Fihrist
Edep ile ilgili hadisler
Edep ile ilgili 1.057 hadis, Arapça aslı ve Türkçe çevirisiyle.
1
Allah'a en sevimli amel vaktinde kılınan namaz, sonra anne babaya iyilik, sonra Allah yolunda cihattır.
Ebû Amr eş-Şeybânî · Sahîh-i Buhârî 5970
2
Güzel davranmama en lâyık olan kimdir? Annen, sonra annen, sonra annen, sonra baban.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 5971
3
Cihada izin isteyene: "Anne baban var mı? O hâlde onlar uğrunda cihat et."
Abdullah b. Amr · Sahîh-i Buhârî 5972
4
Büyük günahların en büyüklerinden biri, kişinin anne babasına lanet etmesidir.
Abdullah b. Amr · Sahîh-i Buhârî 5973
5
Mağarada kapalı kalan üç kişi, Allah rızası için yaptıkları salih amellerle dua edince kaya açıldı.
İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 5974
6
Allah size annelere itaatsizliği, vermeyip istemeyi ve kız çocuklarını diri diri gömmeyi haram kıldı.
Muğîre · Sahîh-i Buhârî 5975
7
Büyük günahların en büyüğü: Allah'a ortak koşmak, anne babaya itaatsizlik, yalan söz ve yalancı şahitlik.
Ebû Bekre · Sahîh-i Buhârî 5976
8
Büyük günahlar: Allah'a ortak koşmak, cana kıymak, anne babaya itaatsizlik; en büyüğü yalan söz ya da yalancı şahitlik.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 5977
9
Annem (iyilik) umarak bana geldi; Peygamber'e "Ona iyilik edeyim mi?" diye sordum, "Evet" buyurdu.
Esmâ bint Ebû Bekir · Sahîh-i Buhârî 5978
10
Müşrik annem (iyilik) umarak geldi; Peygamber: "Evet, annene iyilik et" buyurdu.
Esmâ · Sahîh-i Buhârî 5979
11
Peygamber bize namazı, sadakayı, iffeti ve sıla-i rahimi emrediyor.
Ebû Süfyân · Sahîh-i Buhârî 5980
12
Ömer, Peygamber'in gönderdiği ipek hulleyi Mekke'de henüz müslüman olmamış bir kardeşine gönderdi.
İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 5981
13
Ey Allah'ın Resûlü! Beni cennete sokacak bir ameli bana haber ver, denildi.
Ebû Eyyûb · Sahîh-i Buhârî 5982
14
Allah'a ibadet edersin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı kılar, zekâtı verir ve sıla-i rahimde bulunursun.
Ebû Eyyûb el-Ensârî · Sahîh-i Buhârî 5983
15
Akrabalık bağını koparan cennete giremez.
Cübeyr b. Mut'im · Sahîh-i Buhârî 5984
16
Rızkının genişletilmesi ve ömrünün uzatılması kimi sevindirirse, akrabalık bağını gözetsin.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 5985
17
Rızkının genişletilmesini ve ömrünün uzatılmasını kim severse, sıla-i rahimde bulunsun.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 5986
18
Allah rahme: "Seni gözeteni gözetmemden, seni koparanı koparmamdan razı olmaz mısın?" buyurdu.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 5987
19
Rahim, Rahmân'dan bir daldır; Allah: "Seni gözeteni gözetirim, seni koparanı koparırım" buyurdu.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 5988
20
Rahim bir daldır; onu gözeteni ben de gözetirim, onu koparanı ben de koparırım.
Peygamber'in eşi Âişe · Sahîh-i Buhârî 5989
21
Ebû ...'nın ailesi benim dostlarım değildir; benim dostum ancak Allah ve müminlerin salih olanlarıdır.
Amr b. Âs · Sahîh-i Buhârî 5990
22
Sıla-i rahimde bulunan, karşılık veren değil; akrabalığı bağını kopardığında onu gözeten kimsedir.
Abdullah b. Amr · Sahîh-i Buhârî 5991
23
Cahiliyede yaptığı iyilikleri soran Hakîm'e: "Geçmişte yaptığın hayırlarla birlikte müslüman oldun."
Hakîm b. Hizâm · Sahîh-i Buhârî 5992
24
Peygamber, sarı gömlekli küçük Ümmü Hâlid'e: "Eskit ve yıprat, sonra eskit ve yıprat" diye dua etti.
Ümmü Hâlid bint Hâlid b. Saîd · Sahîh-i Buhârî 5993
25
Iraklı sivrisinek kanını soruyor, oysa Peygamber'in torununu öldürdüler; Peygamber: "Onlar iki reyhanımdır."
İbn Ebû Nu'm · Sahîh-i Buhârî 5994
26
Kim bu kızlardan birinin işini üstlenip onlara iyilik ederse, onlar kendisi için ateşe karşı perde olurlar.
Peygamber'in eşi Âişe · Sahîh-i Buhârî 5995
27
Peygamber, Ebü'l-Âs'ın kızı Ümâme omzundayken namaz kıldı; rükûda onu koyar, kalkınca kaldırırdı.
Ebû Katâde · Sahîh-i Buhârî 5996
28
On çocuğundan hiçbirini öpmediğini söyleyen Akra'a: "Merhamet etmeyene merhamet edilmez."
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 5997
29
Allah senin kalbinden merhameti söküp almışsa, ben senin için ne yapabilirim?
Âişe · Sahîh-i Buhârî 5998
30
Allah kullarına, bu kadının çocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir.
Ömer b. Hattâb · Sahîh-i Buhârî 5999
31
Allah rahmeti yüz parça kıldı; o bir parça sayesinde kısrak bile yavrusuna basmamak için toynağını kaldırır.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6000
32
Seni O yaratmışken Allah'a eş koşman, yemeğine ortak olur diye çocuğunu öldürmen, komşunun karısıyla zina etmen.
Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6001
33
Peygamber, tahnîk için kucağına koyduğu çocuk üzerine işeyince su isteyip ardından döktü.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6002
34
Allah'ım! Bunlara merhamet et, çünkü ben de onlara merhamet ediyorum.
Üsâme b. Zeyd · Sahîh-i Buhârî 6003
35
Peygamber'in Hatice'yi anması, köşkle müjdelemesi ve dostlarına et göndermesi yüzünden onu çok kıskandım.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6004
36
Ben ve yetimi himayesine alan kimse cennette (şehadet ve orta parmak gibi) şöyleyiz.
Sehl b. Sa'd · Sahîh-i Buhârî 6005
37
Dul kadın ve yoksul için çalışan, Allah yolunda cihat eden ya da gündüz oruç tutup gece ibadet eden gibidir.
Safvân b. Süleym, Peygamber'e ref ederek · Sahîh-i Buhârî 6006
38
Dul ve yoksul için çalışan, cihat eden, gevşemeden ibadet eden ve ara vermeden oruç tutan gibidir.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6007
39
Yumuşak huylu ve merhametli Peygamber: "Ailelerinize dönün, onlara öğretin ve onlara emredin" buyurdu.
Ebû Süleymân Mâlik b. Huveyris · Sahîh-i Buhârî 6008
40
Susuz köpeği mestiyle sulayan adamı Allah bağışladı; her yaş ciğer sahibine (yapılan iyilikte) sevap vardır.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6009
41
"Bana ve Muhammed'e merhamet et, başka kimseye etme" diyen bedeviye: "Geniş olanı daralttın."
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6010
42
Müminler birbirlerine merhamet, sevgi ve şefkatte bir beden gibidir; bir organ rahatsızlanınca bütün beden ona katılır.
Nu'mân b. Beşîr · Sahîh-i Buhârî 6011
43
Müslümanın diktiği fidandan bir insan ya da bir hayvan yerse, bu mutlaka onun için bir sadaka olur.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6012
44
Merhamet etmeyene merhamet edilmez.
Cerîr b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6013
45
Cebrâil bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki onu mirasçı kılacak sandım.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6014
46
İbn Ömer'den: Cebrâil bana komşuyu tavsiye edip durdu; öyle ki onu mirasçı kılacağını sandım.
İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 6015
47
Vallahi iman etmiş olmaz: Komşusu, kötülüklerinden emin olmayan kimse.
Ebû Şüreyh · Sahîh-i Buhârî 6016
48
Ey müslüman kadınlar! Hiçbir komşu kadın, komşusu için koyun paçası bile olsa küçümsemesin.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6017
49
Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna eziyet etmesin, misafirine ikram etsin, ya hayır söylesin ya sussun.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6018
50
Misafirin câizesi bir gün bir gecedir; misafirlik üç gündür, ötesi ona sadakadır.
Ebû Şüreyh el-Adevî · Sahîh-i Buhârî 6019
51
İki komşum var, hangisine hediye göndereyim? Kapısı sana daha yakın olana.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6020
52
Her iyilik sadakadır.
Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6021
53
Her müslümanın üzerine bir sadaka vardır; hiçbir şey yapamazsa kötülükten elini çeker, bu da onun için sadakadır.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sahîh-i Buhârî 6022
54
Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun; onu da bulamazsan güzel bir sözle.
Adî b. Hâtim · Sahîh-i Buhârî 6023
55
Yavaş ol ey Âişe! Şüphesiz Allah her işte yumuşaklığı sever.
Peygamber'in eşi Âişe · Sahîh-i Buhârî 6024
56
Mescitte idrarını yapan bedevi için: Onun idrarını kesmeyin; sonra üzerine bir kova su döküldü.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6025
57
Mümin mümin için, parçaları birbirini kenetleyen bir bina gibidir.
Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6026, 6027
58
Aracılık edin ki sevap kazanasınız; Allah da Resûlünün diliyle dilediğine hükmetsin.
Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6028
59
Sizin en hayırlılarınızdan biri ahlakı en güzel olanınızdır.
Mesrûk · Sahîh-i Buhârî 6029
60
Yavaş ol ey Âişe! Yumuşaklığa sarıl; sertlikten ve kötü sözden sakın.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6030
61
Peygamber sövücü, kötü sözlü ve lanetçi değildi.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6031
62
Kıyamet günü Allah katında insanların en kötüsü, kötülüğünden korunmak için insanların terk ettiği kimsedir.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6032
63
Peygamber insanların en güzeli, en cömerdi ve en cesuruydu.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6033
64
Peygamber'den bir şey istenip de onun "Hayır" dediği asla olmadı.
Câbir · Sahîh-i Buhârî 6034
65
Sizin en hayırlılarınız ahlakça en güzel olanlarınızdır.
Mesrûk · Sahîh-i Buhârî 6035
66
Peygamber'in giydiği bürdeyi isteyen sahâbî: Bereketini umdum; belki onunla kefenlenirim.
Sehl b. Sa'd · Sahîh-i Buhârî 6036
67
Zaman yakınlaşır, amel azalır, kalplere cimrilik atılır ve herc, yani öldürmek çoğalır.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6037
68
Peygamber'e on yıl hizmet ettim; bana bir kez bile "Öf!" demedi.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6038
69
Peygamber ailesinin hizmetinde bulunurdu; namaz vakti gelince namaza kalkardı.
Esved · Sahîh-i Buhârî 6039
70
Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrâil'e: Allah filancayı seviyor, sen de onu sev, diye seslenir.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6040
71
Bir kişiyi yalnızca Allah için sevmedikçe hiç kimse imanın tadını bulamaz.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6041
72
Niçin biriniz karısını aygır dövülür gibi dövüyor, sonra da belki ona sarılıyor?
Abdullah b. Zem'a · Sahîh-i Buhârî 6042
73
Allah kanlarınızı, mallarınızı ve ırzlarınızı bu gününüzün dokunulmazlığı gibi haram kılmıştır (Minâ hutbesi).
İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 6043
74
Abdullah b. Mes'ûd'dan: Müslümana sövmek fısktır, onunla savaşmak küfürdür.
Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6044
75
Bir kimse başkasını fısk ya da küfürle itham ederse, o öyle değilse bu itham kendisine geri döner.
Ebû Zer · Sahîh-i Buhârî 6045
76
Resûlullah kötü sözlü, lanetçi ve sövücü değildi; azarlarken: Alnı toprak olsun! derdi.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6046
77
Kim bir mümine lanet ederse bu, onu öldürmesi gibidir; mümini küfürle itham etmek de öyledir.
Ağaç altında bulunanlardan olan Sâbit b. Dahhâk · Sahîh-i Buhârî 6047
78
Bir söz biliyorum ki öfkelenen onu söylese öfkesi gider: Şeytandan Allah'a sığın.
Peygamber'in ashabından Süleymân b. Surad · Sahîh-i Buhârî 6048
79
Kadir gecesini haber vermek için çıktım; filan ile filan çekişti ve onun bilgisi kaldırıldı.
Ubâde b. Sâmit · Sahîh-i Buhârî 6049
80
Sen, kendisinde cahiliye huyu bulunan bir adamsın; onlar kardeşlerinizdir, yediğinizden yedirin.
Ma'rûr, Ebû Zer'den · Sahîh-i Buhârî 6050
81
Peygamber'in Zü'l-yedeyn diye çağırdığı adam: Ey Allah'ın Peygamberi! Unuttun mu, yoksa namaz kısaltıldı mı?
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6051
82
Bu ikisi azap görüyorlar: Biri idrarından korunmazdı, öbürü laf taşırdı.
İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 6052
83
Ensâr'ın kabilelerinin en hayırlısı Neccâroğullarıdır.
Ebû Üseyd es-Sâidî · Sahîh-i Buhârî 6053
84
Ey Âişe! İnsanların en kötüsü, kötü sözünden korunmak için insanların kendisini terk ettiği kimsedir.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6054
85
Büyük bir günahtan azap görmüyorlar, hâlbuki o büyüktür: Biri idrardan korunmazdı, öbürü laf taşırdı.
İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 6055
86
Koğucu (laf taşıyan) cennete giremez.
Hemmâm · Sahîh-i Buhârî 6056
87
Yalan sözü, onunla amel etmeyi ve cahilliği bırakmayanın yemesini içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6057
88
Kıyamet günü Allah katında insanların en kötülerinden biri olarak iki yüzlüyü bulursun.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6058
89
Allah Mûsâ'ya rahmet etsin! O, bundan daha fazlasıyla eziyet gördü de sabretti.
İbn Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 6059
90
Birini aşırı övene: Adamın belini kestiniz!
Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6060
91
Bir adamı öven kişiye: "Yazık sana! Arkadaşının boynunu kestin" buyurdu ve bunu defalarca tekrarladı.
Ebû Bekre · Sahîh-i Buhârî 6061
92
Ebû Bekir: "İzarım bir tarafından kayıyor" deyince Resûlullah: "Sen onlardan değilsin" buyurdu.
Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6062
93
Lebîd b. A'sam'ın büyüsü çıkarılınca: "Allah bana şifa verdi; insanlara bir kötülük kışkırtmaktan hoşlanmam" buyurdu.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6063
94
Zandan sakının; kusur araştırmayın, gözetlemeyin, kıskanmayın, sırt çevirmeyin, buğzetmeyin; kardeş olun.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6064
95
Bir müslümanın, kardeşine üç günden fazla küsmesi helal değildir.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6065
96
Zandan sakının; necş yapmayın, birbirinizi kıskanmayın, buğzetmeyin, sırt çevirmeyin; ey Allah'ın kulları, kardeş olun.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6066
97
Falan ve falanın dinimizden bir şey bildiklerini sanmıyorum.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6067
98
Ey Âişe! Falan ve falanın, üzerinde bulunduğumuz dinimizi bildiklerini sanmıyorum.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6068
99
Ümmetimin hepsi afiyettedir; ancak günahlarını açığa vuranlar müstesna.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6069
100
Ben dünyada onları senin üzerine örttüm; bugün de onları sana bağışlıyorum.
Safvân b. Muhriz · Sahîh-i Buhârî 6070
101
Cennet ehli zayıf görülen herkes, cehennem ehli ise kaba, cimri ve kibirli herkestir.
Hârise b. Vehb el-Huzâî · Sahîh-i Buhârî 6071
102
Medine halkının cariyelerinden biri Resûlullah'ın elinden tutar ve onu dilediği yere götürürdü.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6072
103
Âişe, İbn Zübeyr ile konuşmamaya adak adadı; sonra onunla barışıp adağı için kırk köle azat etti.
Avf b. Mâlik b. Tufeyl -ki Hâris'in oğludur ve Peygamber'in eşi Âişe'nin anne bir kardeşinin oğludur- · Sahîh-i Buhârî 6073-6075
104
Buğzetmeyin, kıskanmayın, sırt çevirmeyin; müslümanın kardeşine üç geceden fazla küsmesi helal değildir.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6076
105
Karşılaşırlar, bu yüz çevirir, o da yüz çevirir; onların hayırlısı selamla başlayandır.
Ebû Eyyûb el-Ensârî · Sahîh-i Buhârî 6077
106
Âişe: "(Kızgınken) ben yalnızca senin ismini terk ederim" dedi.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6078
107
Resûlullah öğle sıcağında Ebû Bekir'in evine gelip: "Bana çıkmak için izin verildi" buyurdu.
Peygamber'in eşi Âişe · Sahîh-i Buhârî 6079
108
Resûlullah ziyaret ettiği bir Ensârî ailede yemek yedi, su serpilmiş bir yaygıda namaz kılıp onlara dua etti.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6080
109
Ömer'e istebrak hulle gönderen Peygamber: "Onu sana ancak onunla bir mal elde edesin diye gönderdim" buyurdu.
Yahyâ b. Ebû İshâk · Sahîh-i Buhârî 6081
110
Peygamber, Abdurrahman ile Sa'd b. Rebî' arasında kardeşlik kurdu ve: "Bir koyunla da olsa velime ver" buyurdu.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6082
111
Enes'e "İslâm'da hilf yoktur" sözü soruldu; o: "Peygamber benim evimde Kureyş ile Ensâr arasında antlaşma yaptı" dedi.
Âsım · Sahîh-i Buhârî 6083
112
Hâlid'in itirazına karşın Resûlullah, Rifâa'nın karısının açık sözlerine tebessümden fazlasını yapmadı.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6084
113
Peygamber'in yanındaki kadınlar, Ömer'in sesini işitince perdeye koşuştular.
Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sahîh-i Buhârî 6085
114
Yaralar çoğalınca "İnşallah yarın dönüyoruz" buyurdu; ashap susunca Resûlullah güldü.
Abdullah b. Amr · Sahîh-i Buhârî 6086
115
Ramazan'da eşiyle ilişkiye giren fakir adama Peygamber azı dişleri görününceye kadar güldü: "Öyleyse siz alın."
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6087
116
Ridasını şiddetle çeken bedeviye Peygamber dönüp güldü, sonra ona bir bağış verilmesini emretti.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6088
117
Müslüman olduğumdan beri Peygamber beni hiç geri çevirmedi ve beni ne zaman görse yüzüme tebessüm etti.
Cerîr · Sahîh-i Buhârî 6089, 6090
118
"Kadın da ihtilam olur mu?" diye gülen Ümmü Seleme'ye: "Öyleyse çocuğun benzemesi neden?" buyurdu.
Ümmü Seleme · Sahîh-i Buhârî 6091
119
Peygamber'i küçük dili görünecek şekilde gülerken hiç görmedim; o sadece tebessüm ederdi.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6092
120
"Boğulduk" denilince Peygamber güldü, sonra: "Allah'ım! Etrafımıza, üzerimize değil" buyurdu.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6093
121
Doğruluk iyiliğe, iyilik cennete götürür; yalan kötülüğe, kötülük cehenneme götürür.
Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6094
122
Münafığın alameti üç: Konuşunca yalan söyler, söz verince döner, kendisine güvenilince hıyanet eder.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6095
123
Ağzının kenarı yarılan kişi, söylediği yalan ufuklara ulaşan çok yalancıdır; kıyamete kadar ona böyle yapılır.
Semure b. Cündeb · Sahîh-i Buhârî 6096
124
Gidiş, tavır ve hâl bakımından Resûlullah'a insanların en çok benzeyeni İbn Ümmü Abd'dir.
Huzeyfe · Sahîh-i Buhârî 6097
125
Sözün en güzeli Allah'ın Kitabı, yolun en güzeli de Muhammed'in yoludur.
Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6098
126
Hiç kimse işittiği eziyete karşı Allah'tan daha sabırlı değildir; O'na çocuk isnat ederler, O ise onlara afiyet verir.
Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6099
127
Paylaştırmasına dil uzatıldığını duyunca: "Mûsâ bundan daha fazlasıyla eziyet gördü de sabretti" buyurdu.
Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6100
128
Benim yaptığım bir şeyden uzak duranlara ne oluyor? Vallahi ben Allah'ı en iyi bilen ve O'ndan en çok korkanım.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6101
129
Peygamber bakire kızdan daha hayâlıydı; hoşlanmadığı bir şey görünce bunu yüzünden anlardık.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 6102
130
Bir adam kardeşine "Ey kâfir!" derse, bu söz ikisinden birine döner.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6103
131
Hangi adam kardeşine "Ey kâfir!" derse, ikisinden biri bu sözü yüklenmiş olur.
Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6104
132
Mümine lanet etmek onu öldürmek gibidir; mümini küfürle itham etmek de onu öldürmek gibidir.
Sâbit b. Dahhâk · Sahîh-i Buhârî 6105
133
Muâz'ın münafık dediği adam şikâyet edince Peygamber: "Ey Muâz! Sen fitneci misin?" buyurdu.
Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6106
134
Arkadaşına "Gel seninle kumar oynayayım" diyen kimse sadaka versin.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6107
135
Allah sizi babalarınız adına yemin etmekten nehyediyor; kim yemin edecekse Allah adına yemin etsin, yoksa sussun.
Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6108
136
Kıyamet günü azabı en şiddetli olan insanlardan biri, bu suretleri yapanlardır.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6109
137
Resûlullah öfkeyle: "Ey insanlar! Sizin içinizde nefret ettirenler var; namaz kıldıran kısa tutsun" buyurdu.
Ebû Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 6110
138
Peygamber mescidin kıblesinde gördüğü balgamı eliyle kazıdı ve öfkelendi: "Allah onun yüzünün karşısındadır" buyurdu.
Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6111
139
Kaybolmuş deve sorulunca Peygamber öfkelendi: "Senin onunla ne işin var? Ayakkabısı da su kabı da yanındadır."
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî · Sahîh-i Buhârî 6112
140
Kişinin en hayırlı namazı, farz namaz dışında, evinde kıldığı namazdır.
Zeyd b. Sâbit · Sahîh-i Buhârî 6113
141
Güçlü kimse rakiplerini yere seren değildir; güçlü kimse ancak öfke anında kendine hâkim olandır.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6114
142
Öfkelenen biri ‘Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım’ dese, içinde bulunduğu hâl ondan gider.
Süleymân b. Surad · Sahîh-i Buhârî 6115
143
Bir adam "Bana öğüt ver" dedi; Peygamber: "Öfkelenme" buyurdu ve adam tekrarladıkça yine "Öfkelenme" dedi.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6116
144
Haya ancak hayır getirir.
İmrân b. Husayn · Sahîh-i Buhârî 6117
145
Haya yüzünden kınanan adam için Peygamber: "Bırak onu; çünkü haya imandandır" buyurdu.
Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6118
146
Peygamber, perdesi içindeki bâkire kızdan daha hayalı idi.
Ebû Saîd · Sahîh-i Buhârî 6119
147
İnsanların ilk peygamberlik sözünden ulaştıkları şeylerden biri: Utanmazsan dilediğini yap.
Ebû Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 6120
148
Allah haktan utanmaz; ihtilam olan kadına gusül gerekir mi? Peygamber: "Evet, suyu görürse" buyurdu.
Ümmü Seleme · Sahîh-i Buhârî 6121
149
Müminin misali, yaprağı düşmeyen ve dökülmeyen yeşil bir ağaç gibidir; o hurma ağacıdır.
İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 6122
150
Kendini Peygamber'e arz eden kadın için Enes, kızına: "O senden daha hayırlıdır" dedi.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6123
151
Ebû Mûsâ ile Muâz'a: "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin; uyumlu olun" buyurdu.
Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6124
152
Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; sükûnet verin, nefret ettirmeyin.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6125
153
Resûlullah iki iş arasında serbest bırakılınca günah olmadıkça kolayını seçer, kendisi için asla intikam almazdı.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6126
154
Ebû Berze, kaçan atını yakalamak için namazını bıraktı; Peygamber'in kolaylaştırmasını gördüğünü anlattı.
Ezrak b. Kays · Sahîh-i Buhârî 6127
155
Mescitte bevleden bedevî için: "Onu bırakın; siz ancak kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz" buyurdu.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6128
156
Peygamber bizimle o kadar iç içeydi ki küçük kardeşime: "Ey Ebû Umeyr! Nugayr ne yaptı?" derdi.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6129
157
Peygamber'in yanında oyuncak bebeklerle oynardım; arkadaşlarım ondan saklanınca onları bana gönderirdi.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6130
158
Allah katında mevki bakımından insanların en kötüsü, kötü sözünden korunmak için insanların bıraktığı kimsedir.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6131
159
Peygamber, ahlakında sertlik bulunan Mahreme'ye: "Bunu senin için sakladım" buyurdu.
Abdullah b. Ebû Müleyke · Sahîh-i Buhârî 6132
160
Mümin bir delikten iki defa sokulmaz.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6133
161
Bedeninin, gözünün, misafirinin ve eşinin senin üzerinde hakkı var; geceyi namazla, gündüzü oruçla geçirme.
Abdullah b. Amr · Sahîh-i Buhârî 6134
162
Misafirin câizesi bir gün bir gecedir, misafirlik üç gündür; bundan sonrası sadakadır.
Ebû Şüreyh el-Ka'bî · Sahîh-i Buhârî 6135
163
Allah'a ve ahiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin, misafirine ikram etsin, ya hayır söylesin ya da sussun.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6136
164
Konuk olduğunuz kavim sizi ağırlamazsa, onlardan kendilerine düşen misafir hakkını alın.
Ukbe b. Âmir · Sahîh-i Buhârî 6137
165
Allah'a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin, sıla-i rahimde bulunsun, ya hayır söylesin ya da sussun.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6138
166
Selmân: "Rabbinin, nefsinin ve aile halkının senin üzerinde hakkı var" dedi; Peygamber: "Selmân doğru söylemiş" buyurdu.
Ebû Cuhayfe · Sahîh-i Buhârî 6139
167
Ebû Bekir, misafirler yemeyince yemin etti; sonra "Bismillah, ilki şeytandandı" diyerek yedi, onlar da yediler.
Abdurrahman b. Ebû Bekir · Sahîh-i Buhârî 6140
168
Ebû Bekir'in misafir yemeğinden bir lokma kaldırdıkça altından ondan daha fazlası artıyordu.
Abdurrahman b. Ebû Bekir · Sahîh-i Buhârî 6141
169
Maktulün davasında en küçükleri söze başlayınca Peygamber: "Büyüğe büyüklüğünü ver!" buyurdu.
Râfi' b. Hadîc ve Sehl b. Ebû Hasme · Sahîh-i Buhârî 6142, 6143
170
Ebû Bekir ve Ömer susunca hurma ağacı olduğunu söylemekten çekindim; babam: "Söyleseydin daha sevimli olurdu" dedi.
İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 6144
171
Şüphesiz şiirin bir kısmı hikmettir.
Übey b. Ka'b · Sahîh-i Buhârî 6145
172
Taşa takılıp parmağı kanayınca: "Sen ancak kanayan bir parmaksın; başına gelen de Allah yolundadır" dedi.
Cündeb · Sahîh-i Buhârî 6146
173
Şairin söylediği en doğru söz Lebîd'in sözüdür; Ümeyye b. Ebü's-Salt da az kalsın müslüman olacaktı.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6147
174
Âmir'in amelinin boşa gittiğini söyleyen yalan söylemiştir; onun için iki ecir vardır.
Seleme b. Ekva' · Sahîh-i Buhârî 6148
175
Yazık sana ey Enceşe! Şişeleri yavaş sür.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6149
176
Hassân, müşrikleri hicvetmek için izin istedi: "Hamurdan kıl çekilir gibi seni onlardan çekip çıkaracağım."
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6150
177
Sizin bir kardeşiniz var ki çirkin söz söylemez; İbn Revâha: "İçimizde Kitabını okuyan Allah'ın Resûlü var" dedi.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6151
178
Hassân, Ebû Hüreyre'yi şahit tuttu: "Ey Hassân! Resûlullah adına cevap ver; Allah'ım, onu Rûhu'l-Kudüs ile destekle."
Ebû Seleme b. Abdurrahman b. Avf · Sahîh-i Buhârî 6152
179
Peygamber Hassân'a: "Onları hicvet -ya da onlara hicivle karşılık ver-; Cebrâil seninledir" buyurdu.
Berâ · Sahîh-i Buhârî 6153
180
Sizden birinin içinin irinle dolması, şiirle dolmasından onun için daha hayırlıdır.
İbn Ömer · Sahîh-i Buhârî 6154
181
Bir adamın içinin onu çürütecek irinle dolması, şiirle dolmasından daha hayırlıdır.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6155
182
Ona izin ver, çünkü o senin (süt) amcandır; elin toprak olsun!
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6156
183
Hayız gören Safiyye'ye: "Akrâ halkâ! Sen bizi alıkoyacaksın."
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6157
184
Hoş geldin Ümmü Hânî! Senin himaye ettiğini biz de himaye ettik.
Ümmü Hânî bint Ebû Tâlib · Sahîh-i Buhârî 6158
185
Enes: Kurbanlık deve süren adama Peygamber: "Ona bin, yazık sana!" buyurdu.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6159
186
Ebû Hüreyre: Kurbanlık deveyi süren adama ikinci ya da üçüncü defada: "Ona bin, yazık sana!"
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6160
187
Vah sana ey Enceşe! Şişelere karşı yavaş ol!
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6161
188
Övülen kardeşi için: "Yazık sana! Kardeşinin boynunu kestin."
Ebû Bekre · Sahîh-i Buhârî 6162
189
Zü'l-Huvaysıra'ya: "Yazık sana! Ben adaletli olmazsam kim adaletli olur?" buyurdu.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 6163
190
Ramazan'da hanımıyla birleştiği için "Helak oldum" diyen adama: "Vah sana!"
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6164
191
Hicreti soran bedeviye: "Vah sana! Hicretin işi çetindir; develerin var mı?"
Ebû Saîd el-Hudrî · Sahîh-i Buhârî 6165
192
Yazık size ya da vah size! Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kâfirlere dönüşmeyin.
Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6166
193
Kıyameti soran bedeviye: "Yazık sana! Onun için ne hazırladın?" Sen sevdiğinle berabersin.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6167
194
Kişi sevdiğiyle beraberdir.
Abdullah b. Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 6168
195
Bir topluluğu sevip onlara yetişemeyen adam hakkında: "Kişi sevdiğiyle beraberdir."
Abdullah b. Mes'ûd · Sahîh-i Buhârî 6169
196
Ebû Mûsâ: Henüz yetişemediği bir topluluğu seven kimse de sevdiğiyle beraberdir.
Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6170
197
Çok namaz, oruç ve sadaka hazırlamadım ama Allah'ı ve Resûlünü seviyorum. "Sen sevdiğinle berabersin."
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6171
198
İbn Sâid'e: "Senin için bir şey sakladım; nedir?" "Duh." "Defol!"
Abdullah b. Abbâs · Sahîh-i Buhârî 6172
199
İbn Sayyâd'a: "Defol! Sen haddini asla aşamazsın"; Deccâl tek gözlüdür, Allah ise tek gözlü değildir.
Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6173-6175
200
Abdülkays heyetine: "Rezil olmadan ve pişman olmadan gelen heyete merhaba!"
Abdullah b. Abbâs · Sahîh-i Buhârî 6176
201
Ahdini bozan kimse için kıyamet günü bir sancak kaldırılır: "Bu, filan oğlu filanın vefasızlığıdır."
Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6177
202
Ahdini bozan kimse için kıyamet günü bir sancak dikilir ve "Bu, filan oğlu filanın vefasızlığıdır" denilir.
Abdullah b. Ömer · Sahîh-i Buhârî 6178
203
Sizden biri "Nefsim pisleşti" demesin; fakat "Nefsim bulandı" desin.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6179
204
Sehl b. Huneyf: Sizden biri "Habusat nefsî" demesin; fakat "Lakisat nefsî" desin.
Sehl b. Huneyf · Sahîh-i Buhârî 6180
205
Âdemoğulları dehre söver; hâlbuki dehr benim, gece ve gündüz benim elimdedir.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6181
206
Üzüme kerm adını vermeyin ve "Dehrin hüsranı" demeyin; çünkü dehr Allah'tır.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6182
207
Kerm diyorlar; kerm ancak mü'minin kalbidir.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6183
208
Sa'd'a: "At, babam ve annem sana feda olsun!"
Ali · Sahîh-i Buhârî 6184
209
Ebû Talha: "Ey Allah'ın Nebîsi! Allah beni sana feda etsin, sana bir şey oldu mu?"
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6185
210
Oğluna Kâsım adını veren adama: "Oğluna Abdurrahmân adını ver."
Câbir · Sahîh-i Buhârî 6186
211
Oğluna Kâsım adı verilince: "Benim ismimle isimlenin, künyemle künyelenmeyin."
Câbir · Sahîh-i Buhârî 6187
212
Ebû Hüreyre: Ebü'l-Kâsım "Benim ismimle isimlenin, künyemle künyelenmeyin" buyurdu.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6188
213
"Ebü'l-Kâsım künyesiyle gözünü aydın etmeyiz" denilen adama: "Oğluna Abdurrahmân adını ver."
Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6189
214
Adı Hazn olana: "Sen Sehl'sin"; o: "Babamın bana verdiği adı değiştirmem" dedi.
Müseyyeb b. Hazn · Sahîh-i Buhârî 6190
215
Ebû Üseyd'in oğlu için: "Hayır, onun adını Münzir koy."
Sehl · Sahîh-i Buhârî 6191
216
Adı Berre olan kadın için "Kendini temize çıkarıyor" denilince Resûlullah ona Zeyneb adını verdi.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6192
217
Hazn'a: "Hayır, sen Sehl'sin"; İbnü'l-Müseyyeb: Bundan sonra bizde sertlik hiç eksik olmadı.
Abdülhamîd b. Cübeyr b. Şeybe · Sahîh-i Buhârî 6193
218
Muhammed'den sonra bir peygamber olması takdir edilseydi oğlu İbrâhîm yaşardı; fakat ondan sonra peygamber yoktur.
İsmâil · Sahîh-i Buhârî 6194
219
İbrâhîm için: "Onun için cennette bir süt anne vardır."
Berâ · Sahîh-i Buhârî 6195
220
Benim ismimle isimlenin, künyemle künyelenmeyin; çünkü ben ancak aranızda taksim eden bir Kâsım'ım.
Câbir b. Abdullah el-Ensârî · Sahîh-i Buhârî 6196
221
Benim ismimle isimlenin, künyemle künyelenmeyin; beni rüyada gören gerçekten beni görmüştür.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6197
222
Peygamber, Ebû Mûsâ'nın oğluna İbrâhîm adını verdi, onu hurmayla tahnîk edip bereketle dua etti.
Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6198
223
İbrâhîm'in öldüğü gün güneş tutuldu.
Mugîre b. Şu'be · Sahîh-i Buhârî 6199
224
Rükûdan kalkınca: "Allah'ım! Velîd b. Velîd'i, Seleme b. Hişâm'ı ve Ayyâş b. Ebû Rebîa'yı kurtar."
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6200
225
Âişe, Cebrâil'in selamına: "Ve aleyhisselâm ve rahmetullah" dedi; Peygamber bizim görmediğimizi görürdü.
Peygamber'in eşi Âişe · Sahîh-i Buhârî 6201
226
Ümmü Süleym'in de bulunduğu kafilede Peygamber: "Ey Enceş, yavaş ol! Camları sürüyorsun" buyurdu.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6202
227
Peygamber, Enes'in küçük kardeşine şakayla: "Ey Ebû Umeyr! Nuğayr ne yaptı?" derdi.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6203
228
Ali'nin en sevdiği isim Ebû Türâb idi; Peygamber sırtındaki toprağı silerek: "Otur ey Ebû Türâb!" dedi.
Sehl b. Sa'd · Sahîh-i Buhârî 6204
229
Kıyamet günü Allah katında isimlerin en çirkini, melikü'l-emlâk (melikler meliki) diye adlandırılan adamdır.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6205
230
Allah katında en alçak isim, kendisine melikler meliki adını veren adamın ismidir.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6206
231
Sa'd b. Ubâde: "Ey Allah'ın Resûlü, onu affet ve hoş gör" dedi; Resûlullah da İbn Übey'i affetti.
Üsâme b. Zeyd · Sahîh-i Buhârî 6207
232
Ebû Tâlib ateşin sığ bir yerindedir; ben olmasaydım cehennemin en alt tabakasında olurdu.
Abbâs b. Abdülmuttalib · Sahîh-i Buhârî 6208
233
Ey Enceşe, yazık sana! Camlara karşı yumuşak ol.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6209
234
Bir yolculukta hudâ okuyan Enceşe'ye Peygamber: "Yavaş ol ey Enceşe, camları sürüyorsun!" buyurdu.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6210
235
Sesi güzel deve sürücüsüne: "Yavaş ol ey Enceşe, camları kırma!"
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6211
236
Medine'deki telaşta Ebû Talha'nın atına binen Peygamber: "Bu atı gerçekten bir deniz bulduk" buyurdu.
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6212
237
Kâhinler bir şey değildir; cinin kaptığı hak kelimeye yüzden fazla yalan karıştırırlar.
Âişe · Sahîh-i Buhârî 6213
238
Vahiy kesildikten sonra yürürken gökten bir ses işittim; Hirâ'da bana gelen melek bir kürsüde oturuyordu.
Câbir b. Abdullah · Sahîh-i Buhârî 6214
239
Peygamber gecenin son üçte birinde oturup göğe baktı ve "Göklerin ve yerin yaratılışında..." âyetini okudu.
İbn Abbâs · Sahîh-i Buhârî 6215
240
Elindeki çubukla suya ve çamura vuran Peygamber, kapıyı çalan Ebû Bekir, Ömer ve Osman'ı cennetle müjdeletti.
Ebû Mûsâ · Sahîh-i Buhârî 6216
241
Cenazede yeri çubukla eşeleyen Peygamber: "Amel edin; herkese kolaylaştırılmıştır" buyurdu.
Ali · Sahîh-i Buhârî 6217
242
Hücrelerin sahiplerini namaz kılsınlar diye kim uyandırır? Dünyada giyinik nice kadın âhirette çıplaktır.
Ümmü Seleme · Sahîh-i Buhârî 6218
243
Yavaş olun, bu Safiyye bint Huyey'dir; şeytan Âdemoğlunda kanın ulaştığı yere kadar dolaşır.
Peygamber'in hanımı Safiyye bint Huyey · Sahîh-i Buhârî 6219
244
Hazf ne av öldürür ne de düşmanı yaralar; fakat gözü çıkarır, dişi kırar.
Abdullah b. Muğaffel el-Müzenî · Sahîh-i Buhârî 6220
245
Yanında aksıran iki adamdan birine teşmît etti: "Bu Allah'a hamdetti, şu ise Allah'a hamdetmedi."
Enes b. Mâlik · Sahîh-i Buhârî 6221
246
Peygamber bize yedi şeyi emretti; bunlardan biri de aksırana teşmît etmekti.
Berâ · Sahîh-i Buhârî 6222
247
Allah aksırığı sever, esnemeyi sevmez; esneyen "hâ" dediğinde şeytan ona güler.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6223
248
Aksıran Elhamdülillah, kardeşi Yerhamükallah desin; o da Yehdîkümullah ve yuslihu bâleküm desin.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6224
249
"Bana teşmît etmedin" diyen adama: "Bu Allah'a hamdetti, sen ise Allah'a hamdetmedin" buyurdu.
Enes · Sahîh-i Buhârî 6225
250
Biriniz esnediğinde gücü yettiği kadar onu geri çevirsin; çünkü esneyene şeytan güler.
