Fihrist

Edep ile ilgili hadisler

Edep ile ilgili 1.057 hadis, Arapça aslı ve Türkçe çevirisiyle.

1.057 hadis
1 Allah'a en sevimli amel vaktinde kılınan namaz, sonra anne babaya iyilik, sonra Allah yolunda cihattır. Ebû Amr eş-Şeybânî · Sahîh-i Buhârî 5970 2 Güzel davranmama en lâyık olan kimdir? Annen, sonra annen, sonra annen, sonra baban. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 5971 3 Cihada izin isteyene: "Anne baban var mı? O hâlde onlar uğrunda cihat et." Abdullah b. Amr · Sahîh-i Buhârî 5972 4 Büyük günahların en büyüklerinden biri, kişinin anne babasına lanet etmesidir. Abdullah b. Amr · Sahîh-i Buhârî 5973 5 Mağarada kapalı kalan üç kişi, Allah rızası için yaptıkları salih amellerle dua edince kaya açıldı. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 5974 6 Allah size annelere itaatsizliği, vermeyip istemeyi ve kız çocuklarını diri diri gömmeyi haram kıldı. Muğîre · Sahîh-i Buhârî 5975 7 Büyük günahların en büyüğü: Allah'a ortak koşmak, anne babaya itaatsizlik, yalan söz ve yalancı şahitlik. Ebû Bekre · Sahîh-i Buhârî 5976 8 Büyük günahlar: Allah'a ortak koşmak, cana kıymak, anne babaya itaatsizlik; en büyüğü yalan söz ya da yalancı şahitlik. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 5977 9 Annem (iyilik) umarak bana geldi; Peygamber'e "Ona iyilik edeyim mi?" diye sordum, "Evet" buyurdu. Esmâ bint Ebû Bekir · Sahîh-i Buhârî 5978 10 Müşrik annem (iyilik) umarak geldi; Peygamber: "Evet, annene iyilik et" buyurdu. Esmâ · Sahîh-i Buhârî 5979 11 Peygamber bize namazı, sadakayı, iffeti ve sıla-i rahimi emrediyor. Ebû Süfyân · Sahîh-i Buhârî 5980 12 Ömer, Peygamber'in gönderdiği ipek hulleyi Mekke'de henüz müslüman olmamış bir kardeşine gönderdi. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 5981 13 Ey Allah'ın Resûlü! Beni cennete sokacak bir ameli bana haber ver, denildi. Ebû Eyyûb · Sahîh-i Buhârî 5982 14 Allah'a ibadet edersin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı kılar, zekâtı verir ve sıla-i rahimde bulunursun. Ebû Eyyûb el-Ensârî · Sahîh-i Buhârî 5983 15 Akrabalık bağını koparan cennete giremez. Cübeyr b. Mut'im · Sahîh-i Buhârî 5984 16 Rızkının genişletilmesi ve ömrünün uzatılması kimi sevindirirse, akrabalık bağını gözetsin. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 5985 17 Rızkının genişletilmesini ve ömrünün uzatılmasını kim severse, sıla-i rahimde bulunsun. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 5986 18 Allah rahme: "Seni gözeteni gözetmemden, seni koparanı koparmamdan razı olmaz mısın?" buyurdu. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 5987 19 Rahim, Rahmân'dan bir daldır; Allah: "Seni gözeteni gözetirim, seni koparanı koparırım" buyurdu. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 5988 20 Rahim bir daldır; onu gözeteni ben de gözetirim, onu koparanı ben de koparırım. Peygamber'in eşi Âişe · Sahîh-i Buhârî 5989 21 Ebû ...'nın ailesi benim dostlarım değildir; benim dostum ancak Allah ve müminlerin salih olanlarıdır. Amr b. Âs · Sahîh-i Buhârî 5990 22 Sıla-i rahimde bulunan, karşılık veren değil; akrabalığı bağını kopardığında onu gözeten kimsedir. Abdullah b. Amr · Sahîh-i Buhârî 5991 23 Cahiliyede yaptığı iyilikleri soran Hakîm'e: "Geçmişte yaptığın hayırlarla birlikte müslüman oldun." Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 5992 24 Peygamber, sarı gömlekli küçük Ümmü Hâlid'e: "Eskit ve yıprat, sonra eskit ve yıprat" diye dua etti. Ümmü Hâlid bint Hâlid b. Saîd · Sahîh-i Buhârî 5993 25 Iraklı sivrisinek kanını soruyor, oysa Peygamber'in torununu öldürdüler; Peygamber: "Onlar iki reyhanımdır." İbn Ebû Nu'm · Sahîh-i Buhârî 5994 26 Kim bu kızlardan birinin işini üstlenip onlara iyilik ederse, onlar kendisi için ateşe karşı perde olurlar. Peygamber'in eşi Âişe · Sahîh-i Buhârî 5995 27 Peygamber, Ebü'l-Âs'ın kızı Ümâme omzundayken namaz kıldı; rükûda onu koyar, kalkınca kaldırırdı. Ebû Katâde · Sahîh-i Buhârî 5996 28 On çocuğundan hiçbirini öpmediğini söyleyen Akra'a: "Merhamet etmeyene merhamet edilmez." Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 5997 29 Allah senin kalbinden merhameti söküp almışsa, ben senin için ne yapabilirim? Âişe · Sahîh-i Buhârî 5998 30 Allah kullarına, bu kadının çocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir. Ömer b. Hattâb · Sahîh-i Buhârî 5999 31 Allah rahmeti yüz parça kıldı; o bir parça sayesinde kısrak bile yavrusuna basmamak için toynağını kaldırır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6000 32 Seni O yaratmışken Allah'a eş koşman, yemeğine ortak olur diye çocuğunu öldürmen, komşunun karısıyla zina etmen. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6001 33 Peygamber, tahnîk için kucağına koyduğu çocuk üzerine işeyince su isteyip ardından döktü. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6002 34 Allah'ım! Bunlara merhamet et, çünkü ben de onlara merhamet ediyorum. Üsâme b. Zeyd · Sahîh-i Buhârî 6003 35 Peygamber'in Hatice'yi anması, köşkle müjdelemesi ve dostlarına et göndermesi yüzünden onu çok kıskandım. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6004 36 Ben ve yetimi himayesine alan kimse cennette (şehadet ve orta parmak gibi) şöyleyiz. Sehl b. Sa'd · Sahîh-i Buhârî 6005 37 Dul kadın ve yoksul için çalışan, Allah yolunda cihat eden ya da gündüz oruç tutup gece ibadet eden gibidir. Safvân b. Süleym, Peygamber'e ref ederek · Sahîh-i Buhârî 6006 38 Dul ve yoksul için çalışan, cihat eden, gevşemeden ibadet eden ve ara vermeden oruç tutan gibidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6007 39 Yumuşak huylu ve merhametli Peygamber: "Ailelerinize dönün, onlara öğretin ve onlara emredin" buyurdu. Ebû Süleymân Mâlik b. Huveyris · Sahîh-i Buhârî 6008 40 Susuz köpeği mestiyle sulayan adamı Allah bağışladı; her yaş ciğer sahibine (yapılan iyilikte) sevap vardır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6009 41 "Bana ve Muhammed'e merhamet et, başka kimseye etme" diyen bedeviye: "Geniş olanı daralttın." Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6010 42 Müminler birbirlerine merhamet, sevgi ve şefkatte bir beden gibidir; bir organ rahatsızlanınca bütün beden ona katılır. Nu'mân b. Beşîr · Sahîh-i Buhârî 6011 43 Müslümanın diktiği fidandan bir insan ya da bir hayvan yerse, bu mutlaka onun için bir sadaka olur. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6012 44 Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Cerîr b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6013 45 Cebrâil bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki onu mirasçı kılacak sandım. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6014 46 İbn Ömer'den: Cebrâil bana komşuyu tavsiye edip durdu; öyle ki onu mirasçı kılacağını sandım. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 6015 47 Vallahi iman etmiş olmaz: Komşusu, kötülüklerinden emin olmayan kimse. Ebû Şüreyh · Sahîh-i Buhârî 6016 48 Ey müslüman kadınlar! Hiçbir komşu kadın, komşusu için koyun paçası bile olsa küçümsemesin. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6017 49 Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna eziyet etmesin, misafirine ikram etsin, ya hayır söylesin ya sussun. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6018 50 Misafirin câizesi bir gün bir gecedir; misafirlik üç gündür, ötesi ona sadakadır. Ebû Şüreyh el-Adevî · Sahîh-i Buhârî 6019 51 İki komşum var, hangisine hediye göndereyim? Kapısı sana daha yakın olana. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6020 52 Her iyilik sadakadır. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6021 53 Her müslümanın üzerine bir sadaka vardır; hiçbir şey yapamazsa kötülükten elini çeker, bu da onun için sadakadır. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sahîh-i Buhârî 6022 54 Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun; onu da bulamazsan güzel bir sözle. Adî b. Hâtim · Sahîh-i Buhârî 6023 55 Yavaş ol ey Âişe! Şüphesiz Allah her işte yumuşaklığı sever. Peygamber'in eşi Âişe · Sahîh-i Buhârî 6024 56 Mescitte idrarını yapan bedevi için: Onun idrarını kesmeyin; sonra üzerine bir kova su döküldü. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6025 57 Mümin mümin için, parçaları birbirini kenetleyen bir bina gibidir. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6026, 6027 58 Aracılık edin ki sevap kazanasınız; Allah da Resûlünün diliyle dilediğine hükmetsin. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6028 59 Sizin en hayırlılarınızdan biri ahlakı en güzel olanınızdır. Mesrûk · Sahîh-i Buhârî 6029 60 Yavaş ol ey Âişe! Yumuşaklığa sarıl; sertlikten ve kötü sözden sakın. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6030 61 Peygamber sövücü, kötü sözlü ve lanetçi değildi. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6031 62 Kıyamet günü Allah katında insanların en kötüsü, kötülüğünden korunmak için insanların terk ettiği kimsedir. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6032 63 Peygamber insanların en güzeli, en cömerdi ve en cesuruydu. Enes · Sahîh-i Buhârî 6033 64 Peygamber'den bir şey istenip de onun "Hayır" dediği asla olmadı. Câbir · Sahîh-i Buhârî 6034 65 Sizin en hayırlılarınız ahlakça en güzel olanlarınızdır. Mesrûk · Sahîh-i Buhârî 6035 66 Peygamber'in giydiği bürdeyi isteyen sahâbî: Bereketini umdum; belki onunla kefenlenirim. Sehl b. Sa'd · Sahîh-i Buhârî 6036 67 Zaman yakınlaşır, amel azalır, kalplere cimrilik atılır ve herc, yani öldürmek çoğalır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6037 68 Peygamber'e on yıl hizmet ettim; bana bir kez bile "Öf!" demedi. Enes · Sahîh-i Buhârî 6038 69 Peygamber ailesinin hizmetinde bulunurdu; namaz vakti gelince namaza kalkardı. Esved · Sahîh-i Buhârî 6039 70 Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrâil'e: Allah filancayı seviyor, sen de onu sev, diye seslenir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6040 71 Bir kişiyi yalnızca Allah için sevmedikçe hiç kimse imanın tadını bulamaz. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6041 72 Niçin biriniz karısını aygır dövülür gibi dövüyor, sonra da belki ona sarılıyor? Abdullah b. Zem'a · Sahîh-i Buhârî 6042 73 Allah kanlarınızı, mallarınızı ve ırzlarınızı bu gününüzün dokunulmazlığı gibi haram kılmıştır (Minâ hutbesi). İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 6043 74 Abdullah b. Mes'ûd'dan: Müslümana sövmek fısktır, onunla savaşmak küfürdür. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6044 75 Bir kimse başkasını fısk ya da küfürle itham ederse, o öyle değilse bu itham kendisine geri döner. Ebû Zer · Sahîh-i Buhârî 6045 76 Resûlullah kötü sözlü, lanetçi ve sövücü değildi; azarlarken: Alnı toprak olsun! derdi. Enes · Sahîh-i Buhârî 6046 77 Kim bir mümine lanet ederse bu, onu öldürmesi gibidir; mümini küfürle itham etmek de öyledir. Ağaç altında bulunanlardan olan Sâbit b. Dahhâk · Sahîh-i Buhârî 6047 78 Bir söz biliyorum ki öfkelenen onu söylese öfkesi gider: Şeytandan Allah'a sığın. Peygamber'in ashabından Süleymân b. Surad · Sahîh-i Buhârî 6048 79 Kadir gecesini haber vermek için çıktım; filan ile filan çekişti ve onun bilgisi kaldırıldı. Ubâde b. Sâmit · Sahîh-i Buhârî 6049 80 Sen, kendisinde cahiliye huyu bulunan bir adamsın; onlar kardeşlerinizdir, yediğinizden yedirin. Ma'rûr, Ebû Zer'den · Sahîh-i Buhârî 6050 81 Peygamber'in Zü'l-yedeyn diye çağırdığı adam: Ey Allah'ın Peygamberi! Unuttun mu, yoksa namaz kısaltıldı mı? Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6051 82 Bu ikisi azap görüyorlar: Biri idrarından korunmazdı, öbürü laf taşırdı. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 6052 83 Ensâr'ın kabilelerinin en hayırlısı Neccâroğullarıdır. Ebû Üseyd es-Sâidî · Sahîh-i Buhârî 6053 84 Ey Âişe! İnsanların en kötüsü, kötü sözünden korunmak için insanların kendisini terk ettiği kimsedir. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6054 85 Büyük bir günahtan azap görmüyorlar, hâlbuki o büyüktür: Biri idrardan korunmazdı, öbürü laf taşırdı. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 6055 86 Koğucu (laf taşıyan) cennete giremez. Hemmâm · Sahîh-i Buhârî 6056 87 Yalan sözü, onunla amel etmeyi ve cahilliği bırakmayanın yemesini içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6057 88 Kıyamet günü Allah katında insanların en kötülerinden biri olarak iki yüzlüyü bulursun. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6058 89 Allah Mûsâ'ya rahmet etsin! O, bundan daha fazlasıyla eziyet gördü de sabretti. İbn Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 6059 90 Birini aşırı övene: Adamın belini kestiniz! Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6060 91 Bir adamı öven kişiye: "Yazık sana! Arkadaşının boynunu kestin" buyurdu ve bunu defalarca tekrarladı. Ebû Bekre · Sahîh-i Buhârî 6061 92 Ebû Bekir: "İzarım bir tarafından kayıyor" deyince Resûlullah: "Sen onlardan değilsin" buyurdu. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6062 93 Lebîd b. A'sam'ın büyüsü çıkarılınca: "Allah bana şifa verdi; insanlara bir kötülük kışkırtmaktan hoşlanmam" buyurdu. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6063 94 Zandan sakının; kusur araştırmayın, gözetlemeyin, kıskanmayın, sırt çevirmeyin, buğzetmeyin; kardeş olun. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6064 95 Bir müslümanın, kardeşine üç günden fazla küsmesi helal değildir. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6065 96 Zandan sakının; necş yapmayın, birbirinizi kıskanmayın, buğzetmeyin, sırt çevirmeyin; ey Allah'ın kulları, kardeş olun. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6066 97 Falan ve falanın dinimizden bir şey bildiklerini sanmıyorum. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6067 98 Ey Âişe! Falan ve falanın, üzerinde bulunduğumuz dinimizi bildiklerini sanmıyorum. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6068 99 Ümmetimin hepsi afiyettedir; ancak günahlarını açığa vuranlar müstesna. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6069 100 Ben dünyada onları senin üzerine örttüm; bugün de onları sana bağışlıyorum. Safvân b. Muhriz · Sahîh-i Buhârî 6070 101 Cennet ehli zayıf görülen herkes, cehennem ehli ise kaba, cimri ve kibirli herkestir. Hârise b. Vehb el-Huzâî · Sahîh-i Buhârî 6071 102 Medine halkının cariyelerinden biri Resûlullah'ın elinden tutar ve onu dilediği yere götürürdü. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6072 103 Âişe, İbn Zübeyr ile konuşmamaya adak adadı; sonra onunla barışıp adağı için kırk köle azat etti. Avf b. Mâlik b. Tufeyl -ki Hâris'in oğludur ve Peygamber'in eşi Âişe'nin anne bir kardeşinin oğludur- · Sahîh-i Buhârî 6073-6075 104 Buğzetmeyin, kıskanmayın, sırt çevirmeyin; müslümanın kardeşine üç geceden fazla küsmesi helal değildir. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6076 105 Karşılaşırlar, bu yüz çevirir, o da yüz çevirir; onların hayırlısı selamla başlayandır. Ebû Eyyûb el-Ensârî · Sahîh-i Buhârî 6077 106 Âişe: "(Kızgınken) ben yalnızca senin ismini terk ederim" dedi. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6078 107 Resûlullah öğle sıcağında Ebû Bekir'in evine gelip: "Bana çıkmak için izin verildi" buyurdu. Peygamber'in eşi Âişe · Sahîh-i Buhârî 6079 108 Resûlullah ziyaret ettiği bir Ensârî ailede yemek yedi, su serpilmiş bir yaygıda namaz kılıp onlara dua etti. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6080 109 Ömer'e istebrak hulle gönderen Peygamber: "Onu sana ancak onunla bir mal elde edesin diye gönderdim" buyurdu. Yahyâ b. Ebû İshâk · Sahîh-i Buhârî 6081 110 Peygamber, Abdurrahman ile Sa'd b. Rebî' arasında kardeşlik kurdu ve: "Bir koyunla da olsa velime ver" buyurdu. Enes · Sahîh-i Buhârî 6082 111 Enes'e "İslâm'da hilf yoktur" sözü soruldu; o: "Peygamber benim evimde Kureyş ile Ensâr arasında antlaşma yaptı" dedi. Âsım · Sahîh-i Buhârî 6083 112 Hâlid'in itirazına karşın Resûlullah, Rifâa'nın karısının açık sözlerine tebessümden fazlasını yapmadı. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6084 113 Peygamber'in yanındaki kadınlar, Ömer'in sesini işitince perdeye koşuştular. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sahîh-i Buhârî 6085 114 Yaralar çoğalınca "İnşallah yarın dönüyoruz" buyurdu; ashap susunca Resûlullah güldü. Abdullah b. Amr · Sahîh-i Buhârî 6086 115 Ramazan'da eşiyle ilişkiye giren fakir adama Peygamber azı dişleri görününceye kadar güldü: "Öyleyse siz alın." Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6087 116 Ridasını şiddetle çeken bedeviye Peygamber dönüp güldü, sonra ona bir bağış verilmesini emretti. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6088 117 Müslüman olduğumdan beri Peygamber beni hiç geri çevirmedi ve beni ne zaman görse yüzüme tebessüm etti. Cerîr · Sahîh-i Buhârî 6089, 6090 118 "Kadın da ihtilam olur mu?" diye gülen Ümmü Seleme'ye: "Öyleyse çocuğun benzemesi neden?" buyurdu. Ümmü Seleme · Sahîh-i Buhârî 6091 119 Peygamber'i küçük dili görünecek şekilde gülerken hiç görmedim; o sadece tebessüm ederdi. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6092 120 "Boğulduk" denilince Peygamber güldü, sonra: "Allah'ım! Etrafımıza, üzerimize değil" buyurdu. Enes · Sahîh-i Buhârî 6093 121 Doğruluk iyiliğe, iyilik cennete götürür; yalan kötülüğe, kötülük cehenneme götürür. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6094 122 Münafığın alameti üç: Konuşunca yalan söyler, söz verince döner, kendisine güvenilince hıyanet eder. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6095 123 Ağzının kenarı yarılan kişi, söylediği yalan ufuklara ulaşan çok yalancıdır; kıyamete kadar ona böyle yapılır. Semure b. Cündeb · Sahîh-i Buhârî 6096 124 Gidiş, tavır ve hâl bakımından Resûlullah'a insanların en çok benzeyeni İbn Ümmü Abd'dir. Huzeyfe · Sahîh-i Buhârî 6097 125 Sözün en güzeli Allah'ın Kitabı, yolun en güzeli de Muhammed'in yoludur. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6098 126 Hiç kimse işittiği eziyete karşı Allah'tan daha sabırlı değildir; O'na çocuk isnat ederler, O ise onlara afiyet verir. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6099 127 Paylaştırmasına dil uzatıldığını duyunca: "Mûsâ bundan daha fazlasıyla eziyet gördü de sabretti" buyurdu. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6100 128 Benim yaptığım bir şeyden uzak duranlara ne oluyor? Vallahi ben Allah'ı en iyi bilen ve O'ndan en çok korkanım. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6101 129 Peygamber bakire kızdan daha hayâlıydı; hoşlanmadığı bir şey görünce bunu yüzünden anlardık. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 6102 130 Bir adam kardeşine "Ey kâfir!" derse, bu söz ikisinden birine döner. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6103 131 Hangi adam kardeşine "Ey kâfir!" derse, ikisinden biri bu sözü yüklenmiş olur. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6104 132 Mümine lanet etmek onu öldürmek gibidir; mümini küfürle itham etmek de onu öldürmek gibidir. Sâbit b. Dahhâk · Sahîh-i Buhârî 6105 133 Muâz'ın münafık dediği adam şikâyet edince Peygamber: "Ey Muâz! Sen fitneci misin?" buyurdu. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6106 134 Arkadaşına "Gel seninle kumar oynayayım" diyen kimse sadaka versin. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6107 135 Allah sizi babalarınız adına yemin etmekten nehyediyor; kim yemin edecekse Allah adına yemin etsin, yoksa sussun. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6108 136 Kıyamet günü azabı en şiddetli olan insanlardan biri, bu suretleri yapanlardır. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6109 137 Resûlullah öfkeyle: "Ey insanlar! Sizin içinizde nefret ettirenler var; namaz kıldıran kısa tutsun" buyurdu. Ebû Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 6110 138 Peygamber mescidin kıblesinde gördüğü balgamı eliyle kazıdı ve öfkelendi: "Allah onun yüzünün karşısındadır" buyurdu. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6111 139 Kaybolmuş deve sorulunca Peygamber öfkelendi: "Senin onunla ne işin var? Ayakkabısı da su kabı da yanındadır." Zeyd b. Hâlid el-Cühenî · Sahîh-i Buhârî 6112 140 Kişinin en hayırlı namazı, farz namaz dışında, evinde kıldığı namazdır. Zeyd b. Sâbit · Sahîh-i Buhârî 6113 141 Güçlü kimse rakiplerini yere seren değildir; güçlü kimse ancak öfke anında kendine hâkim olandır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6114 142 Öfkelenen biri ‘Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım’ dese, içinde bulunduğu hâl ondan gider. Süleymân b. Surad · Sahîh-i Buhârî 6115 143 Bir adam "Bana öğüt ver" dedi; Peygamber: "Öfkelenme" buyurdu ve adam tekrarladıkça yine "Öfkelenme" dedi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6116 144 Haya ancak hayır getirir. İmrân b. Husayn · Sahîh-i Buhârî 6117 145 Haya yüzünden kınanan adam için Peygamber: "Bırak onu; çünkü haya imandandır" buyurdu. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6118 146 Peygamber, perdesi içindeki bâkire kızdan daha hayalı idi. Ebû Saîd · Sahîh-i Buhârî 6119 147 İnsanların ilk peygamberlik sözünden ulaştıkları şeylerden biri: Utanmazsan dilediğini yap. Ebû Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 6120 148 Allah haktan utanmaz; ihtilam olan kadına gusül gerekir mi? Peygamber: "Evet, suyu görürse" buyurdu. Ümmü Seleme · Sahîh-i Buhârî 6121 149 Müminin misali, yaprağı düşmeyen ve dökülmeyen yeşil bir ağaç gibidir; o hurma ağacıdır. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 6122 150 Kendini Peygamber'e arz eden kadın için Enes, kızına: "O senden daha hayırlıdır" dedi. Enes · Sahîh-i Buhârî 6123 151 Ebû Mûsâ ile Muâz'a: "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin; uyumlu olun" buyurdu. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6124 152 Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; sükûnet verin, nefret ettirmeyin. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6125 153 Resûlullah iki iş arasında serbest bırakılınca günah olmadıkça kolayını seçer, kendisi için asla intikam almazdı. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6126 154 Ebû Berze, kaçan atını yakalamak için namazını bıraktı; Peygamber'in kolaylaştırmasını gördüğünü anlattı. Ezrak b. Kays · Sahîh-i Buhârî 6127 155 Mescitte bevleden bedevî için: "Onu bırakın; siz ancak kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz" buyurdu. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6128 156 Peygamber bizimle o kadar iç içeydi ki küçük kardeşime: "Ey Ebû Umeyr! Nugayr ne yaptı?" derdi. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6129 157 Peygamber'in yanında oyuncak bebeklerle oynardım; arkadaşlarım ondan saklanınca onları bana gönderirdi. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6130 158 Allah katında mevki bakımından insanların en kötüsü, kötü sözünden korunmak için insanların bıraktığı kimsedir. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6131 159 Peygamber, ahlakında sertlik bulunan Mahreme'ye: "Bunu senin için sakladım" buyurdu. Abdullah b. Ebû Müleyke · Sahîh-i Buhârî 6132 160 Mümin bir delikten iki defa sokulmaz. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6133 161 Bedeninin, gözünün, misafirinin ve eşinin senin üzerinde hakkı var; geceyi namazla, gündüzü oruçla geçirme. Abdullah b. Amr · Sahîh-i Buhârî 6134 162 Misafirin câizesi bir gün bir gecedir, misafirlik üç gündür; bundan sonrası sadakadır. Ebû Şüreyh el-Ka'bî · Sahîh-i Buhârî 6135 163 Allah'a ve ahiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin, misafirine ikram etsin, ya hayır söylesin ya da sussun. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6136 164 Konuk olduğunuz kavim sizi ağırlamazsa, onlardan kendilerine düşen misafir hakkını alın. Ukbe b. Âmir · Sahîh-i Buhârî 6137 165 Allah'a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin, sıla-i rahimde bulunsun, ya hayır söylesin ya da sussun. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6138 166 Selmân: "Rabbinin, nefsinin ve aile halkının senin üzerinde hakkı var" dedi; Peygamber: "Selmân doğru söylemiş" buyurdu. Ebû Cuhayfe · Sahîh-i Buhârî 6139 167 Ebû Bekir, misafirler yemeyince yemin etti; sonra "Bismillah, ilki şeytandandı" diyerek yedi, onlar da yediler. Abdurrahman b. Ebû Bekir · Sahîh-i Buhârî 6140 168 Ebû Bekir'in misafir yemeğinden bir lokma kaldırdıkça altından ondan daha fazlası artıyordu. Abdurrahman b. Ebû Bekir · Sahîh-i Buhârî 6141 169 Maktulün davasında en küçükleri söze başlayınca Peygamber: "Büyüğe büyüklüğünü ver!" buyurdu. Râfi' b. Hadîc ve Sehl b. Ebû Hasme · Sahîh-i Buhârî 6142, 6143 170 Ebû Bekir ve Ömer susunca hurma ağacı olduğunu söylemekten çekindim; babam: "Söyleseydin daha sevimli olurdu" dedi. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 6144 171 Şüphesiz şiirin bir kısmı hikmettir. Übey b. Ka'b · Sahîh-i Buhârî 6145 172 Taşa takılıp parmağı kanayınca: "Sen ancak kanayan bir parmaksın; başına gelen de Allah yolundadır" dedi. Cündeb · Sahîh-i Buhârî 6146 173 Şairin söylediği en doğru söz Lebîd'in sözüdür; Ümeyye b. Ebü's-Salt da az kalsın müslüman olacaktı. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6147 174 Âmir'in amelinin boşa gittiğini söyleyen yalan söylemiştir; onun için iki ecir vardır. Seleme b. Ekva' · Sahîh-i Buhârî 6148 175 Yazık sana ey Enceşe! Şişeleri yavaş sür. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6149 176 Hassân, müşrikleri hicvetmek için izin istedi: "Hamurdan kıl çekilir gibi seni onlardan çekip çıkaracağım." Âişe · Sahîh-i Buhârî 6150 177 Sizin bir kardeşiniz var ki çirkin söz söylemez; İbn Revâha: "İçimizde Kitabını okuyan Allah'ın Resûlü var" dedi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6151 178 Hassân, Ebû Hüreyre'yi şahit tuttu: "Ey Hassân! Resûlullah adına cevap ver; Allah'ım, onu Rûhu'l-Kudüs ile destekle." Ebû Seleme b. Abdurrahman b. Avf · Sahîh-i Buhârî 6152 179 Peygamber Hassân'a: "Onları hicvet -ya da onlara hicivle karşılık ver-; Cebrâil seninledir" buyurdu. Berâ · Sahîh-i Buhârî 6153 180 Sizden birinin içinin irinle dolması, şiirle dolmasından onun için daha hayırlıdır. İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 6154 181 Bir adamın içinin onu çürütecek irinle dolması, şiirle dolmasından daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6155 182 Ona izin ver, çünkü o senin (süt) amcandır; elin toprak olsun! Âişe · Sahîh-i Buhârî 6156 183 Hayız gören Safiyye'ye: "Akrâ halkâ! Sen bizi alıkoyacaksın." Âişe · Sahîh-i Buhârî 6157 184 Hoş geldin Ümmü Hânî! Senin himaye ettiğini biz de himaye ettik. Ümmü Hânî bint Ebû Tâlib · Sahîh-i Buhârî 6158 185 Enes: Kurbanlık deve süren adama Peygamber: "Ona bin, yazık sana!" buyurdu. Enes · Sahîh-i Buhârî 6159 186 Ebû Hüreyre: Kurbanlık deveyi süren adama ikinci ya da üçüncü defada: "Ona bin, yazık sana!" Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6160 187 Vah sana ey Enceşe! Şişelere karşı yavaş ol! Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6161 188 Övülen kardeşi için: "Yazık sana! Kardeşinin boynunu kestin." Ebû Bekre · Sahîh-i Buhârî 6162 189 Zü'l-Huvaysıra'ya: "Yazık sana! Ben adaletli olmazsam kim adaletli olur?" buyurdu. Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 6163 190 Ramazan'da hanımıyla birleştiği için "Helak oldum" diyen adama: "Vah sana!" Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6164 191 Hicreti soran bedeviye: "Vah sana! Hicretin işi çetindir; develerin var mı?" Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 6165 192 Yazık size ya da vah size! Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kâfirlere dönüşmeyin. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6166 193 Kıyameti soran bedeviye: "Yazık sana! Onun için ne hazırladın?" Sen sevdiğinle berabersin. Enes · Sahîh-i Buhârî 6167 194 Kişi sevdiğiyle beraberdir. Abdullah b. Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 6168 195 Bir topluluğu sevip onlara yetişemeyen adam hakkında: "Kişi sevdiğiyle beraberdir." Abdullah b. Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 6169 196 Ebû Mûsâ: Henüz yetişemediği bir topluluğu seven kimse de sevdiğiyle beraberdir. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6170 197 Çok namaz, oruç ve sadaka hazırlamadım ama Allah'ı ve Resûlünü seviyorum. "Sen sevdiğinle berabersin." Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6171 198 İbn Sâid'e: "Senin için bir şey sakladım; nedir?" "Duh." "Defol!" Abdullah b. Abbâs · Sahîh-i Buhârî 6172 199 İbn Sayyâd'a: "Defol! Sen haddini asla aşamazsın"; Deccâl tek gözlüdür, Allah ise tek gözlü değildir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6173-6175 200 Abdülkays heyetine: "Rezil olmadan ve pişman olmadan gelen heyete merhaba!" Abdullah b. Abbâs · Sahîh-i Buhârî 6176 201 Ahdini bozan kimse için kıyamet günü bir sancak kaldırılır: "Bu, filan oğlu filanın vefasızlığıdır." Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6177 202 Ahdini bozan kimse için kıyamet günü bir sancak dikilir ve "Bu, filan oğlu filanın vefasızlığıdır" denilir. Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6178 203 Sizden biri "Nefsim pisleşti" demesin; fakat "Nefsim bulandı" desin. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6179 204 Sehl b. Huneyf: Sizden biri "Habusat nefsî" demesin; fakat "Lakisat nefsî" desin. Sehl b. Huneyf · Sahîh-i Buhârî 6180 205 Âdemoğulları dehre söver; hâlbuki dehr benim, gece ve gündüz benim elimdedir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6181 206 Üzüme kerm adını vermeyin ve "Dehrin hüsranı" demeyin; çünkü dehr Allah'tır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6182 207 Kerm diyorlar; kerm ancak mü'minin kalbidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6183 208 Sa'd'a: "At, babam ve annem sana feda olsun!" Ali · Sahîh-i Buhârî 6184 209 Ebû Talha: "Ey Allah'ın Nebîsi! Allah beni sana feda etsin, sana bir şey oldu mu?" Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6185 210 Oğluna Kâsım adını veren adama: "Oğluna Abdurrahmân adını ver." Câbir · Sahîh-i Buhârî 6186 211 Oğluna Kâsım adı verilince: "Benim ismimle isimlenin, künyemle künyelenmeyin." Câbir · Sahîh-i Buhârî 6187 212 Ebû Hüreyre: Ebü'l-Kâsım "Benim ismimle isimlenin, künyemle künyelenmeyin" buyurdu. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6188 213 "Ebü'l-Kâsım künyesiyle gözünü aydın etmeyiz" denilen adama: "Oğluna Abdurrahmân adını ver." Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6189 214 Adı Hazn olana: "Sen Sehl'sin"; o: "Babamın bana verdiği adı değiştirmem" dedi. Müseyyeb b. Hazn · Sahîh-i Buhârî 6190 215 Ebû Üseyd'in oğlu için: "Hayır, onun adını Münzir koy." Sehl · Sahîh-i Buhârî 6191 216 Adı Berre olan kadın için "Kendini temize çıkarıyor" denilince Resûlullah ona Zeyneb adını verdi. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6192 217 Hazn'a: "Hayır, sen Sehl'sin"; İbnü'l-Müseyyeb: Bundan sonra bizde sertlik hiç eksik olmadı. Abdülhamîd b. Cübeyr b. Şeybe · Sahîh-i Buhârî 6193 218 Muhammed'den sonra bir peygamber olması takdir edilseydi oğlu İbrâhîm yaşardı; fakat ondan sonra peygamber yoktur. İsmâil · Sahîh-i Buhârî 6194 219 İbrâhîm için: "Onun için cennette bir süt anne vardır." Berâ · Sahîh-i Buhârî 6195 220 Benim ismimle isimlenin, künyemle künyelenmeyin; çünkü ben ancak aranızda taksim eden bir Kâsım'ım. Câbir b. Abdullah el-Ensârî · Sahîh-i Buhârî 6196 221 Benim ismimle isimlenin, künyemle künyelenmeyin; beni rüyada gören gerçekten beni görmüştür. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6197 222 Peygamber, Ebû Mûsâ'nın oğluna İbrâhîm adını verdi, onu hurmayla tahnîk edip bereketle dua etti. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6198 223 İbrâhîm'in öldüğü gün güneş tutuldu. Mugîre b. Şu'be · Sahîh-i Buhârî 6199 224 Rükûdan kalkınca: "Allah'ım! Velîd b. Velîd'i, Seleme b. Hişâm'ı ve Ayyâş b. Ebû Rebîa'yı kurtar." Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6200 225 Âişe, Cebrâil'in selamına: "Ve aleyhisselâm ve rahmetullah" dedi; Peygamber bizim görmediğimizi görürdü. Peygamber'in eşi Âişe · Sahîh-i Buhârî 6201 226 Ümmü Süleym'in de bulunduğu kafilede Peygamber: "Ey Enceş, yavaş ol! Camları sürüyorsun" buyurdu. Enes · Sahîh-i Buhârî 6202 227 Peygamber, Enes'in küçük kardeşine şakayla: "Ey Ebû Umeyr! Nuğayr ne yaptı?" derdi. Enes · Sahîh-i Buhârî 6203 228 Ali'nin en sevdiği isim Ebû Türâb idi; Peygamber sırtındaki toprağı silerek: "Otur ey Ebû Türâb!" dedi. Sehl b. Sa'd · Sahîh-i Buhârî 6204 229 Kıyamet günü Allah katında isimlerin en çirkini, melikü'l-emlâk (melikler meliki) diye adlandırılan adamdır. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6205 230 Allah katında en alçak isim, kendisine melikler meliki adını veren adamın ismidir. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6206 231 Sa'd b. Ubâde: "Ey Allah'ın Resûlü, onu affet ve hoş gör" dedi; Resûlullah da İbn Übey'i affetti. Üsâme b. Zeyd · Sahîh-i Buhârî 6207 232 Ebû Tâlib ateşin sığ bir yerindedir; ben olmasaydım cehennemin en alt tabakasında olurdu. Abbâs b. Abdülmuttalib · Sahîh-i Buhârî 6208 233 Ey Enceşe, yazık sana! Camlara karşı yumuşak ol. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6209 234 Bir yolculukta hudâ okuyan Enceşe'ye Peygamber: "Yavaş ol ey Enceşe, camları sürüyorsun!" buyurdu. Enes · Sahîh-i Buhârî 6210 235 Sesi güzel deve sürücüsüne: "Yavaş ol ey Enceşe, camları kırma!" Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6211 236 Medine'deki telaşta Ebû Talha'nın atına binen Peygamber: "Bu atı gerçekten bir deniz bulduk" buyurdu. Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6212 237 Kâhinler bir şey değildir; cinin kaptığı hak kelimeye yüzden fazla yalan karıştırırlar. Âişe · Sahîh-i Buhârî 6213 238 Vahiy kesildikten sonra yürürken gökten bir ses işittim; Hirâ'da bana gelen melek bir kürsüde oturuyordu. Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6214 239 Peygamber gecenin son üçte birinde oturup göğe baktı ve "Göklerin ve yerin yaratılışında..." âyetini okudu. İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 6215 240 Elindeki çubukla suya ve çamura vuran Peygamber, kapıyı çalan Ebû Bekir, Ömer ve Osman'ı cennetle müjdeletti. Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6216 241 Cenazede yeri çubukla eşeleyen Peygamber: "Amel edin; herkese kolaylaştırılmıştır" buyurdu. Ali · Sahîh-i Buhârî 6217 242 Hücrelerin sahiplerini namaz kılsınlar diye kim uyandırır? Dünyada giyinik nice kadın âhirette çıplaktır. Ümmü Seleme · Sahîh-i Buhârî 6218 243 Yavaş olun, bu Safiyye bint Huyey'dir; şeytan Âdemoğlunda kanın ulaştığı yere kadar dolaşır. Peygamber'in hanımı Safiyye bint Huyey · Sahîh-i Buhârî 6219 244 Hazf ne av öldürür ne de düşmanı yaralar; fakat gözü çıkarır, dişi kırar. Abdullah b. Muğaffel el-Müzenî · Sahîh-i Buhârî 6220 245 Yanında aksıran iki adamdan birine teşmît etti: "Bu Allah'a hamdetti, şu ise Allah'a hamdetmedi." Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6221 246 Peygamber bize yedi şeyi emretti; bunlardan biri de aksırana teşmît etmekti. Berâ · Sahîh-i Buhârî 6222 247 Allah aksırığı sever, esnemeyi sevmez; esneyen "hâ" dediğinde şeytan ona güler. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6223 248 Aksıran Elhamdülillah, kardeşi Yerhamükallah desin; o da Yehdîkümullah ve yuslihu bâleküm desin. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6224 249 "Bana teşmît etmedin" diyen adama: "Bu Allah'a hamdetti, sen ise Allah'a hamdetmedin" buyurdu. Enes · Sahîh-i Buhârî 6225 250 Biriniz esnediğinde gücü yettiği kadar onu geri çevirsin; çünkü esneyene şeytan güler. Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6226 251 Üneysçik! Sana emrettiğim yere git; ona yıllarca hizmet ettim, yaptığım bir şey için bana niçin yaptın demedi. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4773 252 Peygamber'e on yıl hizmet ettim; bana asla "Öf!" demedi. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4774 253 Bedevî Peygamber'i ridâsından çekip boynunu kızarttı; o ise iki devesine arpa ve hurma yükletti. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4775 254 Güzel gidişat, güzel duruş ve ölçülülük, peygamberliğin yirmi beş cüzünden bir cüzdür. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 4776 255 Kim gücü yettiği hâlde öfkesini yutarsa, Allah kıyamet günü onu bütün yaratılmışların önünde çağırır. Muâz b. Enes el-Cühenî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4777 256 Kim gücü yettiği hâlde tevazu için güzel elbiseyi bırakırsa, Allah ona keramet elbisesini giydirir. Peygamber'in ashabının oğullarından bir adam, babasından · Sünen-i Ebû Dâvûd 4778 257 Pehlivan, öfke anında kendine hâkim olandır. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4779 258 Muâz: Bir söz biliyorum ki öfkeli onu söylese öfkesi gider: Allah'ım! Kovulmuş şeytandan sana sığınırım. Muâz b. Cebel · Sünen-i Ebû Dâvûd 4780 259 Süleymân b. Surad: Öfkeli adam Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm dese öfkesi gider. Süleymân b. Surad · Sünen-i Ebû Dâvûd 4781 260 Biriniz ayaktayken öfkelenirse otursun; öfkesi gitmezse uzansın. Ebû Zer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4782 261 Bekr'in mürseli: Ayaktayken öfkelenen otursun, öfkesi gitmezse uzansın. Sünen-i Ebû Dâvûd 4783 262 Öfke şeytandandır; ateş ancak su ile söndürülür; biriniz öfkelendiğinde abdest alsın. Atiyye es-Sa'dî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4784 263 Resûlullah iki iş arasında serbest bırakıldığında, günah olmadıkça ikisinin kolay olanını seçerdi. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4785 264 Resûlullah asla ne bir hizmetçiyi ne de bir kadını dövdü. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4786 265 Peygamber'e, insanların ahlâkından kolay geleni alması emredildi. Abdullah b. ez-Zübeyr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4787 266 Bazı kimselere ne oluyor ki şöyle şöyle diyorlar? Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4788 267 Resûlullah bir adamın yüzüne, hoşlanmadığı bir şeyi pek nadir söylerdi. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4789 268 Mümin saf ve cömerttir; fâcir ise hilekâr ve alçaktır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4790 269 Allah katında insanların en kötüsü, kötü sözünden sakınmak için insanların kendisini terk ettiği kimsedir. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4791 270 Ey Âişe! Allah, kötü sözlü ve kötü sözü kendine huy edineni sevmez. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4792 271 Ey Âişe! İnsanların en kötülerinden biri de dillerinden korunmak için kendilerine ikram edilenlerdir. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4793 272 Peygamber, elini tutan adam elini kendisi bırakmadıkça onun elini bırakmazdı. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4794 273 Onu bırak; çünkü haya imandandır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4795 274 İmrân b. Husayn: Haya tamamen hayırdır; Büşeyr kitaplardan söz edince öfkelendi. Ebû Katâde şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4796 275 İnsanların ilk peygamberlik sözünden ulaştıkları: Utanmazsan dilediğini yap! Ebû Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4797 276 Mümin, güzel ahlâkı sayesinde oruç tutan ve gece namaz kılan kimsenin derecesine ulaşır. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4798 277 Mizanda güzel ahlâktan daha ağır gelen hiçbir şey yoktur. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4799 278 Haklı olsa bile münakaşayı terk edene cennetin kenarında bir evi ben garanti ederim. Ebû Ümâme · Sünen-i Ebû Dâvûd 4800 279 Cevvâz da ca'zarî de cennete girmez. Hârise b. Vehb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4801 280 Dünyadan bir şeyi yükseltip de onu alçaltmaması, Allah üzerine bir haktır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4802 281 Humeyd tariki: Dünyadan bir şeyin yükselip de onu alçaltmaması, Allah üzerine bir haktır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4803 282 Övgücülerle karşılaştığınızda yüzlerine toprak serpin. Hemmâm şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4804 283 Arkadaşının boynunu kestin; mutlaka övecekse: Onu böyle zannediyorum; Allah'a karşı onu temize çıkarmam, desin. Ebû Bekre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4805 284 Efendi, tebâreke ve teâlâ olan Allah'tır; şeytan sizi sakın aşırılığa sürüklemesin. Abdullah b. eş-Şıhhîr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4806 285 Allah refîktir, yumuşaklığı sever ve yumuşaklığa, sertliğe vermediğini verir. Abdullah b. Muğaffel · Sünen-i Ebû Dâvûd 4807 286 Ey Âişe! Yumuşak davran; yumuşaklık bir şeyde bulunursa onu güzelleştirir, çekilip alınırsa onu çirkinleştirir. Şureyh b. Hânî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4808 287 Yumuşaklıktan mahrum kalan, hayrın tamamından mahrum kalır. Cerîr b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4809 288 Teenni, ahiret ameli dışında her şeyde iyidir. Sa'd b. Ebû Vakkās · Sünen-i Ebû Dâvûd 4810 289 İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a şükretmez. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4811 290 Ensâr için Allah'a dua ettiğiniz ve onları övdüğünüz sürece ecir sizin de olur. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4812 291 Kendisine bağış verilen, imkân bulursa karşılığını versin; bulamazsa onu övsün. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4813 292 Kime bir iyilik yapılır da onu anarsa teşekkür etmiş, gizlerse nankörlük etmiş olur. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4814 293 Yollarda oturmaktan sakının; mutlaka oturacaksanız yolun hakkını verin. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4815 294 Ebû Hüreyre: Yolun hakkı arasında yol göstermek de vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4816 295 Ömer: Yolun hakkı, sıkıntıya düşenin imdadına yetişmeniz ve yolunu kaybedene yol göstermenizdir. Ömer b. el-Hattâb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4817 296 Ey falancanın annesi! Sokakların hangi kenarında istersen otur da yanına oturayım. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4818 297 Sâbit tariki: Aklında zaaf bulunan kadının ihtiyacı için Peygamber sokak kenarında oturdu. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4819 298 Meclislerin en hayırlısı en geniş olanıdır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4820 299 Biriniz bir kısmı güneşte, bir kısmı gölgede kalırsa kalksın. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4821 300 Hutbe sırasında güneşte duran adam, Peygamber'in emriyle gölgeye geçirildi. Kays b. Ebû Hâzim, babası hakkında şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4822 301 Ne oluyor da sizi dağınık gruplar hâlinde görüyorum? Câbir b. Semüre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4823 302 A'meş tariki: Sanki Peygamber toplu olmayı seviyordu. Sünen-i Ebû Dâvûd 4824 303 Peygamber'e geldiğimizde, her birimiz meclisin bittiği yere otururdu. Câbir b. Semüre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4825 304 Resûlullah halkanın ortasına oturana lânet etti. Huzeyfe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4826 305 Ebû Bekre, kendisi için kalkılan yere oturmadı; Peygamber bunu yasakladı. Saîd b. Ebü'l-Hasen şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4827 306 Kendisi için yerinden kalkılan adam oraya oturmaya gidince Resûlullah onu men etti. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4828 307 Kur'ân okuyan mü'minin misali, kokusu güzel, tadı güzel olan turunç gibidir. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4829 308 Ebû Mûsâ tariki: Kur'ân okuyan mü'min turunç gibidir; Enes: İyi arkadaşın misalini konuşurduk. Sünen-i Ebû Dâvûd 4830 309 Şübeyl b. Azre tariki: İyi arkadaşın misali misk sahibi gibidir. Sünen-i Ebû Dâvûd 4831 310 Mü'minden başkasıyla arkadaşlık etme; yemeğini de takvâ sahibinden başkası yemesin. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4832 311 Kişi dostunun dini üzeredir; öyleyse her biriniz kiminle dostluk ettiğine baksın. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4833 312 Ruhlar toplanmış askerlerdir; tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar ayrılır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4834 313 Resûlullah birini bir işe gönderdiğinde: Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Ebû Mûsâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4835 314 Sen benim ortağımdın, ne güzel ortaktın; ne çekişirdin ne de tartışırdın. es-Sâib · Sünen-i Ebû Dâvûd 4836 315 Resûlullah oturup konuştuğunda sık sık gözünü semaya kaldırırdı. Abdullah b. Selâm · Sünen-i Ebû Dâvûd 4837 316 Resûlullah'ın konuşmasında tertîl veya tersîl (tane tane söyleyiş) vardı. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4838 317 Resûlullah'ın sözü, onu işiten herkesin anladığı açık seçik bir sözdü. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4839 318 Elhamdülillah ile başlanmayan her söz kesiktir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4840 319 İçinde teşehhüd bulunmayan her hutbe, kesik el gibidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4841 320 İnsanlara, konumlarına göre muamele edin. Meymûn b. Ebû Şebîb şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4842 321 Ak saçlı Müslümana, Kur'ân hâfızına ve âdil sultana ikram etmek Allah'ı yüceltmektendir. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4843 322 İki adamın arasına, onların izni olmadan oturulmaz. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Sünen-i Ebû Dâvûd 4844 323 Bir adamın, iki kişinin arasını onların izni olmadan ayırması helâl olmaz. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4845 324 Resûlullah oturduğunda dizlerini dikip elleriyle kucaklayarak (ihtibâ) otururdu. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4846 325 Resûlullah'ı oturuşunda öyle huşû içinde görünce korkudan titredim. Kayle bint Mahreme · Sünen-i Ebû Dâvûd 4847 326 Gazaba uğramışların oturuşu gibi mi oturuyorsun? Şerîd b. Süveyd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4848 327 Resûlullah yatsı namazından önce uyumayı ve ondan sonra konuşmayı yasaklardı. Ebû Berze · Sünen-i Ebû Dâvûd 4849 328 Peygamber sabah namazını kıldığında güneş iyice doğuncaya kadar yerinde bağdaş kurup otururdu. Câbir b. Semüre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4850 329 İki kişi, üçüncüyü bırakıp kendi aralarında gizli konuşmasın; çünkü bu onu üzer. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4851 330 İbn Ömer tariki: Dört kişi olursa (ikisinin gizli konuşması) sana zarar vermez. Sünen-i Ebû Dâvûd 4852 331 Kişi bir meclisten kalkıp sonra oraya dönerse, o yere en çok o hak sahibidir. Süheyl b. Ebû Sâlih şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4853 332 Resûlullah kalkıp geri dönmek isterse ayakkabılarını çıkarırdı; ashabı bunu anlar, yerlerinde kalırlardı. Ka'b el-İyâdî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4854 333 Allah'ı anmadıkları bir meclisten kalkan topluluk, bir eşek leşinin başından kalkmış gibidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4855 334 Kim içinde Allah'ı anmadığı bir yerde oturursa, bu onun için Allah katından bir noksanlık olur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4856 335 Abdullah b. Amr: Meclisten kalkarken üç kez "Sübhâneke'llâhümme ve bi-hamdik..." diyenin hataları silinir. Abdullah b. Amr b. el-Âs · Sünen-i Ebû Dâvûd 4857 336 Makburî tarikiyle Ebû Hüreyre: Meclisten kalkarken "Sübhânekellâhümme ve bihamdik" diyenin hataları silinir. Sünen-i Ebû Dâvûd 4858 337 Meclisten kalkarken söylenen "Sübhâneke'llâhümme ve bi-hamdik..." mecliste olanlara kefarettir. Ebû Berze el-Eslemî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4859 338 Ashabımdan hiç kimse bana bir başkası hakkında bir şey ulaştırmasın; çünkü yanınıza kalbim temiz çıkmayı severim. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4860 339 Onun kavminin topraklarına indiğinde ondan sakın; öz kardeşin bile olsa ona güvenme. Amr b. el-Fagvâ el-Huzâî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4861 340 Mü'min aynı delikten iki defa sokulmaz. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4862 341 Peygamber yürüdüğünde sanki bir şeye dayanarak yürüyormuş gibiydi. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 4863 342 Resûlullah beyaz tenli, sevimli idi; yürüdüğünde sanki yokuş aşağı iniyormuş gibiydi. Ebü't-Tufeyl · Sünen-i Ebû Dâvûd 4864 343 Resûlullah, sırtüstü uzanırken bir ayağı diğerinin üzerine koymayı yasakladı. Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 4865 344 Amcası, Resûlullah'ı mescitte bir ayağını diğerinin üzerine koymuş, sırtüstü uzanmış gördü. Abbâd b. Temîm, amcasından · Sünen-i Ebû Dâvûd 4866 345 Ömer ve Osmân da sırtüstü uzanıp bir ayağı diğerinin üzerine koyarlardı. Saîd b. el-Müseyyeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4867 346 Kişi bir söz söyler, sonra etrafına bakınırsa, o söz emanettir. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4868 347 Meclisler emanettir; ancak haram kan akıtmak, zina ve haksız yere mal almak için kurulan meclisler müstesna. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4869 348 Kıyamet günü emanetin en büyüklerinden biri: Hanımıyla baş başa kalıp sonra onun sırrını yayan adam. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4870 349 Koğucu (söz taşıyan) cennete giremez. Huzeyfe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4871 350 İnsanların en kötülerinden biri, şunlara bir yüzle, bunlara başka bir yüzle gelen iki yüzlüdür. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4872 351 Dünyada iki yüzlü olanın kıyamet günü ateşten iki dili olur. Ammâr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4873 352 Gıybet, kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır; onda yoksa ona iftira etmiş olursun. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4874 353 Öyle bir söz söyledin ki deniz suyuna karıştırılsaydı onu bozardı. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4875 354 Ribânın en ağırlarından biri, haksız yere Müslümanın ırzına dil uzatmaktır. Saîd b. Zeyd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4876 355 Büyük günahların en büyüklerinden biri, haksız yere Müslüman bir adamın ırzına dil uzatmaktır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4877 356 Mi'racda bakır tırnaklarıyla yüzlerini tırmalayanlar, insanların etini yiyen ve ırzlarına dil uzatanlardır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4878 357 Ebü'l-Mugîre tarikiyle: Mi'racda bakır tırnaklarıyla yüzlerini tırmalayanlar gıybet edenlerdir. Sünen-i Ebû Dâvûd 4879 358 Ey diliyle iman edip de iman kalbine girmemiş olanlar! Müslümanları gıybet etmeyin, ayıplarını araştırmayın. Ebû Berze el-Eslemî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4880 359 Kim Müslüman bir adam sebebiyle bir lokma yerse, Allah da ona cehennemden onun benzerini yedirir. el-Müstevrid · Sünen-i Ebû Dâvûd 4881 360 Müslümanın malı, ırzı ve kanı Müslümana haramdır; kişiye kötülük olarak kardeşini hakir görmesi yeter. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4882 361 Kim bir mü'mini bir münafığa karşı korursa, Allah onun etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Muâz b. Enes el-Cühenî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4883 362 Irzının zedelendiği bir yerde Müslümanı yardımsız bırakanı, Allah da yardımını istediği yerde yardımsız bırakır. Câbir b. Abdullah ve Ebû Talha b. Sehl el-Ensârî şöyle rivayet ettiler: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4884 363 Allah'ım bana ve Muhammed'e merhamet et diyen bedevi için: O mu daha şaşkın yoksa devesi mi? Cündüb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4885 364 Katâde: Sizden biriniz, sabahları ırzını Allah'ın kullarına sadaka eden Ebû Damdam gibi olmaktan âciz midir? Katâde · Sünen-i Ebû Dâvûd 4886 365 Abdurrahman b. Aclân: Ebû Damdam gibi olmaktan âciz misiniz? O: Irzım bana sövene bağış olsun, derdi. Abdurrahman b. Aclân · Sünen-i Ebû Dâvûd 4887 366 İnsanların ayıplarını araştırırsan onları bozarsın yahut bozmana az kalır. Muâviye · Sünen-i Ebû Dâvûd 4888 367 Yönetici insanlar hakkında şüphe peşine düşerse onları bozar. Mikdâm b. Ma'dîkerib ve Ebû Ümâme ile Cübeyr b. Nüfeyr, Kesîr b. Mürre ve Amr b. el-Esved · Sünen-i Ebû Dâvûd 4889 368 İbn Mes'ûd: Biz tecessüsten nehyedildik; ama bize bir şey açıkça görünürse onunla muâhaze ederiz. Zeyd b. Vehb şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4890 369 Kim bir ayıp görüp onu örterse, diri diri gömülmüş bir kız çocuğunu diriltmiş gibi olur. Ukbe b. Âmir · Sünen-i Ebû Dâvûd 4891 370 Ukbe b. Âmir: Şarap içen komşularını zabıtaya bildirmek isteyen kâtibine: Yazık sana, onları bırak, dedi. Ukbe b. Âmir'in kâtibi Duhayn şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4892 371 Müslüman müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4893 372 Birbirine söven iki kişinin söylediklerinin vebali, mazlum haddi aşmadıkça ilk başlayanın üzerinedir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4894 373 Allah bana, tevazu gösterin diye vahyetti; ta ki kimse kimseye zulmetmesin ve kimseye karşı övünmesin. İyâz b. Himâr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4895 374 Gökten bir melek inip sana söyleneni yalanlıyordu; sen karşılık verince şeytan araya düştü. Saîd b. el-Müseyyeb şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4896 375 Ebû Hüreyre: Bir adam Ebû Bekir'e sövüyordu (Saîd b. el-Müseyyeb rivayetinin benzeri). Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4897 376 Âişe'ye: Ona sen de söv; Fâtıma'ya: O, babanın sevgilisidir, Kâbe'nin Rabbine yemin olsun! Abdullah b. Avn şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4898 377 Arkadaşınız öldüğünde onu bırakın; onun aleyhinde konuşmayın. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4899 378 Ölülerinizin iyiliklerini anın, kötülüklerinden söz etmekten kaçının. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4900 379 Vallahi Allah seni bağışlamaz diyen âbid, dünyasını da âhiretini de helâk eden bir söz söyledi. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4901 380 Cezası dünyada da acele verilmeye zulüm ve akrabalık bağını koparmak kadar lâyık hiçbir günah yoktur. Ebû Bekre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4902 381 Hasetten sakının; çünkü ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi haset de iyilikleri yiyip bitirir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4903 382 Kendinize ağır davranmayın ki size de ağır davranılmasın; manastırlardakiler onların kalıntılarıdır. Sehl b. Ebû Ümâme şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4904 383 Kul bir şeye lânet edince lânet göğe yükselir; lânet edilen lâyık değilse söyleyenine döner. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4905 384 Birbirinize Allah'ın lânetiyle, Allah'ın gazabıyla ve ateşle lânet etmeyin. Semure b. Cündeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4906 385 Çok lânet edenler şefaatçi de şahit de olamazlar. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4907 386 Rüzgâra lânet etme, o emir altındadır; lâyık olmayan şeye edilen lânet sahibine döner. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 4908 387 Hırsıza beddua eden Âişe'ye: Bedduanla onun günahını hafifletme. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4909 388 Birbirinize buğzetmeyin, haset etmeyin, sırt çevirmeyin; ey Allah'ın kulları, kardeş olun. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4910 389 Küsüp karşılaşınca yüz çeviren iki kardeşin hayırlısı selâma önce başlayandır. Ebû Eyyûb el-Ensârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4911 390 Üç gün geçince küstüğüne selâm versin; alırsa sevapta ortak olurlar, almazsa günahı o yüklenir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4912 391 Küstüğüne üç kez selâm verir de o hiç almazsa, onun günahını yüklenmiş olur. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4913 392 Kim kardeşine üç günden fazla küsüp bu hâlde ölürse ateşe girer. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4914 393 Kim kardeşine bir yıl küserse, bu onun kanını dökmek gibidir. Ebû Hırâş es-Sülemî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4915 394 Cennet kapıları pazartesi ve perşembe açılır; kardeşiyle arasında kin olan barışıncaya kadar bekletilir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4916 395 Zandan sakının; çünkü zan sözün en yalanıdır; araştırmayın ve casusluk etmeyin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4917 396 Mü'min mü'minin aynasıdır; mü'min mü'minin kardeşidir, arkasından onu korur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4918 397 Oruç, namaz ve sadaka derecesinden üstün olan, arayı düzeltmektir; aranın bozulması kazıyıp yok edendir. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4919 398 Barıştırmak için iki kişi arasında iyi söz taşıyan yalan söylemiş olmaz. Humeyd b. Abdurrahman'ın annesi · Sünen-i Ebû Dâvûd 4920 399 Ümmü Külsûm: Resûlullah'ın yalana yalnız üç yerde ruhsat verdiğini işittim: barıştırmada, savaşta ve eşler arasında. Ümmü Külsûm bt. Ukbe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4921 400 Aramızda yarını bilen bir peygamber var diyen kıza: Bunu bırak, söylemekte olduğunu söyle. Rubeyyi' bt. Muavviz b. Afrâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4922 401 Resûlullah Medine'ye gelince Habeşliler sevinçle mızraklarıyla oyun oynadılar. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 4923 402 İbn Ömer kaval sesi işitince parmaklarını kulaklarına koydu ve yoldan uzaklaştı. Nâfi' şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4924 403 Nâfi' (Mut'im b. el-Mikdâm tariki): İbn Ömer'in terkisindeyken kaval çalan bir çobanın yanından geçti. Nâfi' şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4925 404 Nâfi' (Meymûn tariki): İbn Ömer ile beraberken bir kaval çalanın sesini işitti. Nâfi' şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4926 405 Şarkı kalpte nifak bitirir. Ebû Vâil'e bir düğün yemeğinde şahit olan bir şeyh şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4927 406 Ben namaz kılanları öldürmekten nehyedildim. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4928 407 Ümmü Seleme: Tâif'teki bir kadını tarif eden muhannes için: Bunları evlerinizden çıkarın, buyurdu. Ümmü Seleme · Sünen-i Ebû Dâvûd 4929 408 Peygamber kadınlara benzeyen erkeklere ve erkeklere benzeyen kadınlara lânet etti; onları evlerinizden çıkarın. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 4930 409 Âişe: Ben oyuncak bebeklerle oynardım; Resûlullah girince yanımdaki kızlar çıkar, o çıkınca girerlerdi. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4931 410 Süleymân'ın kanatlı atları olduğunu işitmedin mi? deyince Resûlullah azı dişleri görününceye kadar güldü. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4932 411 Âişe: Medine'de salıncaktayken kadınlar beni alıp hazırladılar ve Resûlullah'a götürdüler. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4933 412 Ebû Üsâme tariki: Kadınlar başımı yıkayıp beni hazırladılar ve kuşluk vakti beni Resûlullah'a teslim ettiler. Sünen-i Ebû Dâvûd 4934 413 Âişe: Salıncakta oynarken kadınlar beni hazırlayıp Resûlullah'a götürdüler; dokuz yaşındaydım. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4935 414 Bişr b. Hâlid tariki: Âişe'yi bir evde Ensâr kadınları "Hayır ve bereket üzere olsun!" diyerek karşıladı. Sünen-i Ebû Dâvûd 4936 415 Âişe: Hâris b. Hazrec oğullarında iki hurma ağacı arasındaki salıncaktayken annem gelip beni indirdi. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4937 416 Kim tavla oynarsa Allah'a ve Resûlü'ne isyan etmiş olur. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4938 417 Nerdeşîr oynayan, sanki elini domuz etine ve kanına batırmış gibidir. Büreyde · Sünen-i Ebû Dâvûd 4939 418 Güvercin peşindeki adamı görünce: Bir şeytan, dişi bir şeytanın peşine düşüyor, buyurdu. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4940 419 Merhamet edenlere Rahmân merhamet eder; yeryüzündekilere merhamet edin ki gökteki de size merhamet etsin. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4941 420 Merhamet ancak bedbaht olandan çekip alınır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4942 421 Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüzün hakkını tanımayan bizden değildir. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4943 422 Din nasihattir; Allah'a, Kitabı'na, Resûlü'ne, mü'minlerin imamlarına ve onların geneline. Temîm ed-Dârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4944 423 Cerîr: Dinleyip itaat etmek ve her Müslümana nasihat etmek üzere Resûlullah'a biat ettim. Cerîr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4945 424 Kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4946 425 Huzeyfe: Peygamberiniz buyurdu ki: Her iyilik (ma'rûf) sadakadır. Huzeyfe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4947 426 Kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız; isimlerinizi güzel koyun. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4948 427 Allah Teâlâ'ya en sevimli isimler Abdullah ve Abdurrahman'dır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4949 428 Peygamberlerin isimleriyle isimlenin; isimlerin en doğrusu Hâris ve Hemmâm, en çirkini Harb ve Mürre'dir. Ebû Vehb el-Cüşemî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4950 429 Enes: Abdullah b. Ebû Talha'nın ağzına çiğnediği hurmayı koydu; Ensâr'ın sevdiği hurmadır, buyurdu. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4951 430 Âsiye'nin adını değiştirdi ve: Sen Cemîle'sin, buyurdu. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4952 431 Kendinizi temize çıkarmayın; iyilik ehlini Allah daha iyi bilir. Berre'ye Zeyneb adını koyun. Muhammed b. Amr b. Atâ şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4953 432 Adı Asram olan adama: Hayır, sen Zür'a'sın, buyurdu. Üsâme b. Ahderî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4954 433 Hakem ancak Allah'tır; sen niçin Ebü'l-Hakem künyesini kullanıyorsun? Sen Ebû Şüreyh'sin. Hâni · Sünen-i Ebû Dâvûd 4955 434 Adı Hazn olana: Sen Sehl'sin, buyurdu; o ise: Düz yer çiğnenir ve hor kullanılır, diyerek kabul etmedi. Hazn · Sünen-i Ebû Dâvûd 4956 435 Mesrûk b. el-Ecda'a Ömer: Resûlullah'ı "Ecda' bir şeytandır" buyururken işittim, dedi. Mesrûk şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4957 436 Kölene Yesâr, Rebâh, Necîh ve Eflah adlarını koyma; çünkü "O orada mı?" dersin, "Hayır" denir. Semüre b. Cündeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4958 437 Semüre: Kölelerimize Eflah, Yesâr, Nâfi' ve Rebâh adlarını koymamızı yasakladı. Semüre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4959 438 Yaşarsam ümmetimi Nâfi', Eflah ve Bereket adlarını koymaktan nehyedeceğim. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4960 439 Kıyamet günü Allah katında en alçak isim, Melikü'l-emlâk diye ad alan adamın ismidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4961 440 Ebû Cübeyre: "Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın" âyeti biz Benû Seleme hakkında indi. Ebû Cübeyre b. ed-Dahhâk · Sünen-i Ebû Dâvûd 4962 441 Ömer, Ebû Îsâ künyesini kullanan oğlunu dövdü; Muğîre'ye: Ebû Abdullah künyesi sana yetmez mi, dedi. Eslem şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4963 442 Enes: Peygamber ona "Yavrucuğum!" diye hitap etti. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4964 443 Benim adımla ad koyun, fakat benim künyemle künyelenmeyin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4965 444 Kim benim adımla adlanırsa künyemle künyelenmesin; künyemle künyelenen de adımla adlanmasın. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4966 445 Ali: Senden sonra bir oğlum olursa ona adını ve künyeni verebilir miyim, dedim; evet buyurdu. Muhammed b. el-Hanefiyye şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4967 446 Adımı helâl, künyemi haram kılan nedir? Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4968 447 Serçesi ölen küçük çocuğa: Ey Ebû Umeyr! Serçecik ne yaptı? buyurdu. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4969 448 Âişe: Arkadaşlarımın künyeleri var, dedim; oğlun Abdullah ile künyelen, buyurdu. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4970 449 Kardeşine, o seni doğrularken yalan söylemen ne büyük bir hıyanettir! Süfyân b. Esîd el-Hadramî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4971 450 "Zeamû (dediklerine göre)" sözü, adamın ne kötü bineğidir! Ebû Kılâbe şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4972 451 Zeyd b. Erkam: Peygamber onlara hutbe okudu ve "Emmâ ba'd" dedi. Zeyd b. Erkam · Sünen-i Ebû Dâvûd 4973 452 Sizden biri üzüme kerm demesin; çünkü kerm, Müslüman adamdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4974 453 Sizden biri "kulum, câriyem" demesin, "yiğidim, kızım" desin; Rab aziz ve celil olan Allah'tır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4975 454 Ebû Yûnus tariki (Ebû Hüreyre'nin sözü olarak): Köle "efendim" ve "mevlâm" desin. Sünen-i Ebû Dâvûd 4976 455 Münafığa efendi demeyin; o bir efendi olursa Rabbinizi gazaplandırmış olursunuz. Büreyde · Sünen-i Ebû Dâvûd 4977 456 Sizden biri "nefsim habis oldu" demesin; "nefsim bulandı" desin. Sehl b. Huneyf · Sünen-i Ebû Dâvûd 4978 457 Âişe: Sizden biri "nefsim kabardı" demesin; fakat "nefsim bulandı" desin. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4979 458 "Allah'ın dilediği ve filanın dilediği" demeyin; "Allah'ın dilediği, sonra filanın dilediği" deyin. Huzeyfe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4980 459 "Kim ikisine isyan ederse" diyen hatibe: Git, sen ne kötü hatipsin! buyurdu. Adî b. Hâtim · Sünen-i Ebû Dâvûd 4981 460 "Şeytan kahrolsun" deme, ev gibi büyür; "Bismillah" de, sinek gibi küçülür. Bir sahâbî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4982 461 Adam "İnsanlar helâk oldu" dediğinde, onların en helâk olanı kendisidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4983 462 Bedevîler namazınızın adı konusunda size galip gelmesin; dikkat edin, o yatsıdır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4984 463 Ey Bilâl! Namaza kamet getir; bizi onunla rahatlat. Sâlim b. Ebü'l-Ca'd şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4985 464 Kalk ey Bilâl! Kamet getir de bizi namazla rahatlat. Abdullah b. Muhammed b. el-Hanefiyye şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4986 465 Resûlullah'ın hiç kimseyi dinden başka bir şeye nispet ettiğini işitmedim. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4987 466 Ebû Talha'nın atına binen Resûlullah: Korkulacak bir şey görmedik; onu deniz gibi bulduk. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4988 467 Yalandan sakının; çünkü yalan fücura, fücur da cehenneme götürür; doğruluğa sarılın. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4989 468 Topluluğu güldürmek için konuşup yalan söyleyene yazıklar olsun! Muâviye b. Hayde el-Kuşeyrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4990 469 Eğer çocuğa bir şey vermeseydin, aleyhine bir yalan yazılırdı. Abdullah b. Âmir · Sünen-i Ebû Dâvûd 4991 470 Kişiye günah olarak, işittiği her şeyi anlatması yeter. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4992 471 Hüsnüzan, güzel ibadettendir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4993 472 Yavaş olun, bu Safiyye'dir; şeytan insanın içinde kanın dolaştığı yerde dolaşır. Safiyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 4994 473 Kişi kardeşine yerine getirme niyetiyle söz verir de getiremezse, ona günah yoktur. Zeyd b. Erkam · Sünen-i Ebû Dâvûd 4995 474 Ey genç! Bana zahmet verdin; üç gündür burada seni bekliyorum. Abdullah b. Ebi'l-Hamsâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4996 475 Kendisine verilmeyen bir şeyle doymuş görünen kimse, iki yalan elbisesi giyen gibidir. Esmâ bint Ebû Bekir · Sünen-i Ebû Dâvûd 4997 476 Seni bir deve yavrusuna bindireceğiz; develeri dişi develerden başkası mı doğuruyor? Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4998 477 Savaşınıza beni nasıl kattıysanız barışınıza da katın; kattık, kattık. Nu'mân b. Beşîr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4999 478 Tebük'te deri çadırda: Tamamımla mı gireyim ey Allah'ın Resûlü? Tamamınla. Avf b. Mâlik el-Eşcaî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5000 479 Avf, tamamımla mı gireyim sözünü ancak çadırın küçüklüğünden dolayı söyledi. Osmân b. Ebi'l-Âtike · Sünen-i Ebû Dâvûd 5001 480 Resûlullah Enes'e: Ey iki kulaklı! dedi. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5002 481 Sizden biri kardeşinin eşyasını ne şaka yaparak ne de ciddi olarak almasın. Yezîd b. Saîd el-Kindî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5003 482 Bir Müslümanın bir Müslümanı korkutması helal olmaz. Abdurrahman b. Ebû Leylâ şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5004 483 Allah, sığırın dilini döndürdüğü gibi dilini döndüren belîğe buğzeder. Abdullah b. Amr b. el-Âs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5005 484 Kalpleri esir etmek için sözü evirip çevirmeyi öğrenenden Allah kıyamet günü ne tövbe ne fidye kabul eder. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5006 485 Doğudan gelen iki hatip hakkında: Şüphesiz beyanın bir kısmı sihirdir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5007 486 Sözü kısa tutmakla emrolundum; çünkü kısa tutmak daha hayırlıdır. Amr b. el-Âs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5008 487 Sizden birinin içinin irinle dolması, şiirle dolmasından daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5009 488 Şüphesiz şiirin bir kısmı hikmettir. Übey b. Ka'b · Sünen-i Ebû Dâvûd 5010 489 Konuşan bedevi hakkında: Beyanın bir kısmı sihirdir, şiirin bir kısmı da hikmettir. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5011 490 Beyanın bir kısmı sihir, ilmin bir kısmı cehalet, şiirin bir kısmı hikmet, sözün bir kısmı yüktür. Büreyde b. el-Husayb · Sünen-i Ebû Dâvûd 5012 491 Hassân, Ömer'e: İçinde senden daha hayırlı olan biri varken de mescitte şiir okurdum. Saîd b. el-Müseyyeb şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5013 492 Ebû Hüreyre tariki: Ömer, Hassân'ın Resûlullah'ı delil getirmesinden korkup ona izin verdi. Sünen-i Ebû Dâvûd 5014 493 Rûhu'l-Kudüs, Resûlullah'ı savunduğu sürece Hassân ile beraberdir. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5015 494 Şairler âyetinden, iman edip salih amel işleyen ve Allah'ı çok zikredenler istisna edildi. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5016 495 Benden sonra nübüvvetten salih rüyadan başka bir şey kalmayacaktır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5017 496 Mü'minin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Ubâde b. es-Sâmit · Sünen-i Ebû Dâvûd 5018 497 Zaman yaklaştığında mü'minin rüyası neredeyse yalan çıkmaz; rüya üç çeşittir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5019 498 Rüya, tabir edilmediği sürece bir kuşun ayağı üzerindedir; tabir edilince vuku bulur. Ebû Rezîn · Sünen-i Ebû Dâvûd 5020 499 Rüya Allah'tan, hulm şeytandandır; hoşlanmadığını gören soluna üç defa tükürüp sığınsın. Ebû Katâde · Sünen-i Ebû Dâvûd 5021 500 Hoşlanmadığı rüyayı gören soluna tükürsün, üç kere sığınsın ve yattığı yanından dönsün. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 5022 501 Kim beni rüyada görürse yakında beni uyanıkken görecektir; şeytan benim suretime giremez. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5023 502 Kim görmediği bir rüyayı uydurursa, bir arpa tanesini düğümlemekle yükümlü tutulur. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5024 503 Rüyada İbn Tâb hurması: Dünyada yücelik, âhirette güzel son bizimdir; dinimiz olgunlaşmıştır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5025 504 Sizden biri esnediğinde ağzını tutsun; çünkü şeytan girer. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5026 505 Süfyân tariki: Namazda esneyen, gücü yettiğince esnemeyi bastırsın. Sünen-i Ebû Dâvûd 5027 506 Allah aksırmayı sever, esnemeyi hoş görmez; esneyen gücü yettiğince onu geri çevirsin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5028 507 Resûlullah aksırdığında elini veya elbisesini ağzına koyar ve sesini alçaltırdı. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5029 508 Beş şey Müslümanın kardeşi üzerindeki hakkıdır: selâmı almak, aksırana teşmît, davete icabet, hasta ziyareti ve cenaze. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5030 509 Aksırıp selâm verene: Sana ve annene de; aksıran hamdetsin, yanındaki yerhamükallah desin. Hilâl b. Yesâf şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5031 510 Hâlid b. Urfuta tarikiyle Sâlim b. Ubeyd: Aksıran hamdetsin, yanındaki yerhamükallah desin. Sünen-i Ebû Dâvûd 5032 511 Aksıran elhamdülillâhi alâ külli hâl desin; kardeşi yerhamükallah, o da yehdîkümullah desin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5033 512 Ebû Hüreyre: Kardeşine üç defa teşmît et; fazlası nezledir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5034 513 Leys tariki (merfû): Kardeşine üç defa teşmît et; fazlası nezledir. Sünen-i Ebû Dâvûd 5035 514 Aksırana üç defa teşmît edersin; sonrasında dilersen et, dilersen vazgeç. Ubeyd b. Rifâa ez-Zürakî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5036 515 Aksırana yerhamükallah dedi; tekrar aksırınca: Adam nezlelidir, buyurdu. Seleme b. el-Ekva' · Sünen-i Ebû Dâvûd 5037 516 Yanında aksıran Yahudilere: Yehdîkümullah ve yuslihu bâleküm, derdi. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5038 517 Şu Allah'a hamdetti, şu ise hamdetmedi; aksıran iki kişiden yalnız hamdedene yerhamükallah denir. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5039 518 Yüzüstü yatmak, Allah'ın buğzettiği bir yatıştır. Ya'îş b. Tıhfe b. Kays el-Gıfârî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5040 519 Kim etrafında korkuluk bulunmayan bir evin damında gecelerse ondan himaye ahdi kalkmıştır. Ali b. Şeybân · Sünen-i Ebû Dâvûd 5041 520 Abdestli ve zikirle geceleyip gece uyanarak Allah'tan hayır isteyen Müslümana Allah onu verir. Muâz b. Cebel · Sünen-i Ebû Dâvûd 5042 521 Resûlullah gece kalkıp ihtiyacını giderdi, yüzünü ve ellerini yıkadı, sonra uyudu. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5043 522 Peygamber'in yatağı, insanın kabrine konulduğu şekle yakındı; namaz yeri de baş tarafındaydı. Ümmü Seleme ailesinden biri şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5044 523 Allah'ım! Kullarını dirilttiğin gün beni azabından koru; uyurken sağ eli yanağının altına koyardı. Peygamber'in hanımı Hafsa · Sünen-i Ebû Dâvûd 5045 524 Yatağına geldiğinde abdest al, sağ yanına yat ve ‘Allah'ım, yüzümü sana teslim ettim’ de; ölürsen fıtrat üzere ölürsün. Berâ b. Âzib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5046 525 Berâ (Fıtr b. Halîfe tariki): Temiz olduğun hâlde yatağına girdiğinde sağ elini yastık edin. Berâ b. Âzib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5047 526 Süfyân tariki: Biri ‘temiz olarak yatağına geldiğinde’, diğeri ‘namaz abdesti gibi abdest al’ dedi. Sünen-i Ebû Dâvûd 5048 527 Allah'ım! Senin isminle yaşar ve ölürüm; bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamdolsun. Huzeyfe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5049 528 Biriniz yatağına girdiğinde onu izarının iç kenarıyla silkelesin; çünkü üzerine ne geldiğini bilmez. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5050 529 Allah'ım! Göklerin, yerin ve her şeyin Rabbi; sen Evvel'sin, senden önce hiçbir şey yoktur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5051 530 Allah'ım! Kerîm zâtına ve tam kelimelerine sığınırım; borcu ve günahı sen giderirsin. Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 5052 531 Bizi doyuran, içiren, yeterli kılan ve barındıran Allah'a hamdolsun; nicelerinin barındıranı yoktur. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5053 532 Allah'ım! Günahımı bağışla, şeytanımı kov, rehinimi çöz ve beni yüce mecliste kıl. Ebü'l-Ezher el-Enmârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5054 533 Kâfirûn sûresini oku, sonra onu bitirince uyu; çünkü o şirkten uzak olduğunun beyanıdır. Ferve b. Nevfel, babası Nevfel'den · Sünen-i Ebû Dâvûd 5055 534 Her gece yatağına girince avuçlarına üfleyip İhlâs, Felak ve Nâs'ı okur, sonra vücudunu meshederdi. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5056 535 Uyumadan önce müsebbihâtı okurdu: Onlarda bin âyetten daha faziletli bir âyet vardır. İrbâd b. Sâriye · Sünen-i Ebû Dâvûd 5057 536 Bana yeten, barındıran, doyuran ve içiren Allah'a hamdolsun; her hâl üzere Allah'a hamdolsun. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5058 537 Kim Allah'ı zikretmediği bir yatışla yatar veya oturuşla oturursa, kıyamet günü bu onun aleyhine hasret olur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5059 538 Gece uyanıp tevhid ve tesbih eden, sonra dua edenin duası, kalkıp namaz kılarsa namazı kabul edilir. Ubâde b. es-Sâmit · Sünen-i Ebû Dâvûd 5060 539 Allah'ım! İlmimi artır; beni hidayete erdirdikten sonra kalbimi kaydırma. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5061 540 Yatağınıza girdiğinizde otuz üç tesbih, otuz üç hamd, otuz dört tekbir; bu size hizmetçiden hayırlıdır. Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 5062 541 Fâtıma değirmen çevirmekten elinde iz kalınca hizmetçi istemeye gitti, utanıp döndü; Ali durumu anlattı. Ali, İbn A'bed'e · Sünen-i Ebû Dâvûd 5063 542 Ali: Bu tesbihleri Resûlullah'tan işittiğimden beri Sıffîn gecesi dışında hiç bırakmadım. Sünen-i Ebû Dâvûd 5064 543 İki haslet vardır ki Müslüman kul onlara devam ederse cennete girer; onlar kolaydır, onlarla amel eden ise azdır. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5065 544 Esirlerden hizmetçi isteyen kadınlara: Bedir yetimleri sizden önce davrandı. Zübeyr'in kızları Ümmü'l-Hakem veya Dubâa'dan biri şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5066 545 Allah'ım! Ey gökleri ve yeri yaratan; nefsimin ve şeytanın şerrinden sana sığınırım; sabah, akşam ve yatarken söyle. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5067 546 Allah'ım! Seninle sabahladık, seninle akşamladık; seninle yaşar, seninle ölürüz, dönüş de sanadır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5068 547 Sabah akşam Allah'ı, Arşı taşıyanları ve melekleri şahit tutan, dört defa söylerse Allah onu ateşten azat eder. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5069 548 Allah'ım! Sen benim Rabbimsin, beni sen yarattın; sabah veya akşam bunu söyleyip o gün ölen cennete girer. Büreyde b. el-Husayb · Sünen-i Ebû Dâvûd 5070 549 Akşama erdik, mülk de Allah'ın olarak akşama erdi; hamd Allah'adır, O'ndan başka ilah yoktur. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5071 550 Sabah akşam ‘Rab olarak Allah'tan, din olarak İslâm'dan, resûl olarak Muhammed'den razı olduk’ diyeni Allah razı eder. Ebû Sellâm şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5072 551 Bana ulaşan her nimet yalnız sendendir, hamd ve şükür sanadır diyen o günün şükrünü eda etmiş olur. Abdullah b. Gannâm el-Beyâzî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5073 552 Allah'ım! Dünyada ve âhirette senden afiyet isterim; dinimde, dünyamda, ailemde ve malımda af ve afiyet isterim. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5074 553 Allah'ın dilediği olur, dilemediği olmaz; bunu sabah söyleyen akşama, akşam söyleyen sabaha kadar korunur. Peygamber'in kızlarından biri · Sünen-i Ebû Dâvûd 5075 554 Sabah akşam Rûm sûresinin ‘Fe-sübhânallahi hîne tümsûne’ âyetlerini okuyan o gün ve gece kaçırdığını telafi eder. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5076 555 Sabah ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehû...’ diyene İsmâil soyundan bir köle azadı denk sevap ve on iyilik yazılır. Ebû Ayyâş · Sünen-i Ebû Dâvûd 5077 556 Allah'ım! Sabaha erdim; seni, Arşını taşıyanları, meleklerini ve bütün yarattıklarını şahit tutarım. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5078 557 Akşam namazından çıktığında yedi defa: Allah'ım, beni ateşten koru, de. Hâris b. Müslim, babası Müslim b. el-Hâris et-Temîmî'den · Sünen-i Ebû Dâvûd 5079 558 Müslim b. el-Hâris (Velîd tariki): Kimseyle konuşmadan önce söyle; Lâ ilâhe illallah deyin, korunursunuz. Sünen-i Ebû Dâvûd 5080 559 Sabah akşam yedi defa Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû diyene Allah, kaygılandıran şeylere karşı yeter. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5081 560 Akşam ve sabah üç defa İhlâs ile Muavvizeteyn'i oku; bunlar sana her şeye karşı yeter. Abdullah b. Hubeyb · Sünen-i Ebû Dâvûd 5082 561 Allah'ım! Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve görüneni bilen! Sen her şeyin Rabbisin. Ebû Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5083 562 Sabaha erdik; mülk de âlemlerin Rabbi Allah'ın olarak sabaha erdi. Allah'ım, bu günün hayrını isterim. Ebû Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5084 563 Âişe: Geceleyin uyandığında on defa tekbir getirir, on defa hamd eder, on defa istiğfar eder, sonra namaza başlardı. Şerîk el-Hevzenî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5085 564 Yolculukta seher vakti: Bir işiten, Allah'a hamdimizi ve nimetini işitti; Allah'ım, bize yoldaş ol. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5086 565 Ebû Zer: Allah'ım, ettiğim her yemin ve söylediğim her sözde senin dilemen hepsinin önündedir. Kâsım şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5087 566 İsmiyle birlikte yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremediği Allah'ın adıyla, diyene ansızın bela isabet etmez. Osman b. Affân · Sünen-i Ebû Dâvûd 5088 567 Osman (Muhammed b. Ka'b tariki): Bismillâhillezî lâ yedurru duası; Ebân'ın felç kıssası anılmadan. Sünen-i Ebû Dâvûd 5089 568 Allah'ım! Bedenimde bana afiyet ver; kulağımda bana afiyet ver; gözümde bana afiyet ver. Abdurrahman b. Ebû Bekre şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5090 569 Sabah ve akşam yüz defa Sübhânallahi'l-azîm ve bi-hamdihî diyenin getirdiğinin benzerini kimse getiremez. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5091 570 Hayır ve hidayet hilali! Seni yaratana iman ettim; şu ayı götüren, şu ayı getiren Allah'a hamdolsun. Katâde şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5092 571 Katâde: Resûlullah hilali gördüğünde yüzünü ondan çevirirdi. Katâde şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5093 572 Allah'ım! Sapmaktan veya saptırılmaktan, kaymaktan veya kaydırılmaktan, zulmetmekten veya zulme uğramaktan sana sığınırım. Ümmü Seleme · Sünen-i Ebû Dâvûd 5094 573 Bismillâh, tevekkeltü alallâh diyerek evinden çıkana: Hidayete erdirildin ve korundun, denir. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5095 574 Allah'ım! Senden girişin hayrını ve çıkışın hayrını isterim; sonra ailesine selâm versin. Ebû Mâlik el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5096 575 Rüzgâr Allah'ın ravhındandır; rahmet de azap da getirir, onu gördüğünüzde ona sövmeyin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5097 576 Ey Âişe! Onda bir azap bulunmayacağından beni ne emin kılar? Bir kavim rüzgârla azaba uğratıldı. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5098 577 Ufukta bulut görünce: Allah'ım, onun şerrinden sana sığınırım; yağmur yağınca: Bol ve faydalı yağmur ver. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5099 578 Yağmur değsin diye elbisesini açtı: Çünkü o, Rabbinden yeni gelmiştir. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5100 579 Horoza sövmeyin; çünkü o namaz için uyandırır. Zeyd b. Hâlid · Sünen-i Ebû Dâvûd 5101 580 Horozların ötüşünü işitince Allah'tan lütfunu isteyin; eşeğin anırmasını işitince şeytandan Allah'a sığının. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5102 581 Geceleyin köpek havlaması ve eşek anırması işitince Allah'a sığının; onlar sizin görmediğinizi görür. Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 5103 582 Ayak sesleri kesildikten sonra dışarı çıkmayı azaltın; Allah'ın yeryüzüne yaydığı canlıları vardır. Câbir b. Abdullah ile Ali b. Ömer b. Hüseyn b. Ali ve bir başkası · Sünen-i Ebû Dâvûd 5104 583 Fâtıma Hasan'ı doğurduğunda Resûlullah onun kulağına namaz ezanı okudu. Ebû Râfi' · Sünen-i Ebû Dâvûd 5105 584 Resûlullah'a çocuklar getirilir, o da onlara bereketle dua eder ve tahnîk yapardı. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5106 585 Aranızda muğarribûn görüldü mü? Onlar, kendilerinde cinlerin ortak olduğu kimselerdir. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5107 586 Allah'a sığınana sığınak verin; Allah'ın vechi adına sizden isteyene verin. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5108 587 İbn Ömer: Allah adına sığınana sığınak verin; size iyilik yapana karşılığını verin, bulamazsanız dua edin. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5109 588 İçinde bir şüphe hissettiğinde: O evveldir, âhirdir, zâhirdir, bâtındır; o her şeyi bilendir, de. Ebû Zümeyl şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5110 589 İçimizdeki vesveseyi söylemeyi büyük sayıyoruz, dediler; işte bu, apaçık imandır buyurdu. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5111 590 Allahu ekber! Şeytanın hilesini vesveseye çeviren Allah'a hamdolsun. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5112 591 Kim bile bile babasından başkasına nispet iddia ederse, cennet ona haramdır. Sa'd b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5113 592 Efendilerinin izni olmadan bir topluluğu velî edinenin üzerine Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5114 593 Babasından ya da efendilerinden başkasına intisap edenin üzerine kıyamete kadar ardı kesilmeyen lânet vardır. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5115 594 Allah sizden cahiliye kibrini ve atalarla övünmesini gidermiştir; siz Âdemoğullarısınız, Âdem de topraktandır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5116 595 Kavmine haksız yere yardım eden, kuyuya yuvarlanıp kuyruğundan çekilen deve gibidir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5117 596 İbn Mes'ûd (deri çadır tariki): Kavmine haksız yere yardım eden, kuyuya düşüp kuyruğundan çekilen deve gibidir. Sünen-i Ebû Dâvûd 5118 597 Asabiyet nedir? Kavmine zulüm üzere yardım etmendir. Vâsile b. el-Eska' · Sünen-i Ebû Dâvûd 5119 598 Sizin en hayırlınız, günaha girmedikçe aşiretini savunandır. Sürâka b. Mâlik b. Cu'şum el-Müdlicî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5120 599 Asabiyete çağıran, asabiyet uğruna savaşan ve asabiyet üzere ölen bizden değildir. Cübeyr b. Mut'ım · Sünen-i Ebû Dâvûd 5121 600 Bir kavmin kız kardeşinin oğlu onlardandır. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5122 601 Al bunu benden, ben Farslı delikanlıyım dedim; ben Ensârlı delikanlıyım deseydin ya, buyurdu. Ebû Ukbe şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5123 602 Kişi kardeşini sevdiğinde, onu sevdiğini kendisine haber versin. Mikdâm b. Ma'dîkerib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5124 603 Ben seni Allah için seviyorum; beni kendisi için sevdiğin Allah da seni sevsin. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5125 604 Ey Ebû Zer, sen sevdiğin kimseyle berabersin. Ebû Zer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5126 605 Kişi sevdiğiyle beraberdir. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5127 606 Kendisine danışılan kimse güvenilir kişidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5128 607 Kim bir hayra delâlet ederse, ona da onu yapanın ecri gibi ecir vardır. Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5129 608 Bir şeyi sevmen seni kör ve sağır eder. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5130 609 Bana şefaat edin ki sevap kazanasınız; Allah da Peygamberinin diliyle dilediğini hükme bağlasın. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5131 610 Muâviye: Siz şefaat edip sevap kazanasınız diye işi geciktiririm; çünkü Resûlullah şefaat edin buyurdu. Muâviye · Sünen-i Ebû Dâvûd 5132 611 Ebû Mûsâ tarikiyle: Şefaat edin ki sevap kazanasınız. Sünen-i Ebû Dâvûd 5133 612 Alâ' b. el-Hadramî, Peygamber'e mektup yazdığında söze kendi adıyla başlardı. Alâ' b. el-Hadramî'nin çocuklarından biri şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5134 613 Bahreyn âmili Alâ', Peygamber'e yazdığı mektuba kendi adıyla başladı. Alâ' b. el-Hadramî'nin oğlu · Sünen-i Ebû Dâvûd 5135 614 Allah'ın Resûlü Muhammed'den Rumların büyüğü Herakleios'a! Hidayete uyanlara selâm olsun. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5136 615 Hiçbir evlat babasının hakkını ödeyemez; ancak onu köle bulup satın alır ve azat ederse. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5137 616 Ömer'in hoşlanmadığı hanımımı boşamayı kabul etmedim; Peygamber de onu boşa buyurdu. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5138 617 Kime iyilik edeyim? Annene, sonra annene, sonra annene, sonra babana, sonra en yakına. Behz b. Hakîm'in dedesi · Sünen-i Ebû Dâvûd 5139 618 Annene, babana, kız ve erkek kardeşine, sonra yakınına; bu gerekli bir hak ve gözetilecek bir akrabalık bağıdır. Küleyb b. Menfaa'nın dedesi · Sünen-i Ebû Dâvûd 5140 619 Büyük günahların en büyüklerinden biri, kişinin anne-babasına lânet etmesidir. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5141 620 Anne-babaya ölümlerinden sonra iyilik: onlara dua, istiğfar, ahitlerini yerine getirmek ve dostlarına ikram. Ebû Üseyd Mâlik b. Rebîa es-Sâidî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5142 621 İyiliğin en iyisi, kişinin babası gittikten sonra babasının sevdikleriyle ilişkiyi sürdürmesidir. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5143 622 Peygamber ridâsını yere serdi, kadın üzerine oturdu; bu, onu emziren annesidir dediler. Ebü't-Tufeyl şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5144 623 Sütbabasına ve sütannesine elbisesini serdi, süt kardeşi için ayağa kalkıp onu önüne oturttu. Ömer b. es-Sâib şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5145 624 Kız çocuğunu diri gömmeyen, hor görmeyen ve erkek çocuklarını ona tercih etmeyeni Allah cennete koyar. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5146 625 Kim üç kıza bakar, onları terbiye eder, evlendirir ve onlara iyilik ederse ona cennet vardır. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5147 626 Ebû Saîd (Cerîr tariki): Üç kız kardeş veya üç kız ya da iki kız veya iki kız kardeşe bakana cennet vardır. Sünen-i Ebû Dâvûd 5148 627 Ben ve yanakları kararmış, kendini yetimlerine adamış dul kadın kıyamet günü şu ikisi gibiyiz. Avf b. Mâlik el-Eşcaî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5149 628 Ben ve yetime bakan kimse cennette şu ikisi gibiyiz. Sehl b. Sa'd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5150 629 Cebrâil bana komşu hakkında öyle tavsiyede bulunup durdu ki onu mutlaka mirasçı kılacak dedim. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5151 630 Abdullah b. Amr koyun kesti ve Yahudi komşuma bundan hediye ettiniz mi, dedi. Mücâhid, Abdullah b. Amr'dan · Sünen-i Ebû Dâvûd 5152 631 Komşusunu şikâyet edene: Git, eşyanı yola at, buyurdu; komşusu gelip artık hoşlanmayacağın bir şey görmeyeceksin dedi. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5153 632 Allah'a ve âhiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin; ya hayır söylesin ya da sussun. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5154 633 İki komşum var, hangisinden başlayayım? Kapısı sana daha yakın olandan. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5155 634 Resûlullah'ın son sözü: Namaza dikkat edin; ellerinizin altındakiler hakkında Allah'tan korkun. Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 5156 635 Ey Ebû Zer, sen kendisinde câhiliye huyu bulunan bir adamsın; onlar sizin kardeşlerinizdir. el-Ma'rûr b. Süveyd şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5157 636 Kimin kardeşi elinin altında ise ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. el-Ma'rûr b. Süveyd şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5158 637 Bil ki ey Ebû Mes'ûd, Allah'ın sana gücü senin ona olan gücünden daha fazladır. Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5159 638 Ebû Mes'ûd (Abdülvâhid tariki): Siyah bir kölemi kırbaçla dövüyordum. Sünen-i Ebû Dâvûd 5160 639 Kölelerinizden size uyanı yediğinizden yedirin; uymayanı satın, Allah'ın yarattıklarına azap etmeyin. Ebû Zer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5161 640 Emir altındakilere iyi davranmak berekettir; kötü huy ise uğursuzluktur. Râfi' b. Mekîs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5162 641 Hâris b. Râfi': Emir altındakilere iyi davranmak bereket, kötü huy uğursuzluktur. Hâris b. Râfi' b. Mekîs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5163 642 Hizmetçiyi kaç kez affedelim? Onu her gün yetmiş kez affedin. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5164 643 Kim suçsuz kölesine zina iftirasında bulunursa kıyamet günü onun için kendisine had vurulur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5165 644 En küçüğümüz hizmetçimizin yüzüne tokat attı da Peygamber bize onu azat etmemizi emretti. Hilâl b. Yesâf şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5166 645 İhtiyaçları kalmayıncaya kadar onlara hizmet etsin; ihtiyaçları kalmayınca onu azat etsinler. Muâviye b. Süveyd b. Mukarrin şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5167 646 Kim kölesine tokat atar veya onu döverse, onun kefareti onu azat etmesidir. Zâzân şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5168 647 Köle efendisine samimiyetle hizmet eder ve Allah'a ibadetini güzel yaparsa ona iki kat ecir vardır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5169 648 Kim bir adamın karısını veya kölesini ona karşı kışkırtırsa bizden değildir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5170 649 Odasından içeri bakan adama Resûlullah, onu dürtmek için fark ettirmeden okla sokuldu. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5171 650 Kim bir topluluğun evine izinsiz bakar da onlar gözünü çıkarırsa gözü heder olmuştur. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5172 651 Bakış içeri girdiğinde artık izin istemenin anlamı kalmaz. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5173 652 Kapıdan şöyle çekil ya da şöyle; izin istemek ancak bakıştan dolayıdır. Hüzeyl şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5174 653 Talha b. Musarrif tarikiyle Sa'd: İzin istemek ancak bakış sebebiyledir. Sünen-i Ebû Dâvûd 5175 654 Selâm vermeden giren Kelede'ye: Geri dön de es-Selâmü aleyküm de. Kelede b. Hanbel · Sünen-i Ebû Dâvûd 5176 655 İzin istemeyi öğret; ona es-Selâmü aleyküm, gireyim mi, de, de. Rib'î şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5177 656 Rib'î (Hennâd tariki): Bana anlatıldığına göre Benû Âmir'den bir adam Peygamber'den izin istemiş. Sünen-i Ebû Dâvûd 5178 657 Şu'be tariki: Benû Âmir'li adam: Bunu işittim ve es-Selâmü aleyküm, gireyim mi, dedim. Sünen-i Ebû Dâvûd 5179 658 Biriniz üç defa izin ister de kendisine izin verilmezse geri dönsün. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5180 659 Übey: Ey Ömer! Resûlullah'ın ashabına azap olma; Ömer: Resûlullah'ın ashabına azap olmam. Ebû Mûsâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5181 660 Ömer: Resûlullah'ın emrinden bu bana gizli mi kaldı? Çarşılarda alışveriş beni bundan alıkoydu. Sünen-i Ebû Dâvûd 5182 661 Ömer, Ebû Mûsâ'ya: Seni itham etmedim; ama Resûlullah'tan hadis rivayet etmek çetin bir iştir. Sünen-i Ebû Dâvûd 5183 662 Ömer, Ebû Mûsâ'ya: Seni itham etmedim; ama insanların Resûlullah'a söz uydurmalarından korktum. Sünen-i Ebû Dâvûd 5184 663 Allah'ım! Salavatını ve rahmetini Sa'd b. Ubâde ailesinin üzerine kıl. Kays b. Sa'd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5185 664 Resûlullah bir kapıya gelince ona tam karşıdan değil, sağ veya sol köşesinden yönelirdi. Abdullah b. Büsr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5186 665 Kapıyı çaldım; kim o, buyurdu; ben, dedim; ben ben, buyurdu, sanki bunu hoş görmedi. Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 5187 666 Nâfi' b. Abdülhâris: Bahçede bana kapıyı tut buyurdu; kapı çalındı, ben de kim o, dedim. Nâfi' b. Abdülhâris · Sünen-i Ebû Dâvûd 5188 667 Kişinin bir başka kişiye gönderdiği elçisi, onun iznidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5189 668 Biriniz yemeğe çağrılır da elçiyle birlikte gelirse, bu onun için izindir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5190 669 İbn Abbâs: Ben şu cariyeme, yanıma girerken izin istemesini emrediyorum. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5191 670 İbn Abbâs: Allah örtünmeyi sever; evlerin perdesi yokken üç mahremiyet vaktinde izin istemeyi emretti. İkrime şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5192 671 İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız; aranızda selâmı yayın. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5193 672 İslâm'ın hangisi hayırlıdır? Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selâm vermendir. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5194 673 es-Selâmü aleyküm diyene on, ve rahmetullah ekleyene yirmi, ve berekâtüh ekleyene otuz (sevap). İmrân b. Husayn · Sünen-i Ebû Dâvûd 5195 674 Muâz b. Enes tariki: ve mağfiretüh ekleyene kırk; faziletler işte böyle olur. Sünen-i Ebû Dâvûd 5196 675 İnsanların Allah'a en yakın olanı, onlara selâmla başlayandır. Ebû Ümâme · Sünen-i Ebû Dâvûd 5197 676 Küçük büyüğe, yoldan geçen oturana, az olan da çok olana selâm verir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5198 677 Binekli olan yürüyene selâm verir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5199 678 Aralarına bir ağaç, duvar veya taş girdikten sonra kardeşiyle yeniden karşılaşan ona yine selâm versin. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5200 679 Ömer: es-Selâmü aleyke yâ Resûlallah, es-Selâmü aleyküm; Ömer girebilir mi? Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5201 680 Resûlullah oynamakta olan çocukların yanına geldi ve onlara selâm verdi. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5202 681 Enes: Çocuklar arasındayken Resûlullah bize selâm verdi, elimden tutup beni bir haberle gönderdi. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5203 682 Biz kadınlar arasındayken Peygamber yanımızdan geçti ve bize selâm verdi. Esmâ bint Yezîd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5204 683 Onlara selâmla başlamayın; yolda onlarla karşılaştığınızda da onları yolun en dar yerine zorlayın. Süheyl b. Ebû Sâlih şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5205 684 Yahudiler size ancak es-Sâmu aleyküm der; siz de Ve aleyküm deyin. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5206 685 Ehl-i kitap bize selâm veriyor, nasıl karşılık verelim? Ve aleyküm deyin. Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5207 686 Meclise varınca da kalkarken de selâm verin; birincisi sonrakinden daha gerekli değildir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5208 687 Aleyke's-selâm deme; çünkü aleyke's-selâm ölülerin selâmıdır. Ebû Cürey el-Hüceymî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5209 688 Geçen topluluk adına birinin selâm vermesi, oturanlar adına da birinin selâmı alması yeterlidir. Ali b. Ebû Tâlib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5210 689 İki Müslüman karşılaşıp tokalaşır, Allah'a hamdeder ve O'ndan bağışlanma dilerlerse ikisi de bağışlanır. Berâ b. Âzib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5211 690 Karşılaşıp tokalaşan iki Müslüman, birbirlerinden ayrılmadan önce mutlaka bağışlanırlar. Berâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5212 691 Size Yemen halkı geldi; onlar tokalaşmayı ilk getirenlerdir. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5213 692 Ebû Zer: Resûlullah benimle her karşılaştığında tokalaştı; bir gün de beni kucakladı. Eyyûb b. Büşeyr b. Ka'b el-Adevî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5214 693 Efendinize doğru kalkın, veya: en hayırlınıza doğru kalkın. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5215 694 Şu'be tariki: Sa'd mescide yaklaşınca Ensâr'a: Efendinize doğru kalkın, buyurdu. Sünen-i Ebû Dâvûd 5216 695 Fâtıma yanına girince Peygamber ona doğru kalkar, elinden tutar, öper ve kendi yerine oturturdu. Mü'minlerin annesi Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5217 696 Akra' on çocuğundan hiçbirini öpmediğini söyleyince: Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5218 697 Müjde ey Âişe! Allah senin temize çıktığını indirdi; annemle babam: Kalk da Resûlullah'ın başını öp, dediler. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5219 698 Peygamber Ca'fer b. Ebû Tâlib'i karşıladı, onu kucakladı ve iki gözünün arasını öptü. Şa'bî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5220 699 İyâs b. Dağfel: Ebû Nadra'yı, Hasan b. Ali'nin yanağını öperken gördüm. İyâs b. Dağfel · Sünen-i Ebû Dâvûd 5221 700 Ebû Bekir sıtmalı kızı Âişe'ye: Nasılsın kızcağızım, dedi ve yanağını öptü. Berâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5222 701 İbn Ömer: Peygamber'e yaklaştık ve elini öptük. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5223 702 Üseyd kısas isteyip Peygamber'in böğrünü öptü: Ey Allah'ın Resûlü! Ben ancak bunu istemiştim. Ensâr'dan bir adam olan Üseyd b. Hudayr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5224 703 Sende Allah'ın sevdiği iki haslet var: Hilm ve teenni. Zâri' · Sünen-i Ebû Dâvûd 5225 704 Ey Ebû Zer! — Lebbeyk ve sa'deyk ey Allah'ın Resûlü, ben sana feda olayım. Ebû Zer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5226 705 Câhiliyede ‘Allah seninle gözü aydın etsin’ ve ‘Sabahın hayırlı olsun’ derdik; İslâm gelince bundan nehyolunduk. İmrân b. Husayn · Sünen-i Ebû Dâvûd 5227 706 Peygamberini korumana karşılık Allah da seni korusun. Ebû Katâde · Sünen-i Ebû Dâvûd 5228 707 Kim insanların kendisi için ayakta dikilmesinden hoşlanırsa cehennemdeki yerine hazırlansın. Ebû Miclez şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5229 708 Acemlerin birbirini yücelterek ayağa kalktığı gibi ayağa kalkmayın. Ebû Ümâme · Sünen-i Ebû Dâvûd 5230 709 Babam sana selâm söylüyor, dedim; Sana ve babana da selâm olsun, buyurdu. Gâlib şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5231 710 Cebrâil sana selâm söylüyor. — Ona da selâm ve Allah'ın rahmeti olsun. Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5232 711 Esselâmu aleyke yâ Resûlallah ve rahmetullâhi ve berekâtüh; yola çıkma vakti geldi. Ebû Abdurrahman el-Fihrî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5233 712 Resûlullah güldü; Ebû Bekir veya Ömer ona: Allah dişini güldürsün, dedi. Abbâs b. Mirdâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5234 713 Bu nedir ey Abdullah? — İş bundan daha çabuktur. Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5235 714 Ebû Muâviye tariki: Çökmüş kulübemizi onarıyoruz, dedik; Ben işi bundan daha acele görüyorum, buyurdu. Sünen-i Ebû Dâvûd 5236 715 Her bina sahibine bir vebaldir; ancak kaçınılmaz olan müstesna. Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5237 716 Ey Ömer, git onlara ver; Ömer bizi üst kata çıkarıp anahtarı belinden alarak açtı. Dükeyn b. Saîd el-Müzenî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5238 717 Kim bir sidre ağacı keserse Allah onun başını cehenneme baş aşağı sokar. Abdullah b. Hubşî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5239 718 Urve b. Zübeyr'in merfû rivayeti: Sidre ağacı keseni Allah cehenneme baş aşağı sokar. Sünen-i Ebû Dâvûd 5240 719 Hişâm b. Urve: Bu kapılar Urve'nin kendi arazisinden kestiği sidre ağaçlarındandır; bunda sakınca yoktur. Hassân b. İbrâhîm şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5241 720 İnsanda üç yüz altmış eklem vardır; her eklemi için sadaka vermesi gerekir; duhânın iki rekâtı yeter. Büreyde · Sünen-i Ebû Dâvûd 5242 721 Âdemoğlunun her eklemine her sabah sadaka düşer; karşılaştığına selâm vermesi de sadakadır. Ebû Zer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5243 722 Ebü'l-Esved ed-Dîlî tarikiyle Ebû Zer: Âdemoğlunun her eklemine her sabah bir sadaka düşer. Sünen-i Ebû Dâvûd 5244 723 Hiç hayır işlememiş bir adam yoldan dikenli bir dalı kaldırdı; Allah ona şükretti ve onu cennete koydu. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5245 724 Uyuduğunuz zaman evlerinizde ateşi yanar hâlde bırakmayın. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5246 725 Uyuduğunuz zaman kandillerinizi söndürün; çünkü şeytan fare gibisine bunu gösterir de sizi yakar. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5247 726 Yılanlarla savaştığımızdan beri onlarla barışmadık; kim korkudan birini bırakırsa bizden değildir. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5248 727 Yılanların hepsini öldürün; kim onların intikamından korkarsa benden değildir. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5249 728 İbn Abbâs: Kim yılanları peşine düşmelerinden korkarak bırakırsa bizden değildir. İkrime, Abdullah b. Abbâs'tan · Sünen-i Ebû Dâvûd 5250 729 Zemzem'i temizlemek istiyoruz, içinde küçük yılanlar var, dedi; Peygamber onların öldürülmesini emretti. Abbâs b. Abdülmuttalib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5251 730 Yılanları, sırtı iki çizgili olanı ve kısa kuyrukluyu öldürün; bu ikisi gözü kör eder, gebeliği düşürür. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5252 731 Evlerdeki ev yılanlarının öldürülmesini yasakladı; ancak sırtı iki çizgili ve kısa kuyruklu olan müstesna. Ebû Lübâbe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5253 732 İbn Ömer, Ebû Lübâbe'nin hadisinden sonra evinde bulduğu yılanı Bakî'e çıkarttırdı. Nâfi' şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5254 733 Üsâme tariki: Nâfi', İbn Ömer'in çıkarttırdığı yılanı daha sonra yine onun evinde gördü. Sünen-i Ebû Dâvûd 5255 734 Evlerdeki haşerat cinlerdendir; evinde birini gören onu üç kez uyarsın, dönerse öldürsün. Muhammed b. Ebû Yahyâ şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5256 735 Medine'de cinlerden bir topluluk müslüman oldu; onlardan birini görürseniz onu üç defa uyarın. Ebü's-Sâib şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5257 736 Yahyâ tariki (muhtasar): Ona üç defa uyarsın; sonra yine görünürse öldürsün, çünkü o şeytandır. Sünen-i Ebû Dâvûd 5258 737 Mâlik tariki: Ona üç gün uyarın; bundan sonra görünürse öldürün, çünkü o ancak bir şeytandır. Sünen-i Ebû Dâvûd 5259 738 Nûh'un ve Süleymân'ın sizden aldığı ahdi hatırlatırım, bize eziyet etmeyin deyin; dönerlerse öldürün. Ebû Leylâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5260 739 Gümüş çubuk gibi olan beyaz cân yılanı dışındaki yılanların hepsini öldürün. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5261 740 Resûlullah kelerin öldürülmesini emretti ve ona fuveysık (küçük zararlı) adını verdi. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5262 741 Kim bir keleri ilk vuruşta öldürürse ona şu kadar sevap vardır; ikincide daha az, üçüncüde daha az. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5263 742 Keleri ilk vuruşta öldürene yetmiş sevap vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5264 743 Bir peygamberi karınca ısırdı, yuvayı yaktırdı; Allah ona: Bir tek karıncayı olsaydı ya, diye vahyetti. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5265 744 Seni bir karınca ısırdı diye tesbih eden bir ümmeti mi helâk ettin? Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5266 745 Peygamber dört hayvanın öldürülmesini yasakladı: karınca, bal arısı, hüdhüd ve sured kuşu. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5267 746 Ateşle azap etmek ancak ateşin Rabbine yaraşır. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5268 747 Bir tabip ilaca katmak için kurbağayı sordu; Peygamber onu öldürmekten nehyetti. Abdurrahman b. Osman · Sünen-i Ebû Dâvûd 5269 748 Çakıl fırlatmak ne av avlar ne düşmanı yaralar; ancak gözü çıkarır ve dişi kırar. Abdullah b. Muğaffel · Sünen-i Ebû Dâvûd 5270 749 Sünnet ederken abartma; bu, kadın için daha hoş, koca için daha sevimlidir. Ümmü Atıyye el-Ensâriyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 5271 750 Geri durun; yolun ortasından yürümek size düşmez, yolun kenarlarını tutun. Ebû Üseyd el-Ensârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5272 751 Peygamber erkeğin iki kadın arasında yürümesini yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5273 752 Âdemoğlu zamana söverek bana eziyet ediyor; oysa zaman benim, geceyi ve gündüzü ben evirip çeviririm. Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5274 753 Müslümanın müslüman üzerinde iyilikle yerine getirilecek altı hakkı vardır. Ali · Câmiu't-Tirmizî 2736 754 Müminin mümin üzerinde altı hakkı vardır; yanında olsun olmasın onun iyiliğini ister. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2737 755 Resûlullah bize aksırınca ‘Her hâlükârda hamd Allah'a mahsustur’ dememizi öğretti. Nâfi' · Câmiu't-Tirmizî 2738 756 Peygamber, yanında aksıran Yahudilere "Allah sizi hidayete erdirsin ve hâlinizi düzeltsin" derdi. Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Câmiu't-Tirmizî 2739 757 Biriniz aksırınca Elhamdülillahi rabbi'l-âlemîn desin; karşılık veren de Yerhamükallah desin. Sâlim b. Ubeyd · Câmiu't-Tirmizî 2740 758 Aksıran Elhamdülillahi alâ külli hâl, karşılık veren Yerhamükallah, o da Yehdîkümullah desin. Ebû Eyyûb el-Ensârî · Câmiu't-Tirmizî 2741 759 Şu'be'nin İbn Ebû Leylâ'dan rivayeti, Ebû Eyyûb: Aksıran "Elhamdülillah alâ külli hâl" desin. Ebû Eyyûb el-Ensârî · Câmiu't-Tirmizî 2741b 760 Abdurrahman b. Ebû Leylâ'nın Ali'den rivayeti: Aksırana "Yerhamükallah", o da "Yehdîkümullah" desin. Ali · Câmiu't-Tirmizî 2741c 761 Aksıran iki kişiden hamdedene teşmîtte bulundu, hamdetmeyene bulunmadı. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2742 762 Ard arda aksıran adam için Resûlullah, "Bu adam nezlelidir" buyurdu. Seleme b. el-Ekva' · Câmiu't-Tirmizî 2743 763 Yahyâ b. Saîd'in İkrime b. Ammâr'dan rivayeti: Üçüncü aksırıkta "Sen nezlelisin" buyurdu. Seleme b. el-Ekva' · Câmiu't-Tirmizî 2743b 764 Şu'be'nin İkrime b. Ammâr'dan rivayeti: Ard arda aksırana "Bu adam nezlelidir" denildi. Seleme b. el-Ekva' · Câmiu't-Tirmizî 2743c 765 Abdurrahman b. Mehdî'nin İkrime b. Ammâr'dan rivayeti: Aksırana üçüncüde "Sen nezlelisin" dedi. Seleme b. el-Ekva' · Câmiu't-Tirmizî 2743d 766 Aksırana üç kez teşmîtte bulunulur; fazlasında dilersen bulun, dilersen bulunma. Ömer b. İshâk b. Ebû Talha'nın annesinin babası · Câmiu't-Tirmizî 2744 767 Peygamber aksırdığında yüzünü eliyle ya da elbisesiyle örter, sesini kısardı. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2745 768 Aksırmak Allah'tan, esnemek şeytandandır; esneyen elini ağzına koysun. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2746 769 Aksırıp hamdedene, onu işiten herkesin Yerhamükallah demesi bir haktır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2747 770 Namazda aksırmak, uyuklamak ve esnemek; hayız, kusmak ve burun kanaması şeytandandır. Adî b. Sâbit'in dedesi · Câmiu't-Tirmizî 2748 771 Biriniz kardeşini oturduğu yerden kaldırıp sonra oraya oturmasın. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2749 772 Biri İbn Ömer için yerinden kalktığında İbn Ömer oraya oturmazdı. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2750 773 İhtiyacı için kalkıp geri dönen kimse oturduğu yere daha çok hak sahibidir. Vehb b. Huzeyfe · Câmiu't-Tirmizî 2751 774 Bir kimsenin, izinleri olmadan iki kişinin arasını ayırması helal değildir. Abdullah b. Amr · Câmiu't-Tirmizî 2752 775 Halkanın ortasına oturan kimse Muhammed'in diliyle lanetlenmiştir. Ebû Miclez · Câmiu't-Tirmizî 2753 776 Sahâbîler, hoşlanmadığını bildikleri için Resûlullah'ı görünce ayağa kalkmazlardı. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2754 777 Kimi, insanların kendisi için ayakta dikilmesi sevindirirse, ateşteki yerine hazırlansın. Ebû Miclez · Câmiu't-Tirmizî 2755 778 Kasık tıraşı, sünnet, bıyığı kısaltmak, koltuk altını yolmak ve tırnak kesmek fıtrattandır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2756 779 Bıyığı kısaltmak, sakalı salıvermek ve misvak kullanmak on fıtrat sünnetindendir. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2757 780 Peygamber tırnak kesmek, bıyık almak ve kasık tıraşı için kırk gecelik süre belirledi. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2758 781 Bıyık, tırnak, kasık ve koltuk altı temizliğini kırk günden fazla bırakmamamız için süre belirlendi. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2759 782 Peygamber bıyığından alırdı; Rahmân'ın dostu İbrâhîm de bunu yapardı. Abdullah b. Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2760 783 Bıyığından almayan bizden değildir. Zeyd b. Erkam · Câmiu't-Tirmizî 2761 784 Peygamber sakalının eninden ve boyundan alırdı. Amr b. Şuayb'ın dedesi · Câmiu't-Tirmizî 2762 785 Bıyıkları iyice kısaltın, sakalları salıverin. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2763 786 Resûlullah bize bıyıkları iyice kısaltmayı ve sakalları salıvermeyi emretti. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2764 787 Peygamber mescitte, ayaklarından birini diğerinin üzerine koymuş hâlde sırtüstü uzanırken görüldü. Abbâd b. Temîm, amcasından · Câmiu't-Tirmizî 2765 788 Biriniz sırtüstü uzandığında ayaklarından birini diğerinin üzerine koymasın. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 2766 789 Resûlullah sammâ örtünmesini, tek elbiseyle ihtibâyı ve sırtüstü yatarken bir ayağı öbürüne kaldırmayı yasakladı. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 2767 790 Yüzükoyun yatış, Allah'ın sevmediği bir yatıştır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2768 791 Avret yerini eşinden ve câriyenden başkasına karşı koru; Allah, kendisinden utanılmaya daha layıktır. Behz b. Hakîm, babası aracılığıyla dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2769 792 Peygamber'i sol yanı üzerine bir yastığa yaslanmış hâlde gördüm. Câbir b. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 2770 793 Peygamber'i bir yastığa yaslanmış hâlde gördüm. Câbir b. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 2771 794 Kişinin hâkimiyet alanında imamlık yapılmaz; izni olmadan evindeki ikram yerine oturulmaz. Ebû Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 2772 795 Hayvanının ön tarafına sen daha layıksın; ancak onu bana ayırırsan başka. Büreyde · Câmiu't-Tirmizî 2773 796 Sizin enmâtınız var mı? Dikkat edin, yakında sizin enmâtınız olacak. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 2774 797 Peygamber'i, Hasan'ı ve Hüseyin'i boz katırı üzerinde yederek odasına kadar götürdüm. Seleme · Câmiu't-Tirmizî 2775 798 Resûlullah'a ani bakışı sordum; bana bakışımı çevirmemi emretti. Cerîr b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2776 799 Ey Ali! Bakışı bakışla takip ettirme; ilki senindir, sonraki senin değildir. Büreyde · Câmiu't-Tirmizî 2777 800 Ondan örtünün; siz ikiniz de mi âmâsınız, onu görmüyor musunuz? Ümmü Seleme · Câmiu't-Tirmizî 2778 801 Resûlullah, kadınların yanına kocalarının izni olmadan girmemizi yasakladı. Amr b. el-Âs'ın âzatlısı · Câmiu't-Tirmizî 2779 802 Kendimden sonra insanlar arasında erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım. Üsâme b. Zeyd ve Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl · Câmiu't-Tirmizî 2780 803 Üsâme b. Zeyd'in diğer tariki: Erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım. Üsâme b. Zeyd · Câmiu't-Tirmizî 2780b 804 İsrâiloğulları ancak kadınları takma saç edindiği zaman helak oldu. Humeyd b. Abdurrahmân · Câmiu't-Tirmizî 2781 805 Peygamber, Allah'ın yaratışını değiştiren dövme yapan, yaptıran ve kıllarını yolduran kadınlara lanet etti. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2782 806 Allah, saç ekleyen ve ekleten, dövme yapan ve yaptıran kadına lanet etmiştir. İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2783 807 Nâfi'in sözü anılmadan Yahyâ'nın rivayeti: Saç ekleyen ve dövme yapan kadına lanet edildi. İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2783b 808 Resûlullah, kadınlardan erkeklere benzeyenlere ve erkeklerden kadınlara benzeyenlere lanet etti. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2784 809 Resûlullah, erkeklerden kadınsı davrananlara ve kadınlardan erkeksi davrananlara lanet etti. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2785 810 Her göz zina eder; koku sürünüp bir meclisin yanından geçen kadın da şöyle şöyledir. Ebû Mûsâ · Câmiu't-Tirmizî 2786 811 Erkeklerin kokusu, kokusu belli rengi gizli olandır; kadınlarınki rengi belli kokusu gizli olandır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2787 812 İsmâil b. İbrâhîm tarikiyle: Erkeklerin kokusu rengi gizli, kadınlarınki kokusu gizli olandır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2887b 813 Erkeğin en hayırlı kokusu, kokusu belli rengi gizli olandır; kadınınki rengi belli kokusu gizli olandır. İmrân b. Husayn · Câmiu't-Tirmizî 2788 814 Enes güzel kokuyu geri çevirmezdi; Peygamber de güzel kokuyu geri çevirmezdi. Sümâme b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2789 815 Üç şey geri çevrilmez: Yastık, yağ ve süt. İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2790 816 Birinize reyhan verildiğinde onu geri çevirmesin; çünkü o cennetten çıkmıştır. Ebû Osmân en-Nehdî · Câmiu't-Tirmizî 2791 817 Kadın, başka bir kadınla tenini tene değdirip onu kocasına sanki ona bakıyormuş gibi tarif etmesin. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2792 818 Erkek erkeğin avret yerine, kadın da kadının avret yerine bakmasın. Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 2793 819 Birimiz yalnız olduğunda da Allah, insanların kendisinden utanmasına daha layıktır. Behz b. Hakîm, babası aracılığıyla dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2794 820 Peygamber mescitte uyluğu açık olan Cerhed'in yanından geçti ve "Uyluk avrettir" buyurdu. Cerhed el-Eslemî · Câmiu't-Tirmizî 2795 821 Uyluk avrettir. İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2796 822 Peygamber, "Uyluk avrettir" buyurdu. Abdullah b. Cerhed el-Eslemî, babasından · Câmiu't-Tirmizî 2797 823 Uyluğunu ört; çünkü o avrettendir. İbn Cerhed, babasından · Câmiu't-Tirmizî 2798 824 Allah temizdir, temizliği sever; avlularınızı temiz tutun ve Yahudilere benzemeyin. Sâlih b. Ebû Hassân · Câmiu't-Tirmizî 2799 825 Çıplak kalmaktan sakının; sizden ayrılmayanlar vardır, onlardan utanın ve onlara ikramda bulunun. İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2800 826 Allah'a ve âhiret gününe iman eden, üzerinde içki dolaştırılan bir sofraya oturmasın. Câbir · Câmiu't-Tirmizî 2801 827 Peygamber erkekleri ve kadınları hamamlardan men etti, sonra erkeklere peştamalla ruhsat verdi. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2802 828 Kocasının evinden başka yerde elbisesini çıkaran kadın, Rabbiyle arasındaki perdeyi yırtmış olur. Ebü'l-Melîh el-Hüzelî · Câmiu't-Tirmizî 2803 829 İçinde köpek ve heykel sureti bulunan bir eve melekler girmez. Abdullah b. Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2804 830 Melekler, içinde heykeller ya da suret bulunan bir eve girmez. Râfi' b. İshâk · Câmiu't-Tirmizî 2805 831 Cebrâil, evdeki heykel, suretli perde ve köpek yüzünden Peygamber'in yanına giremediğini bildirdi. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2806 832 Üzerinde iki kırmızı elbise bulunan bir adam selam verdi, Peygamber onun selamını almadı. Abdullah b. Amr · Câmiu't-Tirmizî 2807 833 Resûlullah altın yüzükten, kassîden, mîsereden ve ci'adan yasakladı. Ali b. Ebû Tâlib · Câmiu't-Tirmizî 2808 834 Resûlullah bize cenazeye uymayı, hasta ziyaretini, teşmîti emretti; altın yüzükten ve ipekten yasakladı. Berâ b. Âzib · Câmiu't-Tirmizî 2809 835 Beyaz giyin; çünkü o daha temiz ve daha güzeldir. Ölülerinizi de onunla kefenleyin. Semüre b. Cündeb · Câmiu't-Tirmizî 2810 836 Resûlullah'a ve aya bakıyordum; üzerinde kırmızı bir hulle vardı, bana göre aydan daha güzeldi. Câbir b. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 2811 837 Resûlullah'ın üzerinde kırmızı bir hulle gördüm. Berâ b. Âzib · Câmiu't-Tirmizî 2811b 838 Resûlullah'ı üzerinde iki yeşil bürd varken gördüm. Ebû Rimse · Câmiu't-Tirmizî 2812 839 Peygamber bir sabah, üzerinde siyah kıldan bir mirt olduğu hâlde çıktı. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2813 840 Peygamber'in üzerinde zâferanla boyanmış, rengi solmuş iki eski örtü, yanında bir hurma dalı vardı. Kayle bint Mahreme · Câmiu't-Tirmizî 2814 841 Resûlullah erkeklerin zâferan sürünmesini yasakladı. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2815, 2815b 842 Git onu yıka, sonra yine yıka, sonra bir daha yapma. Ya'lâ b. Mürre · Câmiu't-Tirmizî 2816 843 Ömer'den: Kim dünyada ipek giyerse, onu ahirette giymez. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2817 844 Peygamber, ayırdığı kabâyı giyip çıktı ve Mahreme'ye "Bunu senin için sakladım" buyurdu. Misver b. Mahreme · Câmiu't-Tirmizî 2818 845 Allah, nimetinin eserinin kulu üzerinde görülmesini sever. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2819 846 Necâşî, Peygamber'e siyah, düz iki mest hediye etti; o da onları giyip üzerlerine meshetti. Büreyde · Câmiu't-Tirmizî 2820 847 Peygamber ak kılları yolmayı yasakladı ve "O, müslümanın nurudur" buyurdu. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2821 848 Kendisine danışılan kimse emindir. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2822 849 Resûlullah: "Kendisine danışılan kimse emindir" buyurdu. Ümmü Seleme · Câmiu't-Tirmizî 2823 850 Uğursuzluk üç şeydedir: Kadında, meskende ve binek hayvanında. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2824, 2824b, 2824c, 2824d 851 Üç kişi olduğunuzda, iki kişi arkadaşlarını bırakıp gizli konuşmasın. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2825 852 Resûlullah'ı beyaz tenli ve saçı ağarmış gördüm; Hasan b. Ali ona benzerdi. Ebû Cühayfe · Câmiu't-Tirmizî 2826 853 Peygamber'i gördüm; Hasan b. Ali ona benzerdi. Ebû Cühayfe · Câmiu't-Tirmizî 2827 854 Peygamber'in, Sa'd b. Ebû Vakkâs'tan başkası için anne ve babasını bir arada andığını işitmedim. Ali · Câmiu't-Tirmizî 2828 855 Uhud günü Sa'd'a: "At! Anam babam sana feda olsun!" dedi. Ali · Câmiu't-Tirmizî 2829 856 Resûlullah Uhud günü benim için anne ve babasını bir arada andı. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Câmiu't-Tirmizî 2830 857 Peygamber, Enes'e "Yavrucuğum!" diye hitap etti. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2831 858 Yeni doğan çocuğa yedinci gününde isim konulmasını, eziyetin giderilmesini ve akîka kesilmesini emretti. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2832 859 Allah azze ve celle katında isimlerin en sevimlisi Abdullah ve Abdurrahman'dır. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2833 860 Şüphesiz Allah'a en sevimli gelen isimler Abdullah ve Abdurrahman'dır. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2834 861 Râfi', Bereke ve Yesâr diye isim konulmasını mutlaka yasaklayacağım. Ömer b. el-Hattâb · Câmiu't-Tirmizî 2835 862 Kölene Rebâh, Eflah, Yesâr ve Necîh adını koyma. Semure b. Cündeb · Câmiu't-Tirmizî 2836 863 Kıyamet günü Allah katında en alçak isim, hükümdarlar hükümdarı diye adlandırılan adamdır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2837 864 Peygamber Âsiye'nin adını değiştirdi ve "Sen Cemîle'sin" dedi. Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2838 865 Peygamber çirkin ismi değiştirirdi. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2839 866 Benim birçok ismim vardır: Muhammed, Ahmed, Mâhî, Hâşir ve kendisinden sonra peygamber olmayan Âkıb. Cübeyr b. Mut'im · Câmiu't-Tirmizî 2840 867 Peygamber, kişinin onun ismiyle künyesini birleştirip Muhammed Ebü'l-Kâsım diye adlandırılmasını yasakladı. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2841 868 Benim ismimle isim koyduğunuzda benim künyemle künyelenmeyin. Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2842 869 Senden sonra bir oğlum doğarsa ona Muhammed adını verip senin künyenle künyelendirebilir miyim? Ali b. Ebû Tâlib · Câmiu't-Tirmizî 2843 870 Şiirin bazısı muhakkak hikmettir. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2844 871 Şüphesiz şiirden bir kısmı hikmetli sözdür. Abdullah b. Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2845 872 Hassân, Resûlullah adına övündüğü ya da onu savunduğu sürece Allah onu Rûhu'l-Kudüs ile destekler. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2846 873 İbn Ebü'z-Zinâd tarikiyle Âişe: Hassân Resûlullah'ı savundukça Rûhu'l-Kudüs onu destekler. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2846b 874 Bırak onu, ey Ömer! Bu şiir onlara ok yağmurundan daha tesirlidir. Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2847 875 Peygamber, İbn Revâha'nın şiirinden örnek verirdi. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2848 876 Arapların söylediği en şairane söz Lebîd'in sözüdür: Allah'tan başka her şey bâtıldır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2849 877 Ashâbı şiir okur, cahiliyeden söz ederdi; o susar, bazen onlarla birlikte tebessüm ederdi. Câbir b. Semure · Câmiu't-Tirmizî 2850 878 Birinizin içinin onu çürütecek irinle dolması, şiirle dolmasından daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2852 879 Birinizin içinin irinle dolması, onun için şiirle dolmasından daha hayırlıdır. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Câmiu't-Tirmizî 2851 880 Allah, sığırın dolaştırdığı gibi dilini dolaştırarak söz ustalığı taslayan adamlara buğzeder. Abdullah b. Amr · Câmiu't-Tirmizî 2853 881 Resûlullah, etrafı çevrili olmayan bir dam üzerinde uyumayı yasakladı. Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2854 882 Resûlullah usanmamızdan çekindiği için günler içinde ara ara bize vaaz ederdi. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2855 883 İbn Mes'ûd'un diğer tariki: Usanmayalım diye ara ara vaaz ederdi. Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 3093 884 Resûlullah'a en sevimli amel, az da olsa devamlı yapılanıydı. Ebû Sâlih · Câmiu't-Tirmizî 2856 885 Resûlullah'a amellerin en sevimlisi devamlı yapılanıydı. Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2856b 886 Kapları örtün, tulumların ağzını bağlayın, kapıları kapatın ve kandilleri söndürün. Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2857 887 Gece konakladığınızda yoldan uzak durun; orası geceleyin hayvanların yolu ve haşeratın barınağıdır. Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2858 888 Kişiye annesini tavsiye ederim, kişiye annesini tavsiye ederim, kişiye annesini tavsiye ederim. İbn Selâme es-Sülemî · Sünen-i İbn Mâce 3657 889 Kime iyilik edeyim? Annene, annene, sonra babana, sonra en yakın olana. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3658 890 Hiçbir evlat babasının hakkını ödeyemez; ancak onu köle olarak bulup satın alır ve azat ederse. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3659 891 Adamın cennetteki derecesi yükseltilir; ona: Çocuğunun senin için istiğfar etmesi sebebiyle, denir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3660 892 Şüphesiz Allah size annelerinizi tavsiye ediyor; sonra babalarınızı, sonra en yakın olanı. Mikdâm b. Ma'dîkerib · Sünen-i İbn Mâce 3661 893 Anne-baba senin cennetin ve cehenneminlerdir. Ebû Ümâme · Sünen-i İbn Mâce 3662 894 Baba, cennet kapılarının en ortadakidir; artık o kapıyı ister zayi et, ister koru. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i İbn Mâce 3663 895 Ölümlerinden sonra anne-babaya iyilik: onlara dua, istiğfar, ahitlerini yerine getirmek, dostlarına ikram, sıla-i rahim. Ebû Üseyd Mâlik b. Rebîa · Sünen-i İbn Mâce 3664 896 Siz çocuklarınızı öper misiniz? Allah sizden merhameti söküp almışsa benim elimden ne gelir? Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3665 897 Şüphesiz çocuk insanı cimriliğe ve korkaklığa sevk eder. Ya'lâ el-Âmirî · Sünen-i İbn Mâce 3666 898 Sadakanın en faziletlisi: sana geri dönmüş, senden başka geçimini sağlayanı olmayan kızına harcamaktır. Sürâka b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3667 899 Kadın son hurmayı iki kızı arasında böldü; Neye şaşıyorsun? O bu sebeple cennete girmiştir. Ahnef'in amcası Sa'saa şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3668 900 Kimin üç kızı olur da onlara sabreder, yedirir, içirir ve giydirirse, onlar kendisi için ateşten bir perde olurlar. Ukbe b. Âmir · Sünen-i İbn Mâce 3669 901 İki kızı ergenlik çağına erip onlara iyilik eden adamı, o iki kız cennete sokar. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 3670 902 Çocuklarınıza ikram edin ve onların edebini güzel yapın. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3671 903 Allah'a ve ahiret gününe iman eden, komşusuna iyilik etsin, misafirine ikram etsin, ya hayır söylesin ya da sussun. Ebû Şüreyh el-Huzâî · Sünen-i İbn Mâce 3672 904 Cebrâil bana komşuyu tavsiye edip durdu; hatta onu mirasçı kılacağını zannettim. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3673 905 Ebû Hüreyre: Cebrâil bana komşuyu tavsiye edip durdu; hatta onu mirasçı kılacağını zannettim. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3674 906 Misafirlik üç gündür; üç günden sonra misafire harcanan sadakadır. Ebû Şüreyh el-Huzâî · Sünen-i İbn Mâce 3675 907 Bir kavmin yanına konduğunuzda sizi misafir etmezlerse onlardan misafir hakkını alın. Ukbe b. Âmir · Sünen-i İbn Mâce 3676 908 Misafirin ağırlanacağı gece vaciptir; misafir avluda sabahlarsa bu ev sahibinin üzerinde bir borçtur. Mikdâm Ebû Kerîme · Sünen-i İbn Mâce 3677 909 Allah'ım! Ben iki zayıfın, yetim ile kadının hakkını çiğnemekten şiddetle sakındırıyorum. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3678 910 Müslümanlar arasındaki en hayırlı ev, içinde kendisine iyilik edilen bir yetim bulunan evdir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3679 911 Kim üç yetimin geçimini üstlenirse, ben ve o cennette şu iki parmak gibi iki kardeş oluruz. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 3680 912 Müslümanların yolundan eziyet veren şeyi kaldır. Ebû Berze el-Eslemî · Sünen-i İbn Mâce 3681 913 Yolun üzerinde insanlara eziyet veren bir ağaç dalını kaldıran adam cennete sokuldu. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3682 914 Ümmetimin güzel amelleri arasında yoldan giderilen eziyeti, kötüleri arasında mescitte gömülmeyen balgamı gördüm. Ebû Zer · Sünen-i İbn Mâce 3683 915 Hangi sadaka daha faziletlidir? Su içirmektir. Sa'd b. Ubâde · Sünen-i İbn Mâce 3684 916 Cehennemlik adam: Sana su içirdiğim günü hatırlamıyor musun? der; cennetlik de ona şefaat eder. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3685 917 Ciğeri susuzluktan yanan her canlıya iyilik etmekte sevap vardır. Sürâka b. Ju'şum · Sünen-i İbn Mâce 3686 918 Kim yumuşaklıktan mahrum kalırsa hayırdan mahrum kalır. Cerîr b. Abdullah el-Becelî · Sünen-i İbn Mâce 3687 919 Şüphesiz Allah refîktir, yumuşaklığı sever; sertliğe vermediğini yumuşaklığa verir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3688 920 Şüphesiz Allah refîktir, her işte yumuşaklığı sever. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3689 921 Onlar kardeşlerinizdir; Allah onları elinizin altına koymuştur; yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin. Ebû Zer · Sünen-i İbn Mâce 3690 922 Elinin altındakilere kötü davranan kimse cennete girmez. Ebû Bekir es-Sıddîk · Sünen-i İbn Mâce 3691 923 İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız; aranızda selâmı yayın. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3692 924 Peygamberimiz bize selâmı yaymamızı emretti. Ebû Ümâme · Sünen-i İbn Mâce 3693 925 Rahmân'a ibadet edin ve selâmı yayın. Abdullah b. Amr · Sünen-i İbn Mâce 3694 926 Adam gelip selâm verdi; Resûlullah: Ve aleyke's-selâm, buyurdu. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3695 927 Cebrâil sana selâm söylüyor. Ve aleyhi's-selâmu ve rahmetullah. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3696 928 Ehl-i kitaptan biri size selâm verdiğinde: Ve aleyküm, deyin. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3697 929 Yahudiler: es-Sâmu aleyke, dediler; Peygamber de: Ve aleyküm, buyurdu. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3698 930 Yahudilere selâmla başlamayın; size selâm verdiklerinde: Ve aleyküm, deyin. Ebû Abdurrahman el-Cühenî · Sünen-i İbn Mâce 3699 931 Biz çocukken Resûlullah yanımıza geldi ve bize selâm verdi. Enes · Sünen-i İbn Mâce 3700 932 Biz kadınlar arasındayken Resûlullah yanımızdan geçti ve bize selâm verdi. Esmâ bint Yezîd · Sünen-i İbn Mâce 3701 933 Birbirimize eğilelim mi? Hayır; kucaklaşalım mı? Hayır, fakat musafaha edin. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3702 934 Karşılaşıp musafaha eden iki Müslüman ayrılmadan önce bağışlanır. Berâ b. Âzib · Sünen-i İbn Mâce 3703 935 Peygamber'in elini öptük. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3704 936 Yahudilerden bir topluluk Peygamber'in elini ve ayaklarını öptü. Safvân b. Assâl · Sünen-i İbn Mâce 3705 937 Üç defa izin isteriz; bize izin verilirse gireriz, izin verilmezse geri döneriz. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 3706 938 İsti'nâs, kişinin tesbîh, tekbîr ve tahmîd söyleyip öksürerek ev halkına gelişini bildirmesidir. Ebû Eyyûb el-Ensârî · Sünen-i İbn Mâce 3707 939 Yanına geldiğimde o namaz kılıyorsa bana işaret olarak öksürürdü. Ali · Sünen-i İbn Mâce 3708 940 Kim o? Ben. Peygamber: Ben, ben! buyurdu. Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3709 941 Nasıl sabahladın? Oruçlu sabahlamayan ve hasta ziyaret etmeyen bir adamdan daha iyi olarak. Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3710 942 Nasıl sabahladınız? Hayırla, Allah'a hamdederiz. Hayırla sabahladım, Allah'a hamdederim. Ebû Üseyd es-Sâidî · Sünen-i İbn Mâce 3711 943 Size bir kavmin şereflisi geldiğinde ona ikram edin. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3712 944 Aksıranlardan biri Allah'a hamdetti, diğeri hamdetmedi; hamdedene teşmîtte bulundu. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3713 945 Aksırana üç defa teşmîtte bulunulur; bundan fazlası nezledir. Seleme b. el-Ekva' · Sünen-i İbn Mâce 3714 946 Aksıran el-Hamdü lillâh desin; etrafındakiler Yerhamükellah desin; o da Yehdîkümullah desin. Ali · Sünen-i İbn Mâce 3715 947 Musafaha ettiğinde, adam elini kendisi çekinceye kadar elini onun elinden çekmezdi. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3716 948 Biriniz oturduğu yerden kalkıp geri dönerse oraya o daha çok hak sahibidir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3717 949 Kardeşinin mazeretini kabul etmeyen, haksız vergi toplayanın günahı gibi günah yüklenir. Cevdân · Sünen-i İbn Mâce 3718 950 Süveybit, şaka olarak Nuaymân'ı köle diye sattı; Peygamber ve ashabı buna bir yıl boyunca güldüler. Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 3719 951 Resûlullah bizimle iç içe olurdu; küçük kardeşime: Ey Ebû Umeyr! Nugayr ne yaptı? derdi. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3720 952 Resûlullah ak saçı yolmayı yasakladı ve: O, müminin nurudur, buyurdu. Abdullah b. Amr · Sünen-i İbn Mâce 3721 953 Peygamber, gölge ile güneş arasında oturulmasını yasakladı. Büreyde · Sünen-i İbn Mâce 3722 954 Yüzüstü uyumak, Allah'ın hoşlanmadığı bir uykudur. Tıhfe el-Gıfârî · Sünen-i İbn Mâce 3723 955 Ey Cüneydib! Yüzüstü yatmak ancak cehennem ehlinin yatışıdır. Ebû Zer · Sünen-i İbn Mâce 3724 956 Mescitte yüzükoyun uyuyana: Kalk ve otur; çünkü bu cehennemlik bir uykudur. Ebû Ümâme · Sünen-i İbn Mâce 3725 957 Kim yıldızlardan bir ilim edinirse sihirden bir şube edinmiş olur. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 3726 958 Rüzgâra sövmeyin; Allah'tan onun hayrını isteyin ve şerrinden Allah'a sığının. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3727 959 Allah katında isimlerin en sevimlisi Abdullah ve Abdurrahman'dır. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3728 960 Eğer yaşarsam Rebâh, Necîh, Eflah, Nâfi' ve Yesâr diye isim konmasını yasaklayacağım. Ömer b. el-Hattâb · Sünen-i İbn Mâce 3729 961 Resûlullah kölelerimize Eflah, Nâfi', Rebâh ve Yesâr isimlerini koymamızı yasakladı. Semure · Sünen-i İbn Mâce 3730 962 el-Ecda' bir şeytandır. Mesrûk şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3731 963 Zeyneb'in adı Berre idi; Resûlullah ona Zeyneb adını verdi. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3732 964 Ömer'in Âsiye denilen kızına Resûlullah Cemîle adını verdi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3733 965 Adım Abdullah b. Selâm değildi; Resûlullah bana Abdullah b. Selâm adını verdi. Abdullah b. Selâm · Sünen-i İbn Mâce 3734 966 Ebû Hüreyre: Benim adımla ad koyun, fakat benim künyemle künyelenmeyin. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3735 967 Câbir: Benim adımla ad koyun, fakat benim künyemle künyelenmeyin. Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3736 968 Bakî'de biri Ey Ebü'l-Kâsım! diye seslenince: Benim adımla ad koyun, künyemle künyelenmeyin. Enes · Sünen-i İbn Mâce 3737 969 Bana Ebû Yahyâ künyesini Resûlullah verdi. Hamza b. Suheyb şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3738 970 Benden başka bütün hanımlarına künye verdin. Öyleyse sen Ümmü Abdullah'sın. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3739 971 Peygamber bize gelir, küçük kardeşime künyesiyle: Ey Ebû Umeyr! derdi. Enes · Sünen-i İbn Mâce 3740 972 Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın âyeti biz Ensâr hakkında indi. Ebû Cebîre b. ed-Dahhâk · Sünen-i İbn Mâce 3741 973 Resûlullah, çokça övenlerin yüzlerine toprak saçmamızı emretti. Mikdâd b. Amr · Sünen-i İbn Mâce 3742 974 Birbirinizi övmekten sakının; çünkü o, boğazlamaktır. Muâviye · Sünen-i İbn Mâce 3743 975 Yazık sana! Arkadaşının boynunu kestin; övecekse: Onu böyle sanıyorum, Allah'a karşı kimseyi temize çıkarmam, desin. Ebû Bekre · Sünen-i İbn Mâce 3744 976 Kendisine danışılan kimse emin kimsedir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3745 977 Kendisine danışılan kimse emindir. Ebû Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 3746 978 Biriniz kardeşine danıştığında, kardeşi ona doğru görüş bildirsin. Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3747 979 Hamamlara erkekler ancak peştamalla girsin; kadınları da hasta ya da lohusa olanlar dışında men edin. Abdullah b. Amr · Sünen-i İbn Mâce 3748 980 Peygamber erkeklere hamama peştamallarla girmeleri için ruhsat verdi, kadınlara ruhsat vermedi. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3749 981 Hangi kadın elbiselerini kocasının evinden başka yerde çıkarırsa, kendisiyle Allah arasındaki perdeyi yırtmış olur. Ebü'l-Melîh el-Hüzelî şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3750 982 Peygamber nûre süründüğünde avret yerinden başlar, orayı kendisi sıvardı. Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 3751 983 Peygamber nûre süründü ve kasık bölgesini kendi eliyle sıvadı. Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 3752 984 İnsanlara kıssa anlatmayı ancak emîr, görevlendirilmiş biri ya da riyakâr yapar. Amr b. Şuayb babasından, o da dedesinden · Sünen-i İbn Mâce 3753 985 Kıssacılık, Resûlullah'ın, Ebû Bekir'in ve Ömer'in zamanında yoktu. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3754 986 Şüphesiz şiirin bir kısmı hikmettir. Übey b. Ka'b · Sünen-i İbn Mâce 3755 987 İbn Abbâs: Şüphesiz şiirin bir kısmı hikmetlerdir. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 3756 988 Bir şairin söylediği en doğru söz Lebîd'in sözüdür: Allah'tan başka her şey bâtıldır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3757 989 Resûlullah'a Ümeyye b. Ebü's-Salt'ın şiirinden yüz beyit okudum; her beyitte "Devam et!" diyordu. Amr b. eş-Şerîd'in babası şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3758 990 Kişinin içinin irinle dolması, onun için şiirle dolmasından daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3759 991 Sa'd b. Ebû Vakkâs: Birinizin içinin onu çürütünceye kadar irinle dolması, şiirle dolmasından hayırlıdır. Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sünen-i İbn Mâce 3760 992 İnsanların iftirası en büyük olanı, bir adamla hicivleşip bütün kabilesini hicveden kimsedir. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3761 993 Kim tavla oynarsa Allah'a ve Resûlüne isyan etmiş olur. Ebû Mûsâ · Sünen-i İbn Mâce 3762 994 Kim tavla oynarsa, sanki elini domuz etine ve kanına batırmış gibidir. Büreyde · Sünen-i İbn Mâce 3763 995 Kuşun peşine düşen biri için: Bir şeytan bir şeytanın peşinde! Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3764 996 Güvercinin peşine düşen adam için: Bir şeytan dişi bir şeytanın peşinde! Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3765 997 Osman b. Affân: Güvercinin ardına düşen adam için, bir şeytan dişi bir şeytanın peşinde! Osman b. Affân · Sünen-i İbn Mâce 3766 998 Enes b. Mâlik: Güvercinlerin peşine düşen adam için, bir şeytan bir şeytanın peşinde! Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3767 999 Yalnızlıkta ne olduğunu bilseydiniz, hiç kimse gece tek başına yolculuk etmezdi. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3768 1000 Uyuyacağınız zaman evlerinizde ateşi yanar hâlde bırakmayın. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3769 1001 Bu ateş sizin için bir düşmandır; uyuduğunuzda onu söndürün. Ebû Mûsâ · Sünen-i İbn Mâce 3770 1002 Resûlullah bize kandilimizi söndürmemizi emretti. Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3771 1003 Yolun ana caddesi üzerinde konaklamayın ve orada ihtiyaç gidermeyin. Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3772 1004 Resûlullah yolculuktan dönünce çocuklar onu karşılar, o da birini önüne, birini arkasına bindirirdi. Abdullah b. Ca'fer şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3773 1005 Mektuplarınızı topraklayın; bu, onlar için daha başarılıdır. Şüphesiz toprak mübarektir. Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3774 1006 Üç kişi olduğunuzda iki kişi arkadaşlarını bırakıp gizlice konuşmasın; çünkü bu onu üzer. Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 3775 1007 Resûlullah, üçüncüyü bırakıp iki kişinin gizlice konuşmasını yasakladı. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3776 1008 Mescitte oklarla geçen adama: Temrenlerinden tut! Süfyân b. Uyeyne şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3777 1009 Biriniz mescidimizde ya da çarşımızda oklarla geçtiğinde, kimseye isabet etmesin diye temrenlerini avucuyla tutsun. Ebû Mûsâ · Sünen-i İbn Mâce 3778 1010 Kur'an'da mahir olan, şerefli ve itaatkâr elçi meleklerle beraberdir; zorlanarak okuyana iki ecir vardır. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3779 1011 Kur'an ehline cennete girdiğinde: Oku ve yüksel! denir; her âyetle bir derece yükselir. Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 3780 1012 Kur'an kıyamet günü benzi solgun bir adam gibi gelir: Gecelerini uykusuz bırakan benim, der. Büreyde · Sünen-i İbn Mâce 3781 1013 Birinizin namazında okuduğu üç âyet, onun için semiz, büyük, gebe üç dişi deveden daha hayırlıdır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3782 1014 Kur'an'ın misali bağlı develer gibidir; sahibi onları gözetirse elinde tutar, salıverirse gider. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3783 1015 Allah buyurdu: Namazı kendimle kulum arasında ikiye ayırdım; kuluma istediği vardır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3784 1016 Kur'an'daki en büyük sûre Fâtiha'dır; o, tekrarlanan yedi âyet ve bana verilen Kur'ân-ı azîmdir. Ebû Saîd b. el-Muallâ şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3785 1017 Kur'an'da otuz âyetlik bir sûre okuyanına şefaat etti de bağışlandı: Tebâreke (Mülk) sûresi. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3786 1018 Ebû Hüreyre: Kul hüvallâhü ehad, Kur'an'ın üçte birine denktir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3787 1019 Enes b. Mâlik: Kul hüvallâhü ehad, Kur'an'ın üçte birine denktir. Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3788 1020 Ebû Mes'ûd: Allah birdir, tektir, Samed'dir (sûresi) Kur'an'ın üçte birine denktir. Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Sünen-i İbn Mâce 3789 1021 Amellerinizin en hayırlısı, Melikiniz katında en çok hoşnut olunanı Allah'ı zikretmektir. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i İbn Mâce 3790 1022 Allah'ı zikreden topluluğu melekler kuşatır, rahmet bürür, üzerlerine sekînet iner. Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd, Peygamber'den şahitlik ederek şöyle rivayet ettiler: · Sünen-i İbn Mâce 3791 1023 Kulum beni zikrettiği ve dudakları benim adımla kıpırdadığı sürece ben onunlayım. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3792 1024 Dilin, aziz ve celil olan Allah'ın zikriyle hep ıslak olsun. Abdullah b. Büsr · Sünen-i İbn Mâce 3793 1025 Kul Lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber dediğinde Allah: Kulum doğru söyledi, buyurur. Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd, Resûlullah'tan şahitlik ederek şöyle rivayet ettiler: · Sünen-i İbn Mâce 3794 1026 Bir kelime biliyorum ki onu ölümü anında söyleyen için amel defterine bir nur olur. Su'dâ el-Murriyye şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3795 1027 Kesin inanmış bir kalple kelime-i şehadet getirerek ölen her canı Allah bağışlar. Muâz b. Cebel · Sünen-i İbn Mâce 3796 1028 Lâ ilâhe illallâh sözünü hiçbir amel geçemez ve o hiçbir günah bırakmaz. Ümmü Hânî · Sünen-i İbn Mâce 3797 1029 Kim günde yüz defa Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh derse, on köle azat etmeye denk olur. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3798 1030 Kim sabah namazının ardından bu tevhid sözünü derse, İsmâil soyundan bir köle azat etmiş gibi olur. Ebû Saîd · Sünen-i İbn Mâce 3799 1031 Zikrin en faziletlisi Lâ ilâhe illallâh, duanın en faziletlisi Elhamdülillâh'tır. Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 3800 1032 Yâ Rabbi! Vechinin celâline ve saltanatının azametine yaraşır şekilde hamd sanadır. Kudâme b. İbrâhîm el-Cumahî şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3801 1033 Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh sözü için göğün kapıları açıldı; Arş'a kadar hiçbir şey onu durdurmadı. Vâil b. Hucr şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3802 1034 Hoşuna giden bir şey görünce: Nimetiyle iyi işlerin tamamlandığı Allah'a hamdolsun, derdi. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3803 1035 Her hâlde Allah'a hamdolsun; Rabbim, cehennemliklerin hâlinden sana sığınırım. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3804 1036 Allah bir kula nimet verir de o Elhamdülillâh derse, verdiği aldığından daha faziletli olur. Enes · Sünen-i İbn Mâce 3805 1037 İki kelime dile hafif, mizanda ağır, Rahmân'a sevimlidir: Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, sübhânallâhi'l-azîm. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3806 1038 Sübhânallâh, elhamdülillâh, lâ ilâhe illallâh, Allâhu ekber de; her biri için cennette sana bir ağaç dikilir. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3807 1039 Sübhânallâhi adede halkıhî, rızâ nefsihî, zinete arşihî, midâde kelimâtihî. Cüveyriye · Sünen-i İbn Mâce 3808 1040 Tesbih, tehlîl ve tahmîd Arş'ın etrafında arı gibi vızıldayarak sahiplerini anarlar. Nu'mân b. Beşîr · Sünen-i İbn Mâce 3809 1041 Yüz tekbir, yüz hamd ve yüz tesbih, Allah yolunda gemli ve eyerli yüz attan daha hayırlıdır. Ümmü Hânî şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3810 1042 Sözlerin en faziletlisi dörttür; hangisiyle başlarsan başla zarar vermez. Semüre b. Cündeb · Sünen-i İbn Mâce 3811 1043 Kim yüz defa Sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, deniz köpüğü kadar da olsa günahları bağışlanır. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3812 1044 Sübhânallâh, elhamdülillâh, lâ ilâhe illallâh, Allâhu ekber, ağacın yaprak döktüğü gibi günahları döker. Ebü'd-Derdâ · Sünen-i İbn Mâce 3813 1045 Resûlullah'ın bir mecliste yüz defa Rabbiğfir lî ve tüb aleyye dediğini sayardık. Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3814 1046 Ben günde yüz defa Allah'tan bağışlanma diler ve O'na tövbe ederim. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3815 1047 Ben günde yetmiş defa Allah'tan bağışlanma diler ve O'na tövbe ederim. Ebû Mûsâ · Sünen-i İbn Mâce 3816 1048 Dili sert olan Huzeyfe'ye: İstiğfardan ne kadar uzaksın! Günde yetmiş defa Allah'tan bağışlanma dile. Huzeyfe şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3817 1049 Amel defterinde çok istiğfar bulana ne mutlu! Abdullah b. Büsr · Sünen-i İbn Mâce 3818 1050 Kim istiğfara devam ederse, Allah ona her sıkıntıdan bir ferahlık, her darlıktan bir çıkış yolu kılar. Abdullah b. Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 3819 1051 Allah'ım! Beni iyilik yaptıklarında sevinen, kötülük yaptıklarında istiğfar edenlerden kıl. Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3820 1052 Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım; kim yürüyerek gelirse ona koşarak gelirim. Ebû Zer · Sünen-i İbn Mâce 3821 1053 Ben kulumun beni zannı üzereyim; beni andığı zaman onunlayım. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3822 1054 Âdemoğlunun her ameli kat kat artırılır; oruç müstesna, çünkü o benim içindir, karşılığını ben veririm. Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3823 1055 Ey Abdullah b. Kays! Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh de; o cennet hazinelerinden bir kelimedir. Ebû Mûsâ şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3824 1056 Ebû Zer: Cennet hazinelerinden bir hazine, Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'tır. Ebû Zer şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3825 1057 Ey Hâzim! Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh sözünü çok söyle; çünkü o cennet hazinelerindendir. Hâzim b. Harmele şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3826