizî 1258 751 Ebû Lebîd tarikiyle Urve el-Bârikî: Allah sağ elinin alışverişini bereketli kılsın. Urve el-Bârikî · Câmiu't-Tirmizî 1258 b 752 Mükâteb, azat olan kısmı oranında mirasçı olur. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1259 753 Kitâbet bedelinin son on ukıyyesini ödemekten aciz kalan mükâteb köledir. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 1260 754 Mükâtebinin yanında ödeyeceği bedel bulunan kadın ondan örtünsün. Ümmü Seleme · Câmiu't-Tirmizî 1261 755 İflas edenin yanında malını aynen bulan, ona başkasından daha çok hak sahibidir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1262 756 Yetime ait şarabı soran Ebû Saîd'e: Onu dökün. Ebû Saîd · Câmiu't-Tirmizî 1263 757 Sana güvenene emanetini öde; sana hıyanet edene sen hıyanet etme. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1264 758 Âriyet geri verilir, kefil borcu üstlenir, borç da ödenir. Ebû Ümâme · Câmiu't-Tirmizî 1265 759 El, aldığını geri verinceye kadar ondan sorumludur. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 1266 760 Ancak günahkâr olan ihtikâr (karaborsacılık) yapar. Ma'mer b. Abdullah b. Nadle · Câmiu't-Tirmizî 1267 761 Kervanı pazara varmadan karşılamayın, satacağınız hayvanın sütünü memesinde biriktirmeyin. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1268 762 Bir Müslümanın malını koparmak için yalan yere yemin eden, Allah'a O ona gazaplıyken kavuşur. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 1269 763 Alışveriş yapan iki taraf ihtilaf ederse söz satıcınındır, alıcı da muhayyerdir. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 1270 764 Peygamber suyun satılmasını yasakladı. İyâs b. Abd el-Müzenî · Câmiu't-Tirmizî 1271 765 Artan su, onunla otlak engellensin diye kimseden esirgenmez. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1272 766 Aygırı çiftleştirme karşılığında ücret almak yasaklandı. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1273 767 Aygırını çiftleştirene, karşılığında yapılan ikramı kabule ruhsat verildi. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 1274 768 Hacamatçının kazancı, fahişenin kazancı ve köpeğin bedeli habistir. Râfi' b. Hadîc · Câmiu't-Tirmizî 1275 769 Resûlullah köpeğin bedelini, fahişenin kazancını ve kâhinin ücretini yasakladı. Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Câmiu't-Tirmizî 1276 770 Hacamat ücreti için: Onu su taşıyan devene yem yap, kölene yedir. Benî Hârise'den İbn Muhayyisa, babasından · Câmiu't-Tirmizî 1277 771 Tedavi olduğunuz şeylerin en faziletlisi hacamattır. Humeyd · Câmiu't-Tirmizî 1278 772 Resûlullah köpeğin ve kedinin bedelini yasakladı. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1279 773 Peygamber kedinin yenmesini ve bedelinin alınmasını yasakladı. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1280 774 Av köpeği dışında köpeğin bedeli yasaklandı. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1281 775 Şarkıcı cariyeleri satmayın, satın almayın; bedelleri haramdır. Ebû Ümâme · Câmiu't-Tirmizî 1282 776 Kim anne ile çocuğunun arasını ayırırsa, Allah da kıyamet günü onunla sevdiklerinin arasını ayırır. Ebû Eyyûb · Câmiu't-Tirmizî 1283 777 Kardeş iki köleden birini satan Ali'ye: Onu geri al, onu geri al. Ali · Câmiu't-Tirmizî 1284 778 Resûlullah, kazancın tazmin sorumluluğu karşılığında olduğuna hükmetti. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 1285 779 Kazanç, tazmin sorumluluğu karşılığındadır (el-harâcu bi'd-damân). Âişe · Câmiu't-Tirmizî 1286 780 Bahçeye giren meyvesinden yesin, fakat eteğine doldurup götürmesin. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1287 781 Hurma ağacını taşlama; düşenleri ye. Allah seni doyursun ve suya kandırsın. Râfi' b. Amr · Câmiu't-Tirmizî 1288 782 Dalda asılı meyveden eteğine doldurmadan alan ihtiyaç sahibine bir şey gerekmez. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 1289 783 Muhâkale, müzâbene, muhâbere ve bilinmeyen istisna yasaklandı. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1290 784 Kim yiyecek satın alırsa, onu tam teslim almadıkça satmasın; İbn Abbâs her şeyi buna kıyasladı. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1291 785 Biriniz diğerinin satışı üzerine satış yapmasın, kız istemesi üzerine kız istemesin. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1292 786 Yetimler için şarap alan Ebû Talha'ya: Şarabı dök, küpleri kır. Ebû Talha · Câmiu't-Tirmizî 1293 787 Şarap sirke yapılabilir mi diye sorulunca: Hayır. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 1294 788 Resûlullah şarap konusunda on kişiye lanet etti. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 1295 789 Sahibi yoksa üç kez seslensin; kimse cevap vermezse sağıp içsin, yanında götürmesin. Semüre b. Cündeb · Câmiu't-Tirmizî 1296 790 Şüphesiz Allah ve Resûlü şarabın, leşin, domuzun ve putların satışını haram kıldı. Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 1297 791 Hibesinden dönen, kusmuğuna dönen köpek gibidir. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1298 792 Tâvûs tarikiyle İbn Ömer ve İbn Abbâs: Hibesinden dönen, kusmuğuna dönen köpek gibidir. Amr b. Şuayb · Câmiu't-Tirmizî 1299 793 Muhâkale ve müzâbene yasaklandı; ariyye sahiplerine harsının benzeriyle satma izni verildi. İbn Ömer, Zeyd b. Sâbit'ten · Câmiu't-Tirmizî 1300 794 Beş veskten az miktardaki ariyye satışına ruhsat verildi. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1301 795 Mâlik'in "beş veskte ya da daha azında" lafzıyla: Ariyye satışına ruhsat verildi. Dâvûd b. Husayn · Câmiu't-Tirmizî 1301 b 796 Resûlullah ariyye satışına, harsı üzerinden ruhsat verdi. İbn Ömer, Zeyd b. Sâbit'ten · Câmiu't-Tirmizî 1302 797 Ağaçtaki meyvenin kuru hurma ile satılması yasaklandı; ariyye sahiplerine izin verildi. Râfi' b. Hadîc ve Sehl b. Ebû Hasme · Câmiu't-Tirmizî 1303 798 Necş yapmayın. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1304 799 Tart ve ağır bastır. Süveyd b. Kays · Câmiu't-Tirmizî 1305 800 Darda olan borçluya süre tanıyanı Allah, Arşının gölgesinde gölgelendirir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1306 801 Darda olana kolaylık gösteren adamı Allah, "Biz buna ondan daha lâyığız" diyerek bağışladı. Ebû Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 1307 802 Zenginin borcunu geciktirmesi zulümdür; varlıklı birine havale edilen kabul etsin. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1308 803 Zenginin borcunu geciktirmesi zulümdür; bir satışta iki satış yapma. İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1309 804 Resûlullah münâbeze ve mülâmese satışını yasakladı. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1310 805 Kim selef yaparsa, belli bir ölçekte, belli bir tartıda ve belli bir süreye kadar yapsın. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1311 806 Bahçede ortağı olan, ortağına teklif etmedikçe payını satmasın. Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 1312 807 Muhâkale, müzâbene, muhâbere ve muâveme yasaklandı; ariyyeye ruhsat verildi. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1313 808 Şüphesiz fiyatı belirleyen, daraltan, genişleten ve rızık veren Allah'tır. Enes · Câmiu't-Tirmizî 1314 809 Kim aldatırsa bizden değildir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1315 810 Sizin en hayırlılarınız, borcunu en güzel ödeyenlerinizdir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1316 811 Onu bırakın; çünkü hak sahibinin söz hakkı vardır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1317 812 Ebû Hüreyre'nin diğer tariki: Hak sahibinin söz hakkı vardır; onu bırakın. Seleme b. Küheyl · Câmiu't-Tirmizî 1317 b 813 Onu ona ver; çünkü insanların en hayırlıları, borcunu en güzel ödeyenleridir. Resûlullah'ın azatlısı Ebû Râfi' · Câmiu't-Tirmizî 1318 814 Allah satarken, alırken ve borç öderken müsamahakâr olanı sever. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1319 815 Allah, satarken, alırken ve alacağını isterken kolaylık gösteren bir adamı bağışladı. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1320 816 Mescitte alım satım yapana: Allah ticaretini kârlı kılmasın, deyin. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1321