Ebû Hüreyre · Sahîh-i Buhârî 6226
251
Üneysçik! Sana emrettiğim yere git; ona yıllarca hizmet ettim, yaptığım bir şey için bana niçin yaptın demedi.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4773
252
Peygamber'e on yıl hizmet ettim; bana asla "Öf!" demedi.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4774
253
Bedevî Peygamber'i ridâsından çekip boynunu kızarttı; o ise iki devesine arpa ve hurma yükletti.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4775
254
Güzel gidişat, güzel duruş ve ölçülülük, peygamberliğin yirmi beş cüzünden bir cüzdür.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 4776
255
Kim gücü yettiği hâlde öfkesini yutarsa, Allah kıyamet günü onu bütün yaratılmışların önünde çağırır.
Muâz b. Enes el-Cühenî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4777
256
Kim gücü yettiği hâlde tevazu için güzel elbiseyi bırakırsa, Allah ona keramet elbisesini giydirir.
Peygamber'in ashabının oğullarından bir adam, babasından · Sünen-i Ebû Dâvûd 4778
257
Pehlivan, öfke anında kendine hâkim olandır.
Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4779
258
Muâz: Bir söz biliyorum ki öfkeli onu söylese öfkesi gider: Allah'ım! Kovulmuş şeytandan sana sığınırım.
Muâz b. Cebel · Sünen-i Ebû Dâvûd 4780
259
Süleymân b. Surad: Öfkeli adam Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm dese öfkesi gider.
Süleymân b. Surad · Sünen-i Ebû Dâvûd 4781
260
Biriniz ayaktayken öfkelenirse otursun; öfkesi gitmezse uzansın.
Ebû Zer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4782
261
Bekr'in mürseli: Ayaktayken öfkelenen otursun, öfkesi gitmezse uzansın.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4783
262
Öfke şeytandandır; ateş ancak su ile söndürülür; biriniz öfkelendiğinde abdest alsın.
Atiyye es-Sa'dî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4784
263
Resûlullah iki iş arasında serbest bırakıldığında, günah olmadıkça ikisinin kolay olanını seçerdi.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4785
264
Resûlullah asla ne bir hizmetçiyi ne de bir kadını dövdü.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4786
265
Peygamber'e, insanların ahlâkından kolay geleni alması emredildi.
Abdullah b. ez-Zübeyr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4787
266
Bazı kimselere ne oluyor ki şöyle şöyle diyorlar?
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4788
267
Resûlullah bir adamın yüzüne, hoşlanmadığı bir şeyi pek nadir söylerdi.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4789
268
Mümin saf ve cömerttir; fâcir ise hilekâr ve alçaktır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4790
269
Allah katında insanların en kötüsü, kötü sözünden sakınmak için insanların kendisini terk ettiği kimsedir.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4791
270
Ey Âişe! Allah, kötü sözlü ve kötü sözü kendine huy edineni sevmez.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4792
271
Ey Âişe! İnsanların en kötülerinden biri de dillerinden korunmak için kendilerine ikram edilenlerdir.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4793
272
Peygamber, elini tutan adam elini kendisi bırakmadıkça onun elini bırakmazdı.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4794
273
Onu bırak; çünkü haya imandandır.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4795
274
İmrân b. Husayn: Haya tamamen hayırdır; Büşeyr kitaplardan söz edince öfkelendi.
Ebû Katâde şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4796
275
İnsanların ilk peygamberlik sözünden ulaştıkları: Utanmazsan dilediğini yap!
Ebû Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4797
276
Mümin, güzel ahlâkı sayesinde oruç tutan ve gece namaz kılan kimsenin derecesine ulaşır.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4798
277
Mizanda güzel ahlâktan daha ağır gelen hiçbir şey yoktur.
Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4799
278
Haklı olsa bile münakaşayı terk edene cennetin kenarında bir evi ben garanti ederim.
Ebû Ümâme · Sünen-i Ebû Dâvûd 4800
279
Cevvâz da ca'zarî de cennete girmez.
Hârise b. Vehb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4801
280
Dünyadan bir şeyi yükseltip de onu alçaltmaması, Allah üzerine bir haktır.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4802
281
Humeyd tariki: Dünyadan bir şeyin yükselip de onu alçaltmaması, Allah üzerine bir haktır.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4803
282
Övgücülerle karşılaştığınızda yüzlerine toprak serpin.
Hemmâm şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4804
283
Arkadaşının boynunu kestin; mutlaka övecekse: Onu böyle zannediyorum; Allah'a karşı onu temize çıkarmam, desin.
Ebû Bekre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4805
284
Efendi, tebâreke ve teâlâ olan Allah'tır; şeytan sizi sakın aşırılığa sürüklemesin.
Abdullah b. eş-Şıhhîr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4806
285
Allah refîktir, yumuşaklığı sever ve yumuşaklığa, sertliğe vermediğini verir.
Abdullah b. Muğaffel · Sünen-i Ebû Dâvûd 4807
286
Ey Âişe! Yumuşak davran; yumuşaklık bir şeyde bulunursa onu güzelleştirir, çekilip alınırsa onu çirkinleştirir.
Şureyh b. Hânî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4808
287
Yumuşaklıktan mahrum kalan, hayrın tamamından mahrum kalır.
Cerîr b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4809
288
Teenni, ahiret ameli dışında her şeyde iyidir.
Sa'd b. Ebû Vakkās · Sünen-i Ebû Dâvûd 4810
289
İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a şükretmez.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4811
290
Ensâr için Allah'a dua ettiğiniz ve onları övdüğünüz sürece ecir sizin de olur.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4812
291
Kendisine bağış verilen, imkân bulursa karşılığını versin; bulamazsa onu övsün.
Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4813
292
Kime bir iyilik yapılır da onu anarsa teşekkür etmiş, gizlerse nankörlük etmiş olur.
Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4814
293
Yollarda oturmaktan sakının; mutlaka oturacaksanız yolun hakkını verin.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4815
294
Ebû Hüreyre: Yolun hakkı arasında yol göstermek de vardır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4816
295
Ömer: Yolun hakkı, sıkıntıya düşenin imdadına yetişmeniz ve yolunu kaybedene yol göstermenizdir.
Ömer b. el-Hattâb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4817
296
Ey falancanın annesi! Sokakların hangi kenarında istersen otur da yanına oturayım.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4818
297
Sâbit tariki: Aklında zaaf bulunan kadının ihtiyacı için Peygamber sokak kenarında oturdu.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4819
298
Meclislerin en hayırlısı en geniş olanıdır.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4820
299
Biriniz bir kısmı güneşte, bir kısmı gölgede kalırsa kalksın.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4821
300
Hutbe sırasında güneşte duran adam, Peygamber'in emriyle gölgeye geçirildi.
Kays b. Ebû Hâzim, babası hakkında şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4822
301
Ne oluyor da sizi dağınık gruplar hâlinde görüyorum?
Câbir b. Semüre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4823
302
A'meş tariki: Sanki Peygamber toplu olmayı seviyordu.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4824
303
Peygamber'e geldiğimizde, her birimiz meclisin bittiği yere otururdu.
Câbir b. Semüre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4825
304
Resûlullah halkanın ortasına oturana lânet etti.
Huzeyfe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4826
305
Ebû Bekre, kendisi için kalkılan yere oturmadı; Peygamber bunu yasakladı.
Saîd b. Ebü'l-Hasen şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4827
306
Kendisi için yerinden kalkılan adam oraya oturmaya gidince Resûlullah onu men etti.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4828
307
Kur'ân okuyan mü'minin misali, kokusu güzel, tadı güzel olan turunç gibidir.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4829
308
Ebû Mûsâ tariki: Kur'ân okuyan mü'min turunç gibidir; Enes: İyi arkadaşın misalini konuşurduk.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4830
309
Şübeyl b. Azre tariki: İyi arkadaşın misali misk sahibi gibidir.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4831
310
Mü'minden başkasıyla arkadaşlık etme; yemeğini de takvâ sahibinden başkası yemesin.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4832
311
Kişi dostunun dini üzeredir; öyleyse her biriniz kiminle dostluk ettiğine baksın.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4833
312
Ruhlar toplanmış askerlerdir; tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar ayrılır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4834
313
Resûlullah birini bir işe gönderdiğinde: Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın, zorlaştırmayın.
Ebû Mûsâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4835
314
Sen benim ortağımdın, ne güzel ortaktın; ne çekişirdin ne de tartışırdın.
es-Sâib · Sünen-i Ebû Dâvûd 4836
315
Resûlullah oturup konuştuğunda sık sık gözünü semaya kaldırırdı.
Abdullah b. Selâm · Sünen-i Ebû Dâvûd 4837
316
Resûlullah'ın konuşmasında tertîl veya tersîl (tane tane söyleyiş) vardı.
Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4838
317
Resûlullah'ın sözü, onu işiten herkesin anladığı açık seçik bir sözdü.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4839
318
Elhamdülillah ile başlanmayan her söz kesiktir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4840
319
İçinde teşehhüd bulunmayan her hutbe, kesik el gibidir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4841
320
İnsanlara, konumlarına göre muamele edin.
Meymûn b. Ebû Şebîb şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4842
321
Ak saçlı Müslümana, Kur'ân hâfızına ve âdil sultana ikram etmek Allah'ı yüceltmektendir.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4843
322
İki adamın arasına, onların izni olmadan oturulmaz.
Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Sünen-i Ebû Dâvûd 4844
323
Bir adamın, iki kişinin arasını onların izni olmadan ayırması helâl olmaz.
Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4845
324
Resûlullah oturduğunda dizlerini dikip elleriyle kucaklayarak (ihtibâ) otururdu.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4846
325
Resûlullah'ı oturuşunda öyle huşû içinde görünce korkudan titredim.
Kayle bint Mahreme · Sünen-i Ebû Dâvûd 4847
326
Gazaba uğramışların oturuşu gibi mi oturuyorsun?
Şerîd b. Süveyd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4848
327
Resûlullah yatsı namazından önce uyumayı ve ondan sonra konuşmayı yasaklardı.
Ebû Berze · Sünen-i Ebû Dâvûd 4849
328
Peygamber sabah namazını kıldığında güneş iyice doğuncaya kadar yerinde bağdaş kurup otururdu.
Câbir b. Semüre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4850
329
İki kişi, üçüncüyü bırakıp kendi aralarında gizli konuşmasın; çünkü bu onu üzer.
Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4851
330
İbn Ömer tariki: Dört kişi olursa (ikisinin gizli konuşması) sana zarar vermez.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4852
331
Kişi bir meclisten kalkıp sonra oraya dönerse, o yere en çok o hak sahibidir.
Süheyl b. Ebû Sâlih şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4853
332
Resûlullah kalkıp geri dönmek isterse ayakkabılarını çıkarırdı; ashabı bunu anlar, yerlerinde kalırlardı.
Ka'b el-İyâdî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4854
333
Allah'ı anmadıkları bir meclisten kalkan topluluk, bir eşek leşinin başından kalkmış gibidir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4855
334
Kim içinde Allah'ı anmadığı bir yerde oturursa, bu onun için Allah katından bir noksanlık olur.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4856
335
Abdullah b. Amr: Meclisten kalkarken üç kez "Sübhâneke'llâhümme ve bi-hamdik..." diyenin hataları silinir.
Abdullah b. Amr b. el-Âs · Sünen-i Ebû Dâvûd 4857
336
Makburî tarikiyle Ebû Hüreyre: Meclisten kalkarken "Sübhânekellâhümme ve bihamdik" diyenin hataları silinir.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4858
337
Meclisten kalkarken söylenen "Sübhâneke'llâhümme ve bi-hamdik..." mecliste olanlara kefarettir.
Ebû Berze el-Eslemî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4859
338
Ashabımdan hiç kimse bana bir başkası hakkında bir şey ulaştırmasın; çünkü yanınıza kalbim temiz çıkmayı severim.
Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4860
339
Onun kavminin topraklarına indiğinde ondan sakın; öz kardeşin bile olsa ona güvenme.
Amr b. el-Fagvâ el-Huzâî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4861
340
Mü'min aynı delikten iki defa sokulmaz.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4862
341
Peygamber yürüdüğünde sanki bir şeye dayanarak yürüyormuş gibiydi.
Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 4863
342
Resûlullah beyaz tenli, sevimli idi; yürüdüğünde sanki yokuş aşağı iniyormuş gibiydi.
Ebü't-Tufeyl · Sünen-i Ebû Dâvûd 4864
343
Resûlullah, sırtüstü uzanırken bir ayağı diğerinin üzerine koymayı yasakladı.
Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 4865
344
Amcası, Resûlullah'ı mescitte bir ayağını diğerinin üzerine koymuş, sırtüstü uzanmış gördü.
Abbâd b. Temîm, amcasından · Sünen-i Ebû Dâvûd 4866
345
Ömer ve Osmân da sırtüstü uzanıp bir ayağı diğerinin üzerine koyarlardı.
Saîd b. el-Müseyyeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4867
346
Kişi bir söz söyler, sonra etrafına bakınırsa, o söz emanettir.
Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4868
347
Meclisler emanettir; ancak haram kan akıtmak, zina ve haksız yere mal almak için kurulan meclisler müstesna.
Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4869
348
Kıyamet günü emanetin en büyüklerinden biri: Hanımıyla baş başa kalıp sonra onun sırrını yayan adam.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4870
349
Koğucu (söz taşıyan) cennete giremez.
Huzeyfe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4871
350
İnsanların en kötülerinden biri, şunlara bir yüzle, bunlara başka bir yüzle gelen iki yüzlüdür.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4872
351
Dünyada iki yüzlü olanın kıyamet günü ateşten iki dili olur.
Ammâr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4873
352
Gıybet, kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır; onda yoksa ona iftira etmiş olursun.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4874
353
Öyle bir söz söyledin ki deniz suyuna karıştırılsaydı onu bozardı.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4875
354
Ribânın en ağırlarından biri, haksız yere Müslümanın ırzına dil uzatmaktır.
Saîd b. Zeyd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4876
355
Büyük günahların en büyüklerinden biri, haksız yere Müslüman bir adamın ırzına dil uzatmaktır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4877
356
Mi'racda bakır tırnaklarıyla yüzlerini tırmalayanlar, insanların etini yiyen ve ırzlarına dil uzatanlardır.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4878
357
Ebü'l-Mugîre tarikiyle: Mi'racda bakır tırnaklarıyla yüzlerini tırmalayanlar gıybet edenlerdir.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4879
358
Ey diliyle iman edip de iman kalbine girmemiş olanlar! Müslümanları gıybet etmeyin, ayıplarını araştırmayın.
Ebû Berze el-Eslemî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4880
359
Kim Müslüman bir adam sebebiyle bir lokma yerse, Allah da ona cehennemden onun benzerini yedirir.
el-Müstevrid · Sünen-i Ebû Dâvûd 4881
360
Müslümanın malı, ırzı ve kanı Müslümana haramdır; kişiye kötülük olarak kardeşini hakir görmesi yeter.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4882
361
Kim bir mü'mini bir münafığa karşı korursa, Allah onun etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir.
Muâz b. Enes el-Cühenî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4883
362
Irzının zedelendiği bir yerde Müslümanı yardımsız bırakanı, Allah da yardımını istediği yerde yardımsız bırakır.
Câbir b. Abdullah ve Ebû Talha b. Sehl el-Ensârî şöyle rivayet ettiler: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4884
363
Allah'ım bana ve Muhammed'e merhamet et diyen bedevi için: O mu daha şaşkın yoksa devesi mi?
Cündüb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4885
364
Katâde: Sizden biriniz, sabahları ırzını Allah'ın kullarına sadaka eden Ebû Damdam gibi olmaktan âciz midir?
Katâde · Sünen-i Ebû Dâvûd 4886
365
Abdurrahman b. Aclân: Ebû Damdam gibi olmaktan âciz misiniz? O: Irzım bana sövene bağış olsun, derdi.
Abdurrahman b. Aclân · Sünen-i Ebû Dâvûd 4887
366
İnsanların ayıplarını araştırırsan onları bozarsın yahut bozmana az kalır.
Muâviye · Sünen-i Ebû Dâvûd 4888
367
Yönetici insanlar hakkında şüphe peşine düşerse onları bozar.
Mikdâm b. Ma'dîkerib ve Ebû Ümâme ile Cübeyr b. Nüfeyr, Kesîr b. Mürre ve Amr b. el-Esved · Sünen-i Ebû Dâvûd 4889
368
İbn Mes'ûd: Biz tecessüsten nehyedildik; ama bize bir şey açıkça görünürse onunla muâhaze ederiz.
Zeyd b. Vehb şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4890
369
Kim bir ayıp görüp onu örterse, diri diri gömülmüş bir kız çocuğunu diriltmiş gibi olur.
Ukbe b. Âmir · Sünen-i Ebû Dâvûd 4891
370
Ukbe b. Âmir: Şarap içen komşularını zabıtaya bildirmek isteyen kâtibine: Yazık sana, onları bırak, dedi.
Ukbe b. Âmir'in kâtibi Duhayn şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4892
371
Müslüman müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4893
372
Birbirine söven iki kişinin söylediklerinin vebali, mazlum haddi aşmadıkça ilk başlayanın üzerinedir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4894
373
Allah bana, tevazu gösterin diye vahyetti; ta ki kimse kimseye zulmetmesin ve kimseye karşı övünmesin.
İyâz b. Himâr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4895
374
Gökten bir melek inip sana söyleneni yalanlıyordu; sen karşılık verince şeytan araya düştü.
Saîd b. el-Müseyyeb şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4896
375
Ebû Hüreyre: Bir adam Ebû Bekir'e sövüyordu (Saîd b. el-Müseyyeb rivayetinin benzeri).
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4897
376
Âişe'ye: Ona sen de söv; Fâtıma'ya: O, babanın sevgilisidir, Kâbe'nin Rabbine yemin olsun!
Abdullah b. Avn şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4898
377
Arkadaşınız öldüğünde onu bırakın; onun aleyhinde konuşmayın.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4899
378
Ölülerinizin iyiliklerini anın, kötülüklerinden söz etmekten kaçının.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4900
379
Vallahi Allah seni bağışlamaz diyen âbid, dünyasını da âhiretini de helâk eden bir söz söyledi.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4901
380
Cezası dünyada da acele verilmeye zulüm ve akrabalık bağını koparmak kadar lâyık hiçbir günah yoktur.
Ebû Bekre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4902
381
Hasetten sakının; çünkü ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi haset de iyilikleri yiyip bitirir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4903
382
Kendinize ağır davranmayın ki size de ağır davranılmasın; manastırlardakiler onların kalıntılarıdır.
Sehl b. Ebû Ümâme şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4904
383
Kul bir şeye lânet edince lânet göğe yükselir; lânet edilen lâyık değilse söyleyenine döner.
Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4905
384
Birbirinize Allah'ın lânetiyle, Allah'ın gazabıyla ve ateşle lânet etmeyin.
Semure b. Cündeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4906
385
Çok lânet edenler şefaatçi de şahit de olamazlar.
Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4907
386
Rüzgâra lânet etme, o emir altındadır; lâyık olmayan şeye edilen lânet sahibine döner.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 4908
387
Hırsıza beddua eden Âişe'ye: Bedduanla onun günahını hafifletme.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4909
388
Birbirinize buğzetmeyin, haset etmeyin, sırt çevirmeyin; ey Allah'ın kulları, kardeş olun.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4910
389
Küsüp karşılaşınca yüz çeviren iki kardeşin hayırlısı selâma önce başlayandır.
Ebû Eyyûb el-Ensârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4911
390
Üç gün geçince küstüğüne selâm versin; alırsa sevapta ortak olurlar, almazsa günahı o yüklenir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4912
391
Küstüğüne üç kez selâm verir de o hiç almazsa, onun günahını yüklenmiş olur.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4913
392
Kim kardeşine üç günden fazla küsüp bu hâlde ölürse ateşe girer.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4914
393
Kim kardeşine bir yıl küserse, bu onun kanını dökmek gibidir.
Ebû Hırâş es-Sülemî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4915
394
Cennet kapıları pazartesi ve perşembe açılır; kardeşiyle arasında kin olan barışıncaya kadar bekletilir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4916
395
Zandan sakının; çünkü zan sözün en yalanıdır; araştırmayın ve casusluk etmeyin.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4917
396
Mü'min mü'minin aynasıdır; mü'min mü'minin kardeşidir, arkasından onu korur.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4918
397
Oruç, namaz ve sadaka derecesinden üstün olan, arayı düzeltmektir; aranın bozulması kazıyıp yok edendir.
Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4919
398
Barıştırmak için iki kişi arasında iyi söz taşıyan yalan söylemiş olmaz.
Humeyd b. Abdurrahman'ın annesi · Sünen-i Ebû Dâvûd 4920
399
Ümmü Külsûm: Resûlullah'ın yalana yalnız üç yerde ruhsat verdiğini işittim: barıştırmada, savaşta ve eşler arasında.
Ümmü Külsûm bt. Ukbe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4921
400
Aramızda yarını bilen bir peygamber var diyen kıza: Bunu bırak, söylemekte olduğunu söyle.
Rubeyyi' bt. Muavviz b. Afrâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4922
401
Resûlullah Medine'ye gelince Habeşliler sevinçle mızraklarıyla oyun oynadılar.
Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 4923
402
İbn Ömer kaval sesi işitince parmaklarını kulaklarına koydu ve yoldan uzaklaştı.
Nâfi' şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4924
403
Nâfi' (Mut'im b. el-Mikdâm tariki): İbn Ömer'in terkisindeyken kaval çalan bir çobanın yanından geçti.
Nâfi' şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4925
404
Nâfi' (Meymûn tariki): İbn Ömer ile beraberken bir kaval çalanın sesini işitti.
Nâfi' şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4926
405
Şarkı kalpte nifak bitirir.
Ebû Vâil'e bir düğün yemeğinde şahit olan bir şeyh şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4927
406
Ben namaz kılanları öldürmekten nehyedildim.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4928
407
Ümmü Seleme: Tâif'teki bir kadını tarif eden muhannes için: Bunları evlerinizden çıkarın, buyurdu.
Ümmü Seleme · Sünen-i Ebû Dâvûd 4929
408
Peygamber kadınlara benzeyen erkeklere ve erkeklere benzeyen kadınlara lânet etti; onları evlerinizden çıkarın.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 4930
409
Âişe: Ben oyuncak bebeklerle oynardım; Resûlullah girince yanımdaki kızlar çıkar, o çıkınca girerlerdi.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4931
410
Süleymân'ın kanatlı atları olduğunu işitmedin mi? deyince Resûlullah azı dişleri görününceye kadar güldü.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4932
411
Âişe: Medine'de salıncaktayken kadınlar beni alıp hazırladılar ve Resûlullah'a götürdüler.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4933
412
Ebû Üsâme tariki: Kadınlar başımı yıkayıp beni hazırladılar ve kuşluk vakti beni Resûlullah'a teslim ettiler.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4934
413
Âişe: Salıncakta oynarken kadınlar beni hazırlayıp Resûlullah'a götürdüler; dokuz yaşındaydım.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4935
414
Bişr b. Hâlid tariki: Âişe'yi bir evde Ensâr kadınları "Hayır ve bereket üzere olsun!" diyerek karşıladı.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4936
415
Âişe: Hâris b. Hazrec oğullarında iki hurma ağacı arasındaki salıncaktayken annem gelip beni indirdi.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4937
416
Kim tavla oynarsa Allah'a ve Resûlü'ne isyan etmiş olur.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4938
417
Nerdeşîr oynayan, sanki elini domuz etine ve kanına batırmış gibidir.
Büreyde · Sünen-i Ebû Dâvûd 4939
418
Güvercin peşindeki adamı görünce: Bir şeytan, dişi bir şeytanın peşine düşüyor, buyurdu.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4940
419
Merhamet edenlere Rahmân merhamet eder; yeryüzündekilere merhamet edin ki gökteki de size merhamet etsin.
Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4941
420
Merhamet ancak bedbaht olandan çekip alınır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4942
421
Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüzün hakkını tanımayan bizden değildir.
Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4943
422
Din nasihattir; Allah'a, Kitabı'na, Resûlü'ne, mü'minlerin imamlarına ve onların geneline.
Temîm ed-Dârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4944
423
Cerîr: Dinleyip itaat etmek ve her Müslümana nasihat etmek üzere Resûlullah'a biat ettim.
Cerîr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4945
424
Kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4946
425
Huzeyfe: Peygamberiniz buyurdu ki: Her iyilik (ma'rûf) sadakadır.
Huzeyfe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4947
426
Kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız; isimlerinizi güzel koyun.
Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4948
427
Allah Teâlâ'ya en sevimli isimler Abdullah ve Abdurrahman'dır.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4949
428
Peygamberlerin isimleriyle isimlenin; isimlerin en doğrusu Hâris ve Hemmâm, en çirkini Harb ve Mürre'dir.
Ebû Vehb el-Cüşemî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4950
429
Enes: Abdullah b. Ebû Talha'nın ağzına çiğnediği hurmayı koydu; Ensâr'ın sevdiği hurmadır, buyurdu.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4951
430
Âsiye'nin adını değiştirdi ve: Sen Cemîle'sin, buyurdu.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4952
431
Kendinizi temize çıkarmayın; iyilik ehlini Allah daha iyi bilir. Berre'ye Zeyneb adını koyun.
Muhammed b. Amr b. Atâ şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4953
432
Adı Asram olan adama: Hayır, sen Zür'a'sın, buyurdu.
Üsâme b. Ahderî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4954
433
Hakem ancak Allah'tır; sen niçin Ebü'l-Hakem künyesini kullanıyorsun? Sen Ebû Şüreyh'sin.
Hâni · Sünen-i Ebû Dâvûd 4955
434
Adı Hazn olana: Sen Sehl'sin, buyurdu; o ise: Düz yer çiğnenir ve hor kullanılır, diyerek kabul etmedi.
Hazn · Sünen-i Ebû Dâvûd 4956
435
Mesrûk b. el-Ecda'a Ömer: Resûlullah'ı "Ecda' bir şeytandır" buyururken işittim, dedi.
Mesrûk şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4957
436
Kölene Yesâr, Rebâh, Necîh ve Eflah adlarını koyma; çünkü "O orada mı?" dersin, "Hayır" denir.
Semüre b. Cündeb · Sünen-i Ebû Dâvûd 4958
437
Semüre: Kölelerimize Eflah, Yesâr, Nâfi' ve Rebâh adlarını koymamızı yasakladı.
Semüre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4959
438
Yaşarsam ümmetimi Nâfi', Eflah ve Bereket adlarını koymaktan nehyedeceğim.
Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4960
439
Kıyamet günü Allah katında en alçak isim, Melikü'l-emlâk diye ad alan adamın ismidir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4961
440
Ebû Cübeyre: "Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın" âyeti biz Benû Seleme hakkında indi.
Ebû Cübeyre b. ed-Dahhâk · Sünen-i Ebû Dâvûd 4962
441
Ömer, Ebû Îsâ künyesini kullanan oğlunu dövdü; Muğîre'ye: Ebû Abdullah künyesi sana yetmez mi, dedi.
Eslem şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4963
442
Enes: Peygamber ona "Yavrucuğum!" diye hitap etti.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4964
443
Benim adımla ad koyun, fakat benim künyemle künyelenmeyin.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4965
444
Kim benim adımla adlanırsa künyemle künyelenmesin; künyemle künyelenen de adımla adlanmasın.
Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 4966
445
Ali: Senden sonra bir oğlum olursa ona adını ve künyeni verebilir miyim, dedim; evet buyurdu.
Muhammed b. el-Hanefiyye şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4967
446
Adımı helâl, künyemi haram kılan nedir?
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4968
447
Serçesi ölen küçük çocuğa: Ey Ebû Umeyr! Serçecik ne yaptı? buyurdu.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4969
448
Âişe: Arkadaşlarımın künyeleri var, dedim; oğlun Abdullah ile künyelen, buyurdu.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4970
449
Kardeşine, o seni doğrularken yalan söylemen ne büyük bir hıyanettir!
Süfyân b. Esîd el-Hadramî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4971
450
"Zeamû (dediklerine göre)" sözü, adamın ne kötü bineğidir!
Ebû Kılâbe şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4972
451
Zeyd b. Erkam: Peygamber onlara hutbe okudu ve "Emmâ ba'd" dedi.
Zeyd b. Erkam · Sünen-i Ebû Dâvûd 4973
452
Sizden biri üzüme kerm demesin; çünkü kerm, Müslüman adamdır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4974
453
Sizden biri "kulum, câriyem" demesin, "yiğidim, kızım" desin; Rab aziz ve celil olan Allah'tır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4975
454
Ebû Yûnus tariki (Ebû Hüreyre'nin sözü olarak): Köle "efendim" ve "mevlâm" desin.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4976
455
Münafığa efendi demeyin; o bir efendi olursa Rabbinizi gazaplandırmış olursunuz.
Büreyde · Sünen-i Ebû Dâvûd 4977
456
Sizden biri "nefsim habis oldu" demesin; "nefsim bulandı" desin.
Sehl b. Huneyf · Sünen-i Ebû Dâvûd 4978
457
Âişe: Sizden biri "nefsim kabardı" demesin; fakat "nefsim bulandı" desin.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4979
458
"Allah'ın dilediği ve filanın dilediği" demeyin; "Allah'ın dilediği, sonra filanın dilediği" deyin.
Huzeyfe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4980
459
"Kim ikisine isyan ederse" diyen hatibe: Git, sen ne kötü hatipsin! buyurdu.
Adî b. Hâtim · Sünen-i Ebû Dâvûd 4981
460
"Şeytan kahrolsun" deme, ev gibi büyür; "Bismillah" de, sinek gibi küçülür.
Bir sahâbî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4982
461
Adam "İnsanlar helâk oldu" dediğinde, onların en helâk olanı kendisidir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4983
462
Bedevîler namazınızın adı konusunda size galip gelmesin; dikkat edin, o yatsıdır.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 4984
463
Ey Bilâl! Namaza kamet getir; bizi onunla rahatlat.
Sâlim b. Ebü'l-Ca'd şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4985
464
Kalk ey Bilâl! Kamet getir de bizi namazla rahatlat.
Abdullah b. Muhammed b. el-Hanefiyye şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 4986
465
Resûlullah'ın hiç kimseyi dinden başka bir şeye nispet ettiğini işitmedim.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 4987
466
Ebû Talha'nın atına binen Resûlullah: Korkulacak bir şey görmedik; onu deniz gibi bulduk.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4988
467
Yalandan sakının; çünkü yalan fücura, fücur da cehenneme götürür; doğruluğa sarılın.
Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 4989
468
Topluluğu güldürmek için konuşup yalan söyleyene yazıklar olsun!
Muâviye b. Hayde el-Kuşeyrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 4990
469
Eğer çocuğa bir şey vermeseydin, aleyhine bir yalan yazılırdı.
Abdullah b. Âmir · Sünen-i Ebû Dâvûd 4991
470
Kişiye günah olarak, işittiği her şeyi anlatması yeter.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4992
471
Hüsnüzan, güzel ibadettendir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 4993
472
Yavaş olun, bu Safiyye'dir; şeytan insanın içinde kanın dolaştığı yerde dolaşır.
Safiyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 4994
473
Kişi kardeşine yerine getirme niyetiyle söz verir de getiremezse, ona günah yoktur.
Zeyd b. Erkam · Sünen-i Ebû Dâvûd 4995
474
Ey genç! Bana zahmet verdin; üç gündür burada seni bekliyorum.
Abdullah b. Ebi'l-Hamsâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 4996
475
Kendisine verilmeyen bir şeyle doymuş görünen kimse, iki yalan elbisesi giyen gibidir.
Esmâ bint Ebû Bekir · Sünen-i Ebû Dâvûd 4997
476
Seni bir deve yavrusuna bindireceğiz; develeri dişi develerden başkası mı doğuruyor?
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 4998
477
Savaşınıza beni nasıl kattıysanız barışınıza da katın; kattık, kattık.
Nu'mân b. Beşîr · Sünen-i Ebû Dâvûd 4999
478
Tebük'te deri çadırda: Tamamımla mı gireyim ey Allah'ın Resûlü? Tamamınla.
Avf b. Mâlik el-Eşcaî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5000
479
Avf, tamamımla mı gireyim sözünü ancak çadırın küçüklüğünden dolayı söyledi.
Osmân b. Ebi'l-Âtike · Sünen-i Ebû Dâvûd 5001
480
Resûlullah Enes'e: Ey iki kulaklı! dedi.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5002
481
Sizden biri kardeşinin eşyasını ne şaka yaparak ne de ciddi olarak almasın.
Yezîd b. Saîd el-Kindî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5003
482
Bir Müslümanın bir Müslümanı korkutması helal olmaz.
Abdurrahman b. Ebû Leylâ şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5004
483
Allah, sığırın dilini döndürdüğü gibi dilini döndüren belîğe buğzeder.
Abdullah b. Amr b. el-Âs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5005
484
Kalpleri esir etmek için sözü evirip çevirmeyi öğrenenden Allah kıyamet günü ne tövbe ne fidye kabul eder.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5006
485
Doğudan gelen iki hatip hakkında: Şüphesiz beyanın bir kısmı sihirdir.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5007
486
Sözü kısa tutmakla emrolundum; çünkü kısa tutmak daha hayırlıdır.
Amr b. el-Âs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5008
487
Sizden birinin içinin irinle dolması, şiirle dolmasından daha hayırlıdır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5009
488
Şüphesiz şiirin bir kısmı hikmettir.
Übey b. Ka'b · Sünen-i Ebû Dâvûd 5010
489
Konuşan bedevi hakkında: Beyanın bir kısmı sihirdir, şiirin bir kısmı da hikmettir.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5011
490
Beyanın bir kısmı sihir, ilmin bir kısmı cehalet, şiirin bir kısmı hikmet, sözün bir kısmı yüktür.
Büreyde b. el-Husayb · Sünen-i Ebû Dâvûd 5012
491
Hassân, Ömer'e: İçinde senden daha hayırlı olan biri varken de mescitte şiir okurdum.
Saîd b. el-Müseyyeb şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5013
492
Ebû Hüreyre tariki: Ömer, Hassân'ın Resûlullah'ı delil getirmesinden korkup ona izin verdi.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5014
493
Rûhu'l-Kudüs, Resûlullah'ı savunduğu sürece Hassân ile beraberdir.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5015
494
Şairler âyetinden, iman edip salih amel işleyen ve Allah'ı çok zikredenler istisna edildi.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5016
495
Benden sonra nübüvvetten salih rüyadan başka bir şey kalmayacaktır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5017
496
Mü'minin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür.
Ubâde b. es-Sâmit · Sünen-i Ebû Dâvûd 5018
497
Zaman yaklaştığında mü'minin rüyası neredeyse yalan çıkmaz; rüya üç çeşittir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5019
498
Rüya, tabir edilmediği sürece bir kuşun ayağı üzerindedir; tabir edilince vuku bulur.
Ebû Rezîn · Sünen-i Ebû Dâvûd 5020
499
Rüya Allah'tan, hulm şeytandandır; hoşlanmadığını gören soluna üç defa tükürüp sığınsın.
Ebû Katâde · Sünen-i Ebû Dâvûd 5021
500
Hoşlanmadığı rüyayı gören soluna tükürsün, üç kere sığınsın ve yattığı yanından dönsün.
Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 5022
501
Kim beni rüyada görürse yakında beni uyanıkken görecektir; şeytan benim suretime giremez.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5023
502
Kim görmediği bir rüyayı uydurursa, bir arpa tanesini düğümlemekle yükümlü tutulur.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5024
503
Rüyada İbn Tâb hurması: Dünyada yücelik, âhirette güzel son bizimdir; dinimiz olgunlaşmıştır.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5025
504
Sizden biri esnediğinde ağzını tutsun; çünkü şeytan girer.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5026
505
Süfyân tariki: Namazda esneyen, gücü yettiğince esnemeyi bastırsın.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5027
506
Allah aksırmayı sever, esnemeyi hoş görmez; esneyen gücü yettiğince onu geri çevirsin.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5028
507
Resûlullah aksırdığında elini veya elbisesini ağzına koyar ve sesini alçaltırdı.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5029
508
Beş şey Müslümanın kardeşi üzerindeki hakkıdır: selâmı almak, aksırana teşmît, davete icabet, hasta ziyareti ve cenaze.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5030
509
Aksırıp selâm verene: Sana ve annene de; aksıran hamdetsin, yanındaki yerhamükallah desin.
Hilâl b. Yesâf şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5031
510
Hâlid b. Urfuta tarikiyle Sâlim b. Ubeyd: Aksıran hamdetsin, yanındaki yerhamükallah desin.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5032
511
Aksıran elhamdülillâhi alâ külli hâl desin; kardeşi yerhamükallah, o da yehdîkümullah desin.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5033
512
Ebû Hüreyre: Kardeşine üç defa teşmît et; fazlası nezledir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5034
513
Leys tariki (merfû): Kardeşine üç defa teşmît et; fazlası nezledir.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5035
514
Aksırana üç defa teşmît edersin; sonrasında dilersen et, dilersen vazgeç.
Ubeyd b. Rifâa ez-Zürakî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5036
515
Aksırana yerhamükallah dedi; tekrar aksırınca: Adam nezlelidir, buyurdu.
Seleme b. el-Ekva' · Sünen-i Ebû Dâvûd 5037
516
Yanında aksıran Yahudilere: Yehdîkümullah ve yuslihu bâleküm, derdi.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5038
517
Şu Allah'a hamdetti, şu ise hamdetmedi; aksıran iki kişiden yalnız hamdedene yerhamükallah denir.
Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5039
518
Yüzüstü yatmak, Allah'ın buğzettiği bir yatıştır.
Ya'îş b. Tıhfe b. Kays el-Gıfârî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5040
519
Kim etrafında korkuluk bulunmayan bir evin damında gecelerse ondan himaye ahdi kalkmıştır.
Ali b. Şeybân · Sünen-i Ebû Dâvûd 5041
520
Abdestli ve zikirle geceleyip gece uyanarak Allah'tan hayır isteyen Müslümana Allah onu verir.
Muâz b. Cebel · Sünen-i Ebû Dâvûd 5042
521
Resûlullah gece kalkıp ihtiyacını giderdi, yüzünü ve ellerini yıkadı, sonra uyudu.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5043
522
Peygamber'in yatağı, insanın kabrine konulduğu şekle yakındı; namaz yeri de baş tarafındaydı.
Ümmü Seleme ailesinden biri şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5044
523
Allah'ım! Kullarını dirilttiğin gün beni azabından koru; uyurken sağ eli yanağının altına koyardı.
Peygamber'in hanımı Hafsa · Sünen-i Ebû Dâvûd 5045
524
Yatağına geldiğinde abdest al, sağ yanına yat ve ‘Allah'ım, yüzümü sana teslim ettim’ de; ölürsen fıtrat üzere ölürsün.
Berâ b. Âzib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5046
525
Berâ (Fıtr b. Halîfe tariki): Temiz olduğun hâlde yatağına girdiğinde sağ elini yastık edin.
Berâ b. Âzib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5047
526
Süfyân tariki: Biri ‘temiz olarak yatağına geldiğinde’, diğeri ‘namaz abdesti gibi abdest al’ dedi.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5048
527
Allah'ım! Senin isminle yaşar ve ölürüm; bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamdolsun.
Huzeyfe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5049
528
Biriniz yatağına girdiğinde onu izarının iç kenarıyla silkelesin; çünkü üzerine ne geldiğini bilmez.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5050
529
Allah'ım! Göklerin, yerin ve her şeyin Rabbi; sen Evvel'sin, senden önce hiçbir şey yoktur.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5051
530
Allah'ım! Kerîm zâtına ve tam kelimelerine sığınırım; borcu ve günahı sen giderirsin.
Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 5052
531
Bizi doyuran, içiren, yeterli kılan ve barındıran Allah'a hamdolsun; nicelerinin barındıranı yoktur.
Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5053
532
Allah'ım! Günahımı bağışla, şeytanımı kov, rehinimi çöz ve beni yüce mecliste kıl.
Ebü'l-Ezher el-Enmârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5054
533
Kâfirûn sûresini oku, sonra onu bitirince uyu; çünkü o şirkten uzak olduğunun beyanıdır.
