Fihrist

Zekât ile ilgili hadisler

Zekât ile ilgili 799 hadis, Arapça aslı ve Türkçe çevirisiyle.

799 hadis
1 Allah onlara mallarında, zenginlerinden alınıp fakirlerine geri verilecek bir sadaka farz kılmıştır. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1395 2 Beni cennete sokacak amel: Allah'a ibadet etmek, O'na ortak koşmamak, namaz, zekât ve akrabalık bağını gözetmek. Ebû Eyyûb · Sahîh-i Buhârî 1396 3 Cennet ehlinden bir adama bakmak kimi sevindirirse, şuna baksın. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1397 4 Size dört şeyi emrediyorum: Allah'a iman, namazı kılmak, zekâtı vermek ve ganimetin beşte birini ödemek. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1398 5 Vallahi Resûlullah'a vermekte oldukları bir dişi oğlağı bana vermezlerse, onu vermemelerinden dolayı onlarla savaşırım. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1399, 1400 6 Peygamber'e namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek ve her müslümanın iyiliğini istemek üzere biat ettim. Cerîr b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1401 7 Hakkı verilmeyen develer ve koyunlar kıyamet günü en iyi hâlleriyle gelip sahiplerini çiğner. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1402 8 Zekâtı verilmeyen mal kıyamet günü kel bir yılan olup sahibinin boynuna dolanır ve "Ben senin hazinenim" der. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1403 9 İbn Ömer: "Kim altın ve gümüşü biriktirir de zekâtını vermezse vay onun hâline!" dedi. Hâlid b. Eslem · Sahîh-i Buhârî 1404 10 Beş ukıyyeden az gümüşte, beş zevdden az devede ve beş veskten az üründe zekât yoktur. Ebû Saîd · Sahîh-i Buhârî 1405 11 Ebû Zer, biriktirenler âyetinin ehl-i kitap gibi müslümanlar hakkında da indiğini söyleyip Muâviye ile ihtilaf etti. Zeyd b. Vehb · Sahîh-i Buhârî 1406 12 Mal biriktirenlere, cehennem ateşinde kızdırılıp göğüslerinin ucuna konulacak bir taşı müjdele! Ahnef b. Kays · Sahîh-i Buhârî 1407, 1408 13 Ancak iki kişiye gıpta edilir: Malını hak yolunda harcayan ve kendisine verilen hikmetle hükmedip onu öğreten. İbn Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 1409 14 Helal kazançtan verilen bir hurma değerindeki sadakayı Allah sağ eliyle kabul eder ve dağ gibi oluncaya kadar büyütür. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1410 15 Sadaka verin! Üzerinize öyle bir zaman gelecek ki kişi sadakasıyla dolaşacak da onu kabul edecek kimse bulamayacak. Hârise b. Vehb · Sahîh-i Buhârî 1411 16 Aranızda mal çoğalıp taşmadıkça kıyamet kopmaz; öyle ki sadakasını kimin kabul edeceği mal sahibini kaygılandırır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1412 17 Kervanlar korumasız Mekke'ye gidecek; kişi sadakasını kabul edecek kimse bulamadıkça kıyamet kopmayacak. Adî b. Hâtim · Sahîh-i Buhârî 1413 18 Kişi altından sadakasıyla dolaşıp onu alacak kimse bulamayacak; tek bir erkeğin peşinden kırk kadın gidecek. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 1414 19 Çok sadaka verene gösterişçi, bir sâ' verene "Allah onun sâ'ına muhtaç değil" dediler; bunun üzerine âyet indi. Ebû Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 1415 20 Sadaka emredilince çarşıda hammallık yapıp bir müdd elde ederdik; bugün ise bazılarının yüz bini var. Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Sahîh-i Buhârî 1416 21 Yarım hurmayla da olsa ateşten korunun. Adî b. Hâtim · Sahîh-i Buhârî 1417 22 Kim bu kızlardan herhangi bir şeyle imtihan edilirse, onlar onun için ateşe karşı bir perde olurlar. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1418 23 Sevabı en büyük sadaka, sağlıklı ve mala düşkünken, fakirlikten korkup zenginlik umarken verdiğin sadakadır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1419 24 "Hangimiz sana en çabuk kavuşacak?" diyen hanımlarına Peygamber: "Eli en uzun olanınız" buyurdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1420 25 Sadakası hırsıza, zaniyeye ve zengine düşen adama: "Belki onlar bundan ibret alıp vazgeçer" denildi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1421 26 Ey Yezîd! Niyet ettiğin senindir. Ey Ma'n! Aldığın da senindir. Ma'n b. Yezîd · Sahîh-i Buhârî 1422 27 Sadakasını, sağ elinin harcadığını sol eli bilmeyecek kadar gizleyen kimse, Allah'ın gölgelendireceği yedi kişidendir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1423 28 Kişi sadakasıyla dolaşacak; adam: "Onu dün getirseydin senden kabul ederdim, bugün ise ona ihtiyacım yok" diyecek. Hârise b. Vehb el-Huzâî · Sahîh-i Buhârî 1424 29 Kadın evinin yiyeceğinden israf etmeden harcarsa kendisine, kocasına ve hazinedara sevap vardır. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1425 30 Sadakanın hayırlısı, ihtiyaç fazlasından olanıdır; vermeye bakmakla yükümlü olduklarından başla. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1426 31 Üstteki el alttaki elden hayırlıdır; kim istemekten sakınırsa Allah onu iffetli kılar. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 1427, 1428 32 Üstteki el alttaki elden hayırlıdır. Üstteki el veren, alttaki el ise isteyendir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1429 33 Evde sadakadan bir külçe bırakmıştım; onu evde geceletmekten hoşlanmadım ve dağıttım. Ukbe b. Hâris · Sahîh-i Buhârî 1430 34 Peygamber bayramda kadınlara öğüt verip sadaka vermelerini emredince kadınlar bilezik ve küpe atmaya başladı. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1431 35 Şefaat edin, sevap kazanırsınız; Allah da Peygamberinin diliyle dilediğini hükmeder. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 1432 36 Kesenin ağzını bağlama; sonra sana karşı da bağlanır. Esmâ · Sahîh-i Buhârî 1433 37 Malını saklayıp biriktirme, sonra Allah da sana karşı saklar; gücün yettiği kadar ver. Esmâ bint Ebû Bekir · Sahîh-i Buhârî 1434 38 Kişinin ailesi, çocuğu ve komşusu hakkındaki fitnesini namaz, sadaka ve iyilik örter. Huzeyfe · Sahîh-i Buhârî 1435 39 Cahiliyede yaptığı iyilikleri soran Hakîm'e: "Geçmişte yaptığın hayırlarla birlikte müslüman oldun" buyurdu. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 1436 40 Kadın kocasının yiyeceğinden israf etmeden sadaka verirse ona, kocasına ve hazinedara sevap vardır. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1437 41 Emredileni gönül hoşluğuyla, tam ve eksiksiz yerine getiren müslüman güvenilir hazinedar, iki sadaka verenden biridir. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 1438 42 Âişe'nin diğer tariki: Kadın kocasının evinden sadaka verirse (ikisine de sevap vardır). Âişe · Sahîh-i Buhârî 1439 43 Kadın kocasının evinden israf etmeden yedirirse ona, kocasına ve hazinedara aynı şekilde sevap vardır. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1440 44 Evinin yiyeceğinden israf etmeden harcayan kadına sevap, kocaya kazancı için sevap, hazinedara da bunun gibisi vardır. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1441 45 Her gün iki melek iner; biri "Allah'ım! Harcayana bedel ver", diğeri "Allah'ım! Tutana telef ver" der. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1442 46 Cimri ile infak edenin misali, üzerlerinde demirden iki cübbe bulunan iki adamın misali gibidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1443 47 Hanzala ve Leys tarikleri: Cimri ile infak eden, demirden iki zırh giymiş iki adam gibidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1444 48 Her Müslümanın üzerine bir sadaka vardır; bulamayan iyilik yapsın ve kötülükten el çeksin. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sahîh-i Buhârî 1445 49 Getir, çünkü o (sadaka) yerine ulaştı. Ümmü Atiyye · Sahîh-i Buhârî 1446 50 Beş deveden azında, beş ukıyyeden azında ve beş veskten azında zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1447 51 Bintü mehâd yerine bintü lebûn verene zekât memuru yirmi dirhem ya da iki koyun verir. Enes · Sahîh-i Buhârî 1448 52 Resûlullah kadınlara gelip sadaka vermelerini emretti; Bilâl elbisesini yaymıştı, kadınlar takılarını atmaya başladı. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1449 53 Zekât korkusuyla ayrı mallar bir araya getirilmez, bir arada olan mal da ayrılmaz. Enes · Sahîh-i Buhârî 1450 54 Karışık maldan alınan zekâtta iki ortak aralarında eşit olarak hesaplaşırlar. Enes · Sahîh-i Buhârî 1451 55 Zekâtını verdiğin develerin varsa denizlerin ötesinden de olsan amel et; Allah amelinden hiçbir şeyi eksiltmez. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1452 56 Zekât olarak cezea gereken, yanında hıkka bulunan kimseden hıkka ile birlikte iki koyun ya da yirmi dirhem alınır. Enes · Sahîh-i Buhârî 1453 57 Ebû Bekir'in zekât yazısı: Yirmi dört ve daha az devede her beş deve için bir koyun verilir. Enes · Sahîh-i Buhârî 1454 58 Zekâtta yaşlı, kusurlu hayvan ve teke alınmaz; ancak zekât memurunun dilediği müstesna. Enes · Sahîh-i Buhârî 1455 59 Ömer: "Allah'ın, Ebû Bekir'in göğsünü (zekâtı vermeyenlerle) savaşa açtığını gördüm ve bunun hak olduğunu anladım." Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1456, 1457 60 Zekâtlarını al; insanların mallarının en değerlilerinden ise sakın. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1458 61 Beş veskten az hurmada, beş ukıyyeden az gümüşte ve beş deveden az devede zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1459 62 Hakkı verilmeyen deve, sığır ve koyunlar kıyamet günü sahibini ayaklarıyla çiğner, boynuzlarıyla süser. Ebû Zer · Sahîh-i Buhârî 1460 63 Bah! Bu kazançlı bir maldır; onu yakınlarına vermeni uygun görüyorum. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1461 64 İbn Mes'ûd doğru söyledi; kocan ve çocuğun, sadaka vereceğin kimselerin en hak edenidir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1462 65 Müslümana atında ve kölesinde zekât yoktur. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1463 66 Müslümanın kölesinde ve atında zekât yoktur. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1464 67 Bu mal yeşil ve tatlıdır; ondan yoksula, yetime ve yolcuya veren Müslümanın malı ne güzel arkadaştır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1465 68 Kocasına ve himayesindeki yetimlere harcayan kadın için iki ecir vardır: Akrabalık ecri ve sadaka ecri. Abdullah b. Mes'ûd'un hanımı Zeyneb · Sahîh-i Buhârî 1466 69 Onlara harca; onlara harcadığının ecri senindir. Ümmü Seleme · Sahîh-i Buhârî 1467 70 Siz Hâlid'e haksızlık ediyorsunuz; o zırhlarını ve savaş teçhizatını Allah yolunda vakfetmiştir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1468 71 Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir ihsan verilmemiştir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1469 72 Birinizin ipini alıp sırtında odun taşıması, bir adama gidip ondan istemesinden daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1470 73 Bir demet odun satıp Allah'ın bununla yüzünü koruması, insanlardan istemesinden daha hayırlıdır. Zübeyr b. Avvâm · Sahîh-i Buhârî 1471 74 Ey Hakîm! Bu mal yeşil ve tatlıdır; kim onu gönül tokluğuyla alırsa onda kendisine bereket verilir. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 1472 75 Bu maldan sana, gözünü dikmeden ve istemeden bir şey gelirse onu al; gelmeyenin peşine düşme. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1473 76 Adam insanlardan istemeye devam eder; nihayet kıyamet günü yüzünde bir parça et bulunmadan gelir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1474, 1475 77 Miskin, bir iki lokmanın kapı kapı dolaştırdığı kimse değil, zenginliği olmayıp utanan kimsedir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1476 78 Allah sizin için üç şeyi hoş görmedi: Dedikoduyu, malı zayi etmeyi ve çok istemeyi. Mugîre b. Şu'be'nin kâtibi · Sahîh-i Buhârî 1477 79 Ya da Müslüman! Ben bir adama, başkası bana daha sevimli olduğu halde, yüzüstü ateşe atılır korkusuyla veririm. Sa'd b. Ebî Vakkâs · Sahîh-i Buhârî 1478 80 Miskin, kendisini ihtiyaçtan kurtaracak zenginlik bulamayan ve kalkıp insanlardan istemeyen kimsedir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1479 81 Birinizin dağa gidip odun toplaması, satıp yemesi ve sadaka vermesi, insanlardan istemesinden daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1480 82 Resûlullah, Vâdi'l-Kurâ'daki kadının bahçesini on vesk olarak tahmin etti; bahçe de on vesk verdi. Ebû Humeyd es-Sâidî · Sahîh-i Buhârî 1481, 1482 83 Yağmurun ve pınarların suladığında öşür, su çeken develerle sulananda yarım öşür vardır. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1483 84 Beş veskten az olanda, beş deveden az olanda ve beş ukıyyeden az gümüşte zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1484 85 Muhammed'in ailesinin sadaka yemediğini bilmiyor musun? Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1485 86 Peygamber meyvenin olgunluğu belirinceye kadar satılmasını yasakladı; olgunluk, afetin geçmesidir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1486 87 Peygamber meyvelerin, olgunlukları belirinceye kadar satılmasını yasakladı. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 1487 88 Resûlullah meyvelerin kızarıp renk almadan satılmasını yasakladı. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1488 89 Ömer Allah yolunda verdiği atı satın almak istedi; Peygamber: "Sadakana geri dönme" buyurdu. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1489 90 Sadakasına dönen, kusmuğuna dönen gibidir. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1490 91 Hasan sadaka hurmasını ağzına koyunca Peygamber: "Kıh kıh! Bizim sadaka yemediğimizi bilmiyor musun?" buyurdu. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1491 92 Ölü koyunun derisinden faydalansaydınız ya! Yalnızca onu yemek haram kılındı. