Fihrist

Cenazeler ile ilgili hadisler

Cenazeler ile ilgili 1.031 hadis, Arapça aslı ve Türkçe çevirisiyle.

1.031 hadis
1 Ümmetimden Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimse cennete girer; zina etse de, hırsızlık yapsa da. Ebû Zer · Sahîh-i Buhârî 1237 2 Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşarak ölen kimse cehenneme girer. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1238 3 Peygamber bize yedi şeyi emretti, yedi şeyden nehyetti; emrettiklerinden biri cenazelere eşlik etmekti. Berâ · Sahîh-i Buhârî 1239 4 Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selamı almak, hastayı ziyaret, cenazeye eşlik, davete icabet, teşmit. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1240 5 Ebû Bekir: "Kim Muhammed'e tapıyorsa Muhammed ölmüştür; kim Allah'a ibadet ediyorsa Allah diridir, ölmez" dedi. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1241, 1242 6 Vallahi ben Allah'ın Resûlü olduğum hâlde bana ne yapılacağını bilmiyorum. Hârice b. Zeyd b. Sâbit, Ensâr'dan Peygamber'e biat etmiş bir kadın olan Ümmü'l-Alâ'dan · Sahîh-i Buhârî 1243 7 Ağlasan da ağlamasan da, siz onu kaldırıncaya kadar melekler kanatlarıyla onu gölgelemeye devam ettiler. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1244 8 Resûlullah, Necâşî'nin ölüm haberini öldüğü gün verdi; musallâya çıkıp saf yaptı ve dört tekbir getirdi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1245 9 Sancağı Zeyd aldı ve vuruldu, sonra Ca'fer aldı ve vuruldu, sonra Abdullah b. Revâha aldı ve vuruldu. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1246 10 Peygamber, geceleyin defnedilen birinin kabrine gelip namazını kıldı ve: "Bana haber vermenize ne engel oldu?" dedi. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1247 11 Ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğu vefat eden müslümanı Allah, onlara olan rahmetinin fazlıyla cennete koyar. Enes · Sahîh-i Buhârî 1248 12 Kadınlar bir gün isteyince Peygamber: "Hangi kadının üç çocuğu ölürse, onun için ateşe karşı perde olurlar" buyurdu. Ebû Saîd · Sahîh-i Buhârî 1249, 1250 13 Üç çocuğu ölen müslüman, yeminin yerine gelmesi kadarı dışında ateşe girmez. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1251 14 Peygamber, bir kabrin yanında ağlayan kadına: "Allah'tan kork ve sabret" buyurdu. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1252 15 Onu su ve sidr ile üç ya da beş defa, gerekli görürseniz daha fazla yıkayın; sonuncusunda kâfur koyun. Ümmü Atiyye el-Ensâriyye · Sahîh-i Buhârî 1253 16 Hafsa'nın rivayetinde Peygamber: "Onu tek sayıda, üç, beş ya da yedi defa yıkayın" buyurdu. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1254 17 Resûlullah kızının yıkanması hakkında: "Sağ taraflarından ve abdest yerlerinden başlayın" buyurdu. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1255 18 Biz Peygamber'in kızını yıkarken bize: "Sağ taraflarından ve abdest yerlerinden başlayın" dedi. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1256 19 Kızını yıkayanlar bitirince Peygamber belinden izârını çıkarıp: "Bunu ona iç örtüsü yapın" buyurdu. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1257 20 Peygamber'in kızlarından biri vefat edince: "Onu üç, beş, yedi defa ya da daha fazla yıkayın" buyurdu. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1258, 1259 21 Resûlullah'ın kızının saçını çözüp yıkadılar, sonra yine üç örgü yaptılar. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1260 22 Basra'ya gelen Ümmü Atiyye, Peygamber'in kızını yıkarken izârını ona iç örtüsü yaptıklarını anlattı. İbn Sîrîn · Sahîh-i Buhârî 1261 23 Peygamber'in kızının saçını alnındaki perçemi ve iki yanı olmak üzere üç örgü hâlinde ördük. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1262 24 Peygamber'in kızının saçını üç örgü hâlinde örüp arkasına bıraktık. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1263 25 Resûlullah pamuktan, beyaz, sehûliyye üç Yemen kumaşına kefenlendi; içlerinde gömlek ve sarık yoktu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1264 26 Onu su ve sidr ile yıkayın, iki parça kumaşa kefenleyin; o kıyamet günü telbiye getirerek diriltilecektir. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1265 27 Arafat'ta bineğinden düşüp ölen adam için: "Allah onu kıyamet günü telbiye getirir hâlde diriltecektir" buyurdu. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1266 28 Devesinin boynunu kırdığı ihramlı için: "Ona güzel koku dokundurmayın, başını örtmeyin" buyurdu. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1267 29 Arafat'ta düşüp ölen adam hakkında: "Ona hanût sürmeyin, başını örtmeyin; kıyamet günü telbiye getirir hâlde dirilecek." İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1268 30 Abdullah b. Übey'in oğlu: "Gömleğini bana ver de onu onunla kefenleyeyim" dedi; Peygamber gömleğini verdi. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 1269 31 Peygamber, defnedildikten sonra Abdullah b. Übey'i kabirden çıkarttı, tükürüğünden üfleyip ona gömleğini giydirdi. Câbir · Sahîh-i Buhârî 1270 32 Peygamber Sehûl pamuğundan üç parça kumaşa kefenlendi; içlerinde ne gömlek ne de sarık vardı. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1271 33 Resûlullah üç parça kumaşa kefenlendi; bunların içinde ne gömlek ne de sarık vardı. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1272 34 Resûlullah beyaz, sehûliyye üç parça kumaşa kefenlendi; aralarında gömlek de sarık da yoktu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1273 35 Abdurrahman b. Avf: "Güzel şeylerimizin bize dünya hayatımızda peşin verilmiş olmasından korktum" deyip ağladı. İbrâhîm · Sahîh-i Buhârî 1274 36 Mus'ab b. Umeyr bir bürdeye kefenlendi; başı örtülse ayakları, ayakları örtülse başı açılıyordu. İbrâhîm · Sahîh-i Buhârî 1275 37 Peygamber, Mus'ab'ın başını bürdeyle örtmemizi, ayaklarının üzerine de izhir koymamızı emretti. Habbâb · Sahîh-i Buhârî 1276 38 Vallahi ben onu giymek için istemedim; ancak kefenim olsun diye istedim. Sehl · Sahîh-i Buhârî 1277 39 Cenazelere eşlik etmekten nehyolunduk, ama bu üzerimize kesin kılınmadı. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1278 40 Oğlu ölen Ümmü Atiyye üçüncü gün sarı koku süründü ve: "Üç günden fazla yas tutmaktan nehyolunduk" dedi. Muhammed b. Sîrîn · Sahîh-i Buhârî 1279 41 Allah'a ve âhiret gününe iman eden bir kadının bir ölü için üç günden fazla yas tutması helâl değildir. Zeyneb bint Ebû Seleme · Sahîh-i Buhârî 1280 42 Kardeşi ölen Zeyneb bint Cahş koku sürünüp: "Benim kokuya ihtiyacım yok; ancak Resûlullah'ı minberde işittim" dedi. Zeyneb bint Ebû Seleme · Sahîh-i Buhârî 1281, 1282 43 Kabir başında ağlayıp kendisini tanımayan kadına Peygamber: "Sabır ancak ilk sarsıntı anındadır" buyurdu. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1283 44 Bu, Allah'ın kullarının kalplerine koyduğu bir merhamettir; Allah kullarından ancak merhametli olanlara merhamet eder. Üsâme b. Zeyd · Sahîh-i Buhârî 1284 45 Peygamber kızının kabri başında: "İçinizde bu gece hanımına yaklaşmamış bir adam var mı?" diye sordu. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1285 46 Âişe: Resûlullah, "Allah, ailesinin ona ağlaması sebebiyle kâfirin azabını artırır" buyurmuştur, dedi. Abdullah b. Ubeydullah b. Ebû Müleyke · Sahîh-i Buhârî 1286, 1287, 1288 47 Onlar ona ağlıyorlar; o ise kabrinde azap görüyor. Peygamber'in hanımı Âişe · Sahîh-i Buhârî 1289 48 Ömer yaralanınca "Vay kardeşim!" diyen Suheyb'e: "Ölü, dirinin ağlaması sebebiyle azap görür" hadisini hatırlattı. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 1290 49 Kime ağıt yakılırsa, kendisine yakılan ağıt sebebiyle azap görür. Muğîre · Sahîh-i Buhârî 1291 50 Ölü, kendisine yakılan ağıt sebebiyle kabrinde azap görür. Abdullah b. Ömer, babası Ömer'den · Sahîh-i Buhârî 1292 51 Uhud şehidine feryat eden kadın için: "Niçin ağlıyor? Melekler kanatlarıyla onu gölgeleyip durdular" buyurdu. Câbir b. Abdillah · Sahîh-i Buhârî 1293 52 Yanaklarını tokatlayan, yakasını yırtan ve câhiliye çağrısıyla bağıran bizden değildir. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1294 53 Mirasçılarını zengin bırakman, onları insanlara el açan muhtaçlar olarak bırakmandan daha hayırlıdır. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sahîh-i Buhârî 1295 54 Resûlullah, musibet anında sesini yükselterek bağıran, saçını kazıyan ve yakasını yırtan kadından uzak olduğunu bildirdi. Ebû Bürde b. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 1296 55 Yanaklarını döven, yakasını yırtan ve câhiliye çağrısıyla bağıran bizden değildir. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1297 56 Musibet anında yanak dövmek, yaka yırtmak ve câhiliye çağrısıyla bağırmak bizden olmayanın işidir. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1298 57 Zeyd, Ca'fer ve İbn Revâha'nın öldürülme haberi gelince Peygamber, üzüntüsü yüzünden belli olarak oturdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1299 58 Kurrâ öldürülünce Resûlullah bir ay kunut yaptı; onu hiçbir zaman bundan daha şiddetli üzülmüş görmedim. Enes · Sahîh-i Buhârî 1300 59 Umulur ki Allah, geçirdiğiniz gecenizi ikiniz için bereketli kılar. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1301 60 Sabır, musibetin ilk sarsıntısı anındadır. Enes · Sahîh-i Buhârî 1302 61 Göz yaşarır, kalp üzülür; ey İbrâhîm, biz senin ayrılığınla gerçekten mahzunuz. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1303 62 Allah gözyaşı ve kalbin üzüntüsü sebebiyle azap etmez; fakat dil sebebiyle azap eder ya da merhamet eder. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1304 63 Ca'fer'in kadınları ağlamayı bırakmayınca Peygamber: "Öyleyse ağızlarına toprak saç" buyurdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1305 64 Peygamber biatta ağıt yakmayacağımıza dair söz aldı; beş kadından başkası bu sözü yerine getirmedi. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1306 65 Cenazeyi gördüğünüzde, sizi geride bırakıncaya kadar ayağa kalkın. Âmir b. Rebîa · Sahîh-i Buhârî 1307 66 Cenazeyle birlikte yürümeyen kişi, onu geride bırakıncaya ya da cenaze konuncaya kadar ayakta dursun. Âmir b. Rebîa · Sahîh-i Buhârî 1308 67 Cenaze konmadan oturan Mervân'a Ebû Saîd: "Kalk! Peygamber bizi bundan yasakladı" dedi; Ebû Hüreyre de onu doğruladı. Ebû Saîd el-Makburî · Sahîh-i Buhârî 1309 68 Cenazeyi gördüğünüzde ayağa kalkın; ona eşlik eden de cenaze konuncaya kadar oturmasın. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1310 69 Peygamber bir Yahudi cenazesi için ayağa kalktı ve: "Cenazeyi gördüğünüzde ayağa kalkın" buyurdu. Câbir b. Abdillah · Sahîh-i Buhârî 1311 70 Yahudi cenazesi için ayağa kalkan Peygamber, sebebi sorulunca: "O da bir can değil mi?" buyurdu. Abdurrahman b. Ebû Leylâ · Sahîh-i Buhârî 1312, 1313 71 Erkekler cenazeyi omuzlarına aldığında ölü salih ise: "Beni çabuk götürün!" der. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1314 72 Cenazeyi acele götürün; salih ise onu bir hayra götürüyorsunuz, değilse bir şerri boyunlarınızdan indiriyorsunuz. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1315 73 Salih olmayan ölü, omuzlara alınınca ailesine: "Vay hâline! Onu nereye götürüyorlar?" der. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1316 74 Resûlullah Necâşî'nin cenaze namazını kıldırdığında ben ikinci ya da üçüncü saftaydım. Câbir b. Abdillah · Sahîh-i Buhârî 1317 75 Necâşî'nin ölümünü haber veren Peygamber öne geçti, ashâb arkasında saf tuttu ve dört tekbir aldı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1318 76 Peygamber ayrı duran bir kabrin başına gelip cemaati saf yaptı ve dört tekbir aldı. Şa'bî · Sahîh-i Buhârî 1319 77 Bugün Habeşistan'dan salih bir adam vefat etti; haydi gelin, onun cenaze namazını kılın. Câbir b. Abdillah · Sahîh-i Buhârî 1320 78 Gece defnedilen kabrin başında Peygamber'in arkasında saf tutuldu; İbn Abbâs: "Ben de onların arasındaydım" dedi. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1321 79 Peygamber ayrı duran bir kabrin başında bize imam oldu, biz de arkasında saf tuttuk. Şa'bî · Sahîh-i Buhârî 1322 80 Kim bir cenazeye eşlik ederse ona bir kîrât vardır; İbn Ömer: "Birçok kîrâtı kaçırmışız" dedi. Nâfi' · Sahîh-i Buhârî 1323, 1324 81 Kim cenazeye namazı kılınıncaya kadar katılırsa bir kîrât, defnedilinceye kadar katılırsa iki kîrât vardır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1325 82 Resûlullah dün gece defnedilen birinin kabrine geldi; arkasında saf tuttuk, o da namazını kıldı. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1326 83 Resûlullah, Necâşî'nin ölüm haberini öldüğü gün bildirdi ve: "Kardeşiniz için mağfiret dileyin" buyurdu. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1327, 1328 84 Zina eden iki Yahudi, mescidin yanındaki cenaze namazı yerine yakın bir yerde recmedildi. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1329 85 Ölüm hastalığında: Allah Yahudilere ve Hristiyanlara lanet etsin; peygamberlerinin kabirlerini mescit edindiler. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1330 86 Peygamber, lohusalığı sırasında ölen bir kadının cenaze namazında onun ortası hizasında durdu. Semüre · Sahîh-i Buhârî 1331 87 Semüre b. Cündüb: Lohusa iken ölen kadının namazında Peygamber onun ortası hizasında durdu. Semüre b. Cündüb · Sahîh-i Buhârî 1332 88 Resûlullah, Necâşî için musallâya çıkıp cemaati saf yaptı ve dört tekbir getirdi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1333 89 Peygamber, Ashame en-Necâşî'nin cenaze namazını kıldı ve dört tekbir getirdi. Câbir · Sahîh-i Buhârî 1334 90 İbn Abbâs cenaze namazında Fâtiha'yı okudu ve: "Bunun sünnet olduğunu bilsinler diye" dedi. Talha b. Abdullah b. Avf · Sahîh-i Buhârî 1335 91 Peygamber ayrı duran bir kabrin başında onlara imam oldu, onlar da arkasında namaz kıldılar. Süleymân eş-Şeybânî · Sahîh-i Buhârî 1336 92 Mescidi süpüren siyahî ölünce Peygamber: "Bana kabrini gösterin" buyurdu ve kabrine gelip namazını kıldı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1337 93 Kul kabrine konulup arkadaşları gidince, onların ayakkabılarının sesini işitir; ona iki melek gelir. Enes · Sahîh-i Buhârî 1338 94 Mûsâ, Allah'tan kendisini Arz-ı Mukaddes'e bir taş atımı kadar yaklaştırmasını istedi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1339 95 Peygamber, defnedilmesinden bir gece sonra bir adamın cenaze namazını ashâbıyla birlikte kıldı. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1340 96 Peygamber hastalığında Mâriye kilisesi anılınca: "Onlar salih kişinin kabri üzerine mescit bina ettiler" buyurdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1341 97 Resûlullah'ın kızının kabrine, o gece hanımına yaklaşmamış olan Ebû Talha indi ve onu defnetti. Enes · Sahîh-i Buhârî 1342 98 Uhud şehitleri kanlarıyla defnedildi; yıkanmadılar ve namazları kılınmadı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1343 99 Vallahi benden sonra şirk koşmanızdan korkmuyorum; fakat dünya için birbirinizle yarışmanızdan korkuyorum. Ukbe b. Âmir · Sahîh-i Buhârî 1344 100 Peygamber, Uhud'da öldürülenlerden iki adamı (bir kabirde) bir araya getirirdi. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1345 101 Uhud günü Peygamber: "Onları kanlarıyla defnedin" buyurdu ve onları yıkatmadı. Câbir · Sahîh-i Buhârî 1346 102 Peygamber, Uhud'da öldürülenlerden Kur'ân'dan daha çok almış olanı lahitte arkadaşından önce koyardı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1347, 1348 103 Abbâs: "Kuyumcularımız ve kabirlerimiz için izhır müstesna" dedi; Peygamber: "İzhır müstesna" buyurdu. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1349 104 Resûlullah, kabrine konulmuş olan Abdullah b. Übey'i çıkarttı, üzerine tükürüğünden üfledi ve ona gömleğini giydirdi. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1350 105 Câbir babasını altı ay sonra kabirden çıkardı; kulağındaki az bir şey dışında onu koyduğu günkü gibiydi. Câbir · Sahîh-i Buhârî 1351 106 Babamla birlikte bir adam defnedildi; gönlüm razı olmadı, onu çıkarıp ayrı bir kabre koydum. Câbir · Sahîh-i Buhârî 1352 107 Peygamber, Uhud'da öldürülenler için: "Ben kıyamet günü bunlara şahidim" buyurdu. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1353 108 İbn Sayyâd, Peygamber'in sakladığı şeye "O, duh'tur" deyince Peygamber: "Defol! Sen haddini asla aşamazsın" buyurdu. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1354, 1355 109 Hasta Yahudi genç Müslüman olunca Peygamber: "Onu cehennemden kurtaran Allah'a hamdolsun" buyurdu. Enes · Sahîh-i Buhârî 1356 110 Ben ve annem mustaz'aflardan idik; ben çocuklardan, annem de kadınlardan. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1357 111 Ölen her çocuğun, zinadan olsa bile, İslâm fıtratı üzere doğduğu için namazı kılınır. İbn Şihâb · Sahîh-i Buhârî 1358 112 Doğan her çocuk fıtrat üzere doğar; sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan ya da Mecûsî yapar. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1359 113 Resûlullah ölüm döşeğindeki Ebû Tâlib'e: "Amcacığım! Lâ ilâhe illallah de" buyurdu. Müseyyeb b. Hazn · Sahîh-i Buhârî 1360 114 Peygamber yaş hurma dalını ikiye bölüp iki kabre dikti: "Umulur ki kurumadıkça azapları hafifletilir" buyurdu. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1361 115 Saadet ehline saadet ameli kolaylaştırılır; şekavet ehline de şekavet ameli kolaylaştırılır. Ali · Sahîh-i Buhârî 1362 116 Kim kendini bir demir parçasıyla öldürürse, cehennem ateşinde onunla azap edilir. Sâbit b. Dahhâk · Sahîh-i Buhârî 1363, 1364 117 Kendini boğan cehennemde de kendini boğar; kendini bıçaklayan cehennemde de kendini bıçaklar. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1365 118 İbn Übey'in cenaze namazı kılındıktan kısa süre sonra "Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını kılma" âyeti indi. Ömer b. Hattâb · Sahîh-i Buhârî 1366 119 Siz yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1367 120 Hangi Müslüman için dört kişi hayırla şahitlik ederse, Allah onu cennete koyar. Ebü'l-Esved · Sahîh-i Buhârî 1368 121 Mümin kabrinde oturtulduğunda Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şahitlik eder. Berâ b. Âzib · Sahîh-i Buhârî 1369 122 Siz onlardan daha iyi işitiyor değilsiniz; fakat onlar cevap veremezler. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 1370 123 Âişe: Peygamber ancak "Onlar şimdi benim söylediğimin hak olduğunu biliyorlar" demişti. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1371 124 Bir Yahudi kadın kabir azabından söz edince Âişe sordu; Peygamber: "Evet, kabir azabı vardır" buyurdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1372 125 Resûlullah hutbede kabir fitnesini anlatınca Müslümanlar bağrıştılar. Esmâ bint Ebû Bekir · Sahîh-i Buhârî 1373 126 Münafık ve kâfire "Bu adam hakkında ne derdin?" denilince "Bilmiyorum; insanların dediğini derdim" der. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1374 127 Peygamber güneş battıktan sonra bir ses işitti ve: "Yahudiler kabirlerinde azap görüyor" buyurdu. Ebû Eyyûb · Sahîh-i Buhârî 1375 128 Hâlid b. Saîd'in kızı, Peygamber'i kabir azabından Allah'a sığınırken işitti. Hâlid b. Saîd b. Âs'ın kızı · Sahîh-i Buhârî 1376 129 Allah'ım! Kabir azabından, cehennem azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesîh Deccâl'in fitnesinden sana sığınırım. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1377 130 Biri koğuculuk yapardı, diğeri de idrarından korunmazdı; bunlar kabirde azap görüyorlar. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1378 131 Sizden biri öldüğünde, sabah akşam ona kalacağı yeri gösterilir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1379 132 Salih olmayan cenaze omuzlarda "Vay başına gelene! Onu nereye götürüyorlar?" der; sesini insan dışında her şey işitir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1380 133 İnsanlardan, ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğu ölen hiçbir Müslüman yoktur ki Allah onu cennete koymasın. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1381 134 Oğlu İbrâhîm vefat edince Resûlullah: "Onun için cennette bir süt anne vardır" buyurdu. Berâ · Sahîh-i Buhârî 1382 135 Müşriklerin çocukları sorulunca: "Allah onları yarattığında, ne yapacaklarını en iyi bilendir" buyurdu. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1383 136 Müşriklerin zürriyeti sorulunca Peygamber: "Allah onların ne yapacaklarını en iyi bilendir" buyurdu. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1384 137 Her doğan fıtrat üzere doğar; tıpkı hayvanın doğurduğu yavru gibi, onda burnu kulağı kesik bir yavru görür müsün? Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1385 138 Peygamber, rüyasında iki adamın kendisini Arz-ı Mukaddes'e götürdüğünü ve günahkârların azaplarını gördüğünü anlattı. Semure b. Cündeb · Sahîh-i Buhârî 1386 139 Ebû Bekir, Peygamber'in pazartesi vefat ettiğini öğrenince: "Bu an ile gece arasında ölmeyi umarım" dedi. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1387 140 Annesi ansızın ölen adam, onun adına sadaka verirse ona sevap olup olmayacağını sordu; Peygamber "Evet" buyurdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1388 141 Peygamber hastalığında "Bugün neredeyim? Yarın neredeyim?" diye sorardı; Âişe'nin gününde vefat etti. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1389 142 Peygamber'in kabri, mescit edinilmesinden korkulduğu için açığa çıkarılmadı. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1390 143 Süfyân et-Temmâr, Peygamber'in kabrini deve hörgücü şeklinde gördü. Süfyân et-Temmâr şöyle anlattı: · Sahîh-i Buhârî 1390b 144 Velîd döneminde duvar yıkılınca görünen ayak için Urve: "Bu ancak Ömer'in ayağıdır" dedi. Urve şöyle anlattı: · Sahîh-i Buhârî 1390c 145 Âişe: "Beni onlarla birlikte defnetme; beni Bakî'de arkadaşlarımın yanına defnet" diye vasiyet etti. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1391 146 Ömer, Âişe'den iki arkadaşının yanına defnedilmek için izin istedi; Âişe: "Bugün onu kendime tercih edeceğim" dedi. Amr b. Meymûn el-Evdî · Sahîh-i Buhârî 1392 147 Ölülere sövmeyin; çünkü onlar önceden gönderdiklerine kavuşmuşlardır. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1393 148 Ebû Leheb Peygamber'e "Bütün gün helâk olasıca!" deyince "Ebû Leheb'in iki eli kurusun" âyeti indi. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1394 149 Ölmek üzere olanlarınıza "Lâ ilâhe illallah" telkin edin. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 916 a 150 Derâverdî ve Süleymân b. Bilâl'in rivayeti: Ölmek üzere olanlarınıza kelime-i tevhidi telkin edin. Sahîh-i Müslim 916 b 151 Ebû Hüreyre rivayeti: Ölmek üzere olanlarınıza "Lâ ilâhe illallah" telkin edin. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 917 152 Musibete uğrayan "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn, Allah'ım bana ondan hayırlısını ver" derse Allah ona daha hayırlısını verir. Ümmü Seleme · Sahîh-i Müslim 918 a 153 Ebû Seleme vefat edince Resûlullah'ın öğrettiği duayı okudum; Allah bana ondan hayırlısını, Resûlullah'ı verdi. Peygamber'in hanımı Ümmü Seleme · Sahîh-i Müslim 918 b 154 İbn Sefîne tarikiyle: Ümmü Seleme o duayı söyledi ve Resûlullah ile evlendi. Sahîh-i Müslim 918 c 155 Hastanın ya da ölünün yanında hayır söyleyin; çünkü melekler söylediklerinize âmin derler. Ümmü Seleme · Sahîh-i Müslim 919 156 Ruh kabzedilince göz onu takip eder; kendinize hayırdan başka bir şeyle dua etmeyin, melekler âmin der. Ümmü Seleme · Sahîh-i Müslim 920 a 157 Hâlid el-Hazzâ'nın rivayeti: Allah'ım! Bıraktıklarında ona halef ol, kabrinde ona genişlik ver. Sahîh-i Müslim 920 b 158 İnsan öldüğünde gözünün açık kalması, bakışının ruhunu takip etmesindendir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 921 a 159 Derâverdî'nin Alâ'dan rivayeti: Ölünün gözünün açık kalması, bakışının ruhu takip etmesindendir. Sahîh-i Müslim 921 b 160 Allah'ın içinden çıkardığı bir eve şeytanı sokmak mı istiyorsun? Ümmü Seleme · Sahîh-i Müslim 922 161 Aldığı da Allah'ındır, verdiği de O'nundur; Allah kullarından ancak merhametli olanlara merhamet eder. Üsâme b. Zeyd · Sahîh-i Müslim 923 a 162 Âsım el-Ahvel tarikiyle: Aldığı da verdiği de Allah'ındır; Allah merhametlilere merhamet eder. Sahîh-i Müslim 923 b 163 Allah gözün yaşı ve kalbin hüznü sebebiyle azap etmez; fakat dil sebebiyle azap eder ya da merhamet eder. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 924 164 Resûlullah ashâbıyla birlikte yalınayak çorak arazide yürüyerek hasta Sa'd b. Ubâde'yi ziyarete gitti. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 925 165 Sabır, musibetin ilk çarptığı andadır. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 926 a 166 Sabır ancak musibetin ilk çarptığı andadır. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 926 b 167 Abdussamed'in Şu'be'den rivayeti: Peygamber bir kabrin yanındaki kadına uğradı; sabır ilk andadır. Sahîh-i Müslim 926 c 168 Ölü, ailesinin kendisine ağlaması sebebiyle azap görür. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 927 a 169 Ölü, kendisine yakılan ağıt sebebiyle kabrinde azap görür. Ömer · Sahîh-i Müslim 927 b 170 Saîd b. el-Müseyyeb tarikiyle: Ölü, kendisine yakılan ağıt sebebiyle kabrinde azap görür. Sahîh-i Müslim 927 c 171 Ölü, dirinin ağlaması sebebiyle azap görür. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 927 d 172 Ömer, "Vah kardeşim!" diye ağlayan Suheyb'e ölünün dirinin ağlaması sebebiyle azap gördüğünü hatırlattı. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Müslim 927 e 173 Kendisine ağlanan azap görür. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Müslim 927 f 174 Kendisine yüksek sesle ağlanan azap görür. Enes · Sahîh-i Müslim 927 g 175 Âişe: Resûlullah, Allah'ın ailesinin ağlaması sebebiyle kâfirin azabını artırdığını söyledi; kimse başkasının günahını yüklenmez. Abdullah b. Ebû Müleyke · Sahîh-i Müslim 928 a, 927 h, 929 a 176 Âişe: Allah birinin ağlaması sebebiyle mümine azap etmez; ailesinin ağlaması sebebiyle kâfirin azabını artırır. Abdullah b. Ebû Müleyke · Sahîh-i Müslim 928 b, 927 i, 929 b 177 Amr'ın İbn Ebû Müleyke'den rivayeti: Ümmü Ebân'ın cenazesinde ölüye ağlama tartışıldı. Sahîh-i Müslim 929 c 178 Abdullah b. Ömer rivayeti: Ölü, dirinin ağlaması sebebiyle azap görür. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 930 179 Âişe: Resûlullah bir Yahudi'nin cenazesi için "Siz ağlıyorsunuz, o ise azap görüyor" buyurmuştu. Urve · Sahîh-i Müslim 931 180 Âişe: Resûlullah, ölünün kendi günahı sebebiyle azap gördüğünü, ailesinin ise o sırada ona ağladığını söylemişti. Urve · Sahîh-i Müslim 932 a 181 Vekî'in Hişâm'dan rivayeti: Âişe'ye göre ölü kendi günahıyla azap görür, ailesi ise ona ağlar. Sahîh-i Müslim 932 b 182 Âişe: İbn Ömer yalan söylemedi, unuttu ya da yanıldı; Resûlullah bunu ölmüş bir Yahudi kadın için söylemişti. Amra bint Abdurrahman · Sahîh-i Müslim 932 c 183 Kim için ağıt yakılırsa, kıyamet günü kendisine yakılan ağıt sebebiyle azap görür. Ali b. Rebîa · Sahîh-i Müslim 933 a 184 Muhammed b. Kays tarikiyle: Kim için ağıt yakılırsa kıyamet günü bu sebeple azap görür. Sahîh-i Müslim 933 b 185 Saîd b. Ubeyd et-Tâî tarikiyle: Ağıt yakılan ölü kıyamet günü bu sebeple azap görür. Sahîh-i Müslim 933 c 186 Ağıt yakan kadın ölmeden tövbe etmezse kıyamet günü katrandan elbise ve uyuzdan gömlekle kaldırılır. Ebû Mâlik el-Eş'arî · Sahîh-i Müslim 934 187 Zeyd, Ca'fer ve İbn Revâha şehit olunca Resûlullah oturup hüzünlendi ve Ca'fer'in kadınlarının ağıtını menettirdi. Âişe · Sahîh-i Müslim 935 a 188 Abdülazîz b. Müslim'in rivayeti: Âişe, ağıtçıları susturamayan adama "Resûlullah'ı bıktırıyorsun" dedi. Sahîh-i Müslim 935 b 189 Resûlullah biatta kadınlardan ağıt yakmayacaklarına dair söz aldı; beş kadından başkası sözünde durmadı. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 936 a 190 Resûlullah biatta ağıt yakmamak üzere söz aldı; sözünde duran beş kadından biri Ümmü Süleym'dir. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 936 b 191 Mümtehine âyeti inince kadınların biatına ağıt yakmamak da girdi. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 937 192 Kadınlar cenazelerin arkasından gitmekten nehyedilirdi; fakat bu kesin bir yasak değildi. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 938 a 193 Cenazelerin arkasından gitmekten nehyedildik; fakat bu bize kesin olarak yasaklanmadı. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 938 b 194 Onu su ve sidr ile üç ya da beş defa yıkayın, sonuncusuna kâfur koyun; izârımı ona iç örtü yapın. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 939 a 195 Peygamber'in vefat eden kızının saçını tarayıp üç örgü yaptık. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 939 b 196 İbn Uleyye ve Mâlik'in Eyyûb'dan rivayeti: Biz Peygamber'in kızını yıkarken yanımıza geldi. Sahîh-i Müslim 939 c 197 Hafsa tarikiyle: Peygamber'in kızını tek sayıda yıkadık, başını üç örgü yaptık. Sahîh-i Müslim 939 d 198 İbn Uleyye'nin Hafsa'dan rivayeti: Onu üç, beş ya da yedi defa yıkayın. Sahîh-i Müslim 939 e 199 Zeyneb vefat edince Resûlullah onu tek sayıda yıkamalarını, beşincisine kâfur koymalarını emretti. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 939 f 200 Peygamber'in kızının saçını iki yanı ve perçemi olmak üzere üç bölüm hâlinde ördük. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 939 g 201 Ölüyü yıkarken sağ taraflarından ve abdest uzuvlarından başlayın. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 939 h 202 Resûlullah kızının yıkanmasında sağ taraflarından ve abdest uzuvlarından başlanmasını emretti. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 939 i 203 Mus'ab b. Umeyr Uhud'da şehit oldu; kefeni başını örtünce ayakları açıkta kalıyordu, ayaklarına izhir otu konuldu. Habbâb b. el-Eret · Sahîh-i Müslim 940 a 204 A'meş tarikiyle: Mus'ab b. Umeyr'in kefeni yetmedi, ayaklarına izhir otu konuldu. Sahîh-i Müslim 940 b 205 Resûlullah pamuktan, beyaz üç kat bez içinde kefenlendi; aralarında gömlek ve sarık yoktu. Âişe · Sahîh-i Müslim 941 a 206 Resûlullah'tan çıkarılan hulleyi Abdullah b. Ebû Bekir "Onunla Resûlullah kefenlenmedi" diyerek sadaka olarak verdi. Âişe · Sahîh-i Müslim 941 b 207 Hişâm tarikiyle: Resûlullah'ın kefenlenmesinde kullanılmayan hulle kıssası, Abdullah b. Ebû Bekir anılmadan. Sahîh-i Müslim 941 c 208 Resûlullah Sehûl işi üç parça bez içinde kefenlendi. Ebû Seleme · Sahîh-i Müslim 941 d 209 Resûlullah vefat ettiğinde Yemen işi çizgili bir hıbere kumaşla örtüldü. Müminlerin annesi Âişe · Sahîh-i Müslim 942 a 210 Ma'mer ve Şuayb'ın Zührî'den rivayeti: Resûlullah vefat edince çizgili bir hıbere kumaşla örtüldü. Sahîh-i Müslim 942 b 211 Biriniz kardeşini kefenlediğinde kefenini güzel yapsın. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 943 212 Cenazeyi çabuk götürün; salih biriyse onu hayra götürürsünüz, değilse boynunuzdan bir kötülüğü indirirsiniz. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 944 a 213 Ma'mer'in rivayeti: Cenazeyi çabuk götürün; salih ise onu hayra götürürsünüz. Sahîh-i Müslim 944 b 214 Cenazeyi çabuk götürün; salih biriyse onu hayra yaklaştırmış olursunuz. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 944 c 215 Cenaze namazında bulunana bir kırat, defne kadar bulunana iki kırat vardır; iki kırat iki büyük dağ gibidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 945 a 216 Abdüla'lâ ve Abdürrezzâk'ın Ma'mer'den rivayeti: Cenazede bulunana bir, defne kadar kalana iki kırat vardır. Sahîh-i Müslim 945 b 217 Ukayl'in İbn Şihâb'dan rivayeti: Defnedilinceye kadar cenazenin arkasından gidene iki kırat vardır. Sahîh-i Müslim 945 c 218 Cenaze namazını kılana bir kırat, arkasından gidene iki kırat vardır; küçüğü Uhud dağı gibidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 945 d 219 Âişe, Ebû Hüreyre'nin kırat hadisini doğrulayınca İbn Ömer: "Çok kıratları kaçırmışız" dedi. Nâfi' · Sahîh-i Müslim 945 f 220 Cenaze namazını kılana bir kırat, kabre konuluncaya kadar arkasından gidene iki kırat vardır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 945 e 221 Cenazeyle evinden çıkıp namazını kılan ve defne kadar arkasından giden kimseye her biri Uhud kadar iki kırat vardır. Âmir b. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sahîh-i Müslim 945 g 222 Cenaze namazını kılana bir kırat, defninde de bulunana iki kırat vardır; kırat Uhud gibidir. Resûlullah'ın azatlısı Sevbân · Sahîh-i Müslim 946 a 223 Saîd ve Hişâm'ın Katâde'den rivayeti: Kırat soruldu; "Uhud gibidir" buyurdu. Sahîh-i Müslim 946 b 224 Yüz kişilik bir Müslüman topluluğu bir ölünün namazını kılıp ona şefaat ederse şefaatleri kabul edilir. Âişe · Sahîh-i Müslim 947 225 Allah'a şirk koşmayan kırk kişi bir Müslümanın cenaze namazını kılarsa Allah onların şefaatini kabul eder. Abdullah b. Abbâs'ın azatlısı Küreyb · Sahîh-i Müslim 948 226 Hayırla övdüğünüze cennet, kötülükle andığınıza cehennem vâcip oldu; siz yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 949 a 227 Sâbit'in Enes'ten rivayeti: Önünden geçen cenaze için "Vâcip oldu" buyurdu; siz Allah'ın şahitlerisiniz. Sahîh-i Müslim 949 b 228 Mümin kul dünyanın yorgunluğundan rahata erer; facir kuldan ise kullar, şehirler, ağaçlar ve hayvanlar rahat eder. Ebû Katâde b. Rib'î · Sahîh-i Müslim 950 a 229 Yahyâ b. Saîd'in rivayeti: Mümin dünyanın eziyetinden Allah'ın rahmetine giderek rahata erer. Sahîh-i Müslim 950 b 230 Resûlullah Necâşî'nin ölümünü öldüğü gün bildirdi, namazgâha çıkıp dört tekbirle namazını kıldı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 951 a 231 Resûlullah Necâşî'nin ölümünü bildirip "Kardeşiniz için bağışlanma dileyin" buyurdu. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 951 b 232 Sâlih'in İbn Şihâb'dan rivayeti: Resûlullah Necâşî'nin ölümünü haber verip bağışlanma dilenmesini istedi. Sahîh-i Müslim 951 c 233 Resûlullah Ashame en-Necâşî'nin cenaze namazını dört tekbirle kıldı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 952 a 234 Bugün Allah'ın salih bir kulu Ashame öldü. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 952 b 235 Bir kardeşiniz öldü; kalkın ve onun namazını kılın. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 952 c 236 Necâşî ölünce Resûlullah: "Bir kardeşiniz öldü; kalkın ve onun namazını kılın" buyurdu. İmrân b. Husayn · Sahîh-i Müslim 953 237 Resûlullah defnedilmiş birinin kabri üzerine dört tekbirle namaz kıldı. Şa'bî · Sahîh-i Müslim 954 a 238 Şeybânî'nin Şa'bî'den rivayeti: Resûlullah defnedilmiş birinin kabri üzerine namaz kıldı. Sahîh-i Müslim 954 b 239 İsmâil b. Ebû Hâlid ve Ebû Hasîn tarikiyle: Peygamber kabir üzerinde cenaze namazı kıldı. Sahîh-i Müslim 954 c 240 Peygamber bir kabrin üzerine cenaze namazı kıldı. Enes · Sahîh-i Müslim 955 241 Bu kabirler sakinleri için karanlıkla doludur; Allah benim onlara namaz kılmamla onları aydınlatır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 956 242 Zeyd b. Erkam bir cenazeye beş tekbir getirdi ve "Resûlullah da böyle tekbir getirirdi" dedi. Abdurrahman b. Ebû Leylâ · Sahîh-i Müslim 957 243 Cenazeyi gördüğünüzde, sizi geçinceye ya da yere konuluncaya kadar onun için ayağa kalkın. Âmir b. Rebîa · Sahîh-i Müslim 958 a 244 Cenazeyi gören, onunla yürümüyorsa, kendisini geçinceye ya da yere konuluncaya kadar ayağa kalksın. Âmir b. Rebîa · Sahîh-i Müslim 958 b 245 İbn Cüreyc'in rivayeti: Cenazeyi gören, arkasından gitmeyecekse geçinceye kadar ayağa kalksın. Sahîh-i Müslim 958 c 246 Bir cenazenin arkasından gittiğinizde, yere konuluncaya kadar oturmayın. Ebû Saîd · Sahîh-i Müslim 959 a 247 Cenazeyi gördüğünüzde ayağa kalkın; arkasından giden yere konuluncaya kadar oturmasın. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 959 b 248 Ölüm bir dehşettir; cenazeyi gördüğünüzde ayağa kalkın. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 960 a 249 Peygamber yanından geçen bir cenaze için gözden kayboluncaya kadar ayakta durdu. Câbir · Sahîh-i Müslim 960 b 250 Peygamber ve ashâbı bir Yahudi'nin cenazesi için gözden kayboluncaya kadar ayakta durdular. Câbir · Sahîh-i Müslim 960 c 251 Resûlullah bir Yahudi'nin cenazesi için ayağa kalktı ve "O bir can değil mi?" buyurdu. İbn Ebû Leylâ · Sahîh-i Müslim 961 a, 961 b 252 Resûlullah önceleri cenaze için ayağa kalkardı, sonra oturdu. Vâkıd b. Amr b. Sa'd b. Muâz · Sahîh-i Müslim 962 a 253 Resûlullah cenaze için ayağa kalkardı, sonra oturdu. Ali b. Ebû Tâlib · Sahîh-i Müslim 962 b 254 İbn Ebû Zâide'nin Yahyâ b. Saîd'den rivayeti: Resûlullah cenaze için kalkardı, sonra oturdu. Sahîh-i Müslim 962 c 255 Resûlullah cenaze için kalkınca biz de kalktık, oturunca biz de oturduk. Ali · Sahîh-i Müslim 962 d 256 Yahyâ el-Kattân'ın Şu'be'den rivayeti: Resûlullah cenaze için kalkınca biz de kalktık, oturunca oturduk. Sahîh-i Müslim 962 e 257 Allah'ım! Onu bağışla, ona merhamet et, onu su, kar ve dolu ile yıka, beyaz elbise gibi hatalardan temizle. Avf b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 963 a, 963 b 258 Abdurrahman b. Mehdî'nin Muâviye b. Sâlih'ten rivayeti: Allah'ım! Onu bağışla ve ona merhamet et. Sahîh-i Müslim 963 c 259 Cenaze duası: Allah'ım! Onu bağışla, ona merhamet et; onu kabir fitnesinden ve cehennem azabından koru. Avf b. Mâlik el-Eşcaî · Sahîh-i Müslim 963 d 260 Resûlullah lohusa iken vefat eden kadının cenaze namazında onun ortasının hizasında durdu. Semüre b. Cündeb · Sahîh-i Müslim 964 a 261 Hüseyn tarikiyle: Resûlullah lohusa iken ölen kadının namazında onun ortası hizasında durdu. Sahîh-i Müslim 964 b 262 Resûlullah lohusalığında vefat eden bir kadının cenaze namazında onun ortasının hizasında durdu. Semüre b. Cündeb · Sahîh-i Müslim 964 c 263 Peygamber İbnü'd-Dahdâh'ın cenazesinden dönerken eğersiz bir ata bindi, biz etrafında yürüdük. Câbir b. Semüre · Sahîh-i Müslim 965 a 264 Cennette İbnü'd-Dahdâh için nice sarkık hurma salkımları vardır! Câbir b. Semüre · Sahîh-i Müslim 965 b 265 Sa'd b. Ebû Vakkâs, Resûlullah'a yapıldığı gibi kendisi için lahid kazılmasını ve üzerine kerpiç dizilmesini istedi. Âmir b. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sahîh-i Müslim 966 266 Resûlullah'ın kabrine kırmızı bir kadife örtü konuldu. İbn Abbâs · Sahîh-i Müslim 967 267 Resûlullah kabirlerin düzlenmesini emrederdi. Sümâme b. Şufeyy · Sahîh-i Müslim 968 268 Hiçbir heykel bırakma ki onu yok etmiş olmayasın; hiçbir yüksek kabir bırakma ki onu düzlemiş olmayasın. Ebü'l-Heyyâc el-Esedî · Sahîh-i Müslim 969 a, 969 b 269 Resûlullah kabrin sıvanmasını, üzerine oturulmasını ve üzerine bina yapılmasını yasakladı. Câbir · Sahîh-i Müslim 970 a 270 İbn Cüreyc'in Ebü'z-Zübeyr'den rivayeti: Peygamber kabrin sıvanmasını ve üzerine bina yapılmasını yasakladı. Sahîh-i Müslim 970 b 271 Kabirlerin kireçle sıvanması yasaklandı. Câbir · Sahîh-i Müslim 970 c 272 Birinizin elbisesini yakıp derisine ulaşacak bir korun üzerine oturması, kabrin üzerine oturmasından hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 971 a 273 Derâverdî ve Süfyân'ın Süheyl'den rivayeti: Bir korun üzerine oturmak, kabir üzerine oturmaktan hayırlıdır. Sahîh-i Müslim 971 b 274 Kabirlerin üzerine oturmayın ve onlara doğru namaz kılmayın. Ebû Mersed el-Ganevî · Sahîh-i Müslim 972 a 275 Kabirlere doğru namaz kılmayın ve onların üzerine oturmayın. Ebû Mersed el-Ganevî · Sahîh-i Müslim 972 b 276 Âişe: Resûlullah Süheyl b. el-Beydâ'nın cenaze namazını ancak mescidde kıldı. Abbâd b. Abdullah b. ez-Zübeyr · Sahîh-i Müslim 973 a 277 İnsanlar bilmedikleri şeyi ayıplamakta ne kadar acele ediyorlar! Resûlullah Süheyl'in namazını mescidin içinde kıldı. Abbâd b. Abdullah b. ez-Zübeyr · Sahîh-i Müslim 973 b 278 Âişe: Vallahi Resûlullah Beydâ'nın iki oğlunun cenaze namazını mescidde kıldı. Ebû Seleme b. Abdurrahman · Sahîh-i Müslim 973 c 279 Selâm size ey müminler yurdu! Biz de inşallah size katılacağız. Allah'ım! Bakî ehlini bağışla. Âişe · Sahîh-i Müslim 974 a 280 Kabir ehline: Selâm bu yurtların mümin ehline! Allah önce gidenlere de sonra gidecek olanlara da rahmet etsin. Muhammed b. Kays · Sahîh-i Müslim 974 b 281 Selâm size ey yurtların mümin ve Müslüman ehli! Biz de inşallah size katılacağız; Allah'tan bize ve size âfiyet dilerim. Büreyde · Sahîh-i Müslim 975 282 Annem için bağışlanma dilemeye Rabbimden izin istedim, vermedi; kabrini ziyarete izin istedim, verdi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 976 a 283 Kabirleri ziyaret edin; çünkü onlar ölümü hatırlatır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 976 b 284 Size kabir ziyaretini yasaklamıştım; artık onları ziyaret edin. Büreyde · Sahîh-i Müslim 977 a 285 Muhârib b. Disâr ve Alkame b. Mersed tarikleriyle: Kabir ziyaretini yasaklamıştım; artık ziyaret edin. Sahîh-i Müslim 977 b 286 Peygamber kendini oklarla öldüren bir adamın cenaze namazını kılmadı. Câbir b. Semüre · Sahîh-i Müslim 978 287 Sizden hiçbiri ölümü temenni etmesin; iyiyse belki iyiliğini artırır, kötüyse belki tövbe eder. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1818 288 Hiçbiriniz ölümü temenni etmesin; iyilik yapan belki yaşar da iyiliğini artırır, bu onun için hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1819 289 Hiçbiriniz dünyada başına gelen bir sıkıntı sebebiyle ölümü temenni etmesin. Enes · Sünen-i Nesâî 1820 290 Mutlaka ölümü temenni edecek olan, hayat benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat, desin. Enes · Sünen-i Nesâî 1821 291 Ölüm için dua etmeyin, onu temenni de etmeyin. Enes · Sünen-i Nesâî 1822 292 Resûlullah bize ölüm için dua etmemizi yasaklamasaydı, ölüm için dua ederdim. Kays · Sünen-i Nesâî 1823 293 Lezzetleri yıkıp yok edeni çokça anın. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1824 294 Hastanın yanında bulunduğunuzda hayır söyleyin; çünkü melekler söylediklerinize âmin derler. Ümmü Seleme · Sünen-i Nesâî 1825 295 Ölmek üzere olanlarınıza lâ ilâhe illallah'ı telkin edin. Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 1826 296 Can çekişenlerinize lâ ilâhe illallah sözünü telkin edin. Âişe · Sünen-i Nesâî 1827 297 Müminin ölümü alın teriyledir. Büreyde · Sünen-i Nesâî 1828 298 Mümin alın teri içinde ölür. Büreyde · Sünen-i Nesâî 1829 299 Resûlullah'ı gördükten sonra artık hiç kimse için ölümün şiddetini kötü saymam. Âişe · Sünen-i Nesâî 1830 300 Resûlullah o günün sonunda vefat etti; o gün pazartesiydi. Enes · Sünen-i Nesâî 1831 301 Kişi doğduğu yerden başka bir yerde ölürse, doğduğu yerden izinin kesildiği yere kadar cennette kendisine ölçülür. Abdullah b. Amr · Sünen-i Nesâî 1832 302 Mümin can çekişirken rahmet melekleri beyaz bir ipek kumaşla ona gelir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1833 303 Allah'a kavuşmayı sevmek, göz dikilip göğüs hırıldadığı ve deri ürperdiği andadır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1834 304 Kulum bana kavuşmayı severse ben de ona kavuşmayı severim. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1835 305 Kim Allah'a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever. Ubâde · Sünen-i Nesâî 1836 306 Kim Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz. Ubâde b. Sâmit · Sünen-i Nesâî 1837 307 Allah'ın rahmeti ve mağfiretiyle müjdelenen, Allah'a kavuşmayı sever; Allah da ona kavuşmayı sever. Âişe · Sünen-i Nesâî 1838 308 Ebû Bekir, vefat etmiş olan Peygamber'in iki gözünün arasını öptü. Âişe · Sünen-i Nesâî 1839 309 Ebû Bekir, Peygamber'i vefatından sonra öptü. İbn Abbâs ve Âişe · Sünen-i Nesâî 1840 310 Allah sana iki ölümü asla bir arada yaşatmayacak; Allah'ın sana yazdığı ölümü ise öldün. Âişe · Sünen-i Nesâî 1841 311 Melekler kaldırılıncaya kadar kanatlarıyla onu gölgelemeye devam etti. Câbir · Sünen-i Nesâî 1842 312 Mümin her hâlükârda hayır içindedir; canı çekilip alınırken bile Allah'a hamdeder. İbn Abbâs · Sünen-i Nesâî 1843 313 Babacığım! Firdevs cenneti onun barınağıdır! Enes · Sünen-i Nesâî 1844 314 Ona ağlama; melekler siz onu kaldırıncaya kadar kanatlarıyla onu gölgeleyip durdu. Câbir · Sünen-i Nesâî 1845 315 Allah yolunda öldürülmenin dışında şehitlik yedidir. Cebr b. Atîk · Sünen-i Nesâî 1846 316 Ca'fer'in kadınları ağlıyor denince Resûlullah, onları men etmesi için adamı gönderdi. Âişe · Sünen-i Nesâî 1847 317 Ölü, ailesinin ona ağlaması sebebiyle azap görür. Ömer · Sünen-i Nesâî 1848 318 Ölünün dirinin ağlaması sebebiyle azap gördüğünü Resûlullah söyledi. Muhammed b. Sîrîn · Sünen-i Nesâî 1849 319 Ailesinin ona ağlaması sebebiyle ölüye azap edilir. Ömer · Sünen-i Nesâî 1850 320 Bana ağıt yakmayın; çünkü Resûlullah'a ağıt yakılmadı. Kays b. Âsım · Sünen-i Nesâî 1851 321 İslam'da ağıtta yardımlaşma yoktur. Enes · Sünen-i Nesâî 1852 322 Ölü, kendisine ağıt yakılması sebebiyle kabrinde azap görür. Ömer · Sünen-i Nesâî 1853 323 Ölü, ailesinin ona ağıt yakması sebebiyle azap görür; Resûlullah doğru söyledi. İmrân b. Husayn · Sünen-i Nesâî 1854 324 Kabrin sahibi azap görüyor, ailesi de ona ağlıyor. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 1855 325 Allah Ebû Abdurrahmân'ı bağışlasın; o yalan söylemedi, fakat unuttu ya da yanıldı. Âişe · Sünen-i Nesâî 1856 326 Allah, ailesinin ona ağlamasının bir kısmı sebebiyle kâfirin azabını artırır. İbn Abbâs · Sünen-i Nesâî 1857 327 Vallahi siz bu hadisi yalancı iki kişiden rivayet etmiyorsunuz; fakat kulak yanılır. İbn Ebû Müleyke · Sünen-i Nesâî 1858 328 Bırak onları ey Ömer; çünkü göz yaşarır, kalp musibete uğramıştır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1859 329 Yanaklarını döven, yakalarını yırtan ve cahiliye çağrısıyla çağıran bizden değildir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Nesâî 1860 330 Sesini yükselterek feryat eden bizden değildir. Safvân b. Muhriz · Sünen-i Nesâî 1861 331 Yanaklarını döven bizden değildir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Nesâî 1862 332 Musibette saçını tıraş edenden, elbisesini yırtandan ve feryat edenden uzağım. Abdurrahmân b. Yezîd ile Ebû Bürde · Sünen-i Nesâî 1863 333 Yakalarını yırtan bizden değildir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Nesâî 1864 334 Feryat eden, saçını tıraş eden ve elbisesini yırtan bizden değildir. Yezîd b. Evs · Sünen-i Nesâî 1865 335 Musibette saçını tıraş eden, feryat eden ve elbisesini yırtan bizden değildir. Ebû Mûsâ · Sünen-i Nesâî 1866 336 Resûlullah, musibette saçını tıraş edeni, feryat edeni ya da elbisesini yırtanı lanetledi. Karsa' · Sünen-i Nesâî 1867 337 Bu, Allah'ın kullarının kalplerine koyduğu bir merhamettir; Allah ancak merhametli kullarına merhamet eder. Üsâme b. Zeyd · Sünen-i Nesâî 1868 338 Sabır, musibetin ilk çarptığı andadır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 1869 339 Ölen çocuğunu cennet kapılarının her birinde sana kapıyı açmaya koşar hâlde bulman seni sevindirmez mi? Kurre b. İyâs · Sünen-i Nesâî 1870 340 Allah, en sevdiğini aldığında sabreden mümin kuluna cennetten aşağı bir mükâfata razı olmaz. Abdullah b. Amr b. el-Âs · Sünen-i Nesâî 1871 341 Soyundan üç çocuğunu kaybedip sevabını Allah'tan uman cennete girer. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 1872 342 Ergenliğe ermemiş üç çocuğu ölen Müslümanı Allah, onlara olan rahmetinin fazlıyla cennete koyar. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 1873 343 Ergenliğe ermemiş üç çocuğu ölen Müslüman anne babayı Allah, o çocuklara rahmetinin fazlıyla bağışlar. Sa'saa b. Muâviye · Sünen-i Nesâî 1874 344 Üç çocuğu ölen Müslümana ateş, ancak yemin yerine gelecek kadar dokunur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1875 345 Küçükken ölen çocuklar babaları girmedikçe cennete girmez; onlara: Siz de babalarınız da girin, denir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1876 346 Üç çocuğunu ahirete gönderen kadın, ateşe karşı sağlam bir siperle korunmuştur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1877 347 Resûlullah, Zeyd ile Ca'fer'in ölüm haberini, haberleri gelmeden önce gözyaşları içinde verdi. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 1878 348 Resûlullah, Necâşî'nin ölüm haberini öldüğü gün verdi ve kardeşiniz için mağfiret dileyin, buyurdu. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1879 349 Resûlullah, taziyeden dönen Fâtıma'ya cenazeyle kabristana kadar gidip gitmediğini sordu. Abdullah b. Amr · Sünen-i Nesâî 1880 350 Resûlullah, vefat eden kızının su ve sidirle yıkanmasını emretti. Ümmü Atiyye el-Ensâriyye · Sünen-i Nesâî 1881 351 Ümmü Kays, ölen oğlunun soğuk suyla yıkanmasını istemedi; Resûlullah ona uzun ömür diledi. Ümmü Kays bint Mihsan · Sünen-i Nesâî 1882 352 Peygamber'in kızının saçı çözülüp yıkandıktan sonra üç örgü yapıldı. Ümmü Atiyye · Sünen-i Nesâî 1883 353 Resûlullah, kızının yıkanmasına sağ taraflarından ve abdest yerlerinden başlanmasını emretti. Ümmü Atiyye · Sünen-i Nesâî 1884 354 Ölüyü tek sayıda yıkayın: üç, beş ya da gerekli görürseniz yedi kez. Ümmü Atiyye · Sünen-i Nesâî 1885 355 Resûlullah, kızının gerekirse beş kereden fazla yıkanmasına izin verdi. Ümmü Atiyye · Sünen-i Nesâî 1886 356 Peygamber, vefat eden kızı için haber gönderip onu üç, beş ya da gerekirse daha fazla yıkayın, dedi. Ümmü Atiyye · Sünen-i Nesâî 1887 357 Ziyadeli rivayet: Peygamber'in kızını üç, beş, yedi ya da gerekirse daha fazla yıkayın. Ümmü Atiyye · Sünen-i Nesâî 1888 358 Ölü yıkamada tek sayıda mı diye soran Ümmü Atiyye'ye Resûlullah evet diye cevap verdi. Ümmü Atiyye · Sünen-i Nesâî 1889 359 Ölüyü yıkarken sonuncusunda suya kâfur ya da biraz kâfur katın. Ümmü Atiyye · Sünen-i Nesâî 1890 360 Peygamber'in kızının saçı yıkamadan sonra üç örgü yapıldı. Ümmü Atiyye · Sünen-i Nesâî 1891 361 Ümmü Atiyye, Peygamber'in kızının saçını üç örgü yaptıklarını bildirdi. Hafsa, Ümmü Atiyye'den · Sünen-i Nesâî 1892 362 Bunu ona iç örtüsü yapın sözü, kızın bedeninin izarla sarılması demektir. Muhammed b. Sîrîn · Sünen-i Nesâî 1893 363 Peygamber, kızının bedenine doğrudan sarılsın diye izarını kadınlara verdi. Ümmü Atiyye · Sünen-i Nesâî 1894 364 Biriniz kardeşinin cenaze işini üstlendiğinde, onun kefenini güzel yapsın. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 1895 365 Beyaz elbiseler giyin, ölülerinizi de onlarla kefenleyin. Semure b. Cündeb · Sünen-i Nesâî 1896 366 Peygamber üç beyaz Sehûl kumaşıyla kefenlendi. Âişe · Sünen-i Nesâî 1897 367 Resûlullah'ın kefeninde gömlek ve sarık yoktu. Âişe · Sünen-i Nesâî 1898 368 Hibera bürdesi getirildi, fakat Resûlullah onunla kefenlenmedi. Âişe · Sünen-i Nesâî 1899 369 Resûlullah, Abdullah b. Übey'in namazını kıldı; ardından münafıkların namazını yasaklayan âyet indi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 1900 370 Peygamber, Abdullah b. Übey'i kabrinden çıkartıp ona kendi gömleğini giydirdi. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 1901 371 Ensâr, Abbas'a Abdullah b. Übey'in gömleğinden başka uygun bir gömlek bulamadı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 1902 372 Mus'ab b. Umeyr'i kefenlemek için başını örtünce ayakları açılan bir nemiradan başka bir şey bulunamadı. Habbâb b. Eret · Sünen-i Nesâî 1903 373 İhramlı ölünün başı örtülmez, koku sürülmez; o kıyamet günü ihramlı olarak diriltilir. Abdullah b. Abbas · Sünen-i Nesâî 1904 374 Kokuların en güzeli misktir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 1905 375 Kokularınızın en hayırlılarından biri misktir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 1906 376 Resûlullah, geceleyin defnedilen yoksul kadının kabri başında saf bağlatıp dört tekbir getirdi. Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf · Sünen-i Nesâî 1907 377 Salih kişi tabutuna konulduğunda: Beni ileri götürün, beni ileri götürün, der. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1908 378 Cenazenin sesini insan dışında her şey işitir; insan işitseydi düşüp bayılırdı. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 1909 379 Cenazeyi çabuk götürün; salih ise onu bir hayra götürüyorsunuz. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1910 380 Cenaze salih değilse, boynunuzdan indirdiğiniz bir şerdir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1911 381 Ebû Bekre, cenazeyi ağır ağır götürenleri kamçısıyla uyarıp hızlandırdı. Abdurrahman b. Cevşen · Sünen-i Nesâî 1912 382 Resûlullah'ın yanında cenazeyi neredeyse koşar adımlarla götürürdük. Ebû Bekre · Sünen-i Nesâî 1913 383 Yanınızdan bir cenaze geçtiğinde ayağa kalkın. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 1914 384 Cenazeyle yürümeyen kimse, cenaze onu geçinceye kadar ayakta dursun. Âmir b. Rebîa · Sünen-i Nesâî 1915 385 Cenazeyi gördüğünüzde, sizi geçinceye ya da yere konuluncaya kadar ayağa kalkın. Âmir b. Rebîa el-Adevî · Sünen-i Nesâî 1916 386 Cenazeye uyan kimse, o yere konuluncaya kadar oturmasın. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 1917 387 Resûlullah'ın bir cenazede bulunup cenaze yere konulmadan oturduğunu hiç görmedik. Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 1918 388 Resûlullah'ın yanından bir cenaze geçirildiğinde ayağa kalktı. Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 1919 389 Bir cenaze görününce Resûlullah ve yanındakiler, cenaze geçip gidinceye kadar ayakta durdular. Yezîd b. Sâbit · Sünen-i Nesâî 1920 390 Resûlullah, Yahudi cenazesi için de ayağa kalktı ve "O da bir can değil mi?" buyurdu. Abdurrahmân b. Ebû Leylâ · Sünen-i Nesâî 1921 391 Ölümün bir dehşeti vardır; cenazeyi gördüğünüzde ayağa kalkın. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 1922 392 Resûlullah yalnızca bir Yahudi kadının cenazesi için ayağa kalktı, sonra bir daha yapmadı. Ebû Ma'mer · Sünen-i Nesâî 1923 393 İbn Abbâs: Resûlullah bir Yahudi'nin cenazesi için kalktı, evet; sonra oturdu. Muhammed · Sünen-i Nesâî 1924 394 Resûlullah cenaze için ayağa kalktı, sonra oturdu. İbn Sîrîn · Sünen-i Nesâî 1925 395 Biri Resûlullah'ın cenaze için kalktığını, öbürü oturduğunu bildiğini söyledi. Ebû Miclez · Sünen-i Nesâî 1926 396 Resûlullah, bir Yahudi cenazesinin başının üstünde yükselmesini hoş görmediği için kalktı. Ca'fer b. Muhammed, babasından · Sünen-i Nesâî 1927 397 Peygamber, yanından geçen bir Yahudi cenazesi için gözden kayboluncaya kadar ayakta durdu. Câbir · Sünen-i Nesâî 1928 398 Biz ancak melekler için ayağa kalktık. Enes · Sünen-i Nesâî 1929 399 Ölen ya rahata erendir ya da kendisinden rahata erilendir. Ebû Katâde b. Rib'î · Sünen-i Nesâî 1930 400 Facir ölünce kullar, memleketler, ağaçlar ve hayvanlar ondan kurtulup rahata erer. Ebû Katâde · Sünen-i Nesâî 1931 401 Hayırla övdüğünüze cennet, kötülükle andığınıza cehennem vâcip olur; siz Allah'ın şahitlerisiniz. Enes · Sünen-i Nesâî 1932 402 Melekler gökte Allah'ın şahitleridir, siz de yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1933 403 Hangi Müslümana dört kişi hayırla şahitlik ederse Allah onu cennete koyar. Ebü'l-Esved ed-Düelî · Sünen-i Nesâî 1934 404 Ölülerinizi ancak hayırla anın. Âişe · Sünen-i Nesâî 1935 405 Ölülere sövmeyin; çünkü onlar önceden gönderdiklerine kavuşmuşlardır. Âişe · Sünen-i Nesâî 1936 406 Ölünün ardından ailesi, malı ve ameli gider; ikisi geri döner, ameli kalır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 1937 407 Müminin mümin üzerinde altı hakkı vardır; öldüğünde cenazesinde bulunmak da bunlardandır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1938 408 Resûlullah yedi şeyi emretti, yedi şeyi yasakladı; cenazelere eşlik etmek emredilenlerdendir. Berâ b. Âzib · Sünen-i Nesâî 1939 409 Cenazeye namazı kılınıncaya kadar eşlik edene bir kırat, defnedilinceye kadar edene iki kırat vardır. Berâ b. Âzib · Sünen-i Nesâî 1940 410 Cenazeye işi bitinceye kadar eşlik edene iki kırat, önce dönene bir kırat vardır. Abdullah b. Muğaffel · Sünen-i Nesâî 1941 411 Binekli olan cenazenin arkasından gider. Muğîre b. Şu'be · Sünen-i Nesâî 1942 412 Yaya, cenazenin dilediği yanında yürür. Muğîre b. Şu'be · Sünen-i Nesâî 1943 413 Resûlullah, Ebû Bekir ve Ömer cenazenin önünde yürürlerdi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 1944 414 Peygamber, Ebû Bekir, Ömer ve Osman cenazenin önünde yürürlerdi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 1945 415 Kardeşiniz vefat etti; kalkın, onun namazını kılın. İmrân b. Husayn · Sünen-i Nesâî 1946 416 Allah cennete de cehenneme de ehil kimseler yarattı; onları babalarının sulplerinde iken yarattı. Müminlerin annesi Âişe · Sünen-i Nesâî 1947 417 Çocuğun da cenaze namazı kılınır. Muğîre b. Şu'be · Sünen-i Nesâî 1948 418 Allah, müşriklerin çocuklarının ne yapacak olduklarını en iyi bilendir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1949 419 Peygamber'e müşriklerin çocukları soruldu; Allah onların ne yapacaklarını en iyi bilir, buyurdu. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1950 420 Allah müşriklerin çocuklarını yarattığında yarattı; onların ne yapacak olduklarını da bilir. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 1951 421 Müşriklerin zürriyeti sorulunca: Allah onların ne yapacak olduklarını en iyi bilendir. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 1952 422 Allah'a sadakat gösterdi, Allah da ona vaadini doğru çıkardı. Şeddâd b. el-Hâd · Sünen-i Nesâî 1953 423 Resûlullah Uhud ehline ölüye kıldığı namaz gibi namaz kıldı: Ben sizin öncünüzüm. Ukbe b. Âmir · Sünen-i Nesâî 1954 424 Uhud şehitleri kanlarıyla defnedildi; namazları kılınmadı ve yıkanmadılar. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 1955 425 Peygamber, recmedilen Eslemli adam hakkında hayır söyledi, fakat namazını kılmadı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 1956 426 Öyle bir tövbe etti ki Medine halkından yetmiş kişi arasında paylaştırılsa onlara yeterdi. İmrân b. Husayn · Sünen-i Nesâî 1957 427 Ölümünde altı kölesini azat eden adam için Peygamber: Onun namazını kılmamayı düşündüm. İmrân b. Husayn · Sünen-i Nesâî 1958 428 Arkadaşınızın namazını kılın; o, Allah yolunda ganimetten hıyanet etti. Zeyd b. Hâlid · Sünen-i Nesâî 1959 429 Ebû Katâde borcu tamamen ödemeyi üstlenince Peygamber borçlu ölünün namazını kıldı. Ebû Katâde · Sünen-i Nesâî 1960 430 Borç bırakıp ödeyecek bir şey bırakmayan ölü için: Arkadaşınızın namazını kılın. Seleme b. el-Ekva' · Sünen-i Nesâî 1961 431 Ben her mümine kendi nefsinden daha yakınım; kim borç bırakırsa o benim üzerimedir. Câbir · Sünen-i Nesâî 1962 432 Ben müminlere kendi nefislerinden daha yakınım; kim borçlu ölürse onu ödemek bana aittir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1963 433 Kendini öldüren adam için Resûlullah: Bana gelince, ben onun namazını kılmam. Câbir b. Semure · Sünen-i Nesâî 1964 434 Kendini öldüren, cehennemde kendini öldürdüğü şeyle ebedî olarak azap görür. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1965 435 Resûlullah İbn Übey'in namazını kıldı; ardından onların namazını asla kılma âyeti indi. Ömer b. el-Hattâb · Sünen-i Nesâî 1966 436 Resûlullah, Süheyl b. Beyzâ'nın cenaze namazını mescitte kıldı. Âişe · Sünen-i Nesâî 1967 437 Resûlullah, Süheyl b. Beydâ'nın cenaze namazını mescidin içinde kıldı. Âişe · Sünen-i Nesâî 1968 438 Ben namazını kılmadan onu defnetmeyin. Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf · Sünen-i Nesâî 1969 439 Kardeşiniz Necâşî vefat etti; kalkın, onun namazını kılın. Câbir · Sünen-i Nesâî 1970 440 Peygamber, Necâşî'nin ölüm haberini öldüğü gün bildirip namazgâhta saf hâlinde namazını kıldırdı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1971 441 Ashap, Necâşî için Medine'de Resûlullah'ın arkasında saf tuttu; o da dört tekbir aldı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1972 442 Kardeşimizin cenaze namazı için iki saf olduk. Câbir · Sünen-i Nesâî 1973 443 Resûlullah Necâşî'nin namazını kıldığı gün ben ikinci saftaydım. Câbir · Sünen-i Nesâî 1974 444 Necâşî için ölüye saf tutulduğu gibi saf tutup namazını kıldık. İmrân b. Husayn · Sünen-i Nesâî 1975 445 Resûlullah lohusalıkta ölen kadının cenaze namazında onun ortası hizasında durdu. Semure · Sünen-i Nesâî 1976 446 Çocuk ve kadın cenazesinde çocuk cemaat tarafına, kadın onun arkasına konur; bu sünnettir. Ammâr · Sünen-i Nesâî 1977 447 İbn Ömer dokuz cenazeyi birlikte kıldırdı; erkekleri imama, kadınları kıbleye yakın koydu. Nâfi' · Sünen-i Nesâî 1978 448 Resûlullah lohusalığında ölen falanca kadının namazında onun ortası hizasında durdu. Semure b. Cündeb · Sünen-i Nesâî 1979 449 Resûlullah Necâşî'nin cenaze namazında dört tekbir aldı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1980 450 Peygamber, gece defnedilen kadının kabrine gelip namazını kıldı ve dört tekbir aldı. Ebû Ümâme b. Sehl · Sünen-i Nesâî 1981 451 Zeyd b. Erkam cenaze namazında beş tekbir aldı ve Resûlullah'ın da böyle yaptığını söyledi. İbn Ebî Leylâ · Sünen-i Nesâî 1982 452 Allah'ım! Onu bağışla, ona merhamet et, onu affet ve ona âfiyet ver. Avf b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 1983 453 Allah'ım! Onu cennete koy ve onu ateşten kurtar. Avf b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 1984 454 İkisinin arası gökle yer arası gibidir. Ubeyd b. Hâlid es-Sülemî · Sünen-i Nesâî 1985 455 Allah'ım! Dirimizi ve ölümüzü, küçüğümüzü ve büyüğümüzü bağışla. Ebû İbrâhîm el-Ensârî'nin babası · Sünen-i Nesâî 1986 456 İbn Abbâs cenaze namazında Fâtiha ve bir sûreyi sesli okudu ve bunun sünnet olduğunu söyledi. Talha b. Abdullah b. Avf · Sünen-i Nesâî 1987 457 Cenaze namazında Fâtiha okumak haktır ve sünnettir. Talha b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 1988 458 Cenaze namazında sünnet, ilk tekbirde Fâtiha'yı gizlice okumak ve sonra üç tekbir almaktır. Ebû Ümâme · Sünen-i Nesâî 1989 459 Benzer rivayet: Cenaze namazında sünnet, Fâtiha'yı gizlice okuyup sonra tekbir almaktır. Dahhâk b. Kays ed-Dımaşkī · Sünen-i Nesâî 1990 460 Yüz Müslümanın namazını kılıp şefaat ettiği ölü hakkında şefaatleri kabul edilir. Âişe · Sünen-i Nesâî 1991 461 Sayıları yüze ulaşan bir topluluk ölüye şefaat ederse şefaatleri kabul edilir. Âişe · Sünen-i Nesâî 1992 462 Saflarınızı düzeltin, şefaatiniz güzel olsun. Meymûne · Sünen-i Nesâî 1993 463 Kim cenaze lahde konulana kadar beklerse ona iki büyük dağ gibi iki kırat vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1994 464 Kim cenazede defnedilene kadar bulunursa ona iki kırat vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1995 465 Kim sevabını umarak cenazeye uyup namazını kılar ve defnederse ona iki kırat vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1996 466 Cenazenin defni bitene kadar kalana, her biri Uhud'dan büyük iki kırat sevap vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 1997 467 Cenazeyi gördüğünüzde ayağa kalkın; ona uyan, cenaze konulmadıkça oturmasın. Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 1998 468 Resûlullah cenaze için önce ayağa kalktı, sonra oturdu. Ali b. Ebî Tâlib · Sünen-i Nesâî 1999 469 Resûlullah'ın cenaze için kalktığını görünce kalktık, oturduğunu görünce oturduk. Ali · Sünen-i Nesâî 2000 470 Kabrin başında oturduk; sanki başımızın üstünde kuş vardı. Berâ · Sünen-i Nesâî 2001 471 Şehitleri kanlarıyla sarın; Allah yolundaki yara kıyamet günü misk kokarak gelir. Abdullah b. Sa'lebe · Sünen-i Nesâî 2002 472 Resûlullah, Tâif günü öldürülen iki Müslümanın öldükleri yerde defnedilmesini emretti. Ubeydullah b. Muayye · Sünen-i Nesâî 2003 473 Peygamber, Medine'ye taşınan Uhud şehitlerinin düştükleri yere geri götürülmesini emretti. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 2004 474 Öldürülenleri düştükleri yerlerde defnedin. Câbir · Sünen-i Nesâî 2005 475 Git, babanı göm; sonra yanıma gelinceye kadar hiçbir şey yapma. Ali · Sünen-i Nesâî 2006 476 Benim için bir lahit kazın ve üzerime kerpiç dikin. Sa'd · Sünen-i Nesâî 2007 477 Sa'd ölüm döşeğinde, Resûlullah'a yapıldığı gibi kendisi için lahit kazılmasını istedi. Âmir b. Sa'd · Sünen-i Nesâî 2008 478 Lahit bizim içindir, yarma kabir başkaları içindir. İbn Abbâs · Sünen-i Nesâî 2009 479 Kabirleri derin kazın ve güzel yapın; iki ve üç kişiyi bir kabre defnedin. Hişâm b. Âmir · Sünen-i Nesâî 2010 480 Kabirleri geniş kazın, iki ve üç kişiyi bir kabre koyun, Kur'an'ı en çok bileni öne alın. Hişâm b. Âmir · Sünen-i Nesâî 2011 481 Resûlullah defnedildiğinde altına kırmızı bir kadife örtü konuldu. İbn Abbâs · Sünen-i Nesâî 2012 482 Resûlullah üç vakitte namaz kılmayı ve ölülerimizi defnetmeyi yasaklardı. Ukbe b. Âmir el-Cühenî · Sünen-i Nesâî 2013 483 Resûlullah, zorunda kalınmadıkça bir insanın gece defnedilmesini yasakladı. Câbir · Sünen-i Nesâî 2014 484 Uhud günü sıkıntıya düşenlere Peygamber, iki ve üç kişiyi bir kabre defnetmelerini söyledi. Hişâm b. Âmir · Sünen-i Nesâî 2015 485 Kazın, geniş ve güzel yapın; Kur'an'ı en çok bileni kabre öne koyun. Hişâm b. Âmir · Sünen-i Nesâî 2016 486 Ortak kabirde Kur'an'ı en çok bileni öne koyun. Hişâm b. Âmir · Sünen-i Nesâî 2017 487 Kabirleri kazın, genişletin, güzel yapın ve Kur'an'ı en çok bileni öne koyun. Hişâm b. Âmir · Sünen-i Nesâî 2018 488 Peygamber, Abdullah b. Übey'i kabrinden çıkartıp dizlerine koydu ve ona gömleğini giydirdi. Câbir · Sünen-i Nesâî 2019 489 Peygamber, Abdullah b. Übey'e gömleğini giydirdi ve onun cenaze namazını kıldı. Câbir · Sünen-i Nesâî 2020 490 Babamla aynı kabre defnedilen adamı çıkarıp ayrı bir yere defnettim. Câbir · Sünen-i Nesâî 2021 491 Ben aranızda olduğum sürece ölen olursa bana haber verin; çünkü namazım ona rahmettir. Yezîd b. Sâbit · Sünen-i Nesâî 2022 492 Resûlullah tenha bir kabrin başında onlara imam oldu, insanlar da arkasında saf tuttu. Şa'bî · Sünen-i Nesâî 2023 493 Peygamber tenha bir kabrin yanından geçip namazını kıldı, ashabı da arkasında saf tuttu. Şa'bî · Sünen-i Nesâî 2024 494 Peygamber, bir kadının kabri üzerine defnedildikten sonra namaz kıldı. Câbir · Sünen-i Nesâî 2025 495 Resûlullah, Ebü'd-Dahdâh'ın cenazesinden dönerken eyersiz bir ata bindi, biz yürüdük. Câbir b. Semüre · Sünen-i Nesâî 2026 496 Kabrin üzerine bina yapılmasını, ilave yapılmasını ve kireçle sıvanmasını yasakladı. Câbir · Sünen-i Nesâî 2027 497 Resûlullah kabirlerin sıvanmasını, üzerlerine bina yapılmasını ve oturulmasını yasakladı. Câbir · Sünen-i Nesâî 2028 498 Resûlullah kabirlerin kireçle sıvanmasını yasakladı. Câbir · Sünen-i Nesâî 2029 499 Resûlullah'ın kabirlerin düzlenmesini emrettiğini işittim. Sümâme b. Şüfey · Sünen-i Nesâî 2030 500 Yüksek hiçbir kabri düzlemeden, evdeki hiçbir sureti de silmeden bırakma. Ali · Sünen-i Nesâî 2031 501 Size kabir ziyaretini yasaklamıştım; artık onları ziyaret edin. Büreyde · Sünen-i Nesâî 2032 502 Kabirleri ziyaret etmek isteyen ziyaret etsin, ancak çirkin söz söylemeyin. Büreyde · Sünen-i Nesâî 2033 503 Kabirleri ziyaret edin; çünkü onlar size ölümü hatırlatır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2034 504 Amcacığım, lâ ilâhe illallah de; Allah katında onunla senin lehine delil getireyim. Müseyyeb b. Hazn · Sünen-i Nesâî 2035 505 Onlar müşrik oldukları hâlde onlar için istiğfar mı ediyorsun? Ali · Sünen-i Nesâî 2036 506 Mü'minlerden ve Müslümanlardan bu diyarın ehline selam olsun; Allah önce ve sonra gidenlere rahmet etsin. Âişe · Sünen-i Nesâî 2037 507 Ben Bakî ehline, onlara dua etmek üzere gönderildim. Âişe · Sünen-i Nesâî 2038 508 Allah'ım, Bakîu'l-Garkad ehlini bağışla. Âişe · Sünen-i Nesâî 2039 509 Siz bizim öncümüzsünüz, biz de ardınızdan geleniz; Allah'tan bize ve size âfiyet dilerim. Büreyde · Sünen-i Nesâî 2040 510 Necâşî ölünce Peygamber "Onun için istiğfar edin" buyurdu. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2041 511 Kardeşiniz için istiğfar edin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2042 512 Resûlullah kabirleri ziyaret eden kadınları ve kabirler üzerine mescit ve kandil edinenleri lanetledi. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 2043 513 Birinizin elbisesini yakan bir kor üzerine oturması, kabir üzerine oturmasından hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2044 514 Kabirlerin üzerine oturmayın. Amr b. Hazm · Sünen-i Nesâî 2045 515 Allah, peygamberlerinin kabirlerini mescitler edinen bir kavme lanet etsin. Âişe · Sünen-i Nesâî 2046 516 Allah, peygamberlerinin kabirlerini mescitler edinen Yahudilere ve Hristiyanlara lanet etsin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2047 517 Kabirler arasında nalınla yürüyene: Ey sibtî nalınların sahibi, onları çıkar! Beşîr b. el-Hasâsiyye · Sünen-i Nesâî 2048 518 Kul kabrine konulup arkadaşları ayrıldığında onların ayakkabılarının sesini işitir. Enes · Sünen-i Nesâî 2049 519 Cehennemdeki yerine bak; Allah onu senin için cennetten bir yerle değiştirdi. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 2050 520 Kâfire "Ne bildin ne de bilene uydun" denir ve kulaklarının arasına bir darbe vurulur. Enes · Sünen-i Nesâî 2051 521 Karın hastalığı kendisini öldüren kimseye kabrinde azap edilmez. Abdullah b. Yesâr · Sünen-i Nesâî 2052 522 Başının üzerinde parlayan kılıçlar şehide fitne olarak yeter. Peygamber'in ashabından bir adam · Sünen-i Nesâî 2053 523 Taun, karın hastalığı, suda boğulma ve lohusalıkta ölüm şehitliktir. Safvân b. Ümeyye · Sünen-i Nesâî 2054 524 Arş'ın kendisi için sarsıldığı kimseyi bile kabir bir defa sıktı, sonra açıldı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2055 525 "Allah iman edenleri sağlam sözle sabit kılar" âyeti kabir azabı hakkında indi. Berâ · Sünen-i Nesâî 2056 526 Rabbim Allah'tır, dinim Muhammed'in dinidir. Berâ b. Âzib · Sünen-i Nesâî 2057 527 Birbirinizi defnetmeyi bırakacak olmasaydınız, kabir azabını size işittirmesi için Allah'a dua ederdim. Enes · Sünen-i Nesâî 2058 528 Yahudiler kabirlerinde azap görüyor. Ebû Eyyûb · Sünen-i Nesâî 2059 529 Allah'ım! Kabir azabından, ateş azabından, hayat ve ölüm fitnesinden ve Deccâl fitnesinden sana sığınırım. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2060 530 Resûlullah'ın bundan sonra kabir azabından Allah'a sığındığını işittim. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2061 531 Kabirlerde Deccâl fitnesine yakın bir fitneye uğratılacağınız bana vahyolundu. Esmâ bint Ebû Bekir · Sünen-i Nesâî 2062 532 Bu duayı onlara Kur'an'dan bir sûre öğretir gibi öğretirdi: Allah'ım, cehennem azabından sana sığınırız. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 2063 533 Önce "Ancak Yahudiler fitneye uğratılır" dedi, sonra kabir fitnesinin kendisine vahyolunduğunu bildirdi. Âişe · Sünen-i Nesâî 2064 534 Siz kabirlerinizde fitneye uğratılacaksınız. Âişe · Sünen-i Nesâî 2065 535 Onlar kabirlerinde hayvanların işittiği bir azapla azap görürler. Âişe · Sünen-i Nesâî 2066 536 Doğru söylemişler; onlar bütün hayvanların işittiği bir azapla azap görürler. Âişe · Sünen-i Nesâî 2067 537 Resûlullah, kabirlerinde azap gören iki kişinin kabri üzerine ikiye kırdığı hurma dalını koydu. İbn Abbâs · Sünen-i Nesâî 2068 538 Kabirlere dikilen yaş hurma dalları kurumadıkça umulur ki ikisinin azabı hafifletilir. İbn Abbâs · Sünen-i Nesâî 2069 539 Biriniz öldüğünde, kıyamet gününe kadar sabah ve akşam ona kalacağı yer gösterilir. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 2070 540 Cehennem ehlinden olan ölüye sabah akşam yeri gösterilir ve "Yerin işte burasıdır" denir. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 2071 541 Ölen kimse sabah akşam cennetteki ya da cehennemdeki yerine arz olunur. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 2072 542 Mü'minin ruhu, kıyamet gününe kadar cennet ağaçlarında bir kuştur. Ka'b b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 2073 543 Bedir kuyusundakiler için: Siz söylediklerimi onlardan daha iyi işitiyor değilsiniz. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 2074 544 Bedir'de öldürülen müşrikler söyleneni işitir, ama cevap veremezler. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 2075 545 Âişe: Resûlullah "Şimdi onlar, kendilerine söylediğimin hak olduğunu biliyorlar" demişti. İbn Ömer · Sünen-i Nesâî 2076 546 Kuyruk sokumu kemiği hariç Âdemoğlunun hepsini toprak yer. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2077 547 Âdemoğlu beni yalanladı ve bana sövdü; bu ona yakışmazdı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2078 548 Ölünce yakılmasını vasiyet eden günahkâr kulu Allah, kendisinden korktuğu için bağışladı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2079 549 Ameli hakkında kötü düşünen adam, Allah korkusuyla yakılmayı vasiyet etti ve bağışlandı. Huzeyfe · Sünen-i Nesâî 2080 550 Siz Allah'a yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak kavuşacaksınız. İbn Abbâs · Sünen-i Nesâî 2081 551 İnsanlar kıyamet günü çıplak ve sünnetsiz haşrolunur; ilk giydirilecek olan İbrâhim'dir. İbn Abbâs · Sünen-i Nesâî 2082 552 Kıyamet günü herkesin, kendisine yetecek bir derdi vardır. Âişe · Sünen-i Nesâî 2083 553 Haşirde iş, erkeklerle kadınların birbirine bakmayı düşünemeyeceği kadar çetindir. Âişe · Sünen-i Nesâî 2084 554 İnsanlar kıyamet günü üç yol üzere haşrolunur; geri kalanlarını ateş toplar. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2085 555 İnsanlar binekli, yüzüstü sürüklenen ve yürüyüp koşan üç bölük hâlinde haşrolunur. Ebû Zer · Sünen-i Nesâî 2086 556 Kıyamette ilk giydirilecek olan İbrâhim'dir; ümmetimden bazı adamlar sol tarafa götürülecek. İbn Abbâs · Sünen-i Nesâî 2087 557 Küçük oğlu ölen sahâbîye taziye: Oğlu cennet kapısına ondan önce varıp kapıyı ona açacaktır. Kurre b. İyâs el-Müzenî · Sünen-i Nesâî 2088 558 Ölüm meleği Mûsâ'ya gönderilince Mûsâ ona tokat atıp gözünü çıkardı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2089 559 Allah'ın kullarına merhameti, kuş yavrularının annesinin yavrularına merhametinden daha fazladır. Âmir er-Râm şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3089 560 Ameliyle ulaşamadığı bir mertebe takdir edilen kulu Allah bedeninde, malında veya çocuğunda imtihan eder. Muhammed b. Hâlid es-Sülemî'nin dedesi · Sünen-i Ebû Dâvûd 3090 561 Hastalık veya yolculuk alıkoyarsa kula, sağlıklı ve mukimken işlediği salih amelin benzeri yazılır. Ebû Mûsâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 3091 562 Müjde sana ey Ümmü'l-Alâ! Allah müslümanın hastalığıyla hatalarını, ateşin altın ve gümüş cürufunu gidermesi gibi giderir. Ümmü'l-Alâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 3092 563 Âişe: Kim hesapta sorguya çekilirse azap görür; kolay hesap ise amellerin arzıdır. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3093 564 Resûlullah, Abdullah b. Übey'in oğluna onu kefenlemesi için gömleğini çıkarıp verdi. Üsâme b. Zeyd · Sünen-i Ebû Dâvûd 3094 565 Yahudi çocuğa: Müslüman ol. Onu benim vasıtamla ateşten kurtaran Allah'a hamdolsun. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 3095 566 Peygamber beni katıra da beygire de binmeden yaya olarak ziyaret ederdi. Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 3096 567 Güzelce abdest alıp müslüman kardeşini ziyaret eden cehennemden yetmiş yıllık mesafe uzaklaştırılır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 3097 568 Ali: Akşam hasta ziyaret edene sabaha, sabah ziyaret edene akşama kadar yetmiş bin melek istiğfar eder. Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 3098 569 Ali (merfû, İbn Ebû Leylâ tariki): Hasta ziyaret edene yetmiş bin melek istiğfar eder; cennetteki harîf anılmadı. Sünen-i Ebû Dâvûd 3099 570 Ebû Ca'fer Abdullah b. Nâfi': Ebû Mûsâ, Hasan b. Ali'yi ziyaret etmek için geldi. Sünen-i Ebû Dâvûd 3100 571 Sa'd b. Muâz yaralanınca Resûlullah onu yakından ziyaret etmek için mescitte bir çadır kurdu. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3101 572 Gözlerimdeki bir ağrı sebebiyle Resûlullah beni ziyaret etti. Zeyd b. Erkam · Sünen-i Ebû Dâvûd 3102 573 Tâunun bir yerde olduğunu işitirseniz oraya gitmeyin; bulunduğunuz yerde çıkarsa ondan kaçmak için çıkmayın. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3103 574 Allah'ım! Sa'd'a şifa ver ve onun hicretini tamamla. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3104 575 Açı doyurun, hastayı ziyaret edin, esiri kurtarın. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3105 576 Eceli gelmemiş hastanın yanında yedi defa Azîm Allah'tan ona şifa dilenirse Allah onu o hastalıktan kurtarır. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3106 577 Allah'ım! Kuluna şifa ver; senin için bir düşmanı yaralasın yahut senin için bir cenazeye yürüsün. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 3107 578 Başına gelen sıkıntıdan dolayı ölüm için dua etmeyin; hayat benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat, deyin. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 3108 579 Enes (Katâde tariki): Sizden biri asla ölümü temenni etmesin. Sünen-i Ebû Dâvûd 3109 580 Ani ölüm, bir gazap yakalayışıdır. Ubeyd b. Hâlid es-Sülemî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3110 581 Allah yolunda öldürülmenin dışında şehadet yedidir: tâundan, boğularak, yanarak ve yıkıntı altında ölen şehittir. Câbir b. Atîk · Sünen-i Ebû Dâvûd 3111 582 Hubeyb: Onu öldürmemden mi korkuyorsun? Ben bunu yapacak değilim. Ebû Hüreyre şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3112 583 Sizden biri ancak Allah hakkında güzel zan besleyerek ölsün. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3113 584 Ölü, içinde öldüğü elbiseleri içinde diriltilir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3114 585 Ölünün yanında bulunduğunuzda hayır söyleyin; çünkü melekler söylediklerinize âmin derler. Ümmü Seleme · Sünen-i Ebû Dâvûd 3115 586 Son sözü Lâ ilâhe illallah olan cennete girer. Muâz b. Cebel · Sünen-i Ebû Dâvûd 3116 587 Ölmek üzere olanlarınıza Lâ ilâhe illallah sözünü telkin edin. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3117 588 Allah'ım! Ebû Seleme'ye mağfiret et, hidayete erdirilmişler arasında derecesini yükselt. Ümmü Seleme · Sünen-i Ebû Dâvûd 3118 589 Allah'ım! Musibetimin sevabını senden umuyorum; bana ecir ver ve onun yerine daha hayırlısını ver. Ümmü Seleme · Sünen-i Ebû Dâvûd 3119 590 Peygamber'in üzeri hibere denilen çizgili Yemen kumaşından bir örtüyle örtüldü. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3120 591 Ölmek üzere olanlarınıza Yâsîn sûresini okuyun. Ma'kıl b. Yesâr · Sünen-i Ebû Dâvûd 3121 592 Zeyd, Ca'fer ve İbn Revâha öldürülünce Resûlullah yüzünden hüzün anlaşılarak mescitte oturdu. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3122 593 Ey Fâtıma! Seni evinden ne çıkardı? Belki de onlarla birlikte kabirlere kadar gitmişsindir? Abdullah b. Amr b. el-Âs şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3123 594 Allah'tan kork ve sabret. Sabır ancak ilk sarsıntı anındadır. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 3124 595 Bu, Allah'ın dilediği kimselerin kalplerine koyduğu bir merhamettir; Allah ancak merhametli kullarına merhamet eder. Üsâme b. Zeyd · Sünen-i Ebû Dâvûd 3125 596 Göz yaşarır, kalp hüzünlenir; Rabbimizin razı olacağından başkasını söylemeyiz. Ey İbrâhim! Senin için hüzünlüyüz. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 3126 597 Resûlullah bizi ağıt yakmaktan nehyetti. Ümmü Atıyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 3127 598 Resûlullah ağıt yakan kadına ve onu dinleyen kadına lanet etti. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3128 599 Ölü ailesinin ağlamasıyla azap görür; Âişe: İbn Ömer yanıldı, bu bir kabir sahibi hakkındaydı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3129 600 Musibet anında saçını tıraş eden, feryat eden ve yakasını yırtan bizden değildir. Yezîd b. Evs şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3130 601 Biat eden kadın: Yüz tırmalamamak, feryat etmemek, yaka yırtmamak ve saç dağıtmamak üzere söz verdik. Biat eden kadınlardan biri · Sünen-i Ebû Dâvûd 3131 602 Ca'fer ailesi için yemek yapın; çünkü onlara kendilerini meşgul eden bir iş geldi. Abdullah b. Ca'fer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3132 603 Okla vurulup ölen adam, Resûlullah ile birlikteyken olduğu gibi elbiselerine sarıldı. Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 3133 604 Uhud şehitlerinin üzerlerinden demir ve derilerin çıkarılıp kanları ve elbiseleriyle defnedilmeleri emredildi. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3134 605 Uhud şehitleri yıkanmadı, kanlarıyla defnedildi ve üzerlerine namaz kılınmadı. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 3135 606 Safiyye üzülmeyecek olsaydı Hamza'yı yırtıcılar yiyinceye kadar bırakırdım; onların karınlarından haşredilsin. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 3136 607 Peygamber şehitlerden Hamza'dan başka hiçbirinin üzerine namaz kılmadı. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 3137 608 Hangisi Kur'an'ı daha çok almıştı? Ben kıyamet günü bunlara şahidim. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3138 609 Câbir (İbn Vehb tariki): Uhud'da öldürülenlerden iki adamı bir elbise içinde bir araya getiriyordu. Sünen-i Ebû Dâvûd 3139 610 Uyluğunu açma; diri olsun ölü olsun hiç kimsenin uyluğuna da bakma. Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 3140 611 Peygamber'i elbiseleri üzerinde iken yıkayın; onu gömleği üzerindeyken yıkadılar. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3141 612 Onu üç veya beş defa su ve sidirle yıkayın, sonuncusunda kâfur koyun; izarını ona iç örtüsü yapın. Ümmü Atıyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 3142 613 Ümmü Atıyye (Hafsa tariki): Resûlullah'ın kızının saçını tarayıp üç örgü yaptık. Ümmü Atıyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 3143 614 Başını üç örgü hâlinde ördük; ön kısmını ve iki yanını arkasına attık. Ümmü Atıyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 3144 615 Kızının yıkanmasında: Onun sağ taraflarından ve abdest yerlerinden başlayın. Ümmü Atıyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 3145 616 Ümmü Atıyye (Hafsa ilavesi): Onu yahut yedi defa veya uygun görürseniz daha fazla yıkayın. Sünen-i Ebû Dâvûd 3146 617 İbn Sîrîn ölüyü iki defa sidirle, üçüncüsünde su ve kâfurla yıkardı. Katâde şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3147 618 Sizden biri kardeşini kefenlediğinde kefenini güzel yapsın. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3148 619 Resûlullah hibere bir kumaşa sarıldı, sonra o kumaş ondan çıkarıldı. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3149 620 Sizden biri vefat eder de imkân bulunursa hibere bir kumaşla kefenlensin. Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 3150 621 Resûlullah içinde gömlek ve sarık bulunmayan üç beyaz Yemen kumaşıyla kefenlendi. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3151 622 Âişe (Hafs tariki): Pamuktan üç kumaşla kefenlendi; bürd getirilmişti, fakat onu geri verdiler. Sünen-i Ebû Dâvûd 3152 623 Resûlullah Necrân işi üç elbiseyle, hulle olan iki elbise ve içinde vefat ettiği gömleğiyle kefenlendi. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3153 624 Kefende aşırı gitmeyin; çünkü o, ölüden çabucak soyulup gider. Ali b. Ebû Tâlib · Sünen-i Ebû Dâvûd 3154 625 Mus'ab'ın başını nemire ile örtün, ayaklarının üzerine de biraz izhir koyun. Habbâb · Sünen-i Ebû Dâvûd 3155 626 Kefenin en hayırlısı hulle, kurbanın en hayırlısı da boynuzlu koçtur. Ubâde b. es-Sâmit · Sünen-i Ebû Dâvûd 3156 627 Ümmü Gülsüm'ün kefeni: Önce peştamal, sonra gömlek, başörtüsü ve örtü verildi, sonra diğer kumaşa sarıldı. Leylâ bint Kânif es-Sekafiyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 3157 628 Kokularınızın en güzeli misktir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3158 629 Bir müslümanın cesedinin ailesi arasında bekletilmesi uygun değildir; bana haber verin ve acele edin. Husayn b. Vahvah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3159 630 Peygamber dört şeyden dolayı gusül ederdi: cünüplük, cuma günü, hacamat ve ölü yıkamak. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3160 631 Ölüyü yıkayan gusletsin; onu taşıyan da abdest alsın. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3161 632 Zâide'nin azatlısı İshâk tarikiyle: Ölüyü yıkayan gusletsin, taşıyan abdest alsın. Sünen-i Ebû Dâvûd 3162 633 Resûlullah, ölmüş olan Osman b. Maz'ûn'u öptü; gözyaşlarının aktığını gördüm. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3163 634 Resûlullah kabrin içinden: Arkadaşınızı bana uzatın, dedi; ölü, sesli zikreden adamdı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3164 635 Resûlullah, Uhud'da öldürülenleri düştükleri yerlere defnetmenizi emrediyor. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3165 636 Ölen bir Müslümana Müslümanlardan üç saf namaz kılarsa (cennet) vâcip olur. Mâlik b. Hübeyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3166 637 Cenazelerin peşinden gitmekten nehyedildik, fakat bu bize kesin kılınmadı. Ümmü Atıyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 3167 638 Cenazeye namaz kılana bir kırat, defin bitinceye kadar peşinden gidene iki kırat vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3168 639 İbn Ömer cenaze kıratı hadisini Âişe'ye sordurdu; Âişe: Ebû Hüreyre doğru söylemiş, dedi. Dâvûd b. Âmir b. Sa'd b. Ebû Vakkâs, babası şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3169 640 Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayan kırk adam bir Müslümanın cenazesinde durursa onun hakkındaki şefaatleri kabul edilir. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3170 641 Cenazenin peşinden ses ve ateşle gidilmez; önünden de yürünmez. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3171 642 Cenazeyi gördüğünüzde, sizi geride bırakıncaya ya da konuncaya kadar onun için ayağa kalkın. Âmir b. Rebîa · Sünen-i Ebû Dâvûd 3172 643 Cenazenin peşinden gittiğinizde, yere konuncaya kadar oturmayın. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3173 644 Şüphesiz ölüm bir dehşettir; bir cenaze gördüğünüzde ayağa kalkın. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3174 645 Peygamber cenazeler için ayağa kalktı, sonra daha sonra oturdu. Ali b. Ebû Tâlib · Sünen-i Ebû Dâvûd 3175 646 Yahudi âlim: Biz de böyle yaparız, deyince Peygamber oturdu ve: Oturun, onlara muhalefet edin, buyurdu. Ubâde b. es-Sâmit · Sünen-i Ebû Dâvûd 3176 647 Melekler yürüyordu; onlar yürürken ben binecek değildim. Sevbân · Sünen-i Ebû Dâvûd 3177 648 Peygamber, İbnü'd-Dahdâh'ın cenaze namazından sonra ata bindi; biz etrafında koşuyorduk. Câbir b. Semüre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3178 649 Peygamber'i, Ebû Bekir'i ve Ömer'i cenazenin önünde yürürken gördüm. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3179 650 Binekli cenazenin arkasından gider; yaya ise ona yakın olarak arkasından, önünden, sağından ve solundan yürür. Muğîre b. Şu'be · Sünen-i Ebû Dâvûd 3180 651 Cenazeyi çabuk götürün; salih ise onu bir hayra götürüyorsunuz, değilse bir şeri boyunlarınızdan indiriyorsunuz. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3181 652 Ebû Bekre: Resûlullah ile birlikteyken cenazede koşar adımlarla (remel yaparak) giderdik. Uyeyne b. Abdurrahman'ın babası şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3182 653 Uyeyne tariki: Abdurrahman b. Semüre'nin cenazesinde Ebû Bekre katırını onların üzerine sürüp kamçıyla uzandı. Sünen-i Ebû Dâvûd 3183 654 Cenazenin arkasından gidilir, cenaze arkadan götürülmez; önüne geçen onunla beraber değildir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 3184 655 Kendini ok temreniyle boğazlayan adam için: O hâlde ona namaz kılmam, buyurdu. Câbir b. Semüre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3185 656 Resûlullah Mâiz b. Mâlik'in namazını kılmadı, kılınmasını da yasaklamadı. Ebû Berze el-Eslemî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3186 657 Peygamber'in oğlu İbrâhîm on sekiz aylıkken öldü; Resûlullah onun namazını kılmadı. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3187 658 el-Behî: Resûlullah oğlu İbrâhîm'in namazını Mekâid'de kıldı. el-Behî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3188 659 Vallahi Resûlullah, Süheyl b. el-Beydâ'nın namazını ancak mescitte kıldı. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3189 660 Vallahi Resûlullah, Beydâ'nın iki oğlu Süheyl ile kardeşinin namazını mescitte kıldı. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3190 661 Kim mescitte bir cenaze namazı kılarsa ona hiçbir şey yoktur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3191 662 Resûlullah üç vakitte namaz kılmamızı ya da ölülerimizi defnetmemizi bize yasaklardı. Ukbe b. Âmir · Sünen-i Ebû Dâvûd 3192 663 Kadınla oğlunun cenazesinde çocuk imamın tarafına konuldu; sahâbîler: Sünnet budur, dediler. Hâris b. Nevfel'in azatlısı Ammâr şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3193 664 Enes, erkeğin cenazesinde başının, kadınınkinde kalçasının hizasında durup dört tekbirle namaz kıldırdı. Nâfi' Ebû Gâlib şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3194 665 Peygamber lohusalığında ölen kadının namazını kılarken onun ortasının hizasında durdu. Semüre b. Cündeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 3195 666 Resûlullah yeni bir kabrin yanından geçti; üzerine saf tuttular ve ona dört tekbir getirdi. eş-Şa'bî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3196 667 Zeyd b. Erkam bir cenazeye beş tekbir getirdi ve: Resûlullah onları getirirdi, dedi. Abdurrahman b. Ebû Leylâ şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3197 668 İbn Abbâs cenaze namazında Fâtiha'yı okudu ve: O sünnettendir, dedi. Talha b. Abdullah b. Avf şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3198 669 Ölünün namazını kıldığınızda ona duayı ihlasla yapın. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3199 670 Allah'ım! Onun Rabbi sensin, onu sen yarattın; sana şefaatçiler olarak geldik, onu bağışla. Ali b. Şemmâh şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3200 671 Allah'ım! Dirimizi ve ölümüzü bağışla; bizi onun ecrinden mahrum bırakma ve ondan sonra bizi saptırma. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3201 672 Allah'ım! Falan oğlu falan senin zimmetindedir; onu kabir fitnesinden ve ateş azabından koru. Vâsile b. el-Eska' · Sünen-i Ebû Dâvûd 3202 673 Mescidi süpüren ölünce Peygamber: Bana onun kabrini gösterin, dedi ve kabri üzerine namazını kıldı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3203 674 Resûlullah Necâşî'nin ölümünü öldüğü gün haber verdi, musallaya çıkıp dört tekbir getirdi. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3204 675 Necâşî: İçinde bulunduğum hükümdarlık olmasaydı ona gelir, ayakkabılarını taşırdım. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3205 676 Bununla kardeşimin kabrini belirliyorum; ailemden ölenleri de onun yanına defnederim. el-Muttalib şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3206 677 Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 3207 678 Lahit bizim içindir, şakk başkaları içindir. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3208 679 Şa'bî: Resûlullah'ı Ali, Fadl ve Üsâme yıkadı, kabrine de onlar indirdi. Âmir eş-Şa'bî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3209 680 Abdurrahman b. Avf Peygamber'in kabrine indi; dört kişi olarak onlara bakıyor gibiyim. Ebû Mürahhab · Sünen-i Ebû Dâvûd 3210 681 Abdullah b. Yezîd ölüyü kabrin ayak tarafından indirdi ve: Bu sünnettendir, dedi. Ebû İshâk şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3211 682 Lahit henüz kazılmamıştı; Peygamber kıbleye dönerek oturdu, biz de onunla oturduk. Berâ b. Âzib · Sünen-i Ebû Dâvûd 3212 683 Ölüyü kabre koyarken: Allah'ın adıyla ve Resûlullah'ın sünneti üzere, derdi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 3213 684 Git, babanı toprağa göm; sonra bana gelinceye kadar hiçbir şey yapma. Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 3214 685 Kazın, geniş tutun, iki ve üç kişiyi bir kabre koyun; Kur'an'ı en çok bilen öne konulsun. Hişâm b. Âmir · Sünen-i Ebû Dâvûd 3215 686 Sevrî tariki: Uhud şehitleri için kabirleri kazın, geniş ve derin tutun. Sünen-i Ebû Dâvûd 3216 687 Humeyd b. Hilâl tarikiyle: Uhud şehitleri için kabirleri geniş ve derin kazın. Sünen-i Ebû Dâvûd 3217 688 Ali: Yüksek hiçbir kabir bırakma ki onu düzlemiş olmayasın, hiçbir heykel bırakma ki onu silmiş olmayasın. Ebü'l-Heyyâc el-Esedî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3218 689 Fudâle: Resûlullah'ı kabirlerin düzlenmesini emrederken işittim. Ebû Ali el-Hemdânî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3219 690 Âişe bana yüksek olmayan, yere yapışık da olmayan, kırmızı çakıl döşeli üç kabri gösterdi. Kâsım şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 3220 691 Kardeşiniz için mağfiret dileyin ve ona sebat isteyin; çünkü o şimdi sorguya çekiliyor. Osman b. Affân · Sünen-i Ebû Dâvûd 3221 692 İslâm'da akr (kabir başında hayvan kesmek) yoktur. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 3222 693 Resûlullah bir gün çıkıp Uhud ehline, ölüye kıldığı namazı kıldı. Ukbe b. Âmir · Sünen-i Ebû Dâvûd 3223 694 Hayve tariki: Peygamber Uhud şehitlerine sekiz yıl sonra, dirilere ve ölülere veda eder gibi namaz kıldı. Sünen-i Ebû Dâvûd 3224 695 Resûlullah kabrin üzerine oturulmasını, alçıyla sıvanmasını ve üzerine bina yapılmasını yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3225 696 Câbir (Süleymân b. Mûsâ tariki): Kabrin üzerine ilave yapılması ya da yazı yazılması da yasaklandı. Sünen-i Ebû Dâvûd 3226 697 Allah Yahudileri kahretsin! Peygamberlerinin kabirlerini mescitler edindiler. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3227 698 Birinizin, elbisesini yakıp derisine ulaşan bir kor üzerine oturması, kabir üzerine oturmasından hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3228 699 Kabirlerin üzerine oturmayın ve onlara doğru namaz kılmayın. Ebû Mersed el-Ganevî · Sünen-i Ebû Dâvûd 3229 700 Ey sibtiyye ayakkabılar sahibi! Yazık sana! Sibtiyyelerini çıkar at! Resûlullah'ın azatlısı Beşîr · Sünen-i Ebû Dâvûd 3230 701 Kul kabrine konulup arkadaşları dönünce, onların ayakkabılarının sesini işitir. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 3231 702 Câbir: Babamı altı ay sonra kabirden çıkardım; sakalındaki birkaç kıl dışında değişmemişti. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 3232 703 Cenazeyi hayırla da şerle de andılar, Vâcip oldu, buyurdu; sizler birbiriniz üzerine şahitlersiniz. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3233 704 Kabirleri ziyaret edin; çünkü onlar ölümü hatırlatır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3234 705 Sizi kabir ziyaretinden nehyetmiştim; artık ziyaret edin, onda bir öğüt vardır. Büreyde · Sünen-i Ebû Dâvûd 3235 706 Resûlullah kabirleri ziyaret eden kadınlara ve kabirlerin üzerine mescitler ve kandiller edinenlere lanet etti. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3236 707 Selâm size, ey mü'minler topluluğunun yurdu! Biz de inşallah size kavuşacağız. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 3237 708 Onu iki elbisesiyle kefenleyin; Allah onu kıyamet günü telbiye ederken diriltecektir. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3238 709 İbn Abbâs (Hammâd tariki): İhramlıyı iki elbise içinde kefenleyin, ona hanût sürmeyin. Sünen-i Ebû Dâvûd 3239 710 Müsedded tariki: İhramlı ölüyü iki elbise içinde kefenleyin. Sünen-i Ebû Dâvûd 3240 711 İhramlıyı yıkayın, kefenleyin; başını örtmeyin, ona koku yaklaştırmayın; o telbiye ederek diriltilecek. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 3241 712 Mümine bir diken batsa bile Allah onunla derecesini yükseltir ve bir günahını siler. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 965 713 Mümine isabet eden yorgunluk, hüzün, hastalık ve tasa sebebiyle Allah onun günahlarını örter. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 966 714 Müslüman, hasta kardeşini ziyaret ettiğinde cennetin hurfesinde olmaya devam eder. Sevbân · Câmiu't-Tirmizî 967 715 Cennetin hurfesi nedir diye soruldu; onun devşirilen meyveleridir, buyurdu. Sevbân · Câmiu't-Tirmizî 968 716 Hastayı sabahleyin ziyaret eden Müslümana akşama kadar yetmiş bin melek dua eder. Ebû Fâhite · Câmiu't-Tirmizî 969 717 Resûlullah ölümü temenni etmeyi yasaklamasaydı ölümü temenni ederdim. Hârise b. Mudarrib · Câmiu't-Tirmizî 970 718 Diğer tarikle Enes: Ölümü temenni etmek yasaklanmasaydı onu temenni ederdim. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 971 719 Allah'ın adıyla sana eziyet veren her şeyden seni okuyorum; Allah sana şifa verir. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 972 720 Allah'ım! Ey insanların Rabbi, sıkıntıyı gideren! Şifa ver; şifa veren sensin. Abdülazîz b. Suhayb · Câmiu't-Tirmizî 973 721 Vasiyet edecek bir şeyi olan Müslümanın, vasiyeti yazılı olmadan iki gece geçirmesi doğru değildir. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 974 722 Resûlullah önce onda biri, sonunda üçte biri vasiyet etmeyi söyledi; üçte bir de çoktur. Sa'd b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 975 723 Ölmek üzere olanlarınıza Lâ ilâhe illallah'ı telkin edin. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 976 724 Hastanın ya da ölünün yanında bulunduğunuzda hayır söyleyin; melekler söylediklerinize âmin der. Ümmü Seleme · Câmiu't-Tirmizî 977 725 Allah'ım! Ölümün şiddetlerine karşı bana yardım et. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 978 726 Resûlullah'ın ölümünün şiddetini gördükten sonra kimsenin kolay ölümüne gıpta etmem. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 979 727 Müminin canı ter gibi sızarak çıkar; ben eşeğin ölümü gibi ani bir ölümü sevmem. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 980 728 Sahifesinin başında ve sonunda hayır bulunan kulun, iki uç arasındakileri Allah bağışlar. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 981 729 Mümin alnının teriyle ölür. Büreyde · Câmiu't-Tirmizî 982 730 Ölüm anında kulun kalbinde ümit ve korku birleşirse Allah ona umduğunu verir. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 983 731 Ölüm ilanından sakının; çünkü ölüm ilanı câhiliye işlerindendir. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 984 732 Merfû olmayan rivayet, Abdullah b. Mes'ûd: Ölüm ilanından sakının, o câhiliye işidir. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 985 733 Öldüğümde kimseye duyurmayın; bunun yasaklanan ölüm ilanı olmasından korkarım. Huzeyfe b. el-Yemân · Câmiu't-Tirmizî 986 734 Sabır, musibetin ilk sarsıntısındadır. Enes · Câmiu't-Tirmizî 987 735 Sabır, ilk sarsıntı anındadır. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 988 736 Peygamber, Osman b. Maz'ûn'u ölü hâldeyken ağlayarak öptü. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 989 737 Peygamber, kızının tek sayıda, su ve sidrle yıkanmasını, sonuncusuna kâfur katılmasını emretti. Ümmü Atıyye · Câmiu't-Tirmizî 990 738 Kokuların en güzeli misktir. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 991 739 Misk, kokularınızın en güzelidir. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 992 740 Ölüyü yıkayana gusül, taşıyana abdest gerekir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 993 741 Beyaz elbiseler giyin; çünkü onlar elbiselerinizin en hayırlılarındandır, ölülerinizi de onlarla kefenleyin. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 994 742 Sizden biri kardeşinin cenaze işini üstlendiğinde onun kefenini güzel yapsın. Ebû Katâde · Câmiu't-Tirmizî 995 743 Peygamber, içinde gömlek ve sarık bulunmayan, Yemen işi üç beyaz bezle kefenlendi. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 996 744 Resûlullah, Hamza b. Abdülmuttalib'i bir nemire içinde, tek bir bezle kefenledi. Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 997 745 Ca'fer'in ailesi için yemek yapın; çünkü onlara kendilerini meşgul edecek bir şey geldi. Abdullah b. Ca'fer · Câmiu't-Tirmizî 998 746 Yakalarını yırtan, yanaklarına vuran ve cahiliye çağrısıyla bağıran bizden değildir. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 999 747 Kimin arkasından ağıt yakılırsa, kendisi için yakılan ağıt sebebiyle azap görür. Ali b. Rebîa el-Esedî · Câmiu't-Tirmizî 1000 748 Ümmetimde cahiliye işlerinden dört şey vardır ki insanlar onları bırakmayacaklardır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1001 749 Ölü, ailesinin onun arkasından ağlaması sebebiyle azap görür. Ömer b. el-Hattâb · Câmiu't-Tirmizî 1002 750 Arkasından 'Vay dağım! Vay efendim!' diye ağlanan ölüye iki melek görevlendirilir: Sen böyle miydin? Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Câmiu't-Tirmizî 1003 751 Âişe: Yanıldı; Resûlullah bunu Yahudi olarak ölen bir adam hakkında söyledi. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1004 752 Ağlamayı değil, iki ahmakça ve günahkârca sesi yasakladım: Musibet anındaki feryat ve şeytanın feryadı. Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 1005 753 Onlar onun arkasından ağlıyorlar, o ise kabrinde azap görüyor. Amra · Câmiu't-Tirmizî 1006 754 Peygamber'i, Ebû Bekir'i ve Ömer'i cenazenin önünde yürürken gördüm. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1007 755 Peygamber'i, Ebû Bekir'i ve Ömer'i cenazenin önünde yürürken gördüm (Hemmâm rivayeti). Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1008 756 Peygamber, Ebû Bekir ve Ömer cenazenin önünde yürürlerdi; Sâlim'in babası da önünde yürürdü. Zührî · Câmiu't-Tirmizî 1009 757 Peygamber, Ebû Bekir, Ömer ve Osman cenazenin önünde yürürlerdi. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 1010 758 Cenazeye uyulur, o başkasına uymaz; önüne geçen onunla birlikte yürüyenlerden değildir. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 1011 759 Utanmıyor musunuz? Allah'ın melekleri yaya yürüyor, siz ise hayvanların sırtındasınız! Sevbân · Câmiu't-Tirmizî 1012 760 Ebü'd-Dahdâh'ın cenazesinde Peygamber koşan bir atının üzerindeydi, biz de etrafındaydık. Câbir b. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 1013 761 Peygamber, Ebü'd-Dahdâh'ın cenazesine yaya olarak uydu, dönüşte ata binerek döndü. Câbir b. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 1014 762 Cenazeyi çabuk götürün; hayırlıysa onu hayra ulaştırırsınız, kötüyse boyunlarınızdan indirirsiniz. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1015 763 Uhud şehitleri bir bezle kefenlenip bir kabre konuldu; daha çok Kur'an bilen kıbleye öne alındı. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 1016 764 Resûlullah hastayı ziyaret eder, cenazede bulunur, merkebe biner ve kölenin davetine icabet ederdi. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 1017 765 Allah hiçbir peygamberin canını, defnedilmesini istediği yerden başka bir yerde almamıştır. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 1018 766 Ölülerinizin iyiliklerini anın, kötülüklerinden söz etmekten kaçının. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1019 767 Cenazede lahde konuluncaya kadar ayakta durmayı Yahudiler de yapar deyince: Onlara muhalefet edin. Ubâde b. Sâmit · Câmiu't-Tirmizî 1020 768 Kulum için cennette bir ev yapın ve onu Hamd Evi diye adlandırın. Ebû Sinân · Câmiu't-Tirmizî 1021 769 Peygamber, Necâşî'nin cenaze namazını kıldı ve dört tekbir aldı. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1022 770 Zeyd b. Erkam bir cenazede beş tekbir aldı ve: Resûlullah bunları alırdı, dedi. Abdurrahman b. Ebû Leylâ · Câmiu't-Tirmizî 1023 771 Allah'ım! Dirimizi ve ölümüzü, küçüğümüzü ve büyüğümüzü, erkeğimizi ve kadınımızı bağışla. Ebû İbrâhim el-Eşhelî'nin babası · Câmiu't-Tirmizî 1024 772 Allah'ım! Onu bağışla, ona merhamet et, onu dolu ile yıka ve elbisenin yıkandığı gibi yıka. Avf b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 1025 773 Peygamber cenaze namazında Fâtihatü'l-Kitâb'ı okudu. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1026 774 İbn Abbâs cenaze namazında Fâtiha'yı okudu ve: Bu sünnettendir, dedi. Talha b. Avf · Câmiu't-Tirmizî 1027 775 Kimin cenaze namazını üç saf kılarsa, o (cenneti) vacip kılmış olur. Mersed b. Abdullah el-Yezenî · Câmiu't-Tirmizî 1028 776 Sayıları yüze ulaşan Müslümanlar bir ölünün namazını kılıp şefaat ederse, şefaatleri mutlaka kabul edilir. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 1029 777 Resûlullah üç vakitte namaz kılmamızı ya da ölülerimizi defnetmemizi yasaklardı. Ukbe b. Âmir el-Cühenî · Câmiu't-Tirmizî 1030 778 Binekli cenazenin arkasından, yaya dilediği yerden gider; çocuğun da cenaze namazı kılınır. Muğîre b. Şu'be · Câmiu't-Tirmizî 1031 779 Çocuk doğarken ses çıkarmadıkça cenaze namazı kılınmaz, mirasçı olmaz, ona da mirasçı olunmaz. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1032 780 Resûlullah Süheyl b. Beyzâ'nın cenaze namazını mescidde kıldı. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 1033 781 Enes erkeğin cenazesinde başı hizasında, kadınınkinde tabutun ortası hizasında durdu. Ebû Gâlib · Câmiu't-Tirmizî 1034 782 Peygamber bir kadının cenaze namazını kıldı ve onun ortası hizasında durdu. Semüre b. Cündeb · Câmiu't-Tirmizî 1035 783 Uhud şehitleri kanlarıyla defnedildi; cenaze namazları kılınmadı, yıkanmadılar. Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 1036 784 Peygamber ayrı duran bir kabir gördü, ashabını arkasında saf yapıp onun üzerine namaz kıldı. Şa'bî · Câmiu't-Tirmizî 1037 785 Ümmü Sa'd'ın vefatının üzerinden bir ay geçmişken Peygamber onun üzerine namaz kıldı. Saîd b. el-Müseyyeb · Câmiu't-Tirmizî 1038 786 Kardeşiniz Necâşî vefat etti; kalkın, onun cenaze namazını kılın. İmrân b. Husayn · Câmiu't-Tirmizî 1039 787 Cenaze namazını kılana bir kırat, defni bitinceye kadar onu takip edene iki kırat vardır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1040 788 Kim bir cenazeyi takip edip onu üç defa taşırsa, ona düşen hakkını ödemiş olur. Ebü'l-Mühezzim · Câmiu't-Tirmizî 1041 789 Cenazeyi gördüğünüzde, sizi geçinceye ya da yere konuluncaya kadar ayağa kalkın. Âmir b. Rebîa · Câmiu't-Tirmizî 1042 790 Cenazeyi takip eden, cenaze yere konuluncaya kadar oturmasın. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 1043 791 Cenaze için ayakta durmak anılınca Ali: Resûlullah ayağa kalktı, sonra oturdu, dedi. Ali b. Ebû Tâlib · Câmiu't-Tirmizî 1044 792 Lahit bizim içindir, şak başkaları içindir. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1045 793 Ölü kabre konulunca: Allah'ın adıyla, Allah'ın yardımıyla ve Resûlullah'ın sünneti üzere, derdi. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1046 794 Resûlullah'ın kabrine lahdi Ebû Talha kazdı, altına kadife örtüyü Şukrân serdi. Ca'fer b. Muhammed, babasından · Câmiu't-Tirmizî 1047 795 Peygamber'in kabrine kırmızı bir kadife örtü konuldu. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1048 796 Yüksek hiçbir kabri bırakmayıp düzle, hiçbir heykeli bırakmayıp yok et. Ali · Câmiu't-Tirmizî 1049 797 Kabirlerin üzerine oturmayın, kabirlere doğru da namaz kılmayın. Ebû Mersed el-Ganevî · Câmiu't-Tirmizî 1050 798 "Ebû İdrîs" anılmadan Ebû Mersed: Kabirlere oturmayın, onlara doğru namaz kılmayın. Ebû Mersed el-Ganevî · Câmiu't-Tirmizî 1051 799 Peygamber kabirlerin alçı ile sıvanmasını, üzerlerine yazı yazılmasını ve bina yapılmasını yasakladı. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 1052 800 Esselâmü aleyküm ey kabir ehli! Allah bizi de sizi de bağışlasın. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1053 801 Sizi kabir ziyaretinden menetmiştim; artık ziyaret edin, çünkü kabirler âhireti hatırlatır. Büreyde · Câmiu't-Tirmizî 1054 802 Ölümünde yanında bulunsaydım, ancak öldüğün yere defnedilirdin. Abdullah b. Ebû Müleyke · Câmiu't-Tirmizî 1055 803 Resûlullah kabirleri çokça ziyaret eden kadınlara lanet etti. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1056 804 Allah sana rahmet etsin! Sen çok içli ve Kur'ân'ı çok okuyan biriydin. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1057 805 Hayırla anılan cenaze için: Vacip oldu; sizler yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 1058 806 Kendisi için üç kişinin hayırla şahitlik ettiği Müslümana cennet vacip olur. Ebü'l-Esved ed-Dîlî · Câmiu't-Tirmizî 1059 807 Üç çocuğu ölen Müslümana ateş, yemini yerine getirecek kadarı dışında dokunmaz. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1060 808 Ergenliğe ulaşmamış üç çocuğunu önden gönderene onlar ateşe karşı sağlam bir kale olur. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 1061 809 Ümmetimden kimin önden gitmiş iki çocuğu olursa Allah onlar sebebiyle onu cennete koyar. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 1062 810 Şehitler beştir: vebadan ölen, karın hastalığından ölen, suda boğulan, enkaz altında kalan ve Allah yolundaki şehit. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1063 811 Kimi karın hastalığı öldürürse kabrinde azap görmez. Ebû İshâk es-Sebîî · Câmiu't-Tirmizî 1064 812 Veba bulunduğunuz yerde baş gösterirse oradan çıkmayın, bulunmadığınız yerde baş gösterirse oraya gitmeyin. Üsâme b. Zeyd · Câmiu't-Tirmizî 1065 813 Kim Allah'a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever; kim hoşlanmazsa Allah da hoşlanmaz. Ubâde b. Sâmit · Câmiu't-Tirmizî 1066 814 Mümin Allah'ın rahmeti, rızası ve cennetiyle müjdelenince Allah'a kavuşmayı sever, Allah da ona kavuşmayı sever. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 1067 815 Kendini öldüren bir adamın cenaze namazını Peygamber kılmadı. Câbir b. Semure · Câmiu't-Tirmizî 1068 816 Arkadaşınızın namazını siz kılın; çünkü onun borcu var. Ebû Katâde · Câmiu't-Tirmizî 1069 817 Müslümanlardan kim ölür de borç bırakırsa onu ödemek bana aittir; kim mal bırakırsa mirasçılarınındır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1070 818 Ölü kabre konulunca ona, birine Münker diğerine Nekîr denilen iki melek gelir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1071 819 Ölüye sabah akşam âhiretteki yeri gösterilir; kıyamet gününe kadar yerin budur, denir. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 1072 820 Kim musibete uğramış birine taziyede bulunursa onun ecrinin bir benzeri kendisine de vardır. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 1073 821 Cuma günü ya da cuma gecesi ölen Müslümanı Allah kabir fitnesinden korur. Abdullah b. Amr · Câmiu't-Tirmizî 1074 822 Ey Ali! Üç şeyi geciktirme: vakti gelen namazı, hazır olan cenazeyi ve dengi bulunan bekâr kadını. Ali b. Ebû Tâlib · Câmiu't-Tirmizî 1075 823 Çocuğunu kaybetmiş bir kadına taziyede bulunana cennette bir bürde giydirilir. Ebû Berze · Câmiu't-Tirmizî 1076 824 Resûlullah cenaze namazında ilk tekbirde ellerini kaldırdı ve sağ elini sol elinin üzerine koydu. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1077 825 Müminin ruhu, borcu ödeninceye kadar borcuna bağlı kalır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1078 826 Müminin ruhu, borcu kendisi adına ödenene kadar askıda kalır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 1079 827 Müslümanın müslüman üzerinde altı hakkı vardır: Selam vermek, davete icabet, teşmit, hasta ziyareti, cenazeye katılmak ve kendisi için sevdiğini onun için de sevmek. Ali · Sünen-i İbn Mâce 1433 828 Müslümanın müslüman üzerinde dört hakkı vardır: Teşmit, davete icabet, cenazede hazır bulunmak ve hasta ziyareti. Ebû Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 1434 829 Beş şey müslümanın müslüman üzerindeki hakkındandır: Selamı almak, davete icabet, cenazede bulunmak, hasta ziyareti ve aksırana teşmit. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1435 830 Resûlullah ve Ebû Bekir, hasta olan Câbir'i yürüyerek ziyaret ettiler. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1436 831 Peygamber hastayı ancak üç gün geçtikten sonra ziyaret ederdi. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1437 832 Hastanın yanına girdiğinizde ona ecel hususunda ümit verin; bu hiçbir şeyi geri çevirmez ama hastanın gönlünü hoş eder. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 1438 833 Sizden birinin hastasının canı bir şey çekerse ona onu yedirsin. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1439 834 Peygamber ziyaret ettiği hastaya canının bir şey çekip çekmediğini sordu. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1440 835 Hastanın yanına girdiğinde ona senin için dua etmesini söyle; çünkü onun duası meleklerin duası gibidir. Ömer b. el-Hattâb · Sünen-i İbn Mâce 1441 836 Kim müslüman kardeşine hasta ziyareti için gelirse oturuncaya kadar cennetin meyve bahçesinde yürür. Ali · Sünen-i İbn Mâce 1442 837 Kim bir hastayı ziyaret ederse gökten bir münadi: Hoş oldun, yürüyüşün de hoş oldu, cennette kendine bir konak hazırladın diye seslenir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1443 838 Ölmek üzere olanlarınıza lâ ilâhe illallah sözünü telkin edin. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1444 839 Can çekişmekte olanlarınıza lâ ilâhe illallah kelimesini telkin edin. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 1445 840 Ölmek üzere olanlarınıza lâ ilâhe illallâhü'l-halîmü'l-kerîm duasını telkin edin. Abdullah b. Ca'fer · Sünen-i İbn Mâce 1446 841 Hastanın ya da ölünün yanında bulunduğunuzda hayır söyleyin; çünkü melekler söylediklerinize âmin derler. Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 1447 842 Yâsîn sûresini ölmek üzere olanlarınızın yanında okuyun. Ma'kıl b. Yesâr · Sünen-i İbn Mâce 1448 843 Müminlerin ruhları yeşil kuşlar içindedir; cennetin ağaçlarından yerler. Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1449 844 Muhammed b. el-Münkedir ölmek üzere olan Câbir'den Resûlullah'a selam götürmesini istedi. Muhammed b. el-Münkedir şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1450 845 Can çekişen yakının için üzülme; çünkü bu onun iyiliklerindendir. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1451 846 Mümin alın teriyle ölür. Büreyde · Sünen-i İbn Mâce 1452 847 Kulun insanları tanıması, ölümü gözüyle gördüğü zaman kesilir. Ebû Mûsâ · Sünen-i İbn Mâce 1453 848 Ruh kabzedildiğinde göz onu takip eder. Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 1454 849 Ölülerinizin yanında bulunduğunuzda gözlerini kapatın; çünkü göz ruhu takip eder. Şeddâd b. Evs · Sünen-i İbn Mâce 1455 850 Resûlullah, Osman b. Maz'ûn'u ölmüşken öptü ve gözyaşları yanaklarından aktı. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1456 851 Ebû Bekir, Peygamber'i vefat etmişken öptü. İbn Abbâs ve Âişe şöyle rivayet ettiler: · Sünen-i İbn Mâce 1457 852 Ölüyü üç ya da beş defa yahut gerekirse daha fazla su ve sidr ile yıkayın; sonuncusuna kâfur katın. Ümmü Atiyye · Sünen-i İbn Mâce 1458 853 Ölüyü tek sayıda yıkayın; sağ taraflarından ve abdest yerlerinden başlayın. Eyyûb es-Sahtiyânî şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1459 854 Uyluğunu açma; diri olsun ölü olsun kimsenin uyluğuna bakma. Ali · Sünen-i İbn Mâce 1460 855 Ölülerinizi güvenilir kimseler yıkasın. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1461 856 Ölüyü yıkayıp kefenleyen, namazını kılan ve gördüğünü yaymayan, annesinden doğduğu gündeki gibi günahından çıkar. Ali · Sünen-i İbn Mâce 1462 857 Kim bir ölüyü yıkarsa gusletsin. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1463 858 Sonradan anladığımı önceden bilseydim Peygamber'i hanımlarından başkası yıkamazdı. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1464 859 Benden önce ölsen sana ne zararı olur? Seni yıkar, kefenler, namazını kılar ve defnederdim. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1465 860 Peygamber yıkanırken içeriden bir ses gömleğini üzerinden çıkarmayın diye seslendi. Büreyde · Sünen-i İbn Mâce 1466 861 Diri iken de temizdin, ölü iken de temizsin. Ali b. Ebû Tâlib · Sünen-i İbn Mâce 1467 862 Ben öldüğümde beni Gars kuyusundan alınacak yedi kırba su ile yıka. Ali · Sünen-i İbn Mâce 1468 863 Peygamber, içinde gömlek ve sarık bulunmayan üç beyaz Yemen kumaşı içinde kefenlendi. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1469 864 Resûlullah üç beyaz Sahûl kumaşı içinde kefenlendi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1470 865 Resûlullah, içinde vefat ettiği gömleği ve Necrân işi bir hulle ile kefenlendi. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1471 866 Elbiselerinizin en hayırlısı beyazdır; ölülerinizi onlarla kefenleyin ve onları giyin. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1472 867 Kefenin en hayırlısı hulledir. Ubâde b. es-Sâmit · Sünen-i İbn Mâce 1473 868 Sizden biri kardeşinin cenaze işini üstlendiğinde kefenini güzel yapsın. Ebû Katâde · Sünen-i İbn Mâce 1474 869 Ben ona bakıncaya kadar onu kefenlerine sarmayın. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1475 870 Resûlullah ölümü ilan etmeyi (na'yı) yasakladı. Bilâl b. Yahyâ şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1476 871 Cenazeyi götürürken acele edin; sâlih ise onu bir hayra takdim ediyorsunuz. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1477 872 Cenazeye uyan kimse tabutun bütün kenarlarından taşısın; çünkü bu sünnettendir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 1478 873 Peygamber hızla götürülen bir cenaze görünce sükûnet üzere olun buyurdu. Ebû Mûsâ · Sünen-i İbn Mâce 1479 874 Allah'ın melekleri yaya yürürken sizin cenazede binekli olmanızdan utanmıyor musunuz? Resûlullah'ın âzatlısı Sevbân · Sünen-i İbn Mâce 1480 875 Binekli olan cenazenin arkasından, yaya olan ise dilediği yerinden yürür. Muğîre b. Şu'be · Sünen-i İbn Mâce 1481 876 Peygamber, Ebû Bekir ve Ömer cenazenin önünde yürürken görüldü. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1482 877 Resûlullah, Ebû Bekir, Ömer ve Osman cenazenin önünde yürürlerdi. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1483 878 Cenaze arkasından gidilendir; onun önüne geçen ona uyanlardan değildir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 1484 879 Peygamber, cenazede üst örtülerini atıp gömlekle yürüyenlere Câhiliye âdetini mi benimsiyorsunuz dedi. İmrân b. Husayn ve Ebû Berze şöyle rivayet ettiler: · Sünen-i İbn Mâce 1485 880 Cenaze hazır olduğunda onu geciktirmeyin. Ali b. Ebû Tâlib · Sünen-i İbn Mâce 1486 881 Ebû Mûsâ el-Eş'arî, cenazesinin ardından buhurdanlıkla gelinmemesini vasiyet etti. Ebû Bürde şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1487 882 Müslümanlardan yüz kişinin cenaze namazını kıldığı kimse bağışlanır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1488 883 Bir mümine şefaat eden kırk mümin yoktur ki Allah onların şefaatini kabul etmesin. Abdullah b. Abbâs'ın âzatlısı Küreyb şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1489 884 Müslümanlardan üç saf bir ölünün namazı için saf tutmaz ki o cenneti hak etmiş olmasın. Sahâbî olan Mâlik b. Hübeyre eş-Şâmî · Sünen-i İbn Mâce 1490 885 Müminler, Allah'ın yeryüzündeki şahitleridir. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1491 886 Siz, Allah'ın yeryüzündeki şahitlerisiniz; hayırla da kötülükle de anılan cenaze için vacip oldu. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1492 887 Resûlullah lohusalıkta ölen bir kadının cenaze namazını kılarken onun ortası hizasında durdu. Semüre b. Cündeb el-Fezârî · Sünen-i İbn Mâce 1493 888 Enes, erkeğin cenaze namazında başı hizasında, kadınınkinde tabutun ortası hizasında durdu. Ebû Gâlib şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1494 889 Peygamber cenaze namazında Fâtiha'yı okudu. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1495 890 Resûlullah bize cenaze namazında Fâtiha'yı okumamızı emretti. Ümmü Şerîk el-Ensâriyye · Sünen-i İbn Mâce 1496 891 Ölünün namazını kıldığınızda ona ihlasla dua edin. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1497 892 Allahım! Dirimizi ve ölümüzü, burada olanımızı ve olmayanımızı, küçüğümüzü ve büyüğümüzü, erkeğimizi ve kadınımızı bağışla. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1498 893 Allahım! Falan oğlu falan senin zimmetindedir; onu kabir fitnesinden ve ateş azabından koru. Vâsile b. Eska' · Sünen-i İbn Mâce 1499 894 Allahım! Onu su, kar ve dolu ile yıka; beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi onu günahlardan temizle. Avf b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1500 895 Resûlullah, Ebû Bekir ve Ömer cenaze namazında okunacak dua için belirli bir şey tayin etmediler. Câbir · Sünen-i İbn Mâce 1501 896 Peygamber, Osman b. Maz'ûn'un cenaze namazını kıldı ve dört tekbir aldı. Osman b. Affân · Sünen-i İbn Mâce 1502 897 Resûlullah cenaze namazında dört tekbir alır, bir müddet bekleyip Allah'ın dilediğini söyler, sonra selam verirdi. Hecerî şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1503 898 Peygamber cenaze namazında dört tekbir aldı. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1504 899 Zeyd b. Erkam bir cenazede beş tekbir aldı ve Resûlullah'ın da böyle yaptığını söyledi. Abdurrahman b. Ebû Leylâ şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1505 900 Resûlullah cenaze namazında beş tekbir aldı. Kesîr b. Abdullah'ın dedesi Amr b. Avf · Sünen-i İbn Mâce 1506 901 Çocuğun cenaze namazı kılınır. Muğîre b. Şu'be · Sünen-i İbn Mâce 1507 902 Çocuk doğduğunda ses çıkarırsa cenaze namazı kılınır ve ona varis olunur. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1508 903 Çocuklarınızın cenaze namazını kılın; çünkü onlar sizin önden gidenlerinizdendir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1509 904 Muhammed'den sonra bir peygamber olması takdir edilseydi oğlu İbrâhim yaşardı; fakat ondan sonra peygamber yoktur. İsmâil b. Ebû Hâlid şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1510 905 Onun cennette bir sütannesi vardır; eğer yaşasaydı sıddîk bir peygamber olurdu. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1511 906 Resûlullah, oğlu Kâsım vefat edince onun emzirilmesinin tamamının cennette olduğunu bildirdi. Hüseyin b. Ali · Sünen-i İbn Mâce 1512 907 Resûlullah Uhud şehitlerinin cenaze namazını onar onar kıldı; Hamza ise yerinde bırakıldı. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1513 908 Resûlullah Uhud şehitlerini kanlarıyla defnettirdi; onlar yıkanmadı, cenaze namazları da kılınmadı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1514 909 Uhud şehitlerinin üzerlerinden demir ve deriler çıkarılıp elbiseleri içinde kanlarıyla defnedilmeleri emredildi. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1515 910 Resûlullah, Medine'ye nakledilen Uhud şehitlerinin düştükleri yerlere geri götürülmesini emretti. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1516 911 Mescidde cenaze namazı kılan kimseye bir şey yoktur. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1517 912 Resûlullah, Süheyl b. Beydâ'nın cenaze namazını mescidde kıldı. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1518 913 Resûlullah, güneşin doğuşu, tam tepede oluşu ve batışı sırasında namaz kılmayı ve ölü defnetmeyi yasaklardı. Ukbe b. Âmir el-Cühenî · Sünen-i İbn Mâce 1519 914 Resûlullah bir adamı gece kabrine koydu ve kabrinde kandil yaktı. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1520 915 Zorunda kalmadıkça ölülerinizi gece defnetmeyin. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1521 916 Ölülerinizin cenaze namazını gece de gündüz de kılın. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1522 917 Peygamber, Abdullah b. Übey'in cenaze namazını kılınca münafıkların namazının kılınmamasını emreden âyet indi. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1523 918 Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını asla kılma, kabrinin başında da durma. Câbir · Sünen-i İbn Mâce 1524 919 Her ölünün cenaze namazını kılın ve her emirle birlikte cihad edin. Vâsile b. Eska' · Sünen-i İbn Mâce 1525 920 Peygamber, yarasının acısına dayanamayıp kendini öldüren adamın cenaze namazını kılmadı. Câbir b. Semüre · Sünen-i İbn Mâce 1526 921 Resûlullah, mescidi süpüren siyahî kadının kabrine gelip cenaze namazını kıldı. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1527 922 Benim ölünün üzerine kıldığım namaz, onun için bir rahmettir. Zeyd'den büyük olan Yezîd b. Sâbit · Sünen-i İbn Mâce 1528 923 Resûlullah, ölümü kendisine haber verilmeyen siyahî kadın için ashâbına saf tutturup namazını kıldı. Âmir b. Rebîa · Sünen-i İbn Mâce 1529 924 Resûlullah, gece defnedilen adamın kabrine gelip cenaze namazını kıldı. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1530 925 Peygamber, defin yapıldıktan sonra bir kabrin üzerine cenaze namazı kıldı. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1531 926 Peygamber bir ölünün cenaze namazını o defnedildikten sonra kıldı. Büreyde · Sünen-i İbn Mâce 1532 927 Resûlullah, gece vefat eden siyahî kadının kabri başında durup tekbir aldı ve ona dua etti. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 1533 928 Resûlullah Necâşî'nin öldüğünü bildirdi, Bakî'de arkasında saf tutturup dört tekbir aldı. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1534 929 Kardeşiniz Necâşî ölmüştür; onun cenaze namazını kılın. İmrân b. Husayn · Sünen-i İbn Mâce 1535 930 Kardeşiniz Necâşî ölmüştür; kalkın, onun namazını kılın. Mücemmi' b. Câriye el-Ensârî · Sünen-i İbn Mâce 1536 931 Sizin yurdunuzdan başka bir yerde ölen bir kardeşinizin namazını kılın. Huzeyfe b. Esîd · Sünen-i İbn Mâce 1537 932 Peygamber Necâşî'nin cenaze namazını kıldı ve dört tekbir aldı. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1538 933 Cenaze namazını kılana bir kîrât, defin bitinceye kadar bekleyene iki kîrât sevap vardır; iki kîrât iki dağ gibidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1539 934 Cenaze namazını kılana bir kîrât, defnine katılana iki kîrât vardır; kîrât Uhud dağı gibidir. Sevbân · Sünen-i İbn Mâce 1540 935 Muhammed'in canı elinde olana yemin ederim ki kîrât, şu Uhud dağından daha büyüktür. Übey b. Ka'b · Sünen-i İbn Mâce 1541 936 Bir cenaze gördüğünüzde, sizi geçinceye ya da yere konuluncaya kadar onun için ayağa kalkın. Âmir b. Rebîa · Sünen-i İbn Mâce 1542 937 Cenaze için kalkın; çünkü ölümün bir dehşeti vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1543 938 Resûlullah bir cenaze için ayağa kalktı, biz de kalktık; o oturunca biz de oturduk. Ali b. Ebû Tâlib · Sünen-i İbn Mâce 1544 939 Resûlullah cenaze lahde konuluncaya kadar oturmazdı; bir haham bunu yahudilerin de yaptığını söyleyince oturdu ve onlara muhalefet edin buyurdu. Ubâde b. Sâmit · Sünen-i İbn Mâce 1545 940 Selâm size ey mü'minler topluluğunun yurdu! Siz bizden önce gidensiniz, biz de size katılacağız. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1546 941 Selâm size ey bu yurtların mü'min ve müslüman sakinleri! Allah dilerse biz de size katılacağız. Büreyde · Sünen-i İbn Mâce 1547 942 Resûlullah ile bir cenazeye çıktık; kabrin başında kıbleye karşı oturdu. Berâ b. Âzib · Sünen-i İbn Mâce 1548 943 Kabrin başında Resûlullah oturdu, biz de sanki başımızın üstünde kuşlar varmış gibi oturduk. Berâ b. Âzib · Sünen-i İbn Mâce 1549 944 Ölü kabre konulduğunda Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh denir. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1550 945 Resûlullah Sa'd'ı kabrine yavaşça indirdi ve kabrinin üzerine su serpti. Ebû Râfi' · Sünen-i İbn Mâce 1551 946 Resûlullah kabrine kıble tarafından alınıp yavaşça indirildi. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 1552 947 Allahım! Onu şeytandan ve kabir azabından koru, toprağı iki yanından uzaklaştır, ruhunu yükselt ve ona rızânı ihsan et. Saîd b. el-Müseyyeb şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1553 948 Lahit bizim içindir, şak başkaları içindir. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1554 949 Lahit bizim içindir, şak yarma kabir başkaları içindir. Cerîr b. Abdullah el-Becelî · Sünen-i İbn Mâce 1555 950 Bana bir lahit kazın ve Resûlullah'a yapıldığı gibi üzerime kerpiçleri dikine dizin. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sünen-i İbn Mâce 1556 951 Peygamber vefat edince lahit kazan ile şak kazana haber gönderildi; lahit kazan önce gelince ona lahit kazıldı. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1557 952 Resûlullah'ın yanında, ister diri ister ölü olsun, gürültü yapmayın. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1558 953 Ona yumuşak davranın, Allah da ona yumuşak davransın; çünkü o, Allah'ı ve Resûlü'nü severdi. Edra' es-Sülemî · Sünen-i İbn Mâce 1559 954 Kabri kazın, geniş tutun ve güzel yapın. Hişâm b. Âmir · Sünen-i İbn Mâce 1560 955 Resûlullah Osman b. Maz'ûn'un kabrini bir taşla işaretledi. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1561 956 Resûlullah kabirlerin kireçle sıvanmasını yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1562 957 Resûlullah kabrin üzerine bir şey yazılmasını yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1563 958 Peygamber kabrin üzerine bina yapılmasını yasakladı. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 1564 959 Resûlullah cenaze namazını kıldıktan sonra kabre gelip baş tarafından üç avuç toprak serpti. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1565 960 Sizden birinin kendisini yakan bir kor ateşin üzerine oturması, onun için bir kabrin üzerine oturmasından daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1566 961 Bir kor ateşin ya da kılıcın üzerinde yürümem, bana bir müslümanın kabri üzerinde yürümemden daha sevimlidir. Ukbe b. Âmir · Sünen-i İbn Mâce 1567 962 Kabirlerin arasında ayakkabılarıyla yürüyen adama, ey sibtî ayakkabıların sahibi, onları çıkar buyurdu. Beşîr b. el-Hasâsiyye · Sünen-i İbn Mâce 1568 963 Kabirleri ziyaret edin; çünkü onlar size âhireti hatırlatır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1569 964 Resûlullah kabir ziyaretine ruhsat verdi. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1570 965 Sizi kabir ziyaretinden menetmiştim; artık ziyaret edin, çünkü dünyaya karşı ilgisizlik verir ve âhireti hatırlatır. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 1571 966 Peygamber annesinin kabrini ziyaret edip ağladı; kabirleri ziyaret edin, çünkü onlar size ölümü hatırlatır buyurdu. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1572 967 Bir kâfirin kabrine nerede uğrarsan ona ateşi müjdele. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1573 968 Resûlullah kabirleri çok ziyaret eden kadınlara lanet etti. Hassân b. Sâbit · Sünen-i İbn Mâce 1574 969 Resûlullah kabirleri çok ziyaret eden kadınlara lanet etti (İbn Abbâs rivayeti). İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1575 970 Resûlullah kabirleri çok ziyaret eden kadınlara lanet etti (Ebû Hüreyre rivayeti). Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1576 971 Kadınlar cenazelerin arkasından gitmekten nehyedildi, ama bu yasak kesin olarak bildirilmedi. Ümmü Atiyye · Sünen-i İbn Mâce 1577 972 Öyleyse sevap kazanmış olarak değil, günah yüklenmiş olarak dönün. Ali b. Ebû Tâlib · Sünen-i İbn Mâce 1578 973 İyi bir işte sana karşı gelmeyeceklerine âyetindeki kastedilen ağıt yakmaktır. Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 1579 974 Muâviye Hıms'taki hutbesinde Resûlullah'ın ölüye ağıt yakmayı yasakladığını zikretti. Muâviye'nin âzatlısı Harîz şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1580 975 Ölüye ağıt yakmak câhiliye işlerindendir; ağıt yakan kadın tövbe etmeden ölürse Allah ona katrandan elbiseler biçer. Ebû Mâlik el-Eş'arî · Sünen-i İbn Mâce 1581 976 Ağıt yakan kadın ölmeden önce tövbe etmezse kıyamet günü üzerinde katrandan gömlekler olduğu hâlde diriltilir. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1582 977 Resûlullah, yanında feryat eden bir kadının bulunduğu cenazenin arkasından gidilmesini yasakladı. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1583 978 Yakasını yırtan, yanaklarına vuran ve câhiliye çağrısıyla bağırıp çağıran bizden değildir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 1584 979 Resûlullah yüzünü tırmalayan, yakasını yırtan ve vay başıma diye feryat eden kadına lanet etti. Ebû Ümâme · Sünen-i İbn Mâce 1585 980 Musibet anında saçını kazıyan, feryat eden ve elbisesini yırtan kimseden ben uzağım. Abdurrahman b. Yezîd ile Ebû Bürde şöyle anlattılar: · Sünen-i İbn Mâce 1586 981 Bırak onu ey Ömer! Çünkü göz yaşarır, gönül musibete uğramıştır ve ölümün zamanı da yakındır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1587 982 Allah, kullarından ancak merhametli olanlara merhamet eder. Üsâme b. Zeyd · Sünen-i İbn Mâce 1588 983 Göz yaşarır, kalp hüzünlenir; ama Rabbi gazaba getirecek bir şey söylemeyiz. Esmâ bint Yezîd · Sünen-i İbn Mâce 1589 984 Kocanın, kadının gönlünde başka hiçbir şeye ait olmayan bir yeri vardır. Hamne bint Cahş · Sünen-i İbn Mâce 1590 985 Onlara söyleyin, dönsünler ve bugünden sonra hiçbir ölüye böyle ağlamasınlar. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1591 986 Resûlullah ölüyü överek ağıt yakmayı yasakladı. Abdullah b. Ebû Evfâ · Sünen-i İbn Mâce 1592 987 Ölü, kendisi için yapılan ağıt sebebiyle azap görür. Ömer b. el-Hattâb · Sünen-i İbn Mâce 1593 988 Ölü, dirilerin ağlaması ve ağıt sözleri sebebiyle azap görür. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i İbn Mâce 1594 989 Ailesi ona ağlıyor, o ise kabrinde azap görüyor. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1595 990 Sabır, ancak musibetin ilk çarptığı andadır. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1596 991 Musibetin ilk anında sabredip sevabını Allah'tan bekleyene Allah cennetten aşağı bir mükâfata razı olmaz. Ebû Ümâme · Sünen-i İbn Mâce 1597 992 Musibete uğrayıp İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn diyene Allah ecir verir ve ondan daha hayırlısını ihsan eder. Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 1598 993 Ümmetimden hiç kimse benden sonra, benim vefatımdan daha ağır bir musibete uğramayacaktır. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1599 994 Musibetini hatırlayıp yeniden istircâda bulunana Allah, musibete uğradığı günkü ecrin mislini yazar. Hüseyin b. Ali · Sünen-i İbn Mâce 1600 995 Musibete uğrayan kardeşine taziyede bulunan mümine Allah kıyamet gününde keramet elbiseleri giydirir. Ensâr'ın mevlâsı Kays Ebû Umâre şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1601 996 Kim musibete uğramış birine taziyede bulunursa onun ecri kadar ecir alır. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 1602 997 Üç çocuğu ölen kimse, yeminin yerine gelmesi kadarı müstesna, ateşe girmez. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1603 998 Ergenliğe ulaşmamış üç çocuğu ölen Müslümanı çocukları cennetin sekiz kapısında karşılar. Şurahbîl b. Şuf'a şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1604 999 Ergenliğe ulaşmamış üç çocuğu vefat eden Müslüman anne-babayı Allah rahmetinin fazlıyla cennete koyar. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1605 1000 Ergenliğe ulaşmamış üç çocuğunu önden gönderene onlar ateşe karşı sağlam bir kale olur. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 1606 1001 Önümden gönderdiğim bir düşük çocuk, bana arkamda bıraktığım bir süvariden daha sevimlidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1607 1002 Düşük çocuk, anne-babasını göbek bağıyla çekerek cennete koyar. Ali · Sünen-i İbn Mâce 1608 1003 Düşük çocuk, sevabını Allah'tan uman annesini göbek bağıyla cennete çeker. Muâz b. Cebel · Sünen-i İbn Mâce 1609 1004 Ca'fer'in ailesi için yemek yapın; onlara kendilerini meşgul eden bir şey gelmiştir. Abdullah b. Ca'fer · Sünen-i İbn Mâce 1610 1005 Ca'fer'in ailesi ölülerinin derdiyle meşgul oldular; onlar için yemek yapın. Esmâ bint Umeys · Sünen-i İbn Mâce 1611 1006 Ölü sahiplerinin yanında toplanmayı ve yemek yapmayı ağıttan sayardık. Cerîr b. Abdullah el-Becelî · Sünen-i İbn Mâce 1612 1007 Gurbette ölüm şehitliktir. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1613 1008 Kişi doğduğu yerden başka bir yerde ölürse cennette ona doğum yerinden izinin kesildiği yere kadar bir alan ölçülür. Abdullah b. Amr · Sünen-i İbn Mâce 1614 1009 Hasta olarak ölen şehit olarak ölür ve kabir fitnesinden korunur. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1615 1010 Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1616 1011 Ölünün kemiğini kırmak, günah bakımından dirinin kemiğini kırmak gibidir. Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 1617 1012 Resûlullah hastalığı ağırlaşınca Âişe'nin evinde kalmak için hanımlarından izin istedi. Ubeydullah b. Abdullah şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1618 1013 Allahım beni bağışla ve beni Refîk-i A'lâ'ya kat; bu, Peygamber'den işittiğim son söz oldu. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1619 1014 Hastalanan her peygamber, dünya ile ahiret arasında muhayyer bırakılır. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1620 1015 Ailemden bana ilk kavuşacak olan sensin; müminlerin kadınlarının efendisi olmaya razı olmaz mısın? Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1621 1016 Ağrısı Resûlullah'ınkinden daha şiddetli olan hiç kimse görmedim. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1622 1017 Allahım, ölümün sıkıntılarına karşı bana yardım et. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1623 1018 Resûlullah'a son bakışım pazartesi günü perdeyi açtığı andı; yüzü bir mushaf yaprağı gibiydi. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1624 1019 Namaza ve elinizin altındakilere dikkat edin. Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 1625 1020 Âişe: Resûlullah kucağımda vefat etti; Ali'ye ne zaman vasiyet etti? Esved şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1626 1021 Kim Muhammed'e ibadet ediyorsa bilsin ki Muhammed ölmüştür; kim Allah'a ibadet ediyorsa Allah diridir, ölmez. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1627 1022 Ruhu kabzedilen her peygamber, ancak ruhunun kabzedildiği yere defnedilmiştir. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1628 1023 Bugünden sonra babana hiçbir sıkıntı yoktur; buluşma kıyamet günüdür. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1629 1024 Fâtıma: Ah babacığım, Firdevs cenneti onun barınağıdır; kendisini çağıran Rabbine icabet etti. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1630 1025 Resûlullah Medine'ye girdiği gün her şey aydınlandı, vefat ettiği gün her şey karardı. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1631 1026 Resûlullah zamanında hakkımızda Kur'ân inmesinden korkarak hanımlarımızla konuşmaktan sakınırdık. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1632 1027 Resûlullah ile birlikteyken yönümüz tekti; o vefat edince şuraya buraya bakmaya başladık. Übey b. Kâ'b · Sünen-i İbn Mâce 1633 1028 Resûlullah zamanında namaza duranın bakışı ayaklarının yerini geçmezdi. Peygamber'in hanımı Ümmü Seleme bint Ebû Ümeyye · Sünen-i İbn Mâce 1634 1029 Ümmü Eymen: Allah katında olanların daha hayırlı olduğunu biliyorum, fakat vahyin gökten kesilmesine ağlıyorum. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1635 1030 Allah, peygamberlerin bedenlerini yemeyi toprağa haram kılmıştır. Evs b. Evs · Sünen-i İbn Mâce 1636 1031 Cuma günü bana çokça salavat getirin; çünkü o, meleklerin hazır bulunduğu bir gündür. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i İbn Mâce 1637