Ferve b. Nevfel, babası Nevfel'den · Sünen-i Ebû Dâvûd 5055
534
Her gece yatağına girince avuçlarına üfleyip İhlâs, Felak ve Nâs'ı okur, sonra vücudunu meshederdi.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5056
535
Uyumadan önce müsebbihâtı okurdu: Onlarda bin âyetten daha faziletli bir âyet vardır.
İrbâd b. Sâriye · Sünen-i Ebû Dâvûd 5057
536
Bana yeten, barındıran, doyuran ve içiren Allah'a hamdolsun; her hâl üzere Allah'a hamdolsun.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5058
537
Kim Allah'ı zikretmediği bir yatışla yatar veya oturuşla oturursa, kıyamet günü bu onun aleyhine hasret olur.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5059
538
Gece uyanıp tevhid ve tesbih eden, sonra dua edenin duası, kalkıp namaz kılarsa namazı kabul edilir.
Ubâde b. es-Sâmit · Sünen-i Ebû Dâvûd 5060
539
Allah'ım! İlmimi artır; beni hidayete erdirdikten sonra kalbimi kaydırma.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5061
540
Yatağınıza girdiğinizde otuz üç tesbih, otuz üç hamd, otuz dört tekbir; bu size hizmetçiden hayırlıdır.
Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 5062
541
Fâtıma değirmen çevirmekten elinde iz kalınca hizmetçi istemeye gitti, utanıp döndü; Ali durumu anlattı.
Ali, İbn A'bed'e · Sünen-i Ebû Dâvûd 5063
542
Ali: Bu tesbihleri Resûlullah'tan işittiğimden beri Sıffîn gecesi dışında hiç bırakmadım.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5064
543
İki haslet vardır ki Müslüman kul onlara devam ederse cennete girer; onlar kolaydır, onlarla amel eden ise azdır.
Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5065
544
Esirlerden hizmetçi isteyen kadınlara: Bedir yetimleri sizden önce davrandı.
Zübeyr'in kızları Ümmü'l-Hakem veya Dubâa'dan biri şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5066
545
Allah'ım! Ey gökleri ve yeri yaratan; nefsimin ve şeytanın şerrinden sana sığınırım; sabah, akşam ve yatarken söyle.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5067
546
Allah'ım! Seninle sabahladık, seninle akşamladık; seninle yaşar, seninle ölürüz, dönüş de sanadır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5068
547
Sabah akşam Allah'ı, Arşı taşıyanları ve melekleri şahit tutan, dört defa söylerse Allah onu ateşten azat eder.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5069
548
Allah'ım! Sen benim Rabbimsin, beni sen yarattın; sabah veya akşam bunu söyleyip o gün ölen cennete girer.
Büreyde b. el-Husayb · Sünen-i Ebû Dâvûd 5070
549
Akşama erdik, mülk de Allah'ın olarak akşama erdi; hamd Allah'adır, O'ndan başka ilah yoktur.
Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5071
550
Sabah akşam ‘Rab olarak Allah'tan, din olarak İslâm'dan, resûl olarak Muhammed'den razı olduk’ diyeni Allah razı eder.
Ebû Sellâm şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5072
551
Bana ulaşan her nimet yalnız sendendir, hamd ve şükür sanadır diyen o günün şükrünü eda etmiş olur.
Abdullah b. Gannâm el-Beyâzî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5073
552
Allah'ım! Dünyada ve âhirette senden afiyet isterim; dinimde, dünyamda, ailemde ve malımda af ve afiyet isterim.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5074
553
Allah'ın dilediği olur, dilemediği olmaz; bunu sabah söyleyen akşama, akşam söyleyen sabaha kadar korunur.
Peygamber'in kızlarından biri · Sünen-i Ebû Dâvûd 5075
554
Sabah akşam Rûm sûresinin ‘Fe-sübhânallahi hîne tümsûne’ âyetlerini okuyan o gün ve gece kaçırdığını telafi eder.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5076
555
Sabah ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehû...’ diyene İsmâil soyundan bir köle azadı denk sevap ve on iyilik yazılır.
Ebû Ayyâş · Sünen-i Ebû Dâvûd 5077
556
Allah'ım! Sabaha erdim; seni, Arşını taşıyanları, meleklerini ve bütün yarattıklarını şahit tutarım.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5078
557
Akşam namazından çıktığında yedi defa: Allah'ım, beni ateşten koru, de.
Hâris b. Müslim, babası Müslim b. el-Hâris et-Temîmî'den · Sünen-i Ebû Dâvûd 5079
558
Müslim b. el-Hâris (Velîd tariki): Kimseyle konuşmadan önce söyle; Lâ ilâhe illallah deyin, korunursunuz.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5080
559
Sabah akşam yedi defa Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû diyene Allah, kaygılandıran şeylere karşı yeter.
Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5081
560
Akşam ve sabah üç defa İhlâs ile Muavvizeteyn'i oku; bunlar sana her şeye karşı yeter.
Abdullah b. Hubeyb · Sünen-i Ebû Dâvûd 5082
561
Allah'ım! Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve görüneni bilen! Sen her şeyin Rabbisin.
Ebû Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5083
562
Sabaha erdik; mülk de âlemlerin Rabbi Allah'ın olarak sabaha erdi. Allah'ım, bu günün hayrını isterim.
Ebû Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5084
563
Âişe: Geceleyin uyandığında on defa tekbir getirir, on defa hamd eder, on defa istiğfar eder, sonra namaza başlardı.
Şerîk el-Hevzenî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5085
564
Yolculukta seher vakti: Bir işiten, Allah'a hamdimizi ve nimetini işitti; Allah'ım, bize yoldaş ol.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5086
565
Ebû Zer: Allah'ım, ettiğim her yemin ve söylediğim her sözde senin dilemen hepsinin önündedir.
Kâsım şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5087
566
İsmiyle birlikte yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremediği Allah'ın adıyla, diyene ansızın bela isabet etmez.
Osman b. Affân · Sünen-i Ebû Dâvûd 5088
567
Osman (Muhammed b. Ka'b tariki): Bismillâhillezî lâ yedurru duası; Ebân'ın felç kıssası anılmadan.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5089
568
Allah'ım! Bedenimde bana afiyet ver; kulağımda bana afiyet ver; gözümde bana afiyet ver.
Abdurrahman b. Ebû Bekre şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5090
569
Sabah ve akşam yüz defa Sübhânallahi'l-azîm ve bi-hamdihî diyenin getirdiğinin benzerini kimse getiremez.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5091
570
Hayır ve hidayet hilali! Seni yaratana iman ettim; şu ayı götüren, şu ayı getiren Allah'a hamdolsun.
Katâde şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5092
571
Katâde: Resûlullah hilali gördüğünde yüzünü ondan çevirirdi.
Katâde şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5093
572
Allah'ım! Sapmaktan veya saptırılmaktan, kaymaktan veya kaydırılmaktan, zulmetmekten veya zulme uğramaktan sana sığınırım.
Ümmü Seleme · Sünen-i Ebû Dâvûd 5094
573
Bismillâh, tevekkeltü alallâh diyerek evinden çıkana: Hidayete erdirildin ve korundun, denir.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5095
574
Allah'ım! Senden girişin hayrını ve çıkışın hayrını isterim; sonra ailesine selâm versin.
Ebû Mâlik el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5096
575
Rüzgâr Allah'ın ravhındandır; rahmet de azap da getirir, onu gördüğünüzde ona sövmeyin.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5097
576
Ey Âişe! Onda bir azap bulunmayacağından beni ne emin kılar? Bir kavim rüzgârla azaba uğratıldı.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5098
577
Ufukta bulut görünce: Allah'ım, onun şerrinden sana sığınırım; yağmur yağınca: Bol ve faydalı yağmur ver.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5099
578
Yağmur değsin diye elbisesini açtı: Çünkü o, Rabbinden yeni gelmiştir.
Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5100
579
Horoza sövmeyin; çünkü o namaz için uyandırır.
Zeyd b. Hâlid · Sünen-i Ebû Dâvûd 5101
580
Horozların ötüşünü işitince Allah'tan lütfunu isteyin; eşeğin anırmasını işitince şeytandan Allah'a sığının.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5102
581
Geceleyin köpek havlaması ve eşek anırması işitince Allah'a sığının; onlar sizin görmediğinizi görür.
Câbir b. Abdullah · Sünen-i Ebû Dâvûd 5103
582
Ayak sesleri kesildikten sonra dışarı çıkmayı azaltın; Allah'ın yeryüzüne yaydığı canlıları vardır.
Câbir b. Abdullah ile Ali b. Ömer b. Hüseyn b. Ali ve bir başkası · Sünen-i Ebû Dâvûd 5104
583
Fâtıma Hasan'ı doğurduğunda Resûlullah onun kulağına namaz ezanı okudu.
Ebû Râfi' · Sünen-i Ebû Dâvûd 5105
584
Resûlullah'a çocuklar getirilir, o da onlara bereketle dua eder ve tahnîk yapardı.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5106
585
Aranızda muğarribûn görüldü mü? Onlar, kendilerinde cinlerin ortak olduğu kimselerdir.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5107
586
Allah'a sığınana sığınak verin; Allah'ın vechi adına sizden isteyene verin.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5108
587
İbn Ömer: Allah adına sığınana sığınak verin; size iyilik yapana karşılığını verin, bulamazsanız dua edin.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5109
588
İçinde bir şüphe hissettiğinde: O evveldir, âhirdir, zâhirdir, bâtındır; o her şeyi bilendir, de.
Ebû Zümeyl şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5110
589
İçimizdeki vesveseyi söylemeyi büyük sayıyoruz, dediler; işte bu, apaçık imandır buyurdu.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5111
590
Allahu ekber! Şeytanın hilesini vesveseye çeviren Allah'a hamdolsun.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5112
591
Kim bile bile babasından başkasına nispet iddia ederse, cennet ona haramdır.
Sa'd b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5113
592
Efendilerinin izni olmadan bir topluluğu velî edinenin üzerine Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti vardır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5114
593
Babasından ya da efendilerinden başkasına intisap edenin üzerine kıyamete kadar ardı kesilmeyen lânet vardır.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5115
594
Allah sizden cahiliye kibrini ve atalarla övünmesini gidermiştir; siz Âdemoğullarısınız, Âdem de topraktandır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5116
595
Kavmine haksız yere yardım eden, kuyuya yuvarlanıp kuyruğundan çekilen deve gibidir.
Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5117
596
İbn Mes'ûd (deri çadır tariki): Kavmine haksız yere yardım eden, kuyuya düşüp kuyruğundan çekilen deve gibidir.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5118
597
Asabiyet nedir? Kavmine zulüm üzere yardım etmendir.
Vâsile b. el-Eska' · Sünen-i Ebû Dâvûd 5119
598
Sizin en hayırlınız, günaha girmedikçe aşiretini savunandır.
Sürâka b. Mâlik b. Cu'şum el-Müdlicî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5120
599
Asabiyete çağıran, asabiyet uğruna savaşan ve asabiyet üzere ölen bizden değildir.
Cübeyr b. Mut'ım · Sünen-i Ebû Dâvûd 5121
600
Bir kavmin kız kardeşinin oğlu onlardandır.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5122
601
Al bunu benden, ben Farslı delikanlıyım dedim; ben Ensârlı delikanlıyım deseydin ya, buyurdu.
Ebû Ukbe şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5123
602
Kişi kardeşini sevdiğinde, onu sevdiğini kendisine haber versin.
Mikdâm b. Ma'dîkerib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5124
603
Ben seni Allah için seviyorum; beni kendisi için sevdiğin Allah da seni sevsin.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5125
604
Ey Ebû Zer, sen sevdiğin kimseyle berabersin.
Ebû Zer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5126
605
Kişi sevdiğiyle beraberdir.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5127
606
Kendisine danışılan kimse güvenilir kişidir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5128
607
Kim bir hayra delâlet ederse, ona da onu yapanın ecri gibi ecir vardır.
Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5129
608
Bir şeyi sevmen seni kör ve sağır eder.
Ebü'd-Derdâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5130
609
Bana şefaat edin ki sevap kazanasınız; Allah da Peygamberinin diliyle dilediğini hükme bağlasın.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5131
610
Muâviye: Siz şefaat edip sevap kazanasınız diye işi geciktiririm; çünkü Resûlullah şefaat edin buyurdu.
Muâviye · Sünen-i Ebû Dâvûd 5132
611
Ebû Mûsâ tarikiyle: Şefaat edin ki sevap kazanasınız.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5133
612
Alâ' b. el-Hadramî, Peygamber'e mektup yazdığında söze kendi adıyla başlardı.
Alâ' b. el-Hadramî'nin çocuklarından biri şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5134
613
Bahreyn âmili Alâ', Peygamber'e yazdığı mektuba kendi adıyla başladı.
Alâ' b. el-Hadramî'nin oğlu · Sünen-i Ebû Dâvûd 5135
614
Allah'ın Resûlü Muhammed'den Rumların büyüğü Herakleios'a! Hidayete uyanlara selâm olsun.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5136
615
Hiçbir evlat babasının hakkını ödeyemez; ancak onu köle bulup satın alır ve azat ederse.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5137
616
Ömer'in hoşlanmadığı hanımımı boşamayı kabul etmedim; Peygamber de onu boşa buyurdu.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5138
617
Kime iyilik edeyim? Annene, sonra annene, sonra annene, sonra babana, sonra en yakına.
Behz b. Hakîm'in dedesi · Sünen-i Ebû Dâvûd 5139
618
Annene, babana, kız ve erkek kardeşine, sonra yakınına; bu gerekli bir hak ve gözetilecek bir akrabalık bağıdır.
Küleyb b. Menfaa'nın dedesi · Sünen-i Ebû Dâvûd 5140
619
Büyük günahların en büyüklerinden biri, kişinin anne-babasına lânet etmesidir.
Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5141
620
Anne-babaya ölümlerinden sonra iyilik: onlara dua, istiğfar, ahitlerini yerine getirmek ve dostlarına ikram.
Ebû Üseyd Mâlik b. Rebîa es-Sâidî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5142
621
İyiliğin en iyisi, kişinin babası gittikten sonra babasının sevdikleriyle ilişkiyi sürdürmesidir.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5143
622
Peygamber ridâsını yere serdi, kadın üzerine oturdu; bu, onu emziren annesidir dediler.
Ebü't-Tufeyl şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5144
623
Sütbabasına ve sütannesine elbisesini serdi, süt kardeşi için ayağa kalkıp onu önüne oturttu.
Ömer b. es-Sâib şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5145
624
Kız çocuğunu diri gömmeyen, hor görmeyen ve erkek çocuklarını ona tercih etmeyeni Allah cennete koyar.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5146
625
Kim üç kıza bakar, onları terbiye eder, evlendirir ve onlara iyilik ederse ona cennet vardır.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5147
626
Ebû Saîd (Cerîr tariki): Üç kız kardeş veya üç kız ya da iki kız veya iki kız kardeşe bakana cennet vardır.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5148
627
Ben ve yanakları kararmış, kendini yetimlerine adamış dul kadın kıyamet günü şu ikisi gibiyiz.
Avf b. Mâlik el-Eşcaî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5149
628
Ben ve yetime bakan kimse cennette şu ikisi gibiyiz.
Sehl b. Sa'd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5150
629
Cebrâil bana komşu hakkında öyle tavsiyede bulunup durdu ki onu mutlaka mirasçı kılacak dedim.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5151
630
Abdullah b. Amr koyun kesti ve Yahudi komşuma bundan hediye ettiniz mi, dedi.
Mücâhid, Abdullah b. Amr'dan · Sünen-i Ebû Dâvûd 5152
631
Komşusunu şikâyet edene: Git, eşyanı yola at, buyurdu; komşusu gelip artık hoşlanmayacağın bir şey görmeyeceksin dedi.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5153
632
Allah'a ve âhiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin; ya hayır söylesin ya da sussun.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5154
633
İki komşum var, hangisinden başlayayım? Kapısı sana daha yakın olandan.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5155
634
Resûlullah'ın son sözü: Namaza dikkat edin; ellerinizin altındakiler hakkında Allah'tan korkun.
Ali · Sünen-i Ebû Dâvûd 5156
635
Ey Ebû Zer, sen kendisinde câhiliye huyu bulunan bir adamsın; onlar sizin kardeşlerinizdir.
el-Ma'rûr b. Süveyd şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5157
636
Kimin kardeşi elinin altında ise ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin.
el-Ma'rûr b. Süveyd şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5158
637
Bil ki ey Ebû Mes'ûd, Allah'ın sana gücü senin ona olan gücünden daha fazladır.
Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5159
638
Ebû Mes'ûd (Abdülvâhid tariki): Siyah bir kölemi kırbaçla dövüyordum.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5160
639
Kölelerinizden size uyanı yediğinizden yedirin; uymayanı satın, Allah'ın yarattıklarına azap etmeyin.
Ebû Zer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5161
640
Emir altındakilere iyi davranmak berekettir; kötü huy ise uğursuzluktur.
Râfi' b. Mekîs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5162
641
Hâris b. Râfi': Emir altındakilere iyi davranmak bereket, kötü huy uğursuzluktur.
Hâris b. Râfi' b. Mekîs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5163
642
Hizmetçiyi kaç kez affedelim? Onu her gün yetmiş kez affedin.
Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5164
643
Kim suçsuz kölesine zina iftirasında bulunursa kıyamet günü onun için kendisine had vurulur.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5165
644
En küçüğümüz hizmetçimizin yüzüne tokat attı da Peygamber bize onu azat etmemizi emretti.
Hilâl b. Yesâf şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5166
645
İhtiyaçları kalmayıncaya kadar onlara hizmet etsin; ihtiyaçları kalmayınca onu azat etsinler.
Muâviye b. Süveyd b. Mukarrin şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5167
646
Kim kölesine tokat atar veya onu döverse, onun kefareti onu azat etmesidir.
Zâzân şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5168
647
Köle efendisine samimiyetle hizmet eder ve Allah'a ibadetini güzel yaparsa ona iki kat ecir vardır.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5169
648
Kim bir adamın karısını veya kölesini ona karşı kışkırtırsa bizden değildir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5170
649
Odasından içeri bakan adama Resûlullah, onu dürtmek için fark ettirmeden okla sokuldu.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5171
650
Kim bir topluluğun evine izinsiz bakar da onlar gözünü çıkarırsa gözü heder olmuştur.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5172
651
Bakış içeri girdiğinde artık izin istemenin anlamı kalmaz.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5173
652
Kapıdan şöyle çekil ya da şöyle; izin istemek ancak bakıştan dolayıdır.
Hüzeyl şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5174
653
Talha b. Musarrif tarikiyle Sa'd: İzin istemek ancak bakış sebebiyledir.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5175
654
Selâm vermeden giren Kelede'ye: Geri dön de es-Selâmü aleyküm de.
Kelede b. Hanbel · Sünen-i Ebû Dâvûd 5176
655
İzin istemeyi öğret; ona es-Selâmü aleyküm, gireyim mi, de, de.
Rib'î şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5177
656
Rib'î (Hennâd tariki): Bana anlatıldığına göre Benû Âmir'den bir adam Peygamber'den izin istemiş.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5178
657
Şu'be tariki: Benû Âmir'li adam: Bunu işittim ve es-Selâmü aleyküm, gireyim mi, dedim.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5179
658
Biriniz üç defa izin ister de kendisine izin verilmezse geri dönsün.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5180
659
Übey: Ey Ömer! Resûlullah'ın ashabına azap olma; Ömer: Resûlullah'ın ashabına azap olmam.
Ebû Mûsâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5181
660
Ömer: Resûlullah'ın emrinden bu bana gizli mi kaldı? Çarşılarda alışveriş beni bundan alıkoydu.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5182
661
Ömer, Ebû Mûsâ'ya: Seni itham etmedim; ama Resûlullah'tan hadis rivayet etmek çetin bir iştir.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5183
662
Ömer, Ebû Mûsâ'ya: Seni itham etmedim; ama insanların Resûlullah'a söz uydurmalarından korktum.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5184
663
Allah'ım! Salavatını ve rahmetini Sa'd b. Ubâde ailesinin üzerine kıl.