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1492 93 Berîre'ye sadaka verilen et için: "O, onun için sadaka, bizim için hediyedir" buyurdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 1493 94 Sadakadan gönderilen koyunun eti için: "O, yerine ulaşmıştır" buyurdu. Ümmü Atiyye el-Ensâriyye · Sahîh-i Buhârî 1494 95 Enes'in rivayetiyle Berîre'nin eti: "O, onun için sadakadır; bizim için ise hediyedir." Enes · Sahîh-i Buhârî 1495 96 Zenginlerinden alınıp fakirlerine verilir; mallarının en değerlilerinden sakın, mazlumun bedduasından kork. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 1496 97 Babam sadakasını getirince Peygamber: "Allah'ım! Ebû Evfâ ailesine rahmet eyle" buyurdu. Abdullah b. Ebû Evfâ · Sahîh-i Buhârî 1497 98 İsrâiloğullarından borç veren adam, denizden aldığı kütüğü biçince içinde bin dinarı buldu. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1498 99 Hayvanın zararı hederdir, kuyu hederdir, maden hederdir; rikâzda ise beşte bir vardır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 1499 100 Resûlullah, İbnü'l-Lütbiyye'yi Benî Süleym'in zekâtına görevlendirdi; gelince onunla hesaplaştı. Ebû Humeyd es-Sâidî · Sahîh-i Buhârî 1500 101 Ureyneliler zekât develerinin sütünden ve sidiğinden içtiler, sonra çobanı öldürüp sürüyü götürdüler. Enes · Sahîh-i Buhârî 1501 102 Resûlullah'ı elinde dağlama demiri, zekât develerini damgalarken buldum. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 1502 103 Fitre, müslümanlardan köle ve hür, erkek ve kadın, küçük ve büyük herkese bir sâ' hurma ya da arpa olarak farz kılındı. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 1503 104 Resûlullah fitreyi müslümanlardan her hür ya da köle, erkek ya da kadına bir sâ' hurma ya da arpa olarak farz kıldı. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 1504 105 Biz fitreyi bir sâ' arpa olarak yedirirdik. Ebû Saîd · Sahîh-i Buhârî 1505 106 Fitreyi bir sâ' yiyecek, arpa, hurma, keş ya da kuru üzüm olarak çıkarırdık. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1506 107 Fitre bir sâ' hurma ya da arpa idi; insanlar onun dengini iki müdd buğday saydılar. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 1507 108 Muâviye: "Bu buğdaydan bir müddün iki müdde denk olduğu görüşündeyim" dedi. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1508 109 Peygamber, fitrenin insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini emretti. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 1509 110 Bayram günü bir sâ' yiyecek çıkarırdık; yiyeceğimiz arpa, kuru üzüm, keş ve hurma idi. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 1510 111 İnsanlar fitrede bir sâ' hurma ya da arpaya denk olarak yarım sâ' buğdayı kabul ettiler. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 1511 112 Resûlullah fitreyi küçüğe ve büyüğe, hüre ve köleye bir sâ' arpa ya da bir sâ' hurma olarak farz kıldı. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 1512 113 Beş vesktan az üründe, beş deveden azında ve beş ukiyyeden az gümüşte zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 979 a 114 Yahyâ b. Saîd'in Amr b. Yahyâ'dan rivayeti: Beş vesktan az üründe ve beş deveden azında zekât yoktur. Sahîh-i Müslim 979 b 115 İbn Cüreyc'in rivayeti: Peygamber beş parmağıyla işaret ederek beşten azında zekât olmadığını bildirdi. Sahîh-i Müslim 979 c 116 Beş vesktan, beş deveden ve beş ukiyyeden azında zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 979 d 117 Beş vesktan az hurma ve tahılda zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 979 e 118 Tahıl ve hurmada beş veske ulaşıncaya kadar zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 979 f 119 Süfyân es-Sevrî'nin İsmâil b. Ümeyye'den rivayeti: Tahıl ve hurmada beş veske ulaşmadan zekât yoktur. Sahîh-i Müslim 979 g 120 Abdürrezzâk'ın rivayeti: Tahıl ve meyvede beş veske ulaşıncaya kadar zekât yoktur. Sahîh-i Müslim 979 h 121 Beş ukiyyeden az gümüşte, beş deveden azında ve beş vesktan az hurmada zekât yoktur. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 980 122 Nehir ve yağmur suyuyla sulanan üründe onda bir, hayvanla sulananda yirmide bir zekât vardır. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 981 123 Müslümana kölesi ve atı için zekât gerekmez. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 982 a 124 Müslümana kölesi ve atı için zekât gerekmez (başka bir tarik). Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 982 b 125 Huseym b. Irâk tarikiyle: Müslümana kölesi ve atı için zekât gerekmez. Sahîh-i Müslim 982 c 126 Köle için fıtır sadakasından başka zekât yoktur. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 982 d 127 Kişinin amcası babası gibidir; Hâlid zırhlarını Allah yolunda vakfetmiştir, Abbâs'ın zekâtı benim üzerimedir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 983 128 Resûlullah fıtır sadakasını Müslümanlardan hür, köle, erkek ve kadın herkese bir sâ' hurma ya da arpa olarak farz kıldı. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 984 a 129 Resûlullah fıtır sadakasını küçük, büyük, hür ve köle herkes için bir sâ' hurma ya da arpa olarak farz kıldı. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 984 b 130 Ramazan sadakası bir sâ' hurma ya da arpadır; insanlar sonradan bunu yarım sâ' buğdaya denk tuttular. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 984 c 131 Resûlullah fıtır sadakasının bir sâ' hurma ya da bir sâ' arpa olarak verilmesini emretti. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 984 d 132 Fıtır sadakası, Müslümanlardan küçük büyük her bir kişi için bir sâ' hurma ya da bir sâ' arpadır. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 984 e 133 Fıtır sadakasını bir sâ' yiyecek, arpa, hurma, keş ya da kuru üzüm olarak verirdik. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 985 a 134 Ebû Saîd: Fıtır sadakasını Resûlullah zamanında verdiğim gibi bir sâ' olarak vermeye devam edeceğim. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 985 b 135 Resûlullah zamanında fıtır sadakasını bir sâ' hurma, keş ya da arpa olarak verirdik. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 985 c 136 Fıtır sadakasını keş, hurma ve arpa olmak üzere üç çeşitten verirdik. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 985 d 137 Ebû Saîd, Muâviye'nin yarım sâ' buğdayı bir sâ' hurmaya denk tutmasını yadırgadı. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 985 e 138 Resûlullah fıtır sadakasının insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini emretti. İbn Ömer · Sahîh-i Müslim 986 a 139 Fıtır sadakası insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmelidir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 986 b 140 Altın ve gümüşün hakkını vermeyenin kıyamet günü böğrü, alnı ve sırtı cehennem ateşinde kızdırılmış levhalarla dağlanır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 987 a 141 Hişâm b. Sa'd'ın Zeyd b. Eslem'den rivayeti: Hakkını vermeyen deve sahibinin böğrü, alnı ve sırtı dağlanır. Sahîh-i Müslim 987 b 142 Zekâtını vermeyen hazine sahibinin hazinesi kızdırılıp levha yapılır ve onunla böğürleri ve alnı dağlanır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 987 c 143 Ravh b. el-Kâsım'ın Süheyl'den rivayeti: Zekât vermeyenin böğrü ve sırtı hazinesiyle dağlanır. Sahîh-i Müslim 987 d 144 Bükeyr'in Zekvân'dan rivayeti: Develerinde Allah'ın hakkını vermeyen kıyamet günü cezalandırılır. Sahîh-i Müslim 987 e 145 Hakkını vermeyenin hazinesi kıyamet günü kel bir yılan olup onu takip eder ve elini erkek deve gibi çiğner. Câbir b. Abdullah el-Ensârî · Sahîh-i Müslim 988 a 146 Zekâtı verilmeyen mal kıyamet günü kel bir yılana dönüşüp sahibini takip eder. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 988 b 147 Zekât memurlarınızı razı edin. Cerîr b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 989 a 148 Muhammed b. Ebû İsmâil tarikiyle: Zekât memurları sizden razı olarak ayrılsın. Sahîh-i Müslim 989 b 149 Kâbe'nin Rabbine yemin olsun ki malı en çok olanlar en çok zarara uğrayanlardır; ancak malını sağa sola dağıtanlar müstesna. Ebû Zer · Sahîh-i Müslim 990 a 150 Ebû Muâviye'nin A'meş'ten rivayeti: Zekâtını vermediği deve, sığır ya da koyun bırakan cezasını görür. Sahîh-i Müslim 990 b 151 Uhud kadar altınım olsa, borcum için ayırdığım dışında üç gece yanımda bir dinar kalması beni sevindirmez. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 991 a 152 Şu'be'nin Muhammed b. Ziyâd'dan rivayeti: Uhud kadar altınım olsa üç gece yanımda bir dinar kalmasını istemem. Sahîh-i Müslim 991 b 153 Dünyada malı çok olanlar kıyamet günü sevabı az olanlardır; ancak malını sağa sola dağıtanlar müstesna. Ebû Zer · Sahîh-i Müslim 94 c 154 Ümmetine müjdele: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen cennete girer. Ebû Zer · Sahîh-i Müslim 94 d 155 Ebû Zer: Mal biriktirenleri cehennem ateşinde kızdırılan taşlarla müjdele. Ahnef b. Kays · Sahîh-i Müslim 992 a 156 Ebû Zer: Devlet maaşını al; fakat dinine bedel olduğu zaman onu bırak. Ahnef b. Kays · Sahîh-i Müslim 992 b 157 Allah buyurdu: Ey Âdemoğlu! İnfak et ki sana infak edeyim. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 993 a 158 Allah'ın sağ eli doludur; gökleri ve yeri yarattığından beri infak ettiği sağ elindekini eksiltmedi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 993 b 159 Kişinin harcadığı en faziletli dinar, ailesine harcadığı dinardır. Sevbân · Sahîh-i Müslim 994 160 Harcadığın dinarların sevabı en büyük olanı ailene harcadığındır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 995 161 Sahip olduğu kimselerin yiyeceğini kesmesi kişiye günah olarak yeter. Hayseme · Sahîh-i Müslim 996 162 Önce kendinden başla, kendine harca; bir şey artarsa ailene, ailenden artarsa akrabana harca. Câbir · Sahîh-i Müslim 997 a 163 Eyyûb'un Ebü'z-Zübeyr'den rivayeti: Ebû Mezkûr kölesi Ya'kûb'u müdebber olarak azat etti. Sahîh-i Müslim 997 b 164 Ebû Talha en sevdiği malı Beyrahâ'yı sadaka yaptı; Resûlullah onu yakın akrabasına vermesini tavsiye etti. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 998 a 165 Ebû Talha Berîhâ arazisini Allah için verdi; Resûlullah "Onu akrabana ver" buyurdu. Enes · Sahîh-i Müslim 998 b 166 Cariyeyi dayılarına verseydin senin için daha büyük sevap olurdu. Meymûne bint el-Hâris · Sahîh-i Müslim 999 167 Kocasına ve himayesindeki yetimlere sadaka veren kadına iki sevap vardır: Akrabalık sevabı ve sadaka sevabı. Abdullah'un hanımı Zeyneb · Sahîh-i Müslim 1000 a 168 A'meş'in Şakîk'ten rivayeti: Zinetlerinizden de olsa sadaka verin; kocasına veren kadına iki sevap vardır. Sahîh-i Müslim 1000 b 169 Ebû Seleme'nin oğullarına harcadığın şeyin sevabı senin içindir. Ümmü Seleme · Sahîh-i Müslim 1001 a 170 Ali b. Müshir ve Ma'mer'in Hişâm'dan rivayeti: Ebû Seleme'nin oğullarına harcadığının sevabı senindir. Sahîh-i Müslim 1001 b 171 Müslüman, sevabını Allah'tan umarak ailesine harcadığında bu onun için sadaka olur. Ebû Mes'ûd el-Bedrî · Sahîh-i Müslim 1002 a 172 Muhammed b. Ca'fer ve Vekî'in Şu'be'den rivayeti: Ailesine sevap umarak harcayana bu sadaka olur. Sahîh-i Müslim 1002 b 173 Esmâ müşrik annesine iyilik edip etmeyeceğini sordu; Resûlullah "Evet" buyurdu. Esmâ · Sahîh-i Müslim 1003 a 174 Müşrik olan annene iyilik et. Esmâ bint Ebû Bekir · Sahîh-i Müslim 1003 b 175 Ansızın ölen anne adına sadaka verilirse sevabı ona ulaşır. Âişe · Sahîh-i Müslim 1004 a 176 Ebû Üsâme'nin Hişâm'dan rivayeti: Ansızın ölen ve vasiyet etmeyen anne adına verilen sadaka ona ulaşır. Sahîh-i Müslim 1004 b 177 Her iyilik bir sadakadır. Huzeyfe · Sahîh-i Müslim 1005 178 Her tesbih, tekbir, tahmîd ve tehlîl sadakadır; iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak da sadakadır. Ebû Zer · Sahîh-i Müslim 1006 179 İnsan üç yüz altmış eklem üzerine yaratılmıştır; bu sayıca hayır işleyen kendini cehennemden uzaklaştırmış olur. Âişe · Sahîh-i Müslim 1007 a 180 Yahyâ b. Hassân'ın Muâviye'den rivayeti: Üç yüz altmış eklem sayısınca hayır işleyen cehennemden uzaklaşır. Sahîh-i Müslim 1007 b 181 Ali b. Mübârek'in Yahyâ'dan rivayeti: Her insan üç yüz altmış eklem üzerine yaratılmıştır; o gün yürür. Sahîh-i Müslim 1007 c 182 Her Müslümana sadaka vardır; hiçbir şey yapamayan kötülükten el çeksin, bu da sadakadır. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Müslim 1008 a 183 Abdurrahman b. Mehdî'nin Şu'be'den rivayeti: Her Müslümana sadaka vardır; kötülükten el çekmek de sadakadır. Sahîh-i Müslim 1008 b 184 Güzel söz sadakadır; namaza giderken atılan her adım ve yoldan eziyet veren şeyi kaldırmak da sadakadır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1009 185 Her sabah iki melek iner: Biri "Allah'ım! İnfak edene yenisini ver", diğeri "Allah'ım! Malını tutana telef ver" der. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1010 186 Sadaka verin; yakında sadakasıyla dolaşan adam onu kabul edecek kimse bulamayacak. Hârise b. Vehb · Sahîh-i Müslim 1011 187 Öyle bir zaman gelecek ki adam altından sadakasıyla dolaşacak, onu alacak kimseyi bulamayacak. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Müslim 1012 188 Mal çoğalıp taşmadıkça ve Arap toprakları çayır ve nehirlere dönmedikçe kıyamet kopmaz. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 157 c 189 Mal öyle taşacak ki mal sahibini sadakasını kimin kabul edeceği kaygısı saracak. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 157 d 190 Yer altın ve gümüşten sütunlar kusacak; insanlar uğrunda günah işledikleri bu maldan hiçbir şey almayacaklar. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1013 191 Helalden verilen sadaka bir hurma bile olsa Rahmân onu sağ eliyle alır ve dağdan büyük oluncaya kadar büyütür. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1014 a 192 Helal kazançtan verilen bir hurmayı Allah sağ eliyle alır ve dağ gibi oluncaya kadar büyütür. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1014 b 193 Ravh ve Süleymân'ın Süheyl'den rivayeti: Helal kazançtan verilen hurmayı Allah dağ gibi büyütür. Sahîh-i Müslim 1014 c 194 Hişâm b. Sa'd'ın Zeyd b. Eslem'den rivayeti: Allah helal kazançtan verilen sadakayı sağ eliyle alır. Sahîh-i Müslim 1014 d 195 Allah temizdir, ancak temiz olanı kabul eder; yediği, içtiği ve giydiği haram olanın duası nasıl kabul edilir? Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1015 196 Sizden kim yarım hurmayla da olsa kendini ateşten korumaya gücü yeterse bunu yapsın. Adî b. Hâtim · Sahîh-i Müslim 1016 a 197 Yarım hurmayla da olsa ateşten korunun. Adî b. Hâtim · Sahîh-i Müslim 1016 b 198 Yarım hurmayla da olsa ateşten korunun; bunu da bulamayan güzel bir sözle korunsun. Adî b. Hâtim · Sahîh-i Müslim 1016 c 199 Yarım hurmayla da olsa ateşten korunun; bulamazsanız güzel bir sözle korunun. Adî b. Hâtim · Sahîh-i Müslim 1016 d 200 Kim İslâm'da güzel bir çığır açarsa onun ve onunla amel edenlerin sevabı ona vardır; kötü çığır açana da günahları. Cerîr · Sahîh-i Müslim 1017 a 201 Ubeydullah b. Muâz'ın ziyadesi: Resûlullah öğleyi kıldırıp hutbe okudu ve sadakaya teşvik etti. Sahîh-i Müslim 1017 b 202 Abdülmelik b. Umeyr tarikiyle: Resûlullah küçük bir minbere çıkıp "Rabbinizden korkun" âyetini okudu. Sahîh-i Müslim 1017 c 203 Abdurrahman b. Hilâl tarikiyle: Yün giyen muhtaç bedevîler gelince Resûlullah sadakaya teşvik etti. Sahîh-i Müslim 1017 d 204 Münafıklar az sadaka vereni de çok vereni de dillerine doladı; bunun üzerine Tevbe 79. âyet indi. Ebû Mes'ûd · Sahîh-i Müslim 1018 a 205 Saîd b. er-Rebî'in Şu'be'den rivayeti: Sırtımızda yük taşıyorduk; münafıklar sadaka vereni dilledi. Sahîh-i Müslim 1018 b 206 Bir ev halkına sütünden yararlanmak üzere bir deve bağışlamanın sevabı pek büyüktür. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1019 207 Sütünden yararlanmak üzere hayvan bağışlayana sabah ve akşam sütü için sadaka sevabı vardır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1020 208 Cömert ile cimri, üzerinde demir zırh bulunan iki kişi gibidir; cömerdinki genişler, cimrininki daralır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1021 a 209 Sadaka verenin zırhı her sadakada genişler, cimrininki her sadaka niyetinde daralır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1021 b 210 Cimri sadaka vermeye niyetlendiğinde zırhı daralır; onu genişletmeye çalışır ama gücü yetmez. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1021 c 211 Bilmeden zina edene, zengine ve hırsıza verilen sadaka da kabul edildi; belki onları kötülükten alıkoyar. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1022 212 Emredileni gönül hoşluğuyla eksiksiz veren güvenilir Müslüman haznedar, iki sadaka verenden biridir. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Müslim 1023 213 Kadın evinin yiyeceğinden israf etmeden infak ederse kendisine, kocasına ve haznedara sevap vardır. Âişe · Sahîh-i Müslim 1024 a 214 Fudayl b. Iyâz'ın Mansûr'dan rivayeti: Kadın kocasının yiyeceğinden israfsız infak ederse sevap kazanır. Sahîh-i Müslim 1024 b 215 Kadın kocasının evinden israf etmeden infak ederse, sevaplarından eksilmeden hepsine sevap vardır. Âişe · Sahîh-i Müslim 1024 c 216 İbn Numeyr ve Ebû Muâviye'nin A'meş'ten rivayeti: Kocasının evinden israfsız infak eden kadına sevap vardır. Sahîh-i Müslim 1024 d 217 Köle efendisinin malından sadaka verebilir; sevap ikisi arasında yarı yarıyadır. Âbi'l-Lahm'ın azatlısı Umeyr · Sahîh-i Müslim 1025 a 218 Kölenin efendisinin yiyeceğinden yoksula yedirmesinin sevabı ikisi arasındadır. Âbi'l-Lahm'ın azatlısı Umeyr · Sahîh-i Müslim 1025 b 219 Kocası yanında iken kadın onun izni olmadan nâfile oruç tutmasın ve evine kimseyi almasın. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1026 220 Cennette her amel ehli kendi kapısından çağrılır; oruç tutanlar Reyyân kapısından çağrılır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1027 a 221 Sâlih ve Ma'mer'in Zührî'den rivayeti: Cennette her amel ehli kendi kapısından çağrılır. Sahîh-i Müslim 1027 b 222 Allah yolunda bir çift mal infak edeni cennetin her kapısının bekçileri "Buraya gel" diye çağırır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1027 c 223 Oruç, cenazeye uymak, yoksulu doyurmak ve hasta ziyareti bir kişide toplanırsa o mutlaka cennete girer. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1028 224 İnfak et ve sayıp hesaplama; yoksa Allah da sana sayarak verir. Esmâ bint Ebû Bekir · Sahîh-i Müslim 1029 a 225 Sayıp hesaplama ki Allah sana sayarak vermesin; biriktirip saklama ki Allah da senden tutmasın. Esmâ · Sahîh-i Müslim 1029 b 226 Abbâd b. Hamza'nın Esmâ'dan rivayeti: Sayıp hesaplama ki Allah da sana sayarak vermesin. Sahîh-i Müslim 1029 c 227 Gücün yettiğince ver; biriktirip saklama, yoksa Allah da senden tutar. Esmâ bint Ebû Bekir · Sahîh-i Müslim 1029 d 228 Hiçbir komşu kadın, bir koyun paçası bile olsa komşusuna verdiği hediyeyi küçümsemesin. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1030 229 Allah'ın, kendi gölgesinden başka gölgenin olmadığı günde gölgelendireceği yedi kişi vardır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1031 a 230 Mâlik'in rivayeti: Kalbi mescide bağlı adam, Allah'ın gölgelendireceği yedi kişidendir. Sahîh-i Müslim 1031 b 231 En büyük sadaka, sağlıklı ve mala düşkün iken, fakirlikten korkup zenginlik umarken verilendir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1032 a 232 Sevabı en büyük sadaka, sağlıklı ve mala düşkün iken verilendir; can boğaza gelinceye kadar erteleme. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1032 b 233 Abdülvâhid'in Umâre'den rivayeti: Hangi sadaka daha faziletlidir? Sağlıklı ve mala düşkünken verilen. Sahîh-i Müslim 1032 c 234 Üstteki el alttaki elden hayırlıdır; üstteki el infak eden, alttaki el dilenendir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1033 235 Sadakanın en hayırlısı ihtiyaç fazlasından verilendir; bakmakla yükümlü olduğun kimselerden başla. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Müslim 1034 236 Bu mal tatlı ve yeşildir; onu gönül tokluğuyla alana bereketli olur, hırsla alan yiyip de doymayan gibidir. Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Müslim 1035 237 Ey Âdemoğlu! İhtiyaç fazlasını vermen senin için hayırlı, onu tutman şerdir; yetecek kadarı için kınanmazsın. Ebû Ümâme · Sahîh-i Müslim 1036 238 Allah kime hayır dilerse onu dinde anlayış sahibi kılar. Abdullah b. Âmir el-Yahsubî · Sahîh-i Müslim 1037 a 239 İstemekte ısrar etmeyin; ısrarla benden koparılan şeyde bereket olmaz. Muâviye · Sahîh-i Müslim 1038 a 240 Vehb b. Münebbih tarikiyle: Muâviye'nin rivayeti: İstemekte ısrar etmeyin; ısrarla alınanda bereket olmaz. Sahîh-i Müslim 1038 b 241 Allah kime hayır dilerse onu dinde anlayış sahibi kılar; ben ancak dağıtıcıyım, veren Allah'tır. Humeyd b. Abdurrahman b. Avf · Sahîh-i Müslim 1037 b 242 Miskin, ihtiyacını karşılayacak bir şey bulamayan, hâli fark edilmeyen ve insanlardan bir şey istemeyendir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1039 a 243 Miskin ancak dilenmekten sakınan kimsedir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1039 b 244 Şerîk'in Atâ b. Yesâr'dan rivayeti: Miskin ancak dilenmekten sakınan kimsedir. Sahîh-i Müslim 1039 c 245 Dilenmeye devam eden kişi, yüzünde bir parça et bulunmadığı hâlde Allah'a kavuşur. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1040 a 246 Zührî'nin kardeşi tarikiyle: Dilenmeye devam eden kişi yüzünde et olmadan Allah'a kavuşur. Sahîh-i Müslim 1040 b 247 İnsanlardan istemeye devam eden, kıyamet günü yüzünde bir parça et bulunmadan gelir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1040 c 248 Malını çoğaltmak için insanlardan isteyen ancak kor ateş istemiş olur. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1041 249 Sırtında odun taşıyıp insanlardan müstağni olmak, birinden dilenmekten daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1042 a 250 Kays b. Ebû Hâzim tarikiyle: Odun toplayıp satmak, birinden dilenmekten daha hayırlıdır. Sahîh-i Müslim 1042 b 251 Bir bağ odun taşıyıp satmak, birinden istemekten daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1042 c 252 Resûlullah ashâbından insanlardan hiçbir şey istememek üzere biat aldı. Avf b. Mâlik el-Eşcaî · Sahîh-i Müslim 1043 253 İstemek ancak üç kişiye helaldir: Borç yüklenen, malı afetle yok olan ve yoksulluğu tanıklarla sabit olan. Kabîsa b. Muhârik el-Hilâlî · Sahîh-i Müslim 1044 254 Göz dikmeden ve istemeden sana gelen malı al; öyle olmayanın ardına gönlünü takma. Ömer b. el-Hattâb · Sahîh-i Müslim 1045 a 255 İstemeden gelen malı al; ister mal edin, ister sadaka olarak ver. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Müslim 1045 b 256 Amr'ın İbn Şihâb'dan rivayeti: Ömer'e istemeden gelen malı al; ister mal edin, ister sadaka ver. Sahîh-i Müslim 1045 c 257 Sen istemeden sana bir şey verildiğinde onu al, ye ve sadaka ver. İbnü's-Sâidî el-Mâlikî · Sahîh-i Müslim 1045 d 258 Büsr b. Saîd tarikiyle: İbnü's-Sa'dî'ye istemeden verileni al, ye ve sadaka ver denildi. Sahîh-i Müslim 1045 e 259 Yaşlının kalbi iki şeyi sevmekte gençtir: Yaşama sevgisi ve mal sevgisi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1046 a 260 Yaşlının kalbi uzun ömür ve mal sevgisinde gençtir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1046 b 261 Âdemoğlu yaşlanır, ondaki mal hırsı ve ömür hırsı ise gençleşir. Enes · Sahîh-i Müslim 1047 a 262 Hişâm'ın Katâde'den rivayeti: Âdemoğlu yaşlanır, mal ve ömür hırsı ise gençleşir. Sahîh-i Müslim 1047 b 263 Şu'be'nin Katâde'den rivayeti: İnsan yaşlandıkça mal ve ömür hırsı gençleşir. Sahîh-i Müslim 1047 c 264 Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa bir üçüncüsünü isterdi; onun içini ancak toprak doldurur. Enes · Sahîh-i Müslim 1048 a 265 Şu'be'nin rivayeti: Âdemoğlunun iki vadi malı olsa üçüncüsünü isterdi; Enes bunun vahiy mi olduğunu bilemedi. Sahîh-i Müslim 1048 b 266 Âdemoğlunun altından bir vadisi olsa bir vadi daha isterdi; onun ağzını ancak toprak doldurur. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1048 c 267 Âdemoğlunun gözünü ancak toprak doyurur; Allah tövbe edenin tövbesini kabul eder. İbn Abbâs · Sahîh-i Müslim 1049 268 Ebû Mûsâ, Basra kurrâsına Kur'an'ı okumalarını ve uzun zamanın kalplerini katılaştırmamasını öğütledi. Ebü'l-Esved · Sahîh-i Müslim 1050 269 Zenginlik mal çokluğuyla değildir; asıl zenginlik gönül zenginliğidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1051 270 Sizin için dünyanın süsünden korkuyorum; malı hakkıyla alana bereket olur, haksız alan yiyip doymayan gibidir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1052 a 271 Bu mal tatlı ve yeşildir; onu hakkıyla alıp hakkı olan yere harcayana ne güzel yardımcıdır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1052 b 272 Benden sonra sizin için korktuğum şeylerden biri, size açılacak olan dünyanın süsü ve zinetidir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1052 c 273 Kim iffetli olmaya çalışırsa Allah onu iffetli kılar; kimseye sabırdan daha hayırlı bir bağış verilmemiştir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1053 a 274 Ma'mer'in Zührî'den rivayeti: Kim iffetli olmaya çalışırsa Allah onu iffetli kılar. Sahîh-i Müslim 1053 b 275 Müslüman olan, yetecek kadar rızık verilen ve Allah'ın verdiğine kanaat eden kurtuluşa ermiştir. Abdullah b. Amr b. el-Âs · Sahîh-i Müslim 1054 276 Allah'ım! Muhammed ailesinin rızkını yetecek kadar kıl. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1055 277 Onlar beni ya kabaca istemeleri ya da cimri saymaları arasında bıraktılar; ben ise cimri değilim. Ömer b. el-Hattâb · Sahîh-i Müslim 1056 278 Ridasını şiddetle çekip mal isteyen bedevîye Resûlullah gülerek döndü ve bağış verilmesini emretti. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1057 a 279 İkrime b. Ammâr'ın ziyadesi: Bedevî ridayı öyle çekti ki Peygamber onun göğsüne kadar savruldu. Sahîh-i Müslim 1057 b 280 Resûlullah Mahreme için bir kaftan saklamıştı: "Bunu senin için sakladım." Misver b. Mahreme · Sahîh-i Müslim 1058 a 281 Peygamber, Mahreme'ye kaftanın güzelliklerini göstererek "Bunu senin için sakladım" buyurdu. Misver b. Mahreme · Sahîh-i Müslim 1058 b 282 Bir adama veririm, başkası bana ondan daha sevimlidir; bunu onun yüzüstü ateşe atılmasından korktuğum için yaparım. Sa'd · Sahîh-i Müslim 150 e 283 Süfyân ve Ma'mer'in Zührî'den rivayeti: Bir adama veririm, ateşe atılmasından korktuğum için. Sahîh-i Müslim 150 f 284 Muhammed b. Sa'd tarikiyle: Resûlullah Sa'd'ın omzuna vurup "Ey Sa'd! Tartışmak mı istiyorsun?" dedi. Sahîh-i Müslim 150 g 285 İnsanlar mallarla giderken sizin yurtlarınıza Allah'ın Resûlü ile dönmenize razı olmaz mısınız? Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1059 a 286 Sâlih'in İbn Şihâb'dan rivayeti: Enes: "Biz sabredemedik; içimizde yaşı genç kimseler vardı." Sahîh-i Müslim 1059 b 287 İbn Şihâb'ın kardeşinin oğlu tarikiyle: Ensâr, "Sabredeceğiz" dediler. Sahîh-i Müslim 1059 c 288 İnsanlar bir vadiye, Ensâr bir dağ yoluna girse, ben Ensâr'ın dağ yoluna girerdim. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1059 d 289 İnsanlar dünya malıyla, siz ise Allah'ın Resûlü ile evlerinize dönmenize razı olmaz mısınız? Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1059 e 290 Huneyn'de Resûlullah "Ey Ensâr topluluğu!" diye seslendi; onlar "Buyur, biz seninleyiz" dediler. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1059 f 291 Huneyn'de süvariler dağılınca Resûlullah Muhâcirleri ve Ensâr'ı çağırdı; Allah düşmanı bozguna uğrattı. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1059 g 292 Resûlullah müellefe-i kulûba yüzer deve verdi; Abbâs b. Mirdâs'ın şiiri üzerine onun payını da yüze tamamladı. Râfi' b. Hadîc · Sahîh-i Müslim 1060 a 293 İbn Uyeyne'nin rivayeti: Resûlullah Huneyn ganimetinden Ebû Süfyân'a ve Alkame b. Ulâse'ye yüzer deve verdi. Sahîh-i Müslim 1060 b 294 Mahled b. Hâlid'in Süfyân'dan rivayeti: Resûlullah Huneyn'de müellefe-i kulûba yüzer deve verdi. Sahîh-i Müslim 1060 c 295 Ensâr bana iç elbisesi, diğer insanlar dış elbisesidir; hicret olmasaydı ben de Ensâr'dan biri olurdum. Abdullah b. Zeyd · Sahîh-i Müslim 1061 296 Allah ve Resûlü adalet etmezse kim adalet eder? Allah Mûsâ'ya rahmet etsin, daha fazlasıyla eziyet gördü de sabretti. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1062 a 297 Mûsâ bundan daha fazlasıyla eziyet gördü de sabretti. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1062 b 298 Ben adaletli olmazsam kim adaletli olur? Bunlar Kur'an okur, fakat okun avdan çıktığı gibi dinden çıkarlar. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 1063 a 299 Ebü'z-Zübeyr'in Câbir'den rivayeti: Ben adaletli olmazsam kim adaletli olur? Sahîh-i Müslim 1063 b 300 Bu adamın soyundan Kur'an okuyan, fakat okun avdan çıktığı gibi İslâm'dan çıkan bir topluluk gelecek. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1064 a 301 Ben insanların kalplerini delip bakmakla ve karınlarını yarmakla emrolunmadım. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1064 b 302 Cerîr'in Umâre'den rivayeti: Ömer ve Hâlid adamın boynunu vurmak istedi; Resûlullah "Hayır" buyurdu. Sahîh-i Müslim 1064 c 303 İbn Fudayl'ın rivayeti: Ganimet Zeydü'l-Hayr, Akra', Uyeyne ve Alkame arasında paylaştırıldı. Sahîh-i Müslim 1064 d 304 Bu ümmet içinde, namazınızı onlarınkinin yanında küçük göreceğiniz, fakat dinden çıkan bir topluluk çıkacak. Ebû Seleme ile Atâ b. Yesâr şöyle rivayet ettiler: · Sahîh-i Müslim 1064 e 305 Onların namazı ve orucu yanında sizinkini küçük görürsünüz; fakat okun avdan çıktığı gibi İslâm'dan çıkarlar. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1064 f 306 Hâricîler mahlûkatın en kötüsüdür; onları iki gruptan hakka daha yakın olanı öldürür. Ebû Saîd · Sahîh-i Müslim 1065 a 307 Müslümanlar arasında ayrılık sırasında dinden çıkan bir grup çıkacak; onları hakka daha lâyık olan grup öldürecek. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1065 b 308 Ümmetimde iki grup olacak, aralarından dinden çıkan bir grup çıkacak; onları hakka daha lâyık olan öldürecek. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1065 c 309 İnsanlar arasında ayrılık sırasında dinden çıkan bir grup çıkacak; onları hakka daha lâyık olan grup öldürecek. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1065 d 310 Ayrılık sırasında çıkacak topluluğu iki gruptan hakka en yakın olanı öldürecek. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Müslim 1065 e 311 Ahir zamanda yaşları genç, akılları kıt, Kur'an okuyan fakat dinden çıkan bir topluluk çıkacak. Süveyd b. Gafele · Sahîh-i Müslim 1066 a 312 Îsâ b. Yûnus ve Süfyân'ın A'meş'ten rivayeti: Ahir zamanda yaşları genç, akılları kıt bir topluluk çıkacak. Sahîh-i Müslim 1066 b 313 Cerîr ve Ebû Muâviye'nin A'meş'ten rivayeti: Kur'an okuyan fakat dinden çıkan bir topluluk çıkacak. Sahîh-i Müslim 1066 c 314 Ali: Şımarmanızdan korkmasam, Allah'ın Hâricîleri öldürenlere vaat ettiğini size anlatırdım. Abîde · Sahîh-i Müslim 1066 d 315 İbn Avn'ın Abîde'den rivayeti: Ali, Hâricîleri öldürenlere vaat edileni merfû olarak anlattı. Sahîh-i Müslim 1066 e 316 Hâricîler Kur'an'ı lehlerine sanarak okurlar, oysa o aleyhlerinedir; namazları köprücük kemiklerini geçmez. Zeyd b. Vehb el-Cühenî · Sahîh-i Müslim 1066 f 317 Ali, Hâricîlerin "Hüküm ancak Allah'ındır" sözü için "Bâtıl kastedilen hak bir sözdür" dedi. Resûlullah'ın azatlısı Ubeydullah b. Ebû Râfi' · Sahîh-i Müslim 1066 g 318 Benden sonra Kur'an okuyup dinden çıkan ve bir daha dönmeyen bir topluluk olacak; onlar mahlûkatın en kötüleridir. Ebû Zer · Sahîh-i Müslim 1067 319 Doğu tarafından Kur'an'ı dilleriyle okuyan fakat dinden çıkan bir topluluk çıkacak. Yüseyr b. Amr · Sahîh-i Müslim 1068 a 320 Abdülvâhid'in Şeybânî'den rivayeti: Doğu tarafından Kur'an okuyan fakat dinden çıkan topluluklar çıkacak. Sahîh-i Müslim 1068 b 321 Doğu tarafında başları tıraşlı bir topluluk dinden sapacak. Sehl b. Huneyf · Sahîh-i Müslim 1068 c 322 Hasan sadaka hurmasını ağzına koyunca Resûlullah: "At onu! Bizim sadaka yemediğimizi bilmiyor musun?" buyurdu. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1069 a 323 Vekî'in Şu'be'den rivayeti: Hasan sadaka hurmasını ağzına koydu; "Bize sadaka helal olmaz" buyurdu. Sahîh-i Müslim 1069 b 324 Muhammed b. Ca'fer'in Şu'be'den rivayeti: Hasan'a "At onu! Biz sadaka yemeyiz" buyurdu. Sahîh-i Müslim 1069 c 325 Yatağımda bulduğum hurmayı yemek için kaldırırım, sonra sadaka olmasından korkup atarım. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1070 a 326 Evimde bulduğum hurmayı sadakadan olmasından korkarak atarım. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1070 b 327 Peygamber bulduğu hurma için "Sadakadan olması ihtimali olmasaydı onu yerdim" buyurdu. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1071 a 328 Resûlullah yoldaki hurma için "Sadakadan olması ihtimali olmasaydı onu yerdim" buyurdu. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1071 b 329 Sadaka olması ihtimali olmasaydı bu hurmayı yerdim. Enes · Sahîh-i Müslim 1071 c 330 Sadaka Muhammed ailesine yakışmaz; o ancak insanların kirleridir. Abdülmuttalib b. Rebîa b. el-Hâris · Sahîh-i Müslim 1072 a 331 Yûnus'un İbn Şihâb'dan rivayeti: Sadakalar insanların kirleridir; Muhammed ailesine helal olmaz. Sahîh-i Müslim 1072 b 332 Azatlı cariyeye verilen sadaka için Resûlullah "Onu getir; çünkü o yerine ulaşmıştır" buyurdu. Peygamber'in hanımı Cüveyriye · Sahîh-i Müslim 1073 a 333 İbn Uyeyne'nin Zührî'den rivayeti: Azatlı cariyeye verilen sadaka yerine ulaşmıştır, onu getir. Sahîh-i Müslim 1073 b 334 Berîre'ye verilen sadaka eti için: "O, onun için sadaka, bizim için hediyedir." Enes b. Mâlik · Sahîh-i Müslim 1074 a 335 Berîre'ye sadaka olarak verilen et, onun için sadaka, bizim için hediyedir. Âişe · Sahîh-i Müslim 1075 a 336 Berîre'ye verilen sadaka onun için sadaka, sizin için hediyedir; onu yiyin. Âişe · Sahîh-i Müslim 1075 b 337 Abdurrahman b. el-Kâsım tarikiyle: Berîre'ye verilen onun için sadaka, sizin için hediyedir. Sahîh-i Müslim 1075 c 338 Mâlik'in Rebîa'dan rivayeti: Berîre'ye verilen sadaka, ondan bize bir hediyedir. Sahîh-i Müslim 1075 d 339 Sadaka olarak verilen koyundan gelen hediye için Resûlullah "O, yerine ulaşmıştır" buyurdu. Ümmü Atıyye · Sahîh-i Müslim 1076 340 Peygamber'e getirilen yiyecek hediye ise yer, sadaka ise yemezdi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Müslim 1077 341 Resûlullah sadakasını getirenlere "Allah'ım! Onlara rahmet et" diye dua ederdi. Abdullah b. Ebû Evfâ · Sahîh-i Müslim 1078 a 342 Abdullah b. İdrîs'in Şu'be'den rivayeti: Resûlullah sadaka getirenlere "Allah'ım! Onlara rahmet et" derdi. Sahîh-i Müslim 1078 b 343 Zekât memuru size geldiğinde, sizden razı olarak yanınızdan ayrılsın. Cerîr b. Abdullah · Sahîh-i Müslim 989 c 344 Allah onlara, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilecek bir sadakayı farz kılmıştır. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 2435 345 İslâm'ın alametleri: Yüzünü Allah'a teslim etmek, namazı kılmak ve zekâtı vermektir. Behz b. Hakîm'in dedesi Muâviye b. Hayde · Sünen-i Nesâî 2436 346 Namaz nurdur, zekât burhandır, sabır ışıktır. Ebû Mâlik el-Eş'arî · Sünen-i Nesâî 2437 347 Beş vakit namazı kılan, ramazan orucunu tutan, zekâtı veren ve yedi büyük günahtan kaçınana cennet kapıları açılır. Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 2438 348 Kim Allah yolunda bir çift infak ederse, cennetin kapılarından ona seslenilir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2439 349 Kâbe'nin Rabbine yemin olsun ki, malı en çok olanlar en çok zarara uğrayanlardır. Ebû Zer · Sünen-i Nesâî 2440 350 Malının hakkını ödemeyenin malı, boynuna dolanan kel bir yılan hâline getirilir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Nesâî 2441 351 Devesinin, sığırının ve koyununun hakkını vermeyen, kıyamet günü onların ayakları altında çiğnenir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2442 352 Namaz ile zekâtın arasını ayıran kimseyle mutlaka savaşırım; çünkü zekât malın hakkıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2443 353 Kim zekâtı vermekten kaçınırsa, biz onu ve devesinin yarısını alırız. Behz b. Hakîm'in dedesi Muâviye b. Hayde · Sünen-i Nesâî 2444 354 Beş vesktan, beş deveden ve beş ukıyyeden azında zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2445 355 Beş deveden, beş ukıyyeden ve beş vesktan azında sadaka yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2446 356 Ebû Bekir'in yazdığı mektupta Resûlullah'ın farz kıldığı deve, koyun ve gümüş zekâtı miktarları. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 2447 357 Sizden biri kıyamet günü boynunda böğüren bir deve taşıyarak gelip "Ey Muhammed!" demesin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2448 358 Otlayan her devede, her kırk deveden bir bint-i lebûn vardır. Behz b. Hakîm'in dedesi Muâviye b. Hayde · Sünen-i Nesâî 2449 359 Sığırın her otuzunda bir tebî' veya tebîa, her kırkında bir müsinne alınır. Muâz b. Cebel · Sünen-i Nesâî 2450 360 Her kırk sığırdan bir seniyye, her otuzdan bir tebî' alınır. Muâz b. Cebel · Sünen-i Nesâî 2451 361 Resûlullah, Muâz'ı Yemen'e gönderince her ergenden bir dinar veya dengi meâfirî kumaş almasını emretti. Muâz b. Cebel · Sünen-i Nesâî 2452 362 Sığırlar otuza ulaşıncaya kadar onlardan zekât alınmaz. Muâz b. Cebel · Sünen-i Nesâî 2453 363 Hayvanların hakkı; erkeğini aşım için, kovasını ödünç vermek ve Allah yolunda üzerine bindirmektir. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 2454 364 Otlayan koyunlarda kırktan yüz yirmiye kadar bir koyun zekât vardır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 2455 365 Zekâtı verilmeyen deve, sığır ve koyunlar kıyamet günü sahiplerini boynuzlarıyla süser, tabanlarıyla çiğner. Ebû Zer · Sünen-i Nesâî 2456 366 Zekât memurunun talimatında süt emen hayvanı almamak, ayrı malları birleştirmemek vardı. Süveyd b. Gafele · Sünen-i Nesâî 2457 367 Zekâta cılız deve yavrusu veren adam güzel bir deve getirip tövbe edince Peygamber ona bereket diledi. Vâil b. Hucr · Sünen-i Nesâî 2458 368 Allah'ım, sadakasını getiren Ebû Evfâ ailesine salât et. Abdullah b. Ebû Evfâ · Sünen-i Nesâî 2459 369 Zekât memurlarınızı razı edin. Cerîr b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 2460 370 Zekât memuru size geldiğinde, sizden razı olarak ayrılsın. Cerîr b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 2461 371 Resûlullah'ın elçileri süt dolu koyunu almayıp doğurma çağındaki bir oğlağı zekât olarak aldı. Müslim b. Sefine · Sünen-i Nesâî 2462 372 İbn Alkame'nin babası tarikiyle: Zekât memurları süt koyununu bırakıp doğurma çağındaki oğlağı aldı. Müslim b. Sefine · Sünen-i Nesâî 2463 373 Hâlid'e haksızlık ediyorsunuz; o zırhlarını ve teçhizatını Allah yolunda vakfetmiştir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2464 374 Aynı lafızla: Hâlid zırhlarını ve teçhizatını Allah yolunda vakfetmiştir; ona haksızlık ediyorsunuz. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2465 375 Muhacirlerin fakirlerine verilmeseydi zekât koyununu almazdım. Abdullah b. Hilâl es-Sekafî · Sünen-i Nesâî 2466 376 Müslümana kölesinde ve atında sadaka yoktur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2467 377 Müslüman adama kölesinde ve atında zekât gerekmez. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2468 378 Müslümanın kölesi ve atı için sadaka yükümlülüğü yoktur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2469 379 Kişiye atında ve memlûkünde sadaka yoktur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2470 380 Müslümanın kölesinde sadaka gerekmez; atında da gerekmez. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2471 381 Müslümana hizmetçisinde (gulâmında) ve atında sadaka yoktur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2472 382 Beş ukıyyeden azında sadaka yoktur; beş deve ve beş vesk için de durum aynıdır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2473 383 Beş vesk hurmadan, beş ukıyye gümüşten ve beş deveden azında sadaka yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2474 384 Beş vesktan az hurmada sadaka yoktur; beş ukıyye gümüş ve beş deveden azında da yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2475 385 Beş ukıyyeden az gümüşte sadaka yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2476 386 Atlardan ve kölelerden zekâtı affettim; mallarınızın zekâtını her iki yüzden beş olarak verin. Ali · Sünen-i Nesâî 2477 387 İki yüz dirhemden azında zekât yoktur. Ali · Sünen-i Nesâî 2478 388 Allah'ın kıyamet günü bunlar yüzünden sana ateşten iki bilezik takmasından hoşlanır mısın? Amr b. Şuayb'ın dedesi Abdullah b. Amr · Sünen-i Nesâî 2479 389 Mu'temir'in mürsel rivayeti: Kızının iki altın bileziği yüzünden ateşten bilezik takılmasını ister misin? Amr b. Şuayb · Sünen-i Nesâî 2480 390 Malının zekâtını vermeyene malı kıyamet günü kel bir yılan olarak görünür ve "Ben senin hazinenim" der. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2481 391 Zekâtı verilmeyen mal, sahibini iki çenesinden yakalar ve "Ben senin malınım, ben senin hazinenim" der. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2482 392 Beş vesktan az tahıl ya da hurmada sadaka yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2483 393 Buğday ve hurmada beş veske ulaşıncaya kadar zekât almak helal olmaz. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2484 394 Tahılda ve hurmada beş veske ulaşmadıkça sadaka yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2485 395 Beş ukıyyeden azında sadaka yoktur. Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 2486 396 Beş ukıyyeden, beş deveden ve beş veskten azında sadaka yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2487 397 Yağmurun ve pınarların suladığında onda bir, su taşınarak sulananda onda birin yarısı vardır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2488 398 Gökten, nehirlerden ve pınarlardan sulananda öşür, su çeken deveyle sulananda yarım öşür vardır. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Nesâî 2489 399 Resûlullah, Muâz'a yağmurun suladığından onda bir, dolapla sulanandan yarım öşür almasını emretti. Muâz · Sünen-i Nesâî 2490 400 Ürünü tahmin ettiğinizde alın ve üçte birini bırakın. Abdurrahmân b. Mes'ûd b. Niyâr · Sünen-i Nesâî 2491 401 Resûlullah sadakada değersiz hurmanın alınmasını yasakladı. Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf · Sünen-i Nesâî 2492 402 Bu sadakanın sahibi kıyamet günü çürük hurma yiyecektir. Avf b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 2493 403 İşlek yolda ve mamur köyde olmayan buluntuda ve rikâzda beşte bir vardır. Abdullah b. Amr · Sünen-i Nesâî 2494 404 Hayvanın yaralaması, kuyu ve maden hederdir; rikâzda beşte bir vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2495 405 Başka bir tarikle: Hayvanın yaralaması, kuyu ve maden hederdir; rikâzda beşte bir vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2496 406 Hayvanın yaralaması hederdir; rikâzda ise beşte bir vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2497 407 Kuyu, hayvan ve maden hederdir; rikâzda beşte bir vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2498 408 Hilâl arılarının öşrünü getirince Resûlullah onun için Selebe vadisini koru yaptı. Abdullah b. Amr · Sünen-i Nesâî 2499 409 Resûlullah Ramazan zekâtını bir sa' hurma ya da bir sa' arpa olarak farz kıldı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2500 410 Resûlullah fıtır sadakasını köle üzerine de bir sa' hurma ya da arpa olarak farz kıldı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2501 411 Resûlullah Ramazan zekâtını her küçük ve büyük üzerine farz kıldı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2502 412 Resûlullah fıtır zekâtını Müslümanlardan her hür ya da köle, erkek ya da kadın üzerine farz kıldı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2503 413 Resûlullah fıtır zekâtını Müslümanların küçüğüne ve büyüğüne farz kıldı, namazdan önce ödenmesini emretti. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2504 414 Fıtır sadakası bir sa' hurma ya da bir sa' arpa olarak farz kılındı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2505 415 Ramazan ve zekât inince fıtır zekâtı ne emredildi ne yasaklandı; biz onu yapıyorduk. Kays b. Sa'd b. Ubâde · Sünen-i Nesâî 2506 416 Resûlullah zekât inmeden önce bize fıtır sadakasını emretti. Kays b. Sa'd · Sünen-i Nesâî 2507 417 Fıtır zekâtını Resûlullah bir sa' arpa ya da hurma veya yarım sa' buğday olarak farz kıldı. Hasan · Sünen-i Nesâî 2508 418 Fıtır sadakası bir sa' buğday, hurma, arpa ya da sülttür. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 2509 419 Fıtır sadakası bir sa' yiyecektir. Ebû Recâ · Sünen-i Nesâî 2510 420 Resûlullah fıtır sadakasını bir sa' arpa, hurma ya da keş olarak farz kıldı. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2511 421 Resûlullah aramızdayken fıtır zekâtını bir sa' kuru üzüm olarak da çıkarırdık. Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 2512 422 Muâviye, Şam buğdayından iki müddün bir sa'a denk geldiğini söyleyince insanlar bunu benimsedi. Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 2513 423 Resûlullah döneminde fıtır sadakasını bir sa' un olarak da çıkarırdık. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2514 424 Allah genişlik verdiğine göre siz de genişlik gösterin; bir sa' buğday ya da başka bir şey verin. Hasan · Sünen-i Nesâî 2515 425 İnsanlar fıtır sadakasını bir sa' arpa, hurma, sült ya da kuru üzüm olarak çıkarırdı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2516 426 Muâviye, Şam buğdayından iki müddün bir sa' arpaya denk geldiği kanaatindeydi. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2517 427 Fıtır sadakasını bir sa' hurma, arpa ya da keş olarak çıkarır, başkasını çıkarmazdık. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2518 428 Resûlullah döneminde sa', bugünkü müddünüzle bir müd ve üçte bir idi. Sâib b. Yezîd · Sünen-i Nesâî 2519 429 Ölçek Medine halkının ölçeği, tartı Mekke halkının tartısıdır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2520 430 Resûlullah fıtır sadakasının insanlar namaza çıkmadan önce ödenmesini emretti. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2521 431 Sadaka zenginlerinden alınıp fakirlerine verilir; mazlumun bedduasından kork. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 2522 432 Bilmeden bir hırsıza, zina eden bir kadına ve bir zengine sadaka veren adamın sadakası kabul edildi. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2523 433 Allah, ganimetten çalınmış maldan verilen sadakayı kabul etmez. Üsâme b. Umeyr · Sünen-i Nesâî 2524 434 Helal kazançtan verilen bir hurma bile Rahmân'ın avucunda büyüyerek dağdan daha büyük olur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2525 435 En faziletli sadaka, az mal sahibinin gücünün yettiği sadakadır. Abdullah b. Hubşî el-Has'amî · Sünen-i Nesâî 2526 436 Bir dirhem yüz bin dirhemi geçti. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2527 437 İki dirheminden birini veren, çok malından yüz bin verenden öne geçti. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2528 438 Sadaka verecek bir şey bulamayan, çarşıda sırtında yük taşıyıp kazandığı bir müddü getirirdi. Ebû Mes'ûd · Sünen-i Nesâî 2529 439 Ebû Akîl'in yarım sa' sadakasını münafıklar ayıplayınca Tevbe sûresindeki âyet indi. Ebû Mes'ûd · Sünen-i Nesâî 2530 440 Bu mal yeşil ve tatlıdır; kim onu gönül tokluğuyla alırsa onda kendisine bereket verilir. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Nesâî 2531 441 Verenin eli üstteki eldir; bakmakla yükümlü olduklarından başla. Târık el-Muhâribî · Sünen-i Nesâî 2532 442 Üstteki el infak eden, alttaki el ise dilenen eldir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2533 443 Sadakanın en hayırlısı, geride zenginlik bırakarak verilendir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2534 444 Dinarını önce kendine, sonra eşine, çocuğuna ve hizmetçine sadaka olarak harca. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2535 445 Muhtaç olduğu hâlde elbisesini sadaka olarak atan adama Peygamber elbisesini geri aldırdı. Ebû Saîd · Sünen-i Nesâî 2536 446 Efendisinin izni olmadan yoksula yediren köle hakkında: Sevap ikiniz arasındadır. Âbi'l-lahm'ın azatlısı Umeyr · Sünen-i Nesâî 2537 447 Her Müslümanın üzerine bir sadaka vardır; bulamazsa eliyle çalışır, kendine fayda sağlar ve sadaka verir. Ebû Mûsâ · Sünen-i Nesâî 2538 448 Kadın kocasının evinden sadaka verdiğinde ona da kocasına da hazinedara da sevap vardır. Âişe · Sünen-i Nesâî 2539 449 Bir kadının, kocasının izni olmadan bağışta bulunması caiz değildir. Abdullah b. Amr · Sünen-i Nesâî 2540 450 Hangimiz sana en önce kavuşacak? Eli en uzun olanınız. Âişe · Sünen-i Nesâî 2541 451 En faziletli sadaka, sağlıklı ve mala düşkünken, yaşamayı umup fakirlikten korkarken verilendir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2542 452 Sadakanın en faziletlisi ihtiyaç fazlasından verilendir; üstteki el alttaki elden hayırlıdır. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Nesâî 2543 453 Sadakanın en hayırlısı ihtiyaç fazlasından verilendir; bakmakla yükümlü olduğun kimselerden başla. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2544 454 Kişi sevabını umarak ailesine harcadığında bu onun için sadaka olur. Ebû Mes'ûd · Sünen-i Nesâî 2545 455 Kendinden başla; artarsa ailene, ailenden artarsa akrabana ver. Câbir · Sünen-i Nesâî 2546 456 Harcayan ile cimrinin misali, üzerlerinde demirden iki zırh bulunan iki adamın misali gibidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2547 457 Cimri sadaka vermeye niyetlendiğinde zırhının her halkası büzülür; genişletmeye çalışır ama genişlemez. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2548 458 Yavaş ol ey Âişe! Sayma; yoksa Allah da sana sayarak verir. Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf · Sünen-i Nesâî 2549 459 Peygamber Esmâ'ya: Sayma; yoksa Allah da sana sayarak verir. Esmâ bt. Ebû Bekir · Sünen-i Nesâî 2550 460 Gücünün yettiği kadarını ver; keseni bağlama, yoksa Allah da sana rızkını bağlar. Esmâ bt. Ebû Bekir · Sünen-i Nesâî 2551 461 Yarım hurmayla da olsa ateşten korunun. Adî b. Hâtim · Sünen-i Nesâî 2552 462 Yarım hurmayla da olsa ateşten korunun; bulamazsanız güzel bir sözle. Adî b. Hâtim · Sünen-i Nesâî 2553 463 Kim İslâm'da güzel bir çığır açarsa, onun sevabı ve onunla amel edenlerin sevabı ona aittir. Cerîr · Sünen-i Nesâî 2554 464 Sadaka verin; kişinin sadakasıyla dolaşıp onu kabul eden bulamayacağı bir zaman gelecek. Hârise · Sünen-i Nesâî 2555 465 Şefaat edin, şefaatiniz kabul edilsin; Allah Peygamberinin diliyle dilediği hükmü verir. Ebû Mûsâ · Sünen-i Nesâî 2556 466 Şefaat edin, sevap kazanırsınız. Muâviye b. Ebû Süfyân · Sünen-i Nesâî 2557 467 Allah'ın sevdiği büyüklenme, kişinin savaşta ve sadaka verirken büyüklenmesidir. Câbir b. Atîk · Sünen-i Nesâî 2558 468 İsrafa ve kibre kaçmadan yiyin, sadaka verin ve giyinin. Abdullah b. Amr · Sünen-i Nesâî 2559 469 Emredileni gönül hoşluğuyla veren emin hazinedar, iki sadaka verenden biridir. Ebû Mûsâ · Sünen-i Nesâî 2560 470 Kur'ân'ı açıktan okuyan sadakayı açıktan veren, gizlice okuyan da gizlice veren gibidir. Ukbe b. Âmir · Sünen-i Nesâî 2561 471 Anne babasına âsi olan, içkiye düşkün olan ve verdiğini başa kakan cennete girmez. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2562 472 Allah'ın kıyamet günü konuşmayacağı üç kişi: izarını salan, yalan yeminle mal satan ve verdiğini başa kakan. Ebû Zer · Sünen-i Nesâî 2563 473 Verdiğini başa kakanla Allah kıyamet günü konuşmaz, ona bakmaz ve onu temize çıkarmaz. Ebû Zer · Sünen-i Nesâî 2564 474 Dilenciyi bir paçayla da olsa bir şey vererek gönderin. Ümmü Büceyd · Sünen-i Nesâî 2565 475 Mevlâsının istediği fazlalığı esirgeyene kıyamet günü kel bir yılan çağrılır. Muâviye b. Hayde · Sünen-i Nesâî 2566 476 Allah adına sizden isteyene verin; size iyilik yapana karşılığını verin. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2567 477 Allah'ın yüzü hakkı için sana soruyorum: Rabbin seni bize ne ile gönderdi? İslâm ile. Muâviye b. Hayde · Sünen-i Nesâî 2568 478 İnsanların en kötüsü, Allah adına kendisinden istenip de vermeyen kimsedir. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Nesâî 2569 479 Allah'ın sevdiği üç kişiden biri, istenip verilmeyen kişiye gizlice veren adamdır. Ebû Zer · Sünen-i Nesâî 2570 480 Miskin, bir iki hurmayla savılan değil, iffetini koruyup istemeyen kimsedir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2571 481 Miskin, kendine yetecek varlığı olmayan, fark edilmeyen ve kalkıp insanlardan istemeyen kimsedir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2572 482 Miskin, bir varlık bulamayan ve insanların ihtiyacını bilmediği kimsedir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2573 483 Miskine verecek yanmış bir paçadan başka bir şey bulamazsan onu ver. Resûlullah'a biat eden kadınlardan Ümmü Büceyd · Sünen-i Nesâî 2574 484 Allah'ın kıyamet günü konuşmayacağı üç kişi: zina eden yaşlı, kibirlenen fakir ve yalancı imam. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2575 485 Allah'ın buğzettiği dört kişi: çok yemin eden satıcı, büyüklenen fakir, zina eden yaşlı ve zalim imam. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2576 486 Dul kadın ve yoksul için çalışan, Allah yolunda cihad eden gibidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2577 487 Bunun soyundan Kur'ân'ı okuyan ama Kur'ân gırtlaklarından öteye geçmeyen bir topluluk çıkacak. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2578 488 İstemek ancak üç kişiye helâldir; biri insanlar arasında borç yüklenip onu ödeyinceye kadar isteyendir. Kabîsa b. Muhârik · Sünen-i Nesâî 2579 489 Ey Kabîsa! Bu üçü dışındaki istemek haramdır; sahibi onu haram olarak yer. Kabîsa b. Muhârik · Sünen-i Nesâî 2580 490 Bu mal yeşil ve tatlıdır; yetime, yoksula ve yolcuya verilirse Müslümanın ne güzel arkadaşıdır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2581 491 Akrabaya verilen sadaka ikidir: hem sadaka hem sıla-i rahim. Selmân b. Âmir · Sünen-i Nesâî 2582 492 Kocasına ve yetim akrabalarına sadaka veren kadına iki sevap vardır: akrabalık ve sadaka sevabı. Abdullah'ın hanımı Zeyneb · Sünen-i Nesâî 2583 493 Sırtında bir bağ odun taşıyıp satmak, birinden istemekten daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2584 494 Dilenmeyi sürdüren kişi kıyamet günü yüzünde bir parça et olmadan gelir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2585 495 Dilenmede ne olduğunu bilseydiniz kimse bir şey istemek için başkasına gitmezdi. Âiz b. Amr · Sünen-i Nesâî 2586 496 Mutlaka istemen gerekiyorsa salih kimselerden iste. İbnü'l-Firâsî · Sünen-i Nesâî 2587 497 Kim istemekten kaçınırsa Allah onu iffetli kılar; kimseye sabırdan daha hayırlı bir bağış verilmemiştir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2588 498 Birinizin ipini alıp sırtında odun taşıması, bir adama gidip ondan istemesinden daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2589 499 Kim bana bir şeyi, insanlardan hiçbir şey istememeyi tekeffül ederse cennet onundur. Sevbân · Sünen-i Nesâî 2590 500 İstemek ancak üç kişi için uygundur; bunun dışındaki istemek haramdır. Kabîsa b. Muhârik · Sünen-i Nesâî 2591 501 Kişiyi ihtiyaçtan kurtaran miktar elli dirhem ya da bunun altın karşılığıdır. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Nesâî 2592 502 İsterken ısrar etmeyin; hoşnut olmadan verilen şeyde bereket olmaz. Muâviye · Sünen-i Nesâî 2593 503 Kırk dirhemi olduğu hâlde isteyen kimse ısrarla isteyendir. Amr b. Şuayb, babası aracılığıyla dedesinden · Sünen-i Nesâî 2594 504 Kim müstağni olmak isterse Allah onu müstağni kılar; kim yetinmek isterse Allah ona yeter. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Nesâî 2595 505 Bir ukıyyesi ya da onun dengi malı olduğu hâlde isteyen kimse ısrarla istemiş olur. Esedoğullarından bir adam · Sünen-i Nesâî 2596 506 Sadaka zengine ve sağlam, güçlü kuvvetli kimseye helâl olmaz. Ebû Hüreyre · Sünen-i Nesâî 2597 507 Sadakada zengin ve kazanç sağlayabilen güçlü kimse için bir pay yoktur. Ubeydullah b. Adî b. el-Hıyâr · Sünen-i Nesâî 2598 508 Dilenmek kişinin yüzünü tırmalayan yaradır; yetki sahibinden istemek bunun dışındadır. Semüre b. Cündeb · Sünen-i Nesâî 2599 509 Dilenmek yüzü yıpratır; ancak kaçınılmaz bir iş için istemek bunun dışındadır. Semüre b. Cündeb · Sünen-i Nesâî 2600 510 Bu mal yeşil ve tatlıdır; onu gönül hoşluğuyla alana bereketli kılınır. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Nesâî 2601 511 Malı gönül cömertliğiyle alana bereket verilir, hırsla alana verilmez. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Nesâî 2602 512 Seni hak ile gönderene yemin ederim ki senden sonra hiç kimseden bir şey almayacağım. Hakîm b. Hizâm · Sünen-i Nesâî 2603 513 Sen istemeden sana bir şey verildiğinde onu ye ve sadaka ver. İbnü's-Sâidî el-Mâlikî · Sünen-i Nesâî 2604 514 Allah'ın sana istemeden ve göz dikmeden verdiği malı al; vermediğine gönlünü bağlama. Abdullah b. es-Sa'dî · Sünen-i Nesâî 2605 515 Göz dikmeden ve istemeden sana gelen malı al; onu malına kat ya da sadaka olarak ver. Abdullah b. es-Sa'dî · Sünen-i Nesâî 2606 516 Göz dikmeden ve istemeden sana gelen malı al; böyle olmayana gönlünü bağlama. Abdullah b. es-Sa'dî · Sünen-i Nesâî 2607 517 Peygamber, Ömer'e bağışı alıp malına katmasını ve ondan sadaka vermesini söyledi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2608 518 Bu sadaka insanların kirleridir; Muhammed'e de Muhammed'in ailesine de helâl olmaz. Abdülmuttalib b. Rebîa b. el-Hâris · Sünen-i Nesâî 2609 519 Bir kavmin kız kardeşinin oğlu onların kendilerindendir. Şu'be · Sünen-i Nesâî 2610 520 Bir kavmin kız kardeşinin oğlu onlardandır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Nesâî 2611 521 Sadaka bize helâl olmaz; bir kavmin azatlısı da onlardandır. Ebû Râfi' · Sünen-i Nesâî 2612 522 Peygamber kendisine getirilen şey sadakaysa yemez, hediyeyse elini uzatırdı. Behz b. Hakîm, babası aracılığıyla dedesinden · Sünen-i Nesâî 2613 523 Berîre'ye sadaka olarak verilen et, onun için sadaka, bizim için hediyedir. Âişe · Sünen-i Nesâî 2614 524 Sadakasından dönen, kusmuğuna dönen köpek gibidir. Ömer b. el-Hattâb · Sünen-i Nesâî 2615 525 Allah yolunda verdiğin atı geri satın alarak sadakana ilişme. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2616 526 Sadaka olarak verdiğin şeyi satın alıp sadakana geri dönme. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Nesâî 2617 527 Hurmanın zekâtı kuru hurma olarak ödendiği gibi üzümün zekâtı da kuru üzüm olarak ödenir. Saîd b. el-Müseyyeb · Sünen-i Nesâî 2618 528 Ebû Bekir: Namaz ile zekâtın arasını ayıranla mutlaka savaşacağım; çünkü zekât malın hakkıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1556 529 Zührî tariki: Ebû Bekir, "Malın hakkı zekâtı vermektir" dedi. Zührî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1557 530 Beş deveden, beş ukiyyeden ve beş vesikten azında zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1558 531 Beş vesikten azında zekât yoktur; vesk altmış mühürlü sâ'dır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1559 532 İbrâhîm en-Nehaî: Vesk, Haccâc ölçeğiyle mühürlenmiş altmış sâ'dır. İbrâhîm · Sünen-i Ebû Dâvûd 1560 533 İmrân b. Husayn: Her kırk dirhemde bir dirhem olduğunu Kur'an'da mı buldunuz? Bunu bizden aldınız, biz de Peygamber'den. Habîb el-Mâlikî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1561 534 Resûlullah satış için hazırladığımız mallardan zekât çıkarmamızı emrederdi. Semüre b. Cündeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 1562 535 Allah'ın kıyamet günü bunlar yüzünden sana ateşten iki bilezik takması seni sevindirir mi? Amr b. Şuayb'ın babası aracılığıyla dedesinden rivayet edildiğine göre: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1563 536 Zekâtı verilecek miktara ulaşıp da zekâtı verilen şey kenz değildir. Ümmü Seleme · Sünen-i Ebû Dâvûd 1564 537 Âişe'nin gümüş yüzükleri: Zekâtını vermiyorsan o, ateşten sana yeter. Abdullah b. Şeddâd b. el-Hâd şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1565 538 Ömer b. Ya'lâ tariki: Süfyân'a yüzüğün zekâtı soruldu; "Onu diğer mallarına katarsın" dedi. Sünen-i Ebû Dâvûd 1566 539 Ebû Bekir'in Enes'e yazdığı zekât mektubu: Develerde, koyunlarda ve gümüşte zekâtın farz miktarları. Hammâd şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1567 540 Resûlullah'ın kılıcının yanında saklanan zekât mektubu: Beş devede bir koyun, onda iki koyun vardır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 1568 541 Süfyân b. Hüseyn tariki: Bintü mahâz yoksa ibnü lebûn verilir. Sünen-i Ebû Dâvûd 1569 542 Ömer ailesindeki zekât mektubu: İki yüz devede dört hıkka ya da beş bintü lebûn vardır. İbn Şihâb · Sünen-i Ebû Dâvûd 1570 543 Mâlik: Ayrı olanların birleştirilmemesi ve birleşik olanların ayrılmaması zekât azalsın diye hileye kaçmamaktır. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 1571 544 Ali: Kırk dirhemde bir dirhem; iki yüz dirheme ulaşınca beş dirhem zekât vardır. Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 1572 545 Ali (Cerîr b. Hâzim tariki): Yirmi dînâra bir yıl geçerse onda yarım dînâr zekât vardır. Sünen-i Ebû Dâvûd 1573 546 Atları ve köleleri zekâttan muaf tuttum; gümüş paranın her kırk dirheminden bir dirhem getirin. Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 1574 547 Zekâtı ecir umarak veren ecrini alır; vermeyenden onu da malının yarısını da alırız. Behz b. Hakîm'in babası aracılığıyla dedesinden rivayet edildiğine göre: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1575 548 Muâz'a: Sığırların her otuzunda bir tebî', her kırkında bir müsinne al. Muâz · Sünen-i Ebû Dâvûd 1576 549 A'meş tarikiyle Muâz: Sığırların her otuzunda bir tebî', her kırkında bir müsinne alınır. Sünen-i Ebû Dâvûd 1577 550 Mesrûk tariki: Muâz'ın Yemen'e gönderilişi; Yemen kumaşları zikredilmeden. Sünen-i Ebû Dâvûd 1578 551 Süveyd b. Gafele: Zekât memuru hörgücü büyük deveyi kabul etmedi, ondan aşağısını aldı. Süveyd b. Gafele şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1579 552 Süveyd b. Gafele (Ebû Leylâ el-Kindî tariki): Zekât korkusuyla ayrı olanlar birleştirilmez, birleşik olanlar ayrılmaz. Süveyd b. Gafele şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1580 553 Sa'r b. Deysem: Resûlullah'ın elçileri gebe koyunu almadılar; ceza'a ya da seniyye bir dişi oğlak aldılar. Müslim b. Sefine el-Yeşkürî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1581 554 Üç şeyi yapan imanın tadını tatmış olur; zekâtı gönül hoşluğuyla her yıl vermek de bunlardandır. Abdullah b. Muâviye el-Gâdırî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1582 555 Sana düşen odur; gönüllü olarak daha hayırlısını verirsen Allah seni onda ecirlendirir. Übey b. Ka'b · Sünen-i Ebû Dâvûd 1583 556 Zekât zenginlerinden alınıp fakirlerine verilir; mallarının en değerlilerinden sakın, mazlumun bedduasından kork. İbn Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 1584 557 Zekâtta haddi aşan, onu vermeyen gibidir. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 1585 558 Zekât memurları haddi aşıyor, o kadar malımızı gizleyelim mi? dedik; "Hayır" buyurdu. Beşîr b. el-Hasâsiye · Sünen-i Ebû Dâvûd 1586 559 Ma'mer tariki: "Ey Allah'ın Resûlü! Zekât memurları haddi aşıyorlar" dedik. Sünen-i Ebû Dâvûd 1587 560 Zekât memurlarını razı edin; çünkü zekâtınızın tamamlanması onların rızasıdır. Câbir b. Atîk · Sünen-i Ebû Dâvûd 1588 561 Zekât memurlarınızı razı edin; size zulmedilse de. Cerîr b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 1589 562 Zekâtını getirene: Allah'ım! Ebû Evfâ ailesine rahmet et. Abdullah b. Ebû Evfâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 1590 563 Celeb de ceneb de yoktur; zekâtlar ancak sahiplerinin yurtlarında alınır. Amr b. Şuayb'ın babası aracılığıyla dedesinden rivayet edildiğine göre: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1591 564 Muhammed b. İshâk: Celeb ve cenebin yasaklığı, zekâtın hayvanların bulunduğu yerde alınmasıdır. Muhammed b. İshâk · Sünen-i Ebû Dâvûd 1592 565 Ömer'e: Bağışladığın atı satın alma ve sadakandan geri dönme. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 1593 566 Atlarda ve kölelerde zekât yoktur; ancak kölelerde fitre vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1594 567 Müslümana kölesinde de atında da zekât yoktur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1595 568 Yağmurun, ırmakların ve pınarların suladığında öşür, develerle sulananda öşrün yarısı vardır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 1596 569 Câbir: Irmakların ve pınarların suladığında öşür, su çeken develerle sulananda öşrün yarısı vardır. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 1597 570 Vekî': Ba'l, yağmur suyuyla biten ve sulanmayan ekindir. Vekî' · Sünen-i Ebû Dâvûd 1598 571 Muâz'a: Taneyi taneden, koyunu koyunlardan, deveyi develerden, sığırı sığırlardan al. Muâz b. Cebel · Sünen-i Ebû Dâvûd 1599 572 Ömer: Arılarının öşrünü verirse vadisini onun için koru; yoksa onlar yağmur sinekleridir, dileyen yer. Amr b. Şuayb'ın babası aracılığıyla dedesinden rivayet edildiğine göre: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1600 573 Şebâbe kıssası (Mugîre tariki): Her on kırba baldan bir kırba verirlerdi; iki vadileri korundu. Sünen-i Ebû Dâvûd 1601 574 Üsâme b. Zeyd tariki: Fehm kolundan on kırba baldan bir kırba alındı; onlara ait iki vadi. Sünen-i Ebû Dâvûd 1602 575 Üzüm de hurma gibi tahmin edilir; zekâtı kuru üzüm olarak alınır. Attâb b. Esîd · Sünen-i Ebû Dâvûd 1603 576 Muhammed b. Sâlih et-Temmâr tarikiyle: Üzüm de hurma gibi tahmin edilir, zekâtı kuru üzümle alınır. Sünen-i Ebû Dâvûd 1604 577 Ürünü tahmin ettiğinizde zekâtı alın ve üçte birini bırakın; olmazsa dörtte birini bırakın. Abdurrahman b. Mes'ûd şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1605 578 Abdullah b. Revâha, Hayber'in hurmalarını olgunlaşınca, yenmeden önce tahmin ederdi. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 1606 579 Resûlullah ca'rûr ve hubeyk hurmalarının zekâtta alınmasını yasakladı. Sehl b. Huneyf · Sünen-i Ebû Dâvûd 1607 580 Bu sadakanın sahibi kıyamet günü kuru, değersiz hurma (haşef) yiyecektir. Avf b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 1608 581 Fitre, oruçlu için boş ve çirkin sözlerden bir temizlik ve yoksullar için bir yiyecektir. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 1609 582 Fitrenin, insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesi emredildi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 1610 583 Ramazan fitresi, Müslümanlardan hür, köle, erkek, kadın herkese bir sâ' hurma ya da bir sâ' arpadır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 1611 584 Ömer b. Nâfi' tariki: Fitre küçük ve büyüğe bir sâ'dır; bayram namazına çıkmadan önce verilir. Sünen-i Ebû Dâvûd 1612 585 Ubeydullah tariki: Fitre küçük, büyük, hür ve köle üzerine bir sâ' arpa ya da hurmadır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 1613 586 Ömer zamanında buğday çoğalınca, fitrede bir sâ' yerine yarım sâ' buğday konuldu. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 1614 587 İbn Ömer fitrede hurma verirdi; Medine'de hurma bulunmadığı bir yıl arpa verdi. Nâfi' şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1615 588 Ebû Saîd: Resûlullah aramızdayken fitreyi bir sâ' yiyecek, akıt, arpa, hurma ya da kuru üzüm olarak çıkarırdık. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1616 589 İbn Uleyye tariki: Ebû Saîd'in fitre hadisinde buğday zikri yoktur. Sünen-i Ebû Dâvûd 1617 590 Ebû Saîd: Ebediyen bir sâ'dan başkasını çıkarmam; Resûlullah zamanında bir sâ' çıkarırdık. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1618 591 Fitre: Zengininizi Allah temizler; fakirinize ise verdiğinden fazlasını geri verir. Sa'lebe b. Abdullah b. Ebû Su'ayr'ın babasından rivayet edildiğine göre: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1619 592 Fıtır sadakası her baş için bir sâ' hurma veya bir sâ' arpadır; küçük ve büyük, hür ve köle için. Abdullah b. Sa'lebe b. Su'ayr, babası'dan · Sünen-i Ebû Dâvûd 1620 593 Abdullah b. Sa'lebe (İbn Cüreyc tariki): Resûlullah Fıtır bayramından iki gün önce insanlara hutbe verdi. Sünen-i Ebû Dâvûd 1621 594 Orucunuzun sadakasını çıkarın; Resûlullah onu bir sâ' hurma veya arpa ya da yarım sâ' buğday olarak farz kıldı. Hasan şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1622 595 Abbâs'ın zekâtı benim üzerimedir, bir misli de beraberinde; kişinin amcası babasının eşidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1623 596 Abbâs zekâtını vakti gelmeden önce vermeyi sordu; Peygamber ona bu hususta ruhsat verdi. Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 1624 597 Beni mal için mi gönderdin? Zekâtı Resûlullah zamanında aldığımız yerden aldık, koyduğumuz yere koyduk. İmrân b. Husayn'ın azatlısı Atâ şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1625 598 Kendisine yetecek malı olduğu hâlde dilenen, kıyamet günü yüzünde tırmık izleriyle gelir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 1626 599 Sizden kim bir ukıyye veya onun dengi malı olduğu hâlde dilenirse, ısrarla dilenmiş olur. Esedoğullarından bir adam · Sünen-i Ebû Dâvûd 1627 600 Ebû Saîd: Bir ukıyye değerinde malı olduğu hâlde dilenen ısrarla dilenmiş olur; devem Yâkûte ondan hayırlıdır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1628 601 Yanında kendisine yetecek şey varken dilenen ancak ateşten çoğaltır; yeterlilik sabah ve akşam doyacak kadardır. Sehl İbnü'l-Hanzaliyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 1629 602 Allah sadakalar hususunda bizzat hüküm verdi ve onları sekiz kısma ayırdı. Ziyâd b. el-Hâris es-Sudâî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1630 603 Miskin, bir iki hurmanın geri çevirdiği kimse değil, insanlardan hiçbir şey istemeyen kimsedir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1631 604 Ebû Hüreyre (Ma'mer tariki): Miskin, dilenmeyen ve ihtiyacı bilinmeyen iffetli kimsedir; işte o mahrumdur. Sünen-i Ebû Dâvûd 1632 605 Dilerseniz size veririm; fakat sadakada zengine ve kazanabilen güçlü kimseye pay yoktur. Ubeydullah b. Adî b. el-Hıyâr şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1633 606 Sadaka zengine ve gücü yeten, azaları sağlam kimseye helâl olmaz. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 1634 607 Sadaka zengine helâl olmaz; ancak beş kişi müstesna: gazi, zekât memuru, borçlu, satın alan ve hediye edilen. Atâ b. Yesâr · Sünen-i Ebû Dâvûd 1635 608 Ma'mer tarikiyle Ebû Saîd: Sadaka zengine helâl olmaz; ancak beş kişi müstesna. Sünen-i Ebû Dâvûd 1636 609 Ebû Saîd (Atiyye tariki): Sadaka zengine helâl olmaz; ancak Allah yolundaki, yolcu ve hediye eden fakir komşu müstesna. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1637 610 Peygamber, Hayber'de öldürülen Ensârî'nin diyetini sadaka develerinden yüz deve olarak ödedi. Büşeyr b. Yesâr şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1638 611 Dilenmeler, kişinin yüzünü tırmaladığı yaralardır; yöneticiden veya zaruret hâlinde istemek müstesna. Semure b. Cündeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 1639 612 Ey Kabîsa! Dilenmek ancak üç kişiden birine helâl olur; bunların dışındaki dilenme haramdır. Kabîsa b. Muhârik el-Hilâlî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1640 613 Bu, senin için kıyamet günü dilenmenin yüzünde bir leke olarak gelmesinden daha hayırlıdır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 1641 614 Allah'a ibadet etmeniz, beş vakit namazı kılmanız ve insanlardan hiçbir şey istememeniz üzerine biat edin. Avf b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 1642 615 Kim insanlardan hiçbir şey istemeyeceğine bana kefil olursa, ben de ona cennete kefil olurum. Resûlullah'ın azatlısı Sevbân · Sünen-i Ebû Dâvûd 1643 616 Kim iffetli olmaya çalışırsa Allah onu iffetli kılar; Allah kimseye sabırdan daha geniş bir ihsan vermemiştir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1644 617 Yoksulluğunu insanlara arz edenin ihtiyacı giderilmez; Allah'a arz edene Allah yakında zenginlik verir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 1645 618 Hayır! Eğer mutlaka istemen gerekiyorsa salih kimselerden iste. İbnü'l-Firâsî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1646 619 Sen istemeden sana bir şey verildiğinde onu ye ve tasadduk et. İbnü's-Sâidî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 1647 620 Üstteki el alttaki elden daha hayırlıdır; üstteki el veren, alttaki ise dilenendir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 1648 621 Eller üçtür: Allah'ın eli en üstte, verenin eli onu izler, dilenenin eli en alttadır. Mâlik b. Nadle · Sünen-i Ebû Dâvûd 1649 622 Bir kavmin azatlısı onlardandır; bize ise sadaka helâl olmaz. Ebû Râfi' · Sünen-i Ebû Dâvûd 1650 623 Peygamber düşmüş hurmayı almaktan kendisini ancak sadaka olması korkusu alıkoyardı. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 1651 624 Sadaka olmasından korkmasaydım bu hurmayı yerdim. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 1652 625 Babam beni, Peygamber'in kendisine sadakadan verdiği develer hususunda ona gönderdi. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 1653 626 İbn Abbâs (Sâlim tariki): Peygamber sadaka develerini babam için başka develerle değiştiriyordu. Sünen-i Ebû Dâvûd 1654 627 Berîre'ye verilen et onun için sadaka, bizim için hediyedir. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 1655 628 Ecrin kesinleşti; sadaka olarak verdiğin câriye de mirasla sana döndü. Büreyde · Sünen-i Ebû Dâvûd 1656 629 Resûlullah zamanında mâûnu, kovayı ve tencereyi ödünç vermek sayardık. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 1657 630 Hakkını vermeyen hazine sahibinin alnı, yanı ve sırtı kıyamet günü cehennem ateşinde dağlanır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1658 631 Ebû Hüreyre (Zeyd b. Eslem tariki): Devenin hakkından biri de suya getirildiği gün sağılmasıdır. Sünen-i Ebû Dâvûd 1659 632 Devenin hakkı: Değerlisini verirsin, sütlüsünü bağışlarsın, binek ve aşım için ödünç verirsin, sütünü içirirsin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1660 633 Ubeyd b. Umeyr (mürsel): Devenin hakkı nedir diye soruldu; kovasını ödünç vermek de ondandır. Ubeyd b. Umeyr · Sünen-i Ebû Dâvûd 1661 634 On vesk hurma devşiren herkes, miskinler için mescide asılacak bir hurma salkımı versin. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 1662 635 Kimin yanında fazla bir binek varsa onu bineği olmayana, fazla azık varsa azığı olmayana versin. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1663 636 Allah zekâtı ancak mallarınızdan geri kalanı temizlemek için farz kıldı. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 1664 637 Dilenenin, at üzerinde gelse bile bir hakkı vardır. Hüseyin b. Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 1665 638 Fâtıma bint Hüseyin tarikiyle Ali: Dilenenin, at üzerinde gelse bile bir hakkı vardır. Sünen-i Ebû Dâvûd 1666 639 Miskine verecek yanmış bir tırnaktan başka bir şey bulamasan bile onu eline ver. Ümmü Büceyd · Sünen-i Ebû Dâvûd 1667 640 Müşrik annem yanıma geldi, ona iyilik edeyim mi? Evet, annene iyilik et. Esmâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 1668 641 Engellenmesi helâl olmayan şey nedir? Su, tuz; hayır işlemen senin için daha hayırlıdır. Behîse, babasından · Sünen-i Ebû Dâvûd 1669 642 İçinizden bugün bir miskini doyuran var mı? Abdurrahman'ın elindeki ekmeği alıp dilenciye verdim. Abdurrahman b. Ebû Bekir · Sünen-i Ebû Dâvûd 1670 643 Allah'ın vechi adına cennetten başka bir şey istenmez. Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 1671 644 Kim Allah adına isterse ona verin; size iyilik yapana karşılık veremezseniz ona dua edin. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 1672 645 Biriniz her şeyini sadaka verip sonra insanlara avuç açar; sadakanın en hayırlısı ihtiyaç fazlasından verilendir. Câbir b. Abdullah el-Ensârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1673 646 Câbir (İbn İdrîs tariki): Altınını getirene "Malını bizden al; bizim ona ihtiyacımız yok" buyurdu. Sünen-i Ebû Dâvûd 1674 647 Kendisine verilen iki elbiseden birini sadakaya bırakan adama "Elbiseni al" buyurdu. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1675 648 Sadakanın en hayırlısı geride zenginlik bırakandır; bakmakla yükümlü olduklarından başla. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1676 649 Sadakanın en faziletlisi az mal sahibinin gücünün yettiğidir; bakmakla yükümlü olduklarından başla. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1677 650 Ailene ne bıraktın? Onlara Allah'ı ve Resûlü'nü bıraktım. Ömer b. el-Hattâb · Sünen-i Ebû Dâvûd 1678 651 Sa'd: Hangi sadaka sana daha hoş gelir? dedi; Peygamber "Su" buyurdu. Saîd · Sünen-i Ebû Dâvûd 1679 652 Şu'be tarikiyle Sa'd b. Ubâde: Hangi sadaka daha faziletli? "Su" buyurdu. Sünen-i Ebû Dâvûd 1680 653 Ümmü Sa'd öldü; hangi sadaka daha faziletlidir? Su. Sa'd bir kuyu kazıp "Bu Ümmü Sa'd içindir" dedi. Sa'd b. Ubâde · Sünen-i Ebû Dâvûd 1681 654 Hangi Müslüman çıplak bir Müslümanı giydirirse, Allah da ona cennetin yeşil elbiselerinden giydirir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 1682 655 Kırk haslet vardır ki en yükseği sütünden faydalanılmak üzere keçi bağışlamaktır. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 1683 656 Emredileni gönül hoşluğuyla eksiksiz teslim eden güvenilir hazinedar, sadaka veren iki kişiden biridir. Ebû Mûsâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 1684 657 Kadın kocasının evinden israf etmeksizin infak ederse, infak ettiğinin ecri kendisine, kazandığının ecri kocasınadır. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 1685 658 Babalarımızın ve oğullarımızın mallarından bize ne helâl olur? Yiyeceğiniz ve hediye edeceğiniz yaş yiyecek. Sa'd · Sünen-i Ebû Dâvûd 1686 659 Kadın kocasının kazancından onun emri olmaksızın infak ederse, ecrinin yarısı kendisinedir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1687 660 Kadın kocasının malından onun izni olmadan sadaka veremez, ancak kendi yiyeceğinden verebilir. Atâ, Ebû Hüreyre'den · Sünen-i Ebû Dâvûd 1688 661 Rabbimiz bizden mallarımızdan istiyor; Erîhâ'daki arazimi Allah için bağışladım. Onu akrabalarına ver. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 1689 662 Câriyeni dayılarına verseydin, ecrin daha büyük olurdu. Peygamber'in hanımı Meymûne · Sünen-i Ebû Dâvûd 1690 663 Bir dinarı kendine, bir başkasını çocuğuna, hanımına ve hizmetçine harca; sonrasını sen daha iyi bilirsin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 1691 664 Kişinin geçimini sağladığı kimseyi zayi etmesi, ona günah olarak yeter. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 1692 665 Rızkının genişletilmesi ve ecelinin geciktirilmesi kimi sevindirirse, akrabalık bağını gözetsin. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 1693 666 Ben Rahmân'ım, o da rahimdir; ona kendi ismimden bir isim türettim. Kim onu gözetirse ben de onu gözetirim. Abdurrahman b. Avf · Sünen-i Ebû Dâvûd 1694 667 Reddâd el-Leysî tarikiyle: Ben Rahmân'ım, rahimden kendi ismimden bir isim türettim. Sünen-i Ebû Dâvûd 1695 668 Akrabalık bağını kesen cennete giremez. Cübeyr b. Mut'im · Sünen-i Ebû Dâvûd 1696 669 Akrabalık bağını gözeten karşılık veren değil, akrabalığı kesildiğinde onu birleştirendir. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 1697 670 Hırstan sakının! Sizden öncekiler ancak hırs yüzünden helâk oldular. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 1698 671 Ver, kesenin ağzını bağlama; yoksa Allah da sana karşı bağlar. Esmâ bint Ebû Bekir · Sünen-i Ebû Dâvûd 1699 672 Ver, sayma; yoksa Allah da sana karşı sayar. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 1700 673 Zekâtı verilmeyen develer ve sığırlar kıyamet günü sahibini tabanlarıyla çiğneyip boynuzlarıyla süser. Ebû Zer · Câmiu't-Tirmizî 617 674 Malının zekâtını verdiğin zaman üzerine düşeni yerine getirmiş olursun. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 618 675 Bedevî namaz, oruç, zekât ve haccı sordu; "Bedevî doğru söylediyse cennete girer" buyruldu. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 619 676 Atların ve kölelerin zekâtını bağışladım; gümüşte her kırk dirhemde bir dirhem verin. Ali b. Ebû Tâlib · Câmiu't-Tirmizî 620 677 Resûlullah zekât mektubunu yazdırdı; Ebû Bekir ve Ömer vefatlarına kadar onunla amel etti. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 621 678 Otuz sığırda bir tebî' veya tebîa, kırk sığırda bir müsinne vardır. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 622 679 Peygamber beni Yemen'e gönderdi; her otuz sığırdan bir tebî', her kırktan bir müsinne almamı emretti. Muâz b. Cebel · Câmiu't-Tirmizî 623 680 Ebû Ubeyde'ye babası Abdullah'tan bir şey hatırlayıp hatırlamadığı soruldu; "Hayır" dedi. Amr b. Mürre · Câmiu't-Tirmizî 624 681 Zekât zenginlerinden alınıp fakirlerine verilir; mallarının en kıymetlilerinden sakın. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 625 682 Beş deveden, beş ukiyyeden ve beş veskten az olanda zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 626 683 Abdülazîz tarikiyle Ebû Saîd: Beş deveden, beş ukiyyeden ve beş veskten azında zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 627 684 Müslümanın atında ve kölesinde ona düşen bir zekât yoktur. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 628 685 Balda, her on tulumda bir tulum zekât vardır. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 629 686 Ömer b. Abdülazîz balın zekâtını sordu ve insanlardan kaldırılmasını yazdı. Nâfi' · Câmiu't-Tirmizî 630 687 Kim bir mal edinirse, sahibinin yanında üzerinden bir yıl geçinceye kadar ona zekât yoktur. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 631 688 Edinilen malda, sahibinin yanında üzerinden bir yıl dolmadıkça zekât yoktur. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 632 689 Bir yerde iki kıble olmaz; müslümanlara cizye yoktur. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 633 690 Diğer senetle İbn Abbâs: Bir yerde iki kıble olmaz; Müslümana cizye yoktur. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 634 691 Ey kadınlar topluluğu! Ziynetlerinizden de olsa sadaka verin. Abdullah b. Mes'ûd'un hanımı Zeyneb · Câmiu't-Tirmizî 635 692 Zeyneb'in yeğeni Amr b. el-Hâris tarikiyle: Kadınlar, ziynetlerinizden de olsa sadaka verin. Abdullah b. Mes'ûd'un hanımı Zeyneb · Câmiu't-Tirmizî 636 693 Allah'ın size ateşten iki bilezik takmasını ister misiniz? O hâlde bunun zekâtını verin. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 637 694 Muâz yeşilliklerin zekâtını sordu; Peygamber "Onlarda bir şey yoktur" buyurdu. Muâz b. Cebel · Câmiu't-Tirmizî 638 695 Yağmurun ve pınarların suladığı üründe öşür, hayvanla su çekilerek sulananda öşrün yarısı vardır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 639 696 Resûlullah, yağmurla ve pınarla sulanan üründe öşrü, hayvanla sulananda öşrün yarısını sünnet kıldı. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 640 697 Malı olan bir yetimin velisi o malla ticaret yapsın; onu zekât tüketinceye kadar bırakmasın. Amr b. Şuayb, babası aracılığıyla dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 641 698 Hayvanın verdiği zarar, maden ve kuyu kazası hederdir; gömülü hazinede (rikâz) beşte bir vardır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 642 699 Ürünü tahmin ettiğinizde alın ve üçte birini bırakın; üçte birini bırakmazsanız dörtte birini bırakın. Abdurrahmân b. Mes'ûd b. Niyâr · Câmiu't-Tirmizî 643 700 Bağlar da hurma ağacı gibi tahmin edilir; zekâtları kuru üzüm olarak ödenir. Attâb b. Esîd · Câmiu't-Tirmizî 644 701 Sadaka toplama işinde hak ile çalışan, evine dönünceye kadar Allah yolunda savaşan gazi gibidir. Râfi' b. Hadîc · Câmiu't-Tirmizî 645 702 Sadakada haddi aşan, onu vermeyen gibidir. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 646 703 Zekât memuru size geldiğinde, sizden ancak razı olarak ayrılsın. Cerîr · Câmiu't-Tirmizî 647 704 Dâvûd'un Şa'bî'den rivayeti: Zekât memuru yanınızdan ancak razı olarak ayrılsın. Cerîr · Câmiu't-Tirmizî 648 705 Peygamber'in zekât memuru sadakayı zenginlerimizden alıp fakirlerimize verdi. Ebû Cuhayfe · Câmiu't-Tirmizî 649 706 Kendisine yetecek şeyi varken dilenen, kıyamet günü dilenmesi yüzünde yara izleri olarak gelir. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 650 707 Süfyân'ın Hakîm b. Cübeyr'den rivayeti: Yetecek malı varken dilenenin yüzünde kıyamette yara izi olur. Yahyâ b. Âdem · Câmiu't-Tirmizî 651 708 Zengine ve sağlıklı, güçlü kuvvetli olana sadaka helal olmaz. Abdullah b. Amr · Câmiu't-Tirmizî 652 709 Dilenmek, perişan eden bir fakirlik ya da ağır bir borç sahibi dışında zengine ve güçlü kuvvetli olana helal olmaz. Hubşî b. Cünâde es-Selûlî · Câmiu't-Tirmizî 653 710 Diğer tarikle: Dilenmek, zengine ve sağlam güçlü olana helal olmaz. Hubşî b. Cünâde · Câmiu't-Tirmizî 654 711 Borcu çoğalan adama sadaka verin; alacaklılar da bulduklarını alsın, onlar için bundan başkası yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 655 712 Resûlullah'a bir şey getirilince "Sadaka mı, hediye mi?" diye sorar; sadakaysa yemez, hediyeyse yerdi. Behz b. Hakîm, babası aracılığıyla dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 656 713 Sadaka bize helal değildir; bir topluluğun mevlâları da onlardandır. Ebû Râfi' · Câmiu't-Tirmizî 657 714 Yoksula verilen sadaka bir sadakadır; akrabaya verilen ise hem sadaka hem sıla-i rahimdir. Selmân b. Âmir · Câmiu't-Tirmizî 658 715 Şüphesiz malda zekâttan başka bir hak daha vardır; ardından Bakara sûresindeki iyilik âyetini okudu. Fâtıma bt. Kays · Câmiu't-Tirmizî 659 716 Şüphesiz malda zekâttan başka bir hak vardır. Fâtıma bt. Kays · Câmiu't-Tirmizî 660 717 Helal kazançtan verilen sadakayı Rahmân sağ eliyle alır; bir hurma bile olsa dağdan büyük olur. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 661 718 Allah sadakayı sağ eliyle alır ve büyütür; öyle ki bir lokma Uhud dağı gibi olur. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 662 719 En faziletli sadaka Ramazan'da verilen sadakadır. Enes · Câmiu't-Tirmizî 663 720 Sadaka Rabbin gazabını söndürür ve kötü ölümü defeder. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 664 721 Kapına gelen yoksula yanmış bir paçadan başka verecek bir şey bulamasan bile onu eline ver. Ümmü Büceyd · Câmiu't-Tirmizî 665 722 Resûlullah bana Huneyn günü vermeye devam etti; en sevimsiz bildiğim kişi, en sevdiğim kişi oldu. Saîd b. el-Müseyyeb, Safvân b. Ümeyye'den · Câmiu't-Tirmizî 666 723 Sadaka olarak verdiğin cariyenin ecri kesinleşti; miras da onu sana geri döndürdü. Büreyde · Câmiu't-Tirmizî 667 724 Allah yolunda verdiği atı satın almak isteyen Ömer'e Peygamber, "Sadakandan geri dönme" buyurdu. Abdullah b. Ömer, Ömer'den · Câmiu't-Tirmizî 668 725 Annesi adına sadaka vermek isteyen adam, meyve bahçesini onun adına sadaka olarak verdi. Abdullah b. Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 669 726 Kadın, kocasının evinden kocasının izni olmadan hiçbir şey harcamasın. Ebû Ümâme el-Bâhilî · Câmiu't-Tirmizî 670 727 Kadın kocasının evinden sadaka verdiğinde ona, kocasına ve hazinedara ecir vardır. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 671 728 Kadın kocasının evinden gönül hoşluğuyla, israf etmeden verirse kocasının ecri gibi ecir alır. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 672 729 Resûlullah aramızdayken fıtır sadakasını yiyecek, arpa, hurma, kuru üzüm ya da keşten birer sâ' verirdik. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 673 730 Fıtır sadakası erkek-kadın, hür-köle, küçük-büyük her müslümana vaciptir. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 674 731 Resûlullah fıtır sadakasını bir sâ' hurma ya da arpa olarak farz kıldı; insanlar bunu yarım sâ' buğdaya denk tuttu. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 675 732 Resûlullah fıtır zekâtını müslümanlardan hür veya köle, erkek veya kadın herkese farz kıldı. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 676 733 Resûlullah fıtır sadakasının bayram namazına gitmeden önce verilmesini emrederdi. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 677 734 Abbâs zekâtını vakti gelmeden önce vermeyi sordu; Resûlullah ona ruhsat verdi. Ali · Câmiu't-Tirmizî 678 735 Peygamber Ömer'e, "Biz Abbâs'ın bu yılın zekâtını geçen yıl almıştık" buyurdu. Ali · Câmiu't-Tirmizî 679 736 Sırtında odun taşıyıp insanlara muhtaç olmamak, birinden dilenmekten daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 680 737 Dilenmek, kişinin yüzünü tırmaladığı bir yaradır; ancak yöneticiden ya da zaruri bir iş için istemek müstesnadır. Semüre b. Cündeb · Câmiu't-Tirmizî 681 738 Allah onlara mallarında, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilecek bir zekât farz kılmıştır. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1783 739 Malının zekâtını vermeyenin malı kıyamet günü ona kel bir yılan suretinde görünür ve boynuna dolanır. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 1784 740 Zekâtı verilmeyen deve, koyun ve sığırlar kıyamet günü gelip sahiplerini süser ve çiğner. Ebû Zer · Sünen-i İbn Mâce 1785 741 Zekâtı verilmeyen hazine kıyamet günü kel bir yılan olarak gelir ve ben senin hazinenim der. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1786 742 Zekât indirilince Allah onu mallar için bir temizlik kıldı. Ömer b. Hattâb'ın azatlısı Hâlid b. Eslem şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1787 743 Malının zekâtını verdiğin zaman üzerine düşeni ödemiş olursun. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1788 744 Malda zekâttan başka bir hak yoktur. Fâtıma bint Kays · Sünen-i İbn Mâce 1789 745 Atların ve kölelerin zekâtını affettim; ama her kırk dirhemden bir dirhem getirin. Ali · Sünen-i İbn Mâce 1790 746 Peygamber altın zekâtı olarak her yirmi dinardan yarım dinar, kırk dinardan bir dinar zekât alırdı. İbn Ömer ve Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1791 747 Üzerinden bir yıl geçmedikçe malda zekât yoktur. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 1792 748 Beş vesktan az hurmada, beş ûkıyyeden az gümüşte ve beş deveden az olanda zekât yoktur. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 1793 749 Beş deveden, beş ûkıyyeden ve beş vesktan azında zekât yoktur. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1794 750 Peygamber, Abbâs'a zekâtını vakti gelmeden önce vermesi için ruhsat verdi. Ali b. Ebû Tâlib · Sünen-i İbn Mâce 1795 751 Resûlullah, zekâtını getiren kimseye dua ederdi: Allah'ım, Ebû Evfâ ailesine rahmet eyle. Abdullah b. Ebû Evfâ · Sünen-i İbn Mâce 1796 752 Zekâtı verdiğinizde Allah'ım, bunu bir kazanç kıl, bir ziyan kılma deyin. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1797 753 Resûlullah'ın zekât mektubu: Beş devede bir koyun, yirmi beş deveden itibaren bint-i mehâz vardır. İbn Şihâb ez-Zührî şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1798 754 Beşten az devede zekât yoktur; beş devede dokuza kadar bir koyun zekât vardır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 1799 755 Gereken yaştaki deve bulunmazsa bir alt ya da üst yaştaki deve alınır ve fark iki koyun ya da yirmi dirhemle denkleştirilir. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1800 756 Müslüman bir adamın develerinin en iyisini almış olarak Resûlullah'a varırsam hangi yer beni taşır, hangi gök beni gölgeler? Süveyd b. Gafele şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1801 757 Zekât memuru ancak insanlar ondan razı olarak dönsün. Cerîr b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1802 758 Sığırlardan her kırk tanede bir müsinne, her otuz tanede bir tebî ya da tebîa alınır. Muâz b. Cebel · Sünen-i İbn Mâce 1803 759 Otuz sığırda bir tebî ya da tebîa, kırkta bir müsinne vardır. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 1804 760 Kırk koyunda yüz yirmiye kadar bir koyun zekât vardır; sadakada teke, çok yaşlı ve kusurlu hayvan alınmaz. İbn Şihâb ez-Zührî şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1805 761 Müslümanların zekâtları su başlarında alınır. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1806 762 Sadaka korkusuyla birleşik olan sürü ayrılmaz, ayrı olan birleştirilmez; ortaklar zekâtı aralarında eşit olarak hesaplaşır. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1807 763 Zekâtta haddi aşan, onu vermeyen gibidir. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 1808 764 Hak üzere zekât toplayan memur, evine dönünceye kadar Allah yolunda savaşan gazi gibidir. Râfi' b. Hadîc · Sünen-i İbn Mâce 1809 765 Kim zekât malından bir deve ya da koyun aşırırsa kıyamet günü onu taşır hâlde getirilir. Abdullah b. Üneys · Sünen-i İbn Mâce 1810 766 Zekâtı Resûlullah zamanında aldığımız yerden aldık ve koyduğumuz yere koyduk. İmrân'ın azatlısı İbrâhîm b. Atâ, babasından · Sünen-i İbn Mâce 1811 767 Müslümana kölesinde ve atında zekât yoktur. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1812 768 Atların ve kölelerin zekâtını size bağışladım. Ali · Sünen-i İbn Mâce 1813 769 Hububattan hububat, koyunlardan koyun, develerden deve, sığırlardan sığır al. Muâz b. Cebel · Sünen-i İbn Mâce 1814 770 Resûlullah zekâtı buğday, arpa, hurma, kuru üzüm ve darı olmak üzere beş şeyde koydu. Amr b. Şuayb'ın dedesi · Sünen-i İbn Mâce 1815 771 Yağmurun ve pınarların suladığı üründe öşür, su taşıyarak sulananda öşrün yarısı vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1816 772 Yağmurun, nehirlerin ve pınarların suladığı üründe öşür, hayvanla su çekilerek sulananda öşrün yarısı vardır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1817 773 Yağmurun suladığı üründen öşür, dolaplarla sulanandan öşrün yarısı alınır. Muâz b. Cebel · Sünen-i İbn Mâce 1818 774 Peygamber insanlara üzüm bağlarını ve meyvelerini tahminle değerlendirecek kimseyi gönderirdi. Attâb b. Esîd · Sünen-i İbn Mâce 1819 775 İbn Revâha Hayber hurmalarını tahmin etti; Hayberliler bu hak, gökler ve yer bununla ayakta durur dediler. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1820 776 Bu sadakanın sahibi dileseydi daha iyisini verirdi; o kıyamet günü çürük hurma yiyecektir. Avf b. Mâlik el-Eşcaî · Sünen-i İbn Mâce 1821 777 Kötüsünü harcamaya kalkışmayın âyeti, sadaka salkımlarının arasına çürük hurma salkımı koyanlar hakkında indi. Berâ b. Âzib · Sünen-i İbn Mâce 1822 778 Benim arılarım var dedim; Resûlullah öşrünü ver buyurdu. Ebû Seyyâre el-Mut'î · Sünen-i İbn Mâce 1823 779 Peygamber baldan öşür aldı. Abdullah b. Amr · Sünen-i İbn Mâce 1824 780 Resûlullah fıtır zekâtının bir sâ' hurma veya bir sâ' arpa olarak verilmesini emretti. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1825 781 Resûlullah sadaka-i fıtrı müslümanlardan hür, köle, erkek ve kadın herkese bir sâ' arpa veya hurma olarak farz kıldı. İbn Ömer · Sünen-i İbn Mâce 1826 782 Fıtır zekâtı oruçluyu boş ve çirkin sözlerden arındırmak ve yoksullara yiyecek olmak üzere farz kılındı. İbn Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 1827 783 Zekât inmeden önce sadaka-i fıtr emredildi; zekât inince ne emredildi ne yasaklandı, biz onu yapmaya devam ediyoruz. Kays b. Sa'd · Sünen-i İbn Mâce 1828 784 Resûlullah aramızdayken fıtır zekâtını bir sâ' yiyecek, hurma, arpa, akıt veya kuru üzüm olarak çıkarırdık. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 1829 785 Resûlullah sadaka-i fıtrın bir sâ' hurma, arpa ya da sült olarak verilmesini emretti. Resûlullah'ın müezzini Ammâr b. Sa'd şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 1830 786 Ortak bahçede müslümandan öşrü, müşrikten de haracı alırdım. Alâ b. el-Hadramî · Sünen-i İbn Mâce 1831 787 Vesk altmış sâ'dır. Ebû Saîd · Sünen-i İbn Mâce 1832 788 Resûlullah vesk altmış sâ'dır buyurdu. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 1833 789 Kocasına ve himayesindeki yetimlere harcayan kadın için iki ecir vardır: sadaka ecri ve akrabalık ecri. Abdullah'un hanımı Zeyneb · Sünen-i İbn Mâce 1834 790 Fakir kocaya ve yetim yeğenlere verilen sadaka, sadaka yerine geçer mi diye soruldu; Resûlullah evet buyurdu. Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 1835 791 Sizden birinin sırtında odun getirip satması, insanlardan dilenmesinden kendisi için daha hayırlıdır. Zübeyr · Sünen-i İbn Mâce 1836 792 İnsanlardan hiçbir şey istemeyeceğine söz veren kimseye cenneti garanti ederim. Sevbân · Sünen-i İbn Mâce 1837 793 Kim malını çoğaltmak için insanlardan mallarını isterse ancak cehennem korunu istemiş olur. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1838 794 Sadaka zengine de, gücü kuvveti yerinde ve sağlıklı kimseye de helal olmaz. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1839 795 Kim kendisine yetecek şeyi varken dilenirse, kıyamet günü dilenmesi yüzünde yara izleri olarak gelir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 1840 796 Sadaka zengine helal olmaz; ancak zekât memuru, gazi, satın alan, fakirden hediye alan ve borçlu müstesnadır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 1841 797 Temiz kazançtan verilen sadakayı Rahmân sağ eliyle alır; bir hurma bile olsa dağdan büyük oluncaya kadar büyütür. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 1842 798 Sizden kimin yarım hurma ile de olsa ateşten korunmaya gücü yeterse bunu yapsın. Adî b. Hâtim · Sünen-i İbn Mâce 1843 799 Yoksula verilen sadaka yalnız sadakadır; akrabaya verilen ise hem sadaka hem sıla-i rahimdir. Selmân b. Âmir ed-Dabbî · Sünen-i İbn Mâce 1844