Kays b. Sa'd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5185
664
Resûlullah bir kapıya gelince ona tam karşıdan değil, sağ veya sol köşesinden yönelirdi.
Abdullah b. Büsr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5186
665
Kapıyı çaldım; kim o, buyurdu; ben, dedim; ben ben, buyurdu, sanki bunu hoş görmedi.
Câbir · Sünen-i Ebû Dâvûd 5187
666
Nâfi' b. Abdülhâris: Bahçede bana kapıyı tut buyurdu; kapı çalındı, ben de kim o, dedim.
Nâfi' b. Abdülhâris · Sünen-i Ebû Dâvûd 5188
667
Kişinin bir başka kişiye gönderdiği elçisi, onun iznidir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5189
668
Biriniz yemeğe çağrılır da elçiyle birlikte gelirse, bu onun için izindir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5190
669
İbn Abbâs: Ben şu cariyeme, yanıma girerken izin istemesini emrediyorum.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5191
670
İbn Abbâs: Allah örtünmeyi sever; evlerin perdesi yokken üç mahremiyet vaktinde izin istemeyi emretti.
İkrime şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5192
671
İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız; aranızda selâmı yayın.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5193
672
İslâm'ın hangisi hayırlıdır? Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selâm vermendir.
Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5194
673
es-Selâmü aleyküm diyene on, ve rahmetullah ekleyene yirmi, ve berekâtüh ekleyene otuz (sevap).
İmrân b. Husayn · Sünen-i Ebû Dâvûd 5195
674
Muâz b. Enes tariki: ve mağfiretüh ekleyene kırk; faziletler işte böyle olur.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5196
675
İnsanların Allah'a en yakın olanı, onlara selâmla başlayandır.
Ebû Ümâme · Sünen-i Ebû Dâvûd 5197
676
Küçük büyüğe, yoldan geçen oturana, az olan da çok olana selâm verir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5198
677
Binekli olan yürüyene selâm verir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5199
678
Aralarına bir ağaç, duvar veya taş girdikten sonra kardeşiyle yeniden karşılaşan ona yine selâm versin.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5200
679
Ömer: es-Selâmü aleyke yâ Resûlallah, es-Selâmü aleyküm; Ömer girebilir mi?
Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5201
680
Resûlullah oynamakta olan çocukların yanına geldi ve onlara selâm verdi.
Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5202
681
Enes: Çocuklar arasındayken Resûlullah bize selâm verdi, elimden tutup beni bir haberle gönderdi.
Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5203
682
Biz kadınlar arasındayken Peygamber yanımızdan geçti ve bize selâm verdi.
Esmâ bint Yezîd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5204
683
Onlara selâmla başlamayın; yolda onlarla karşılaştığınızda da onları yolun en dar yerine zorlayın.
Süheyl b. Ebû Sâlih şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5205
684
Yahudiler size ancak es-Sâmu aleyküm der; siz de Ve aleyküm deyin.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5206
685
Ehl-i kitap bize selâm veriyor, nasıl karşılık verelim? Ve aleyküm deyin.
Enes · Sünen-i Ebû Dâvûd 5207
686
Meclise varınca da kalkarken de selâm verin; birincisi sonrakinden daha gerekli değildir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5208
687
Aleyke's-selâm deme; çünkü aleyke's-selâm ölülerin selâmıdır.
Ebû Cürey el-Hüceymî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5209
688
Geçen topluluk adına birinin selâm vermesi, oturanlar adına da birinin selâmı alması yeterlidir.
Ali b. Ebû Tâlib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5210
689
İki Müslüman karşılaşıp tokalaşır, Allah'a hamdeder ve O'ndan bağışlanma dilerlerse ikisi de bağışlanır.
Berâ b. Âzib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5211
690
Karşılaşıp tokalaşan iki Müslüman, birbirlerinden ayrılmadan önce mutlaka bağışlanırlar.
Berâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5212
691
Size Yemen halkı geldi; onlar tokalaşmayı ilk getirenlerdir.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5213
692
Ebû Zer: Resûlullah benimle her karşılaştığında tokalaştı; bir gün de beni kucakladı.
Eyyûb b. Büşeyr b. Ka'b el-Adevî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5214
693
Efendinize doğru kalkın, veya: en hayırlınıza doğru kalkın.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5215
694
Şu'be tariki: Sa'd mescide yaklaşınca Ensâr'a: Efendinize doğru kalkın, buyurdu.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5216
695
Fâtıma yanına girince Peygamber ona doğru kalkar, elinden tutar, öper ve kendi yerine oturturdu.
Mü'minlerin annesi Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5217
696
Akra' on çocuğundan hiçbirini öpmediğini söyleyince: Merhamet etmeyene merhamet edilmez.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5218
697
Müjde ey Âişe! Allah senin temize çıktığını indirdi; annemle babam: Kalk da Resûlullah'ın başını öp, dediler.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5219
698
Peygamber Ca'fer b. Ebû Tâlib'i karşıladı, onu kucakladı ve iki gözünün arasını öptü.
Şa'bî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5220
699
İyâs b. Dağfel: Ebû Nadra'yı, Hasan b. Ali'nin yanağını öperken gördüm.
İyâs b. Dağfel · Sünen-i Ebû Dâvûd 5221
700
Ebû Bekir sıtmalı kızı Âişe'ye: Nasılsın kızcağızım, dedi ve yanağını öptü.
Berâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5222
701
İbn Ömer: Peygamber'e yaklaştık ve elini öptük.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5223
702
Üseyd kısas isteyip Peygamber'in böğrünü öptü: Ey Allah'ın Resûlü! Ben ancak bunu istemiştim.
Ensâr'dan bir adam olan Üseyd b. Hudayr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5224
703
Sende Allah'ın sevdiği iki haslet var: Hilm ve teenni.
Zâri' · Sünen-i Ebû Dâvûd 5225
704
Ey Ebû Zer! — Lebbeyk ve sa'deyk ey Allah'ın Resûlü, ben sana feda olayım.
Ebû Zer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5226
705
Câhiliyede ‘Allah seninle gözü aydın etsin’ ve ‘Sabahın hayırlı olsun’ derdik; İslâm gelince bundan nehyolunduk.
İmrân b. Husayn · Sünen-i Ebû Dâvûd 5227
706
Peygamberini korumana karşılık Allah da seni korusun.
Ebû Katâde · Sünen-i Ebû Dâvûd 5228
707
Kim insanların kendisi için ayakta dikilmesinden hoşlanırsa cehennemdeki yerine hazırlansın.
Ebû Miclez şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5229
708
Acemlerin birbirini yücelterek ayağa kalktığı gibi ayağa kalkmayın.
Ebû Ümâme · Sünen-i Ebû Dâvûd 5230
709
Babam sana selâm söylüyor, dedim; Sana ve babana da selâm olsun, buyurdu.
Gâlib şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5231
710
Cebrâil sana selâm söylüyor. — Ona da selâm ve Allah'ın rahmeti olsun.
Âişe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5232
711
Esselâmu aleyke yâ Resûlallah ve rahmetullâhi ve berekâtüh; yola çıkma vakti geldi.
Ebû Abdurrahman el-Fihrî şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5233
712
Resûlullah güldü; Ebû Bekir veya Ömer ona: Allah dişini güldürsün, dedi.
Abbâs b. Mirdâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5234
713
Bu nedir ey Abdullah? — İş bundan daha çabuktur.
Abdullah b. Amr · Sünen-i Ebû Dâvûd 5235
714
Ebû Muâviye tariki: Çökmüş kulübemizi onarıyoruz, dedik; Ben işi bundan daha acele görüyorum, buyurdu.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5236
715
Her bina sahibine bir vebaldir; ancak kaçınılmaz olan müstesna.
Enes b. Mâlik · Sünen-i Ebû Dâvûd 5237
716
Ey Ömer, git onlara ver; Ömer bizi üst kata çıkarıp anahtarı belinden alarak açtı.
Dükeyn b. Saîd el-Müzenî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5238
717
Kim bir sidre ağacı keserse Allah onun başını cehenneme baş aşağı sokar.
Abdullah b. Hubşî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5239
718
Urve b. Zübeyr'in merfû rivayeti: Sidre ağacı keseni Allah cehenneme baş aşağı sokar.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5240
719
Hişâm b. Urve: Bu kapılar Urve'nin kendi arazisinden kestiği sidre ağaçlarındandır; bunda sakınca yoktur.
Hassân b. İbrâhîm şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5241
720
İnsanda üç yüz altmış eklem vardır; her eklemi için sadaka vermesi gerekir; duhânın iki rekâtı yeter.
Büreyde · Sünen-i Ebû Dâvûd 5242
721
Âdemoğlunun her eklemine her sabah sadaka düşer; karşılaştığına selâm vermesi de sadakadır.
Ebû Zer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5243
722
Ebü'l-Esved ed-Dîlî tarikiyle Ebû Zer: Âdemoğlunun her eklemine her sabah bir sadaka düşer.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5244
723
Hiç hayır işlememiş bir adam yoldan dikenli bir dalı kaldırdı; Allah ona şükretti ve onu cennete koydu.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5245
724
Uyuduğunuz zaman evlerinizde ateşi yanar hâlde bırakmayın.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5246
725
Uyuduğunuz zaman kandillerinizi söndürün; çünkü şeytan fare gibisine bunu gösterir de sizi yakar.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5247
726
Yılanlarla savaştığımızdan beri onlarla barışmadık; kim korkudan birini bırakırsa bizden değildir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5248
727
Yılanların hepsini öldürün; kim onların intikamından korkarsa benden değildir.
Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5249
728
İbn Abbâs: Kim yılanları peşine düşmelerinden korkarak bırakırsa bizden değildir.
İkrime, Abdullah b. Abbâs'tan · Sünen-i Ebû Dâvûd 5250
729
Zemzem'i temizlemek istiyoruz, içinde küçük yılanlar var, dedi; Peygamber onların öldürülmesini emretti.
Abbâs b. Abdülmuttalib · Sünen-i Ebû Dâvûd 5251
730
Yılanları, sırtı iki çizgili olanı ve kısa kuyrukluyu öldürün; bu ikisi gözü kör eder, gebeliği düşürür.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5252
731
Evlerdeki ev yılanlarının öldürülmesini yasakladı; ancak sırtı iki çizgili ve kısa kuyruklu olan müstesna.
Ebû Lübâbe · Sünen-i Ebû Dâvûd 5253
732
İbn Ömer, Ebû Lübâbe'nin hadisinden sonra evinde bulduğu yılanı Bakî'e çıkarttırdı.
Nâfi' şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5254
733
Üsâme tariki: Nâfi', İbn Ömer'in çıkarttırdığı yılanı daha sonra yine onun evinde gördü.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5255
734
Evlerdeki haşerat cinlerdendir; evinde birini gören onu üç kez uyarsın, dönerse öldürsün.
Muhammed b. Ebû Yahyâ şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5256
735
Medine'de cinlerden bir topluluk müslüman oldu; onlardan birini görürseniz onu üç defa uyarın.
Ebü's-Sâib şöyle anlattı: · Sünen-i Ebû Dâvûd 5257
736
Yahyâ tariki (muhtasar): Ona üç defa uyarsın; sonra yine görünürse öldürsün, çünkü o şeytandır.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5258
737
Mâlik tariki: Ona üç gün uyarın; bundan sonra görünürse öldürün, çünkü o ancak bir şeytandır.
Sünen-i Ebû Dâvûd 5259
738
Nûh'un ve Süleymân'ın sizden aldığı ahdi hatırlatırım, bize eziyet etmeyin deyin; dönerlerse öldürün.
Ebû Leylâ · Sünen-i Ebû Dâvûd 5260
739
Gümüş çubuk gibi olan beyaz cân yılanı dışındaki yılanların hepsini öldürün.
Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5261
740
Resûlullah kelerin öldürülmesini emretti ve ona fuveysık (küçük zararlı) adını verdi.
Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5262
741
Kim bir keleri ilk vuruşta öldürürse ona şu kadar sevap vardır; ikincide daha az, üçüncüde daha az.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5263
742
Keleri ilk vuruşta öldürene yetmiş sevap vardır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5264
743
Bir peygamberi karınca ısırdı, yuvayı yaktırdı; Allah ona: Bir tek karıncayı olsaydı ya, diye vahyetti.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5265
744
Seni bir karınca ısırdı diye tesbih eden bir ümmeti mi helâk ettin?
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5266
745
Peygamber dört hayvanın öldürülmesini yasakladı: karınca, bal arısı, hüdhüd ve sured kuşu.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i Ebû Dâvûd 5267
746
Ateşle azap etmek ancak ateşin Rabbine yaraşır.
Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i Ebû Dâvûd 5268
747
Bir tabip ilaca katmak için kurbağayı sordu; Peygamber onu öldürmekten nehyetti.
Abdurrahman b. Osman · Sünen-i Ebû Dâvûd 5269
748
Çakıl fırlatmak ne av avlar ne düşmanı yaralar; ancak gözü çıkarır ve dişi kırar.
Abdullah b. Muğaffel · Sünen-i Ebû Dâvûd 5270
749
Sünnet ederken abartma; bu, kadın için daha hoş, koca için daha sevimlidir.
Ümmü Atıyye el-Ensâriyye · Sünen-i Ebû Dâvûd 5271
750
Geri durun; yolun ortasından yürümek size düşmez, yolun kenarlarını tutun.
Ebû Üseyd el-Ensârî · Sünen-i Ebû Dâvûd 5272
751
Peygamber erkeğin iki kadın arasında yürümesini yasakladı.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i Ebû Dâvûd 5273
752
Âdemoğlu zamana söverek bana eziyet ediyor; oysa zaman benim, geceyi ve gündüzü ben evirip çeviririm.
Ebû Hüreyre · Sünen-i Ebû Dâvûd 5274
753
Müslümanın müslüman üzerinde iyilikle yerine getirilecek altı hakkı vardır.
Ali · Câmiu't-Tirmizî 2736
754
Müminin mümin üzerinde altı hakkı vardır; yanında olsun olmasın onun iyiliğini ister.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2737
755
Resûlullah bize aksırınca ‘Her hâlükârda hamd Allah'a mahsustur’ dememizi öğretti.
Nâfi' · Câmiu't-Tirmizî 2738
756
Peygamber, yanında aksıran Yahudilere "Allah sizi hidayete erdirsin ve hâlinizi düzeltsin" derdi.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî · Câmiu't-Tirmizî 2739
757
Biriniz aksırınca Elhamdülillahi rabbi'l-âlemîn desin; karşılık veren de Yerhamükallah desin.
Sâlim b. Ubeyd · Câmiu't-Tirmizî 2740
758
Aksıran Elhamdülillahi alâ külli hâl, karşılık veren Yerhamükallah, o da Yehdîkümullah desin.
Ebû Eyyûb el-Ensârî · Câmiu't-Tirmizî 2741
759
Şu'be'nin İbn Ebû Leylâ'dan rivayeti, Ebû Eyyûb: Aksıran "Elhamdülillah alâ külli hâl" desin.
Ebû Eyyûb el-Ensârî · Câmiu't-Tirmizî 2741b
760
Abdurrahman b. Ebû Leylâ'nın Ali'den rivayeti: Aksırana "Yerhamükallah", o da "Yehdîkümullah" desin.
Ali · Câmiu't-Tirmizî 2741c
761
Aksıran iki kişiden hamdedene teşmîtte bulundu, hamdetmeyene bulunmadı.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2742
762
Ard arda aksıran adam için Resûlullah, "Bu adam nezlelidir" buyurdu.
Seleme b. el-Ekva' · Câmiu't-Tirmizî 2743
763
Yahyâ b. Saîd'in İkrime b. Ammâr'dan rivayeti: Üçüncü aksırıkta "Sen nezlelisin" buyurdu.
Seleme b. el-Ekva' · Câmiu't-Tirmizî 2743b
764
Şu'be'nin İkrime b. Ammâr'dan rivayeti: Ard arda aksırana "Bu adam nezlelidir" denildi.
Seleme b. el-Ekva' · Câmiu't-Tirmizî 2743c
765
Abdurrahman b. Mehdî'nin İkrime b. Ammâr'dan rivayeti: Aksırana üçüncüde "Sen nezlelisin" dedi.
Seleme b. el-Ekva' · Câmiu't-Tirmizî 2743d
766
Aksırana üç kez teşmîtte bulunulur; fazlasında dilersen bulun, dilersen bulunma.
Ömer b. İshâk b. Ebû Talha'nın annesinin babası · Câmiu't-Tirmizî 2744
767
Peygamber aksırdığında yüzünü eliyle ya da elbisesiyle örter, sesini kısardı.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2745
768
Aksırmak Allah'tan, esnemek şeytandandır; esneyen elini ağzına koysun.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2746
769
Aksırıp hamdedene, onu işiten herkesin Yerhamükallah demesi bir haktır.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2747
770
Namazda aksırmak, uyuklamak ve esnemek; hayız, kusmak ve burun kanaması şeytandandır.
Adî b. Sâbit'in dedesi · Câmiu't-Tirmizî 2748
771
Biriniz kardeşini oturduğu yerden kaldırıp sonra oraya oturmasın.
Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2749
772
Biri İbn Ömer için yerinden kalktığında İbn Ömer oraya oturmazdı.
Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2750
773
İhtiyacı için kalkıp geri dönen kimse oturduğu yere daha çok hak sahibidir.
Vehb b. Huzeyfe · Câmiu't-Tirmizî 2751
774
Bir kimsenin, izinleri olmadan iki kişinin arasını ayırması helal değildir.
Abdullah b. Amr · Câmiu't-Tirmizî 2752
775
Halkanın ortasına oturan kimse Muhammed'in diliyle lanetlenmiştir.
Ebû Miclez · Câmiu't-Tirmizî 2753
776
Sahâbîler, hoşlanmadığını bildikleri için Resûlullah'ı görünce ayağa kalkmazlardı.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2754
777
Kimi, insanların kendisi için ayakta dikilmesi sevindirirse, ateşteki yerine hazırlansın.
Ebû Miclez · Câmiu't-Tirmizî 2755
778
Kasık tıraşı, sünnet, bıyığı kısaltmak, koltuk altını yolmak ve tırnak kesmek fıtrattandır.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2756
779
Bıyığı kısaltmak, sakalı salıvermek ve misvak kullanmak on fıtrat sünnetindendir.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2757
780
Peygamber tırnak kesmek, bıyık almak ve kasık tıraşı için kırk gecelik süre belirledi.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2758
781
Bıyık, tırnak, kasık ve koltuk altı temizliğini kırk günden fazla bırakmamamız için süre belirlendi.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2759
782
Peygamber bıyığından alırdı; Rahmân'ın dostu İbrâhîm de bunu yapardı.
Abdullah b. Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2760
783
Bıyığından almayan bizden değildir.
Zeyd b. Erkam · Câmiu't-Tirmizî 2761
784
Peygamber sakalının eninden ve boyundan alırdı.
Amr b. Şuayb'ın dedesi · Câmiu't-Tirmizî 2762
785
Bıyıkları iyice kısaltın, sakalları salıverin.
Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2763
786
Resûlullah bize bıyıkları iyice kısaltmayı ve sakalları salıvermeyi emretti.
Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2764
787
Peygamber mescitte, ayaklarından birini diğerinin üzerine koymuş hâlde sırtüstü uzanırken görüldü.
Abbâd b. Temîm, amcasından · Câmiu't-Tirmizî 2765
788
Biriniz sırtüstü uzandığında ayaklarından birini diğerinin üzerine koymasın.
Câbir · Câmiu't-Tirmizî 2766
789
Resûlullah sammâ örtünmesini, tek elbiseyle ihtibâyı ve sırtüstü yatarken bir ayağı öbürüne kaldırmayı yasakladı.
Câbir · Câmiu't-Tirmizî 2767
790
Yüzükoyun yatış, Allah'ın sevmediği bir yatıştır.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2768
791
Avret yerini eşinden ve câriyenden başkasına karşı koru; Allah, kendisinden utanılmaya daha layıktır.
Behz b. Hakîm, babası aracılığıyla dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2769
792
Peygamber'i sol yanı üzerine bir yastığa yaslanmış hâlde gördüm.
Câbir b. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 2770
793
Peygamber'i bir yastığa yaslanmış hâlde gördüm.
Câbir b. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 2771
794
Kişinin hâkimiyet alanında imamlık yapılmaz; izni olmadan evindeki ikram yerine oturulmaz.
Ebû Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 2772
795
Hayvanının ön tarafına sen daha layıksın; ancak onu bana ayırırsan başka.
Büreyde · Câmiu't-Tirmizî 2773
796
Sizin enmâtınız var mı? Dikkat edin, yakında sizin enmâtınız olacak.
Câbir · Câmiu't-Tirmizî 2774
797
Peygamber'i, Hasan'ı ve Hüseyin'i boz katırı üzerinde yederek odasına kadar götürdüm.
Seleme · Câmiu't-Tirmizî 2775
798
Resûlullah'a ani bakışı sordum; bana bakışımı çevirmemi emretti.
Cerîr b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2776
799
Ey Ali! Bakışı bakışla takip ettirme; ilki senindir, sonraki senin değildir.
Büreyde · Câmiu't-Tirmizî 2777
800
Ondan örtünün; siz ikiniz de mi âmâsınız, onu görmüyor musunuz?
Ümmü Seleme · Câmiu't-Tirmizî 2778
801
Resûlullah, kadınların yanına kocalarının izni olmadan girmemizi yasakladı.
Amr b. el-Âs'ın âzatlısı · Câmiu't-Tirmizî 2779
802
Kendimden sonra insanlar arasında erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım.
Üsâme b. Zeyd ve Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl · Câmiu't-Tirmizî 2780
803
Üsâme b. Zeyd'in diğer tariki: Erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım.
Üsâme b. Zeyd · Câmiu't-Tirmizî 2780b
804
İsrâiloğulları ancak kadınları takma saç edindiği zaman helak oldu.
Humeyd b. Abdurrahmân · Câmiu't-Tirmizî 2781
805
Peygamber, Allah'ın yaratışını değiştiren dövme yapan, yaptıran ve kıllarını yolduran kadınlara lanet etti.
Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2782
806
Allah, saç ekleyen ve ekleten, dövme yapan ve yaptıran kadına lanet etmiştir.
İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2783
807
Nâfi'in sözü anılmadan Yahyâ'nın rivayeti: Saç ekleyen ve dövme yapan kadına lanet edildi.
İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2783b
808
Resûlullah, kadınlardan erkeklere benzeyenlere ve erkeklerden kadınlara benzeyenlere lanet etti.
İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2784
809
Resûlullah, erkeklerden kadınsı davrananlara ve kadınlardan erkeksi davrananlara lanet etti.
İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2785
810
Her göz zina eder; koku sürünüp bir meclisin yanından geçen kadın da şöyle şöyledir.
Ebû Mûsâ · Câmiu't-Tirmizî 2786
811
Erkeklerin kokusu, kokusu belli rengi gizli olandır; kadınlarınki rengi belli kokusu gizli olandır.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2787
812
İsmâil b. İbrâhîm tarikiyle: Erkeklerin kokusu rengi gizli, kadınlarınki kokusu gizli olandır.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2887b
813
Erkeğin en hayırlı kokusu, kokusu belli rengi gizli olandır; kadınınki rengi belli kokusu gizli olandır.
İmrân b. Husayn · Câmiu't-Tirmizî 2788
814
Enes güzel kokuyu geri çevirmezdi; Peygamber de güzel kokuyu geri çevirmezdi.
Sümâme b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2789
815
Üç şey geri çevrilmez: Yastık, yağ ve süt.
İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2790
816
Birinize reyhan verildiğinde onu geri çevirmesin; çünkü o cennetten çıkmıştır.
Ebû Osmân en-Nehdî · Câmiu't-Tirmizî 2791
817
Kadın, başka bir kadınla tenini tene değdirip onu kocasına sanki ona bakıyormuş gibi tarif etmesin.
Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2792
818
Erkek erkeğin avret yerine, kadın da kadının avret yerine bakmasın.
Ebû Saîd el-Hudrî · Câmiu't-Tirmizî 2793
819
Birimiz yalnız olduğunda da Allah, insanların kendisinden utanmasına daha layıktır.
Behz b. Hakîm, babası aracılığıyla dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2794
820
Peygamber mescitte uyluğu açık olan Cerhed'in yanından geçti ve "Uyluk avrettir" buyurdu.
Cerhed el-Eslemî · Câmiu't-Tirmizî 2795
821
Uyluk avrettir.
İbn Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2796
822
Peygamber, "Uyluk avrettir" buyurdu.
Abdullah b. Cerhed el-Eslemî, babasından · Câmiu't-Tirmizî 2797
823
Uyluğunu ört; çünkü o avrettendir.
İbn Cerhed, babasından · Câmiu't-Tirmizî 2798
824
Allah temizdir, temizliği sever; avlularınızı temiz tutun ve Yahudilere benzemeyin.
Sâlih b. Ebû Hassân · Câmiu't-Tirmizî 2799
825
Çıplak kalmaktan sakının; sizden ayrılmayanlar vardır, onlardan utanın ve onlara ikramda bulunun.
İbn Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2800
826
Allah'a ve âhiret gününe iman eden, üzerinde içki dolaştırılan bir sofraya oturmasın.
Câbir · Câmiu't-Tirmizî 2801
827
Peygamber erkekleri ve kadınları hamamlardan men etti, sonra erkeklere peştamalla ruhsat verdi.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2802
828
Kocasının evinden başka yerde elbisesini çıkaran kadın, Rabbiyle arasındaki perdeyi yırtmış olur.
Ebü'l-Melîh el-Hüzelî · Câmiu't-Tirmizî 2803
829
İçinde köpek ve heykel sureti bulunan bir eve melekler girmez.
Abdullah b. Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2804
830
Melekler, içinde heykeller ya da suret bulunan bir eve girmez.
Râfi' b. İshâk · Câmiu't-Tirmizî 2805
831
Cebrâil, evdeki heykel, suretli perde ve köpek yüzünden Peygamber'in yanına giremediğini bildirdi.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2806
832
Üzerinde iki kırmızı elbise bulunan bir adam selam verdi, Peygamber onun selamını almadı.
Abdullah b. Amr · Câmiu't-Tirmizî 2807
833
Resûlullah altın yüzükten, kassîden, mîsereden ve ci'adan yasakladı.
Ali b. Ebû Tâlib · Câmiu't-Tirmizî 2808
834
Resûlullah bize cenazeye uymayı, hasta ziyaretini, teşmîti emretti; altın yüzükten ve ipekten yasakladı.
Berâ b. Âzib · Câmiu't-Tirmizî 2809
835
Beyaz giyin; çünkü o daha temiz ve daha güzeldir. Ölülerinizi de onunla kefenleyin.
Semüre b. Cündeb · Câmiu't-Tirmizî 2810
836
Resûlullah'a ve aya bakıyordum; üzerinde kırmızı bir hulle vardı, bana göre aydan daha güzeldi.
Câbir b. Semüre · Câmiu't-Tirmizî 2811
837
Resûlullah'ın üzerinde kırmızı bir hulle gördüm.
Berâ b. Âzib · Câmiu't-Tirmizî 2811b
838
Resûlullah'ı üzerinde iki yeşil bürd varken gördüm.
Ebû Rimse · Câmiu't-Tirmizî 2812
839
Peygamber bir sabah, üzerinde siyah kıldan bir mirt olduğu hâlde çıktı.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2813
840
Peygamber'in üzerinde zâferanla boyanmış, rengi solmuş iki eski örtü, yanında bir hurma dalı vardı.
Kayle bint Mahreme · Câmiu't-Tirmizî 2814
841
Resûlullah erkeklerin zâferan sürünmesini yasakladı.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2815, 2815b
842
Git onu yıka, sonra yine yıka, sonra bir daha yapma.
Ya'lâ b. Mürre · Câmiu't-Tirmizî 2816
843
Ömer'den: Kim dünyada ipek giyerse, onu ahirette giymez.
Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2817
844
Peygamber, ayırdığı kabâyı giyip çıktı ve Mahreme'ye "Bunu senin için sakladım" buyurdu.
Misver b. Mahreme · Câmiu't-Tirmizî 2818
845
Allah, nimetinin eserinin kulu üzerinde görülmesini sever.
Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2819
846
Necâşî, Peygamber'e siyah, düz iki mest hediye etti; o da onları giyip üzerlerine meshetti.
Büreyde · Câmiu't-Tirmizî 2820
847
Peygamber ak kılları yolmayı yasakladı ve "O, müslümanın nurudur" buyurdu.
Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2821
848
Kendisine danışılan kimse emindir.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2822
849
Resûlullah: "Kendisine danışılan kimse emindir" buyurdu.
Ümmü Seleme · Câmiu't-Tirmizî 2823
850
Uğursuzluk üç şeydedir: Kadında, meskende ve binek hayvanında.
Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2824, 2824b, 2824c, 2824d
851
Üç kişi olduğunuzda, iki kişi arkadaşlarını bırakıp gizli konuşmasın.
Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2825
852
Resûlullah'ı beyaz tenli ve saçı ağarmış gördüm; Hasan b. Ali ona benzerdi.
Ebû Cühayfe · Câmiu't-Tirmizî 2826
853
Peygamber'i gördüm; Hasan b. Ali ona benzerdi.
Ebû Cühayfe · Câmiu't-Tirmizî 2827
854
Peygamber'in, Sa'd b. Ebû Vakkâs'tan başkası için anne ve babasını bir arada andığını işitmedim.
Ali · Câmiu't-Tirmizî 2828
855
Uhud günü Sa'd'a: "At! Anam babam sana feda olsun!" dedi.
Ali · Câmiu't-Tirmizî 2829
856
Resûlullah Uhud günü benim için anne ve babasını bir arada andı.
Sa'd b. Ebû Vakkâs · Câmiu't-Tirmizî 2830
857
Peygamber, Enes'e "Yavrucuğum!" diye hitap etti.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2831
858
Yeni doğan çocuğa yedinci gününde isim konulmasını, eziyetin giderilmesini ve akîka kesilmesini emretti.
Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden · Câmiu't-Tirmizî 2832
859
Allah azze ve celle katında isimlerin en sevimlisi Abdullah ve Abdurrahman'dır.
Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2833
860
Şüphesiz Allah'a en sevimli gelen isimler Abdullah ve Abdurrahman'dır.
Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2834
861
Râfi', Bereke ve Yesâr diye isim konulmasını mutlaka yasaklayacağım.
Ömer b. el-Hattâb · Câmiu't-Tirmizî 2835
862
Kölene Rebâh, Eflah, Yesâr ve Necîh adını koyma.
Semure b. Cündeb · Câmiu't-Tirmizî 2836
863
Kıyamet günü Allah katında en alçak isim, hükümdarlar hükümdarı diye adlandırılan adamdır.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2837
864
Peygamber Âsiye'nin adını değiştirdi ve "Sen Cemîle'sin" dedi.
Abdullah b. Ömer · Câmiu't-Tirmizî 2838
865
Peygamber çirkin ismi değiştirirdi.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2839
866
Benim birçok ismim vardır: Muhammed, Ahmed, Mâhî, Hâşir ve kendisinden sonra peygamber olmayan Âkıb.
Cübeyr b. Mut'im · Câmiu't-Tirmizî 2840
867
Peygamber, kişinin onun ismiyle künyesini birleştirip Muhammed Ebü'l-Kâsım diye adlandırılmasını yasakladı.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2841
868
Benim ismimle isim koyduğunuzda benim künyemle künyelenmeyin.
Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2842
869
Senden sonra bir oğlum doğarsa ona Muhammed adını verip senin künyenle künyelendirebilir miyim?
Ali b. Ebû Tâlib · Câmiu't-Tirmizî 2843
870
Şiirin bazısı muhakkak hikmettir.
Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2844
871
Şüphesiz şiirden bir kısmı hikmetli sözdür.
Abdullah b. Abbâs · Câmiu't-Tirmizî 2845
872
Hassân, Resûlullah adına övündüğü ya da onu savunduğu sürece Allah onu Rûhu'l-Kudüs ile destekler.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2846
873
İbn Ebü'z-Zinâd tarikiyle Âişe: Hassân Resûlullah'ı savundukça Rûhu'l-Kudüs onu destekler.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2846b
874
Bırak onu, ey Ömer! Bu şiir onlara ok yağmurundan daha tesirlidir.
Enes b. Mâlik · Câmiu't-Tirmizî 2847
875
Peygamber, İbn Revâha'nın şiirinden örnek verirdi.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2848
876
Arapların söylediği en şairane söz Lebîd'in sözüdür: Allah'tan başka her şey bâtıldır.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2849
877
Ashâbı şiir okur, cahiliyeden söz ederdi; o susar, bazen onlarla birlikte tebessüm ederdi.
Câbir b. Semure · Câmiu't-Tirmizî 2850
878
Birinizin içinin onu çürütecek irinle dolması, şiirle dolmasından daha hayırlıdır.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2852
879
Birinizin içinin irinle dolması, onun için şiirle dolmasından daha hayırlıdır.
Sa'd b. Ebû Vakkâs · Câmiu't-Tirmizî 2851
880
Allah, sığırın dolaştırdığı gibi dilini dolaştırarak söz ustalığı taslayan adamlara buğzeder.
Abdullah b. Amr · Câmiu't-Tirmizî 2853
881
Resûlullah, etrafı çevrili olmayan bir dam üzerinde uyumayı yasakladı.
Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2854
882
Resûlullah usanmamızdan çekindiği için günler içinde ara ara bize vaaz ederdi.
Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2855
883
İbn Mes'ûd'un diğer tariki: Usanmayalım diye ara ara vaaz ederdi.
Abdullah b. Mes'ûd · Câmiu't-Tirmizî 3093
884
Resûlullah'a en sevimli amel, az da olsa devamlı yapılanıydı.
Ebû Sâlih · Câmiu't-Tirmizî 2856
885
Resûlullah'a amellerin en sevimlisi devamlı yapılanıydı.
Âişe · Câmiu't-Tirmizî 2856b
886
Kapları örtün, tulumların ağzını bağlayın, kapıları kapatın ve kandilleri söndürün.
Câbir b. Abdullah · Câmiu't-Tirmizî 2857
887
Gece konakladığınızda yoldan uzak durun; orası geceleyin hayvanların yolu ve haşeratın barınağıdır.
Ebû Hüreyre · Câmiu't-Tirmizî 2858
888
Kişiye annesini tavsiye ederim, kişiye annesini tavsiye ederim, kişiye annesini tavsiye ederim.
İbn Selâme es-Sülemî · Sünen-i İbn Mâce 3657
889
Kime iyilik edeyim? Annene, annene, sonra babana, sonra en yakın olana.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3658
890
Hiçbir evlat babasının hakkını ödeyemez; ancak onu köle olarak bulup satın alır ve azat ederse.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3659
891
Adamın cennetteki derecesi yükseltilir; ona: Çocuğunun senin için istiğfar etmesi sebebiyle, denir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3660
892
Şüphesiz Allah size annelerinizi tavsiye ediyor; sonra babalarınızı, sonra en yakın olanı.
Mikdâm b. Ma'dîkerib · Sünen-i İbn Mâce 3661
893
Anne-baba senin cennetin ve cehenneminlerdir.
Ebû Ümâme · Sünen-i İbn Mâce 3662
894
Baba, cennet kapılarının en ortadakidir; artık o kapıyı ister zayi et, ister koru.
Ebü'd-Derdâ · Sünen-i İbn Mâce 3663
895
Ölümlerinden sonra anne-babaya iyilik: onlara dua, istiğfar, ahitlerini yerine getirmek, dostlarına ikram, sıla-i rahim.
Ebû Üseyd Mâlik b. Rebîa · Sünen-i İbn Mâce 3664
896
Siz çocuklarınızı öper misiniz? Allah sizden merhameti söküp almışsa benim elimden ne gelir?
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3665
897
Şüphesiz çocuk insanı cimriliğe ve korkaklığa sevk eder.
Ya'lâ el-Âmirî · Sünen-i İbn Mâce 3666
898
Sadakanın en faziletlisi: sana geri dönmüş, senden başka geçimini sağlayanı olmayan kızına harcamaktır.
Sürâka b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3667
899
Kadın son hurmayı iki kızı arasında böldü; Neye şaşıyorsun? O bu sebeple cennete girmiştir.
Ahnef'in amcası Sa'saa şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3668
900
Kimin üç kızı olur da onlara sabreder, yedirir, içirir ve giydirirse, onlar kendisi için ateşten bir perde olurlar.
Ukbe b. Âmir · Sünen-i İbn Mâce 3669
901
İki kızı ergenlik çağına erip onlara iyilik eden adamı, o iki kız cennete sokar.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 3670
902
Çocuklarınıza ikram edin ve onların edebini güzel yapın.
Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3671
903
Allah'a ve ahiret gününe iman eden, komşusuna iyilik etsin, misafirine ikram etsin, ya hayır söylesin ya da sussun.
Ebû Şüreyh el-Huzâî · Sünen-i İbn Mâce 3672
904
Cebrâil bana komşuyu tavsiye edip durdu; hatta onu mirasçı kılacağını zannettim.
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3673
905
Ebû Hüreyre: Cebrâil bana komşuyu tavsiye edip durdu; hatta onu mirasçı kılacağını zannettim.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3674
906
Misafirlik üç gündür; üç günden sonra misafire harcanan sadakadır.
Ebû Şüreyh el-Huzâî · Sünen-i İbn Mâce 3675
907
Bir kavmin yanına konduğunuzda sizi misafir etmezlerse onlardan misafir hakkını alın.
Ukbe b. Âmir · Sünen-i İbn Mâce 3676
908
Misafirin ağırlanacağı gece vaciptir; misafir avluda sabahlarsa bu ev sahibinin üzerinde bir borçtur.
Mikdâm Ebû Kerîme · Sünen-i İbn Mâce 3677
909
Allah'ım! Ben iki zayıfın, yetim ile kadının hakkını çiğnemekten şiddetle sakındırıyorum.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3678
910
Müslümanlar arasındaki en hayırlı ev, içinde kendisine iyilik edilen bir yetim bulunan evdir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3679
911
Kim üç yetimin geçimini üstlenirse, ben ve o cennette şu iki parmak gibi iki kardeş oluruz.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 3680
912
Müslümanların yolundan eziyet veren şeyi kaldır.
Ebû Berze el-Eslemî · Sünen-i İbn Mâce 3681
913
Yolun üzerinde insanlara eziyet veren bir ağaç dalını kaldıran adam cennete sokuldu.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3682
914
Ümmetimin güzel amelleri arasında yoldan giderilen eziyeti, kötüleri arasında mescitte gömülmeyen balgamı gördüm.
Ebû Zer · Sünen-i İbn Mâce 3683
915
Hangi sadaka daha faziletlidir? Su içirmektir.
Sa'd b. Ubâde · Sünen-i İbn Mâce 3684
916
Cehennemlik adam: Sana su içirdiğim günü hatırlamıyor musun? der; cennetlik de ona şefaat eder.
Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3685
917
Ciğeri susuzluktan yanan her canlıya iyilik etmekte sevap vardır.
Sürâka b. Ju'şum · Sünen-i İbn Mâce 3686
918
Kim yumuşaklıktan mahrum kalırsa hayırdan mahrum kalır.
Cerîr b. Abdullah el-Becelî · Sünen-i İbn Mâce 3687
919
Şüphesiz Allah refîktir, yumuşaklığı sever; sertliğe vermediğini yumuşaklığa verir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3688
920
Şüphesiz Allah refîktir, her işte yumuşaklığı sever.
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3689
921
Onlar kardeşlerinizdir; Allah onları elinizin altına koymuştur; yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin.
Ebû Zer · Sünen-i İbn Mâce 3690
922
Elinin altındakilere kötü davranan kimse cennete girmez.
Ebû Bekir es-Sıddîk · Sünen-i İbn Mâce 3691
923
İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız; aranızda selâmı yayın.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3692
924
Peygamberimiz bize selâmı yaymamızı emretti.
Ebû Ümâme · Sünen-i İbn Mâce 3693
925
Rahmân'a ibadet edin ve selâmı yayın.
Abdullah b. Amr · Sünen-i İbn Mâce 3694
926
Adam gelip selâm verdi; Resûlullah: Ve aleyke's-selâm, buyurdu.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3695
927
Cebrâil sana selâm söylüyor. Ve aleyhi's-selâmu ve rahmetullah.
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3696
928
Ehl-i kitaptan biri size selâm verdiğinde: Ve aleyküm, deyin.
Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3697
929
Yahudiler: es-Sâmu aleyke, dediler; Peygamber de: Ve aleyküm, buyurdu.
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3698
930
Yahudilere selâmla başlamayın; size selâm verdiklerinde: Ve aleyküm, deyin.
Ebû Abdurrahman el-Cühenî · Sünen-i İbn Mâce 3699
931
Biz çocukken Resûlullah yanımıza geldi ve bize selâm verdi.
Enes · Sünen-i İbn Mâce 3700
932
Biz kadınlar arasındayken Resûlullah yanımızdan geçti ve bize selâm verdi.
Esmâ bint Yezîd · Sünen-i İbn Mâce 3701
933
Birbirimize eğilelim mi? Hayır; kucaklaşalım mı? Hayır, fakat musafaha edin.
Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3702
934
Karşılaşıp musafaha eden iki Müslüman ayrılmadan önce bağışlanır.
Berâ b. Âzib · Sünen-i İbn Mâce 3703
935
Peygamber'in elini öptük.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3704
936
Yahudilerden bir topluluk Peygamber'in elini ve ayaklarını öptü.
Safvân b. Assâl · Sünen-i İbn Mâce 3705
937
Üç defa izin isteriz; bize izin verilirse gireriz, izin verilmezse geri döneriz.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 3706
938
İsti'nâs, kişinin tesbîh, tekbîr ve tahmîd söyleyip öksürerek ev halkına gelişini bildirmesidir.
Ebû Eyyûb el-Ensârî · Sünen-i İbn Mâce 3707
939
Yanına geldiğimde o namaz kılıyorsa bana işaret olarak öksürürdü.
Ali · Sünen-i İbn Mâce 3708
940
Kim o? Ben. Peygamber: Ben, ben! buyurdu.
Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3709
941
Nasıl sabahladın? Oruçlu sabahlamayan ve hasta ziyaret etmeyen bir adamdan daha iyi olarak.
Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3710
942
Nasıl sabahladınız? Hayırla, Allah'a hamdederiz. Hayırla sabahladım, Allah'a hamdederim.
Ebû Üseyd es-Sâidî · Sünen-i İbn Mâce 3711
943
Size bir kavmin şereflisi geldiğinde ona ikram edin.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3712
944
Aksıranlardan biri Allah'a hamdetti, diğeri hamdetmedi; hamdedene teşmîtte bulundu.
Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3713
945
Aksırana üç defa teşmîtte bulunulur; bundan fazlası nezledir.
Seleme b. el-Ekva' · Sünen-i İbn Mâce 3714
946
Aksıran el-Hamdü lillâh desin; etrafındakiler Yerhamükellah desin; o da Yehdîkümullah desin.
Ali · Sünen-i İbn Mâce 3715
947
Musafaha ettiğinde, adam elini kendisi çekinceye kadar elini onun elinden çekmezdi.
Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3716
948
Biriniz oturduğu yerden kalkıp geri dönerse oraya o daha çok hak sahibidir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3717
949
Kardeşinin mazeretini kabul etmeyen, haksız vergi toplayanın günahı gibi günah yüklenir.
Cevdân · Sünen-i İbn Mâce 3718
950
Süveybit, şaka olarak Nuaymân'ı köle diye sattı; Peygamber ve ashabı buna bir yıl boyunca güldüler.
Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 3719
951
Resûlullah bizimle iç içe olurdu; küçük kardeşime: Ey Ebû Umeyr! Nugayr ne yaptı? derdi.
Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3720
952
Resûlullah ak saçı yolmayı yasakladı ve: O, müminin nurudur, buyurdu.
Abdullah b. Amr · Sünen-i İbn Mâce 3721
953
Peygamber, gölge ile güneş arasında oturulmasını yasakladı.
Büreyde · Sünen-i İbn Mâce 3722
954
Yüzüstü uyumak, Allah'ın hoşlanmadığı bir uykudur.
Tıhfe el-Gıfârî · Sünen-i İbn Mâce 3723
955
Ey Cüneydib! Yüzüstü yatmak ancak cehennem ehlinin yatışıdır.
Ebû Zer · Sünen-i İbn Mâce 3724
956
Mescitte yüzükoyun uyuyana: Kalk ve otur; çünkü bu cehennemlik bir uykudur.
Ebû Ümâme · Sünen-i İbn Mâce 3725
957
Kim yıldızlardan bir ilim edinirse sihirden bir şube edinmiş olur.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 3726
958
Rüzgâra sövmeyin; Allah'tan onun hayrını isteyin ve şerrinden Allah'a sığının.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3727
959
Allah katında isimlerin en sevimlisi Abdullah ve Abdurrahman'dır.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3728
960
Eğer yaşarsam Rebâh, Necîh, Eflah, Nâfi' ve Yesâr diye isim konmasını yasaklayacağım.
Ömer b. el-Hattâb · Sünen-i İbn Mâce 3729
961
Resûlullah kölelerimize Eflah, Nâfi', Rebâh ve Yesâr isimlerini koymamızı yasakladı.
Semure · Sünen-i İbn Mâce 3730
962
el-Ecda' bir şeytandır.
Mesrûk şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3731
963
Zeyneb'in adı Berre idi; Resûlullah ona Zeyneb adını verdi.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3732
964
Ömer'in Âsiye denilen kızına Resûlullah Cemîle adını verdi.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3733
965
Adım Abdullah b. Selâm değildi; Resûlullah bana Abdullah b. Selâm adını verdi.
Abdullah b. Selâm · Sünen-i İbn Mâce 3734
966
Ebû Hüreyre: Benim adımla ad koyun, fakat benim künyemle künyelenmeyin.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3735
967
Câbir: Benim adımla ad koyun, fakat benim künyemle künyelenmeyin.
Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3736
968
Bakî'de biri Ey Ebü'l-Kâsım! diye seslenince: Benim adımla ad koyun, künyemle künyelenmeyin.
Enes · Sünen-i İbn Mâce 3737
969
Bana Ebû Yahyâ künyesini Resûlullah verdi.
Hamza b. Suheyb şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3738
970
Benden başka bütün hanımlarına künye verdin. Öyleyse sen Ümmü Abdullah'sın.
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3739
971
Peygamber bize gelir, küçük kardeşime künyesiyle: Ey Ebû Umeyr! derdi.
Enes · Sünen-i İbn Mâce 3740
972
Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın âyeti biz Ensâr hakkında indi.
Ebû Cebîre b. ed-Dahhâk · Sünen-i İbn Mâce 3741
973
Resûlullah, çokça övenlerin yüzlerine toprak saçmamızı emretti.
Mikdâd b. Amr · Sünen-i İbn Mâce 3742
974
Birbirinizi övmekten sakının; çünkü o, boğazlamaktır.
Muâviye · Sünen-i İbn Mâce 3743
975
Yazık sana! Arkadaşının boynunu kestin; övecekse: Onu böyle sanıyorum, Allah'a karşı kimseyi temize çıkarmam, desin.
Ebû Bekre · Sünen-i İbn Mâce 3744
976
Kendisine danışılan kimse emin kimsedir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3745
977
Kendisine danışılan kimse emindir.
Ebû Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 3746
978
Biriniz kardeşine danıştığında, kardeşi ona doğru görüş bildirsin.
Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3747
979
Hamamlara erkekler ancak peştamalla girsin; kadınları da hasta ya da lohusa olanlar dışında men edin.
Abdullah b. Amr · Sünen-i İbn Mâce 3748
980
Peygamber erkeklere hamama peştamallarla girmeleri için ruhsat verdi, kadınlara ruhsat vermedi.
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3749
981
Hangi kadın elbiselerini kocasının evinden başka yerde çıkarırsa, kendisiyle Allah arasındaki perdeyi yırtmış olur.
Ebü'l-Melîh el-Hüzelî şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3750
982
Peygamber nûre süründüğünde avret yerinden başlar, orayı kendisi sıvardı.
Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 3751
983
Peygamber nûre süründü ve kasık bölgesini kendi eliyle sıvadı.
Ümmü Seleme · Sünen-i İbn Mâce 3752
984
İnsanlara kıssa anlatmayı ancak emîr, görevlendirilmiş biri ya da riyakâr yapar.
Amr b. Şuayb babasından, o da dedesinden · Sünen-i İbn Mâce 3753
985
Kıssacılık, Resûlullah'ın, Ebû Bekir'in ve Ömer'in zamanında yoktu.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3754
986
Şüphesiz şiirin bir kısmı hikmettir.
Übey b. Ka'b · Sünen-i İbn Mâce 3755
987
İbn Abbâs: Şüphesiz şiirin bir kısmı hikmetlerdir.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 3756
988
Bir şairin söylediği en doğru söz Lebîd'in sözüdür: Allah'tan başka her şey bâtıldır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3757
989
Resûlullah'a Ümeyye b. Ebü's-Salt'ın şiirinden yüz beyit okudum; her beyitte "Devam et!" diyordu.
Amr b. eş-Şerîd'in babası şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3758
990
Kişinin içinin irinle dolması, onun için şiirle dolmasından daha hayırlıdır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3759
991
Sa'd b. Ebû Vakkâs: Birinizin içinin onu çürütünceye kadar irinle dolması, şiirle dolmasından hayırlıdır.
Sa'd b. Ebû Vakkâs · Sünen-i İbn Mâce 3760
992
İnsanların iftirası en büyük olanı, bir adamla hicivleşip bütün kabilesini hicveden kimsedir.
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3761
993
Kim tavla oynarsa Allah'a ve Resûlüne isyan etmiş olur.
Ebû Mûsâ · Sünen-i İbn Mâce 3762
994
Kim tavla oynarsa, sanki elini domuz etine ve kanına batırmış gibidir.
Büreyde · Sünen-i İbn Mâce 3763
995
Kuşun peşine düşen biri için: Bir şeytan bir şeytanın peşinde!
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3764
996
Güvercinin peşine düşen adam için: Bir şeytan dişi bir şeytanın peşinde!
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3765
997
Osman b. Affân: Güvercinin ardına düşen adam için, bir şeytan dişi bir şeytanın peşinde!
Osman b. Affân · Sünen-i İbn Mâce 3766
998
Enes b. Mâlik: Güvercinlerin peşine düşen adam için, bir şeytan bir şeytanın peşinde!
Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3767
999
Yalnızlıkta ne olduğunu bilseydiniz, hiç kimse gece tek başına yolculuk etmezdi.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3768
1000
Uyuyacağınız zaman evlerinizde ateşi yanar hâlde bırakmayın.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3769
1001
Bu ateş sizin için bir düşmandır; uyuduğunuzda onu söndürün.
Ebû Mûsâ · Sünen-i İbn Mâce 3770
1002
Resûlullah bize kandilimizi söndürmemizi emretti.
Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3771
1003
Yolun ana caddesi üzerinde konaklamayın ve orada ihtiyaç gidermeyin.
Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3772
1004
Resûlullah yolculuktan dönünce çocuklar onu karşılar, o da birini önüne, birini arkasına bindirirdi.
Abdullah b. Ca'fer şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3773
1005
Mektuplarınızı topraklayın; bu, onlar için daha başarılıdır. Şüphesiz toprak mübarektir.
Câbir · Sünen-i İbn Mâce 3774
1006
Üç kişi olduğunuzda iki kişi arkadaşlarını bırakıp gizlice konuşmasın; çünkü bu onu üzer.
Abdullah b. Mes'ûd · Sünen-i İbn Mâce 3775
1007
Resûlullah, üçüncüyü bırakıp iki kişinin gizlice konuşmasını yasakladı.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3776
1008
Mescitte oklarla geçen adama: Temrenlerinden tut!
Süfyân b. Uyeyne şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3777
1009
Biriniz mescidimizde ya da çarşımızda oklarla geçtiğinde, kimseye isabet etmesin diye temrenlerini avucuyla tutsun.
Ebû Mûsâ · Sünen-i İbn Mâce 3778
1010
Kur'an'da mahir olan, şerefli ve itaatkâr elçi meleklerle beraberdir; zorlanarak okuyana iki ecir vardır.
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3779
1011
Kur'an ehline cennete girdiğinde: Oku ve yüksel! denir; her âyetle bir derece yükselir.
Ebû Saîd el-Hudrî · Sünen-i İbn Mâce 3780
1012
Kur'an kıyamet günü benzi solgun bir adam gibi gelir: Gecelerini uykusuz bırakan benim, der.
Büreyde · Sünen-i İbn Mâce 3781
1013
Birinizin namazında okuduğu üç âyet, onun için semiz, büyük, gebe üç dişi deveden daha hayırlıdır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3782
1014
Kur'an'ın misali bağlı develer gibidir; sahibi onları gözetirse elinde tutar, salıverirse gider.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3783
1015
Allah buyurdu: Namazı kendimle kulum arasında ikiye ayırdım; kuluma istediği vardır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3784
1016
Kur'an'daki en büyük sûre Fâtiha'dır; o, tekrarlanan yedi âyet ve bana verilen Kur'ân-ı azîmdir.
Ebû Saîd b. el-Muallâ şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3785
1017
Kur'an'da otuz âyetlik bir sûre okuyanına şefaat etti de bağışlandı: Tebâreke (Mülk) sûresi.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3786
1018
Ebû Hüreyre: Kul hüvallâhü ehad, Kur'an'ın üçte birine denktir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3787
1019
Enes b. Mâlik: Kul hüvallâhü ehad, Kur'an'ın üçte birine denktir.
Enes b. Mâlik · Sünen-i İbn Mâce 3788
1020
Ebû Mes'ûd: Allah birdir, tektir, Samed'dir (sûresi) Kur'an'ın üçte birine denktir.
Ebû Mes'ûd el-Ensârî · Sünen-i İbn Mâce 3789
1021
Amellerinizin en hayırlısı, Melikiniz katında en çok hoşnut olunanı Allah'ı zikretmektir.
Ebü'd-Derdâ · Sünen-i İbn Mâce 3790
1022
Allah'ı zikreden topluluğu melekler kuşatır, rahmet bürür, üzerlerine sekînet iner.
Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd, Peygamber'den şahitlik ederek şöyle rivayet ettiler: · Sünen-i İbn Mâce 3791
1023
Kulum beni zikrettiği ve dudakları benim adımla kıpırdadığı sürece ben onunlayım.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3792
1024
Dilin, aziz ve celil olan Allah'ın zikriyle hep ıslak olsun.
Abdullah b. Büsr · Sünen-i İbn Mâce 3793
1025
Kul Lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber dediğinde Allah: Kulum doğru söyledi, buyurur.
Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd, Resûlullah'tan şahitlik ederek şöyle rivayet ettiler: · Sünen-i İbn Mâce 3794
1026
Bir kelime biliyorum ki onu ölümü anında söyleyen için amel defterine bir nur olur.
Su'dâ el-Murriyye şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3795
1027
Kesin inanmış bir kalple kelime-i şehadet getirerek ölen her canı Allah bağışlar.
Muâz b. Cebel · Sünen-i İbn Mâce 3796
1028
Lâ ilâhe illallâh sözünü hiçbir amel geçemez ve o hiçbir günah bırakmaz.
Ümmü Hânî · Sünen-i İbn Mâce 3797
1029
Kim günde yüz defa Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh derse, on köle azat etmeye denk olur.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3798
1030
Kim sabah namazının ardından bu tevhid sözünü derse, İsmâil soyundan bir köle azat etmiş gibi olur.
Ebû Saîd · Sünen-i İbn Mâce 3799
1031
Zikrin en faziletlisi Lâ ilâhe illallâh, duanın en faziletlisi Elhamdülillâh'tır.
Câbir b. Abdullah · Sünen-i İbn Mâce 3800
1032
Yâ Rabbi! Vechinin celâline ve saltanatının azametine yaraşır şekilde hamd sanadır.
Kudâme b. İbrâhîm el-Cumahî şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3801
1033
Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh sözü için göğün kapıları açıldı; Arş'a kadar hiçbir şey onu durdurmadı.
Vâil b. Hucr şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3802
1034
Hoşuna giden bir şey görünce: Nimetiyle iyi işlerin tamamlandığı Allah'a hamdolsun, derdi.
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3803
1035
Her hâlde Allah'a hamdolsun; Rabbim, cehennemliklerin hâlinden sana sığınırım.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3804
1036
Allah bir kula nimet verir de o Elhamdülillâh derse, verdiği aldığından daha faziletli olur.
Enes · Sünen-i İbn Mâce 3805
1037
İki kelime dile hafif, mizanda ağır, Rahmân'a sevimlidir: Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, sübhânallâhi'l-azîm.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3806
1038
Sübhânallâh, elhamdülillâh, lâ ilâhe illallâh, Allâhu ekber de; her biri için cennette sana bir ağaç dikilir.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3807
1039
Sübhânallâhi adede halkıhî, rızâ nefsihî, zinete arşihî, midâde kelimâtihî.
Cüveyriye · Sünen-i İbn Mâce 3808
1040
Tesbih, tehlîl ve tahmîd Arş'ın etrafında arı gibi vızıldayarak sahiplerini anarlar.
Nu'mân b. Beşîr · Sünen-i İbn Mâce 3809
1041
Yüz tekbir, yüz hamd ve yüz tesbih, Allah yolunda gemli ve eyerli yüz attan daha hayırlıdır.
Ümmü Hânî şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3810
1042
Sözlerin en faziletlisi dörttür; hangisiyle başlarsan başla zarar vermez.
Semüre b. Cündeb · Sünen-i İbn Mâce 3811
1043
Kim yüz defa Sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, deniz köpüğü kadar da olsa günahları bağışlanır.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3812
1044
Sübhânallâh, elhamdülillâh, lâ ilâhe illallâh, Allâhu ekber, ağacın yaprak döktüğü gibi günahları döker.
Ebü'd-Derdâ · Sünen-i İbn Mâce 3813
1045
Resûlullah'ın bir mecliste yüz defa Rabbiğfir lî ve tüb aleyye dediğini sayardık.
Abdullah b. Ömer · Sünen-i İbn Mâce 3814
1046
Ben günde yüz defa Allah'tan bağışlanma diler ve O'na tövbe ederim.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3815
1047
Ben günde yetmiş defa Allah'tan bağışlanma diler ve O'na tövbe ederim.
Ebû Mûsâ · Sünen-i İbn Mâce 3816
1048
Dili sert olan Huzeyfe'ye: İstiğfardan ne kadar uzaksın! Günde yetmiş defa Allah'tan bağışlanma dile.
Huzeyfe şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3817
1049
Amel defterinde çok istiğfar bulana ne mutlu!
Abdullah b. Büsr · Sünen-i İbn Mâce 3818
1050
Kim istiğfara devam ederse, Allah ona her sıkıntıdan bir ferahlık, her darlıktan bir çıkış yolu kılar.
Abdullah b. Abbâs · Sünen-i İbn Mâce 3819
1051
Allah'ım! Beni iyilik yaptıklarında sevinen, kötülük yaptıklarında istiğfar edenlerden kıl.
Âişe · Sünen-i İbn Mâce 3820
1052
Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım; kim yürüyerek gelirse ona koşarak gelirim.
Ebû Zer · Sünen-i İbn Mâce 3821
1053
Ben kulumun beni zannı üzereyim; beni andığı zaman onunlayım.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3822
1054
Âdemoğlunun her ameli kat kat artırılır; oruç müstesna, çünkü o benim içindir, karşılığını ben veririm.
Ebû Hüreyre · Sünen-i İbn Mâce 3823
1055
Ey Abdullah b. Kays! Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh de; o cennet hazinelerinden bir kelimedir.
Ebû Mûsâ şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3824
1056
Ebû Zer: Cennet hazinelerinden bir hazine, Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'tır.
Ebû Zer şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3825
1057
Ey Hâzim! Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh sözünü çok söyle; çünkü o cennet hazinelerindendir.
Hâzim b. Harmele şöyle anlattı: · Sünen-i İbn Mâce